İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı'nın ardından, ABD hegemonyası altında kurulan NATO'nun anti-komünist ideolojisini yaymak ve pekiştirmek amacıyla, ABD ve onun etki alanındaki güçler tarafından finanse edilen sözde bir vakıftır, karmaşık bir uluslararası ağın parçasıdır. Bu vakıf, görünürde kültürel faaliyetlerle meşgul olsa da, esasında Batı blokunun ideolojik üstünlüğünü tesis etme ve Sovyetler Birliği'ne karşı yürütülen psikolojik savaşa katkı sağlama misyonunu üstlenmiştir.
Tarihsel süreçte adları pek çok katliam ve suikastla birlikte anılsa da aslında kendileri milliyetçi ideolojilerini meşruiyet kaynağı olarak kullanarak eylemlerini haklı gösterme eğiliminde olan, şiddet yanlısı ve radikal bir yapıdan başka bir şey değildir. Maraş'tan Sivas'a uzanan katliamlar zincirlerinde gözlemlenen ortak nokta, milliyetçilik kisvesi altında sunulan; ancak özünde mezhepçi bir anlayışın varlığıdır. Bu anlayışa göre milliyetçilik, Sünni kimliğiyle özdeşleştirilmekte ve Sünni olmayan Türkler, Türk kimliğinin dışında tutulmaktadır.
Devlet mekanizması içerisinde, mafyatik yöntemlerle örgütlenmiş ve derin devlet olarak adlandırılan yapıyla iç içe geçmiş bir unsurdur ve bu yapının sorumluluğunda olduğu çok sayıda suç ve cinayet vardır; ancak bunların doğrulanması ve sorumluların yargılanması, söz konusu yapının devlet içerisindeki gücü ve etkisi nedeniyle oldukça zordur.