5. Mehmet Vahdettin 16 Mayıs 1926 yılında vefat etti, yani bugün vefatının 100. yılı. Yıllardır objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışsam da, onu kahraman ilan edenlerle hain ilan edenler yüzünden tam olarak değerlendiremedim. Bu konuya gelecek yorumları da az çok tahmin edebiliyorum ama objektif değerlendirecek kişiler de elbet vardır.
Bana göre başarısızdı. Sevr’i kabul eden hükûmet onun dönemindeydi ve Atatürk’e karşı çıktı. Kuvâ-yi Milliye’yi yasa dışı ilan etmesi de benim gözümde kahraman ilan edilmesini saçma yapıyor. Bu sebeplerden dolayı kendisini sevmiyorum ancak hain olduğunu da düşünmüyorum. O da elbette böyle olsun istemezdi; en zorlu dönemde tahta çıktı ve elinde neredeyse hiçbir güç yoktu.
“Kaçtı mı yoksa sürgün mü edildi?” konusunda ise, istemeyerek ve mecburen kaçtığını (sığındığını) düşünüyorum. Saltanat kaldırıldıktan 16 gün sonra İngiliz donanmasıyla ayrıldı. “Kaçtı” diyorum çünkü resmî sürgün kararı bütün Osmanlı hanedanı için 1,5 yıl sonra, yani 3 Mart 1924’te çıktı.
Kısacası düşüncem şu: Hain değildi. Keyfi değil, zorunda olduğu için kaçtı. Başarısızdı ve istemese de zarar verdi. Milli Mücadele’yi desteklemediği için “kahraman” denilemez.
Her ne kadar “objektif” olmaya çalışsam da bazen kendimde mantık hatası yapmışım gibi hissediyorum. Özellikle Britanya’ya sığınıp yine de “hain değildi” demek bana da bazen çelişkili geliyor. Ancak işin içinde ciddi bir çaresizlik olduğunu düşünüyorum. Kısacası, “Ben ülkeyi satıyorum, İngilizler babamdır, Türkiye’ye düşmanım” kafasında biri değildi; bundan eminim.
Bana göre başarısızdı. Sevr’i kabul eden hükûmet onun dönemindeydi ve Atatürk’e karşı çıktı. Kuvâ-yi Milliye’yi yasa dışı ilan etmesi de benim gözümde kahraman ilan edilmesini saçma yapıyor. Bu sebeplerden dolayı kendisini sevmiyorum ancak hain olduğunu da düşünmüyorum. O da elbette böyle olsun istemezdi; en zorlu dönemde tahta çıktı ve elinde neredeyse hiçbir güç yoktu.
“Kaçtı mı yoksa sürgün mü edildi?” konusunda ise, istemeyerek ve mecburen kaçtığını (sığındığını) düşünüyorum. Saltanat kaldırıldıktan 16 gün sonra İngiliz donanmasıyla ayrıldı. “Kaçtı” diyorum çünkü resmî sürgün kararı bütün Osmanlı hanedanı için 1,5 yıl sonra, yani 3 Mart 1924’te çıktı.
Kısacası düşüncem şu: Hain değildi. Keyfi değil, zorunda olduğu için kaçtı. Başarısızdı ve istemese de zarar verdi. Milli Mücadele’yi desteklemediği için “kahraman” denilemez.
Her ne kadar “objektif” olmaya çalışsam da bazen kendimde mantık hatası yapmışım gibi hissediyorum. Özellikle Britanya’ya sığınıp yine de “hain değildi” demek bana da bazen çelişkili geliyor. Ancak işin içinde ciddi bir çaresizlik olduğunu düşünüyorum. Kısacası, “Ben ülkeyi satıyorum, İngilizler babamdır, Türkiye’ye düşmanım” kafasında biri değildi; bundan eminim.