Katılıyor musunuz?

  • Evet

  • Evet ancak şunlar harici ...... (Mesaj olarak belirtiniz)

  • Hayır çünkü .... (Mesaj olarak belirtiniz)

  • Yanii


Sonuçları sadece ankete oy verdiğinizde görebilirsiniz.

dewberry

Üstün
Katılım
24 Aralık 2023
Mesajlar
2.868
Makaleler
2
Çözümler
30
Beğeniler
3.312
Yer
LTAD
Öncelikle bu benim kendi düşüncemdir size kurmaca gelir, bana doğru gelir. Bunu belirteyim, sonra tartışmayalım.

Yerli ürünlerin kalitelerinin düşük oluşunun tamamen bizi yabancı ürünlere bağlamak amacı güttüğünü düşünüyorum. Eğer yerli ürün kaliteli olursa kim ne yapsın yabancının ürününü? Bizleri yerli ürün kalitesizdir ve ucuzdur algısına düşürmeyi planlıyor diğer ülkeler. Böylece dış güçlere bağlı olacağız, onlara bağımlı olacağız ve kendi ülkemizi küçümseyeceğiz (ki kendi ülkemizi -kusura bakmayın ama- itin bir yerlerine sokuyoruz).

Mesela sen neden LeCola yerine CocaCola tercih ediyorsun? Çünkü fiyatını hak ediyor değil mi? Ama biz neden yapamıyoruz? Mal mıyız? Yoksa yapmak mı istemiyoruz? Yada en kötüsü engelleniyor muyuz?
Cevap engelleniyoruz tabii ki. Koskoca Dünya'nın en genç profesörlerinden birini çıkarmış milletiz! Basit bir kola şurubu mu imal edemeyeceğiz?

Not;
Bu konuda dış güçlerin yanında kendi insanımızda var. Mesela yerel üreticimiz kaliteli üretmez, ülkesini düşünmez, parasına bakar anca. Diğer bir yurttaşımız yerel ve genel üreticinin kalitesiz ürününü görerek ülkemizden bir şey olmaz diyor. Böylece dış güçler -bizim bu düşüncede bile olmayan kişilerimizin- yardımı ile amacına varıyor.

Ayrıca dışa bağlılık mevzusunda şöyle bir detay var,
Siz yiyecek alanında bizlerin yurtdışındaki kişiler ile aynı yiyeceği yediğimizi mi düşünüyorsunuz? En basit yönüyle İngiltere ve Türkiye'de satılan kolayı karşılaştırın. Ülkemizdekinin çok daha sağlıksız bir içeriğe sahip olduğunu görürsünüz.

Buna benzer dışa bağlılık hakkında bir sürü örnek var. Mesela "zeytinyağlı yiyemem aman" türküsü ve dönemin zeytinyağı hakkındaki "uzman" görüşleri. Tamamen dış güçlerin bizi margarine bağımlı yapmak için yaptığı bir olay. Profersorlere, yetkili kişilere para vererek zeytinyağını kötületiyordu adamlar. Ayrıca bahsettiğim "türküyü" çıkartıp konudan alakasız kişilerin (adam belki hayatında zeytinyağı kullanmamış, zeytinyağına laf atar.) zihinlerine basit bir şekilde bu düşünceyi soktular. Dediklerimi dönemin zeytinyağı satışlarını inceleyerek doğrulayabilirsiniz.

Sonuc olarak bunların farkında olmalıyız diye düşünüyorum. Tabii yerli markalar arasında işini doğru yapan firmalarımız da var.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Öncelikle bu benim kendi düşüncemdir size kurmaca gelir, bana doğru gelir. Bunu belirteyim, sonra tartışmayalım.

Yerli ürünlerin kalitelerinin düşük oluşunun tamamen bizi yabancı ürünlere bağlamak amacı güttüğünü düşünüyorum. Eğer yerli ürün kaliteli olursa kim ne yapsın yabancının ürününü? Bizleri yerli ürün kalitesizdir ve ucuzdur algısına düşürmeyi planlıyor diğer ülkeler. Böylece dış güçlere bağlı olacağız, onlara bağımlı olacağız ve kendi ülkemizi küçümseyeceğiz (ki kendi ülkemizi -kusura bakmayın ama- itin bir yerlerine sokuyoruz).

Mesela sen neden LeCola yerine CocaCola tercih ediyorsun? Çünkü fiyatını hak ediyor değil mi? Ama biz neden yapamıyoruz? Mal mıyız? Yoksa yapmak mı istemiyoruz? Yada en kötüsü engelleniyor muyuz?
Cevap engelleniyoruz tabii ki. Koskoca Dünya'nın en genç profesörlerinden birini çıkarmış milletiz! Basit bir kola şurubu mu imal edemeyeceğiz?

Not;
Bu konuda dış güçlerin yanında kendi insanımızda var. Mesela yerel üreticimiz kaliteli üretmez, ülkesini düşünmez, parasına bakar anca. Diğer bir yurttaşımız yerel ve genel üreticinin kalitesiz ürününü görerek ülkemizden bir şey olmaz diyor. Böylece dış güçler -bizim bu düşüncede bile olmayan kişilerimizin- yardımı ile amacına varıyor.

Ayrıca dışa bağlılık mevzusunda şöyle bir detay var,
Siz yiyecek alanında bizlerin yurtdışındaki kişiler ile aynı yiyeceği yediğimizi mi düşünüyorsunuz? En basit yönüyle İngiltere ve Türkiye'de satılan kolayı karşılaştırın. Ülkemizdekinin çok daha sağlıksız bir içeriğe sahip olduğunu görürsünüz.

Buna benzer dışa bağlılık hakkında bir sürü örnek var. Mesela "zeytinyağlı yiyemem aman" türküsü ve dönemin zeytinyağı hakkındaki "uzman" görüşleri. Tamamen dış güçlerin bizi margarine bağımlı yapmak için yaptığı bir olay. Profersorlere, yetkili kişilere para vererek zeytinyağını kötületiyordu adamlar. Ayrıca bahsettiğim "türküyü" çıkartıp konudan alakasız kişilerin (adam belki hayatında zeytinyağı kullanmamış, zeytinyağına laf atar.) zihinlerine basit bir şekilde bu düşünceyi soktular. Dediklerimi dönemin zeytinyağı satışlarını inceleyerek doğrulayabilirsiniz.

Sonuc olarak bunların farkında olmalıyız diye düşünüyorum. Tabii yerli markalar arasında işini doğru yapan firmalarımız da var.
Başımızdaki insanların ve yüzde 52'lik kesimin bizi bu yokuşa soktuğuna inanıyorum. Ki başkası gelse yine aynısı olacak.
Maksimum 1-2 yıl sürer aynı olması. Bir şeyleri beceriyoruz. Sonra baştakileri paraya boğup kapattırıyorlar veya başka şeyler.
 
Biraz ön yargı da var. Mesela bizim TSMC gibi bir firmamız olsa bile gene insanlar ön yargı ile yaklaşacak. Bazı Türk malı şeyler güzel. Mesela Beko, Arçelik. Buzdolabı, bulaşık makinesi falan alınır. Ama ben Türk malı TV gibi teknolojik şeyler almazdım.
 
Sadece ülkemizde değil bütün dünyada düşük maliyetli ürün yapılmaya çalışıyor ve yapılıyor. Sektör fark etmeksizin herkes belirli bir standarta göre ürün çıkartıyor. Düşük maliyetli ürünlerin yapılmasının temel sebepleri ham maddenin pahalı olması, ulaşım masrafları, işçi sorunu. Mesela herhangi bir sektörde işten anlayan birisini bulmak zor olduğu kadar da bulunduğunda yüksek maaş istemeleri bundan dolayı işi bilmeyen adamlar alınırsa yapılan işçiliğin düşük kalitede olması yani hepsi birbiriyle alakalı.

Düşük maliyetli ürün yapılmasının ve
ürünlerin çabuk bozulmasının diğer bir sebebi markanın sürekli ürün satması. Mesela, bir şeyi çok sağlam yaparsan ömürlük kullanabilme şansın olur. Bunun önüne geçmek için yaptıkları ürünleri kaliteli yapmıyorlar.

Bir diğer konu ise prestij meselesi mesela X markalı araç ilk başlarda çok kaliteli ve sağlam araba üretip prestij kazanıyorsa ileride bu kalitesini düşürüp kaliteli algısına devam edebiliyor.

2012 model X marka arabanın kaportasının yine aynı X markasının 2024'ten sağlam, kalitesinin daha yüksek olduğunu görebilirsiniz. X marka araç hala günümüzde sağlam diye geçtiğini düşünelim bunun sebebi ise eskiden kazandığı prestiji devam etmesi yani öyle tanınması. Aslında belki de a markalı araç X markalı araçtan daha sağlam ama a marka aracın prestiji yok.