Bu durumda Sana yardımcı olabilecek tek kişi yine sana benzer şeyleri yaşayan yada yaşamış kişiler olabilir. Bu durumdan kurtulmanın emin ol bana Tek yolu (maalesef ki) Statü sahibi olmak. Çünkü günümüz insanları maalesef Statüye tapıyor tabiri caiz ise. Statü ne demek? Statü seni diğer insanlardan ayıran sahip olduğun her niteliğe denebilir. Güzellik/Yakışıklılık bir statüdür. Para Bir statüdür, Sosyal Arkadaş Çevresi Statüdür. Güzel/Fit bir vücut Statü'dür Hitabet Şeklinin ortalamadan iyi olması bile bir statü'dür. Kendine sor bu statülerin kaçı bende var? Ona göre eksik yanlarını kapat ve ilerlemeye doğru başla. Emin ol statü sahibi olmayan insanları bir süre sonra aileleri dahi sevmez. (Özellikle erkeklerde) Ama Herhangi bir statü sahibi olman bile seni büyük alanda ön plana çıkarır.
 
Herkese iyi geceler.
Ankara'da yaşayan 24 yaşında bir gencim.
Her şeyin anlamsız geldiği, umutların yitirildiği, hayattaki hiçbir şeyden zevk alamadığım bir evredeyim.
Bazılarına göre ortalama bir tip, küçük bir kesime göre yakışıklı, büyük çoğunluğa göre -ben dahil- çirkinim. (Ay bu ne yhaa ben bununla mı çıkacağım. S. S diyeni bile gördü bu kişi.)

Ne fakirim, ne de zengin. Allah'a şükür kendi yağında kavrulan bir ailede yaşıyorum. 182 boy, 72 kilo. Arabamız yok, evimiz de yok.

2 tane can kardeşim, agam var. Onların hayatında çoğu şey yolunda gidiyor. Aralarında en dibi yaşayan o şanslı kişi benim. İçimi kimseye dökemiyorum diye buraya yazmak istedim sadece.

Ağlıyorum, bağırıyorum, çağırıyorum, içiyorum, çığlık atıyorum, yardım istiyorum. Kimse duymuyor. İçinde bulunduğumuz durumdan -ülkemizin iç sıkıntıları- kaynaklı olsa gerek, eskiden de ara ara bu tip durumların içine düşerdim ama bu seferki bir başka. Herkesin yalandan da olsa mutlu olması, birileriyle elele dolaşması, birilerinin sevilmesi, ilgi görmesi artık kanıma dokunmaya başladı, zoruma gidiyor biraderlerim.

Ben neden sevilmiyorum, neden ilgi görmüyorum, neden kimse yüzüme bile bakmak istemiyor, neden herkes bu kadar ön yargılı, neden böyle davranıyorlar? Neden beni kendime küstürüyorlar, neden erkekliğimden nefret ettiriyorlar? Neden kurtulamıyorum bu durumdan? Ne yapmam gerekiyor benim artık anlayamıyorum. Eskiden bu kadar zor değildi ikili ilişkiler. Büyüklerim daha iyi bilirler benden.

Ne yapmam gerekiyor arkadaşlar, ben de sevilmek istiyorum, ben de ilgi görmek istiyorum, elimden tutulsun istiyorum, Ankara'da yaşayanlar bilir, Anıtkabir'e gitmek, Atakule'ye gitmek, Kızılay'da gezmek, Kuğulupark'a çıkmak...

Kendimi artık şu adam gibi hissediyorum.


Ne olur bana yardım edin. Aklıma mukayet olamıyorum. Delirmek üzereyim.

Ah güzel hocam, insanlara kendimi beğendireyim beni sevsinler, bana saygı göstersinler, beni aralarına alsınlar diye beklersen daha çok beklersin (nereden mi biliyorum (?) kendimden). İnsanoğlu çıkarçı, nankör, aşağılık bir varlıktır, bu yüzden dolayı insanlardan bir şey beklemek yerine kendi kendini düzeltmenin yollarını ara, yalnız kaldığında nelerden hoşlanabileceğin konusunda fikir yürüt ya da bu konuda araştırmalar yap. Bu yoldan 16-17 yaşlarındayken (lise 2-3 zamanlarıydı) 1 yıl aptalca depresyona girip, etrafta zombi gibi dolaştıktan sonra gelen bir "aydınlanma" ile işin içinden çıktım. O gördüğüm, sahte mutlulukları olan insanlar gibi olmaktansa içine kapanık, berduş olmayı yeğlerim. Çünkü o tür insanlardan uzak ola ola seni gerçekten olduğun gibi kabul edecek arkadaşlar ve seni seven bir insan çıkacak, merak etme. Psikolojik destek almak kötü değildir merak etme. Bana da bunu söylediler, benim cevabım da; "o zaman gel beraber gidelim, Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları hastanesine de beraber yatalım" demiştim (bunu diyen bir akrabamdı). İntihar etmeyi düşünüyorsan, düşünmeye devam et ama bir halta yaramayacak bir şeyden medet ummak "aptallıktır". Bunun yerine kalıp savaşman lazım ki bu hayatta kendine bir yer bul. Bunu da birileri için değil kendin için yapacaksın ve sana inanıyorum bu yapacak kadar (ve fazlası) ile güçlüsün. Şimdi kalk ve silkelenip kendine gel ya da böyle kalmaya devam et, seçim senin. Herkes gelip sana güzel sözler söyleyecek ama kimse sana gelip gerçekleri söylemeyecek. Hayat toz pembe değildir, oturur ya da pes edersen kaybedersin, bu kadar. Kendine gel ve kendini bul.

Not: Bu söylediklerim saçma sapan "yaşam koçlarından" alınmadı, böyle düşünen varsa gitsin plaja kumdan kale yapsın, aptallara ve aptalca şeylere ayıracak vaktim yok.

Sana kimse yardım edemez. Bana da kimse etmedi. Okumuyorum, çalışmıyorum, kimsem de yok. Çay sigara içip ölmeyi bekliyorum evimde.
Bu söylediklerim senin içinde geçerli "depresif" arkadaşım.

Hocam hayat böyle geçmez, bir uğraş edinmeniz lazım. Tercih yine sizin tabi.
Sn. hocam boşuna kendinizi yormayın. O bunu tercih etmiş. Belki değiştirmek isteyebilir, belki.
 
Herkese iyi geceler.
Ankara'da yaşayan 24 yaşında bir gencim.
Her şeyin anlamsız geldiği, umutların yitirildiği, hayattaki hiçbir şeyden zevk alamadığım bir evredeyim.
Bazılarına göre ortalama bir tip, küçük bir kesime göre yakışıklı, büyük çoğunluğa göre -ben dahil- çirkinim. (ay bu ne yhaa ben bununla mı çıkacağım. S. S diyeni bile gördü bu kişi.)

Ne fakirim, ne de zengin. Allah'a şükür kendi yağında kavrulan bir ailede yaşıyorum. 182 boy, 72 kilo. Arabamız yok, evimiz de yok.

2 tane can kardeşim, agam var. Onların hayatında çoğu şey yolunda gidiyor. Aralarında en dibi yaşayan o şanslı kişi benim. İçimi kimseye dökemiyorum diye buraya yazmak istedim sadece.

Ağlıyorum, bağırıyorum, çağırıyorum, içiyorum, çığlık atıyorum, yardım istiyorum. Kimse duymuyor. İçinde bulunduğumuz durumdan -ülkemizin iç sıkıntıları- kaynaklı olsa gerek, eskiden de ara ara bu tip durumların içine düşerdim ama bu seferki bir başka. Herkesin yalandan da olsa mutlu olması, birileriyle elele dolaşması, birilerinin sevilmesi, ilgi görmesi artık kanıma dokunmaya başladı, zoruma gidiyor biraderlerim.

Ben neden sevilmiyorum, neden ilgi görmüyorum, neden kimse yüzüme bile bakmak istemiyor, neden herkes bu kadar ön yargılı, neden böyle davranıyorlar? Neden beni kendime küstürüyorlar, neden erkekliğimden nefret ettiriyorlar? Neden kurtulamıyorum bu durumdan? Ne yapmam gerekiyor benim artık anlayamıyorum. Eskiden bu kadar zor değildi ikili ilişkiler. Büyüklerim daha iyi bilirler benden.

Ne yapmam gerekiyor arkadaşlar, ben de sevilmek istiyorum, ben de ilgi görmek istiyorum, elimden tutulsun istiyorum, Ankara'da yaşayanlar bilir, Anıtkabir'e gitmek, Atakule'ye gitmek, Kızılay'da gezmek, kuğulupark'a çıkmak...

Kendimi artık şu adam gibi hissediyorum.


Ne olur bana yardım edin. Aklıma mukayet olamıyorum. Delirmek üzereyim.


Geçmiş olsun dostum. Bizler sosyal ahalisi olarak yanındayız. Bu mesaj bile bu debdebeden çıkmak istediğine dair güzel bir mesaj. Sakın umutsuzluğa kapılma. İnsanlar 19-27 yaş arasında bu tarz psikolojik bir duruma geçiyorlar. Kimisi hafif geçiriyor, kimisi ağır geçiriyor ama herkeste var. Bu dönemde alınan kararlar, düşünceler ise tüm hayatı etkiliyor. Bu sebeple sakın korkuya kapılma. Metanetli ol, güçlü ol. Olmaya çalış en azından şahsen ben bu dönemimden marcus Aurelius'un kendime düşünceleri ve stoacılık ile bir nebze rahatladım. Sana da öneriyorum. Bu ekolde olmuş olacak olur/olmuş olan olacakların olanların en iyisidir inancı yatıyor. Merak etme, bir süre sonra çok daha iyi olacaksın.
 
Böyle yaparsan seni kimse sevmez kusura bakma. İlk önce kendini sev sonra millet seni sevsin.
 
Yıllar önce Facebook'ta senin gibi konuşan gençler vardı, kuyunun karanlığına baktıkça içine çekildiler. Şu an aramızda değiller, 1-2 derken çoğunun int*har haberini aldık, hayıflandık.

Psikolojik destek alman şart, en kötü kendine hedefler belirleyerek yaşa ve yolun başındayken kötü bir karar verme.
Dediğim gibi kariyerimi etkilemesinden çekindiğim için hiç gitmek istemiyorum. Özellikle şu antidepresan zımbırtılarına hiç girmek istemiyorum. Hedeflerim var, uğraşıyorum işte.

Eğer hayatınızda biri olmaması sizi bu kadar etkiliyorsa psikolojik destek almalısınız. Kitap okuyor musunuz? Okumalısınız. Roman da olur. Beyninizde yeni kapılar açın.

Hayatınızın kontrolünü kendi elinize almalısınız. Siz mutluluğunuzu başkalarının hayatınızda olup olmamasına bağlamışsınız.

Kendinizle baş başa kalmayı, kendi başınıza mutlu olabilmeyi, atıyorum kendinize basit bir yemek yapmaktan keyif almayı, kendiniz için spor salonuna gitmeyi öğrenmeniz lazım.

Başkalarına bağlı yaşamak, başkalarından sevgi ve onay beklemek çok ama çok büyük bir problem. Bu benim 24-29 yaşlarımın arasındaki yılları alkol bağımlılığıyla, sorunlu ilişkilerle geçirmeme sebep oldu. Ben kendimle barıştığım gün hem kendimi hem ilişkimi kurtardım. Siz kendinizi sevmezseniz sizi hiç kimse sevmez, sevmek zorunda da değil. Kimse anne babanız değil, insanların sizi koşulsuz sevmeyecekleri gerçeğini kabul edin. Kendinize saygı duyacaksınız ki başkaları da duymaya başlayacak.

Masalsı aşk hikayelerine inanmayı, dizi ve filmlerden ilişki öğrenmeyi de bırakın. Eğer tek başınıza ilgi çekici bir hayata sahip değilseniz, başkası sizin hayatınıza neden katılmak istesin?
Sürekli kitap okuyan birisi değilim ama en son Emrah Serbes'ten Erken Kaybedenler'i okumuştum. Kendimi bulduğum kitap diyebilirim.
Her şeyin fazlası zarar muhabbeti aslında. Yalnızlık da iyi bir şey ama onun da fazlası zarar maalesef.

Başkalarına bağlı yaşamak veya onay beklemek falan değil amacım. Sadece sevgiye ve ilgiye açım. Sigara ve alkol bağımlısıyım her ne kadar alkolik olmasam da. Kendimle de barışığım. Kendimi de seviyorum. Saygı kırmızı çizgim. Dolayısıyla kendime de saygım var elbette.
Aşk hikayelerine inanmak, ilişki öğrenmek gibi bir amacm yok. Tozpembe yaşamak değil, realistik düşünmek gerek.
İlgi çekicilikten kasıt ne? Sıradan bir insanım işte.

Spora git kafanı topla, vücut yap. Orada yeni arkadaşlar da edinirsin. Benim için yalnızlık problem değil bu yüzden çok dert etmiyorum. İlerde keşke yalnız kalsaydım diyebilirsin, bazı insanların yokluğu varlığından iyidir. Bu konuda seçimlerini iyi yap.
Emin olun arkadaşlar, evden işe, işten eve kısır döngüsünde savrulup duruyorum. Spora ayıracak vaktim bile yok. Yalnızlık benim için de problem değil aslında ama yukarıda da dediğim gibi fazlası beni bu duruma sürüklüyor.

Bilirim o hissi. Birine anlatayım, elimden tutsun istersin ama o pek olmuyor. Bu sorunları kendin çözmen lazım.

İnan bana gerek ilişki, gerek arkadaşlık olarak o "yalandan" mutlu olduğum birçok ikili ilişki içinde bulundum. Kimi zaman mutlu olduğumu sandım hatta kendimi buna inandırdım ve yalandan mutlu oldum. Ama bir süre boyunca idare etse de sonunda fark ettim ki öylesi daha sağlıksız. Kendini mutlu olduğuna inandırıyorsun ama bir gün dank ediyor, ya yarı yolda bırakılıyorsun ya da bırakmak zorunda kalıyorsun. Mutlu olamıyorsun aslında çünkü, kendini kandırıyorsun sadece. Bittiğinde ise hiçbir anlamı olmayan zaman kaybından ibaret oluyor. O yüzden o yalandan mutluluklara özenmeni tavsiye etmem kesinlikle. Çoğu günümüz ilişkisi de böyle, sadece romantik olarak düşünme arkadaşlıklar da öyle.

Yanlış çevredesin demek ki. Yüzüne bakmak istemeyen insanlarla dolu bir çevrede mutluluk aramak doğru değil ki. Başka bir çevre edinmen lazım. Sosyal olarak yeni bir ortama girmeni tavsiye ederim. Bir kursa yazıl, kulüplere katıl, ortak ilgi alanına sahip insanlar bul ki muhabbet kurasın. Yalnız hayat geçmiyor.

Doğru, çünkü çıkar yoktu çocuktuk. İnsanlar beraber eğlenebildiği kişilerle mutluydu. Şimdiyse en çok çıkarı olan kişilerle mutlu oluyorlar. Temel sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.

Böyle hissetmen normal ama ya yanlış kişi tarafından sevilsen, elinden yanlış kişi tutarsa ne olacak. En zayıf anında elini tutup ayakta kaldığın kişi kendi elleriyle seni bıraksa? Daha iyi olmayacak inan bana.

Bu konuda uzman bir psikologdan destek almanı tavsiye ederim. Olmadık psikiyatrlara gitme antidepresanı dayar gönderirler. Gerçekten faydalı olabilecek bir uzman bulman lazım. Ama o sadece sana destek olabilir. Kimse senin elinden tutup bu durumdan seni kurtarmayacak, yalnızsın o konuda. Hepimiz yalnızız kimse kimseyi kurtarmakla uğraşmaz annen baban dışında. O yüzden bu bataklıktan kendin çıkman lazım. Elinden tutup hadi mutlu olalım diye bir melek gelmeyecek hayatına yani, o kurtarıcı kendin olmalısın o yüzden.

Aklıma gelenler bunlar. Umarım kısa zamanda kendini toparlarsın. Güzel günlere uyanmanı dilerim :)
Çok b*ktan bir his değil mi? Kendim de çözemiyorum bazen işte.

Yalandan mutlu olunan ilişkilerde ben de bulundum. O kadar da kötü etkilemedi beni, çünkü farkındaydım her şeyin. 3 gülüp 5 ağlamak var, 8 ağlamak var. 8 ağlayacağıma 3 de güleyim istedim. Yoksa yalandan dolandan hikâyelerde ne işim var? Yine de bazı şeyler var güzel zamanlar, anılar, yaşanmışlıklar falan. Bilmiyorum ben böyle düşünüyorum.

Herhangi bir çevreye ait değilim. Dediğim gibi iş-ev dışında hiçbir aktivitem yok. Çünkü buna zamanım yok. İşi bıraksam ekonomik çöküntüye girerim. Zaman zaman aileme de destek oluyorum. Hayat şartları bu kadar zor olmasaydı özellikle ekonomik açıdan, bir süreliğine çalışmayabilir, bu tavsiyelerine uyabilirdim. İyi geleceğine eminim.

Keşke eski zamanlara dönebilsek. Her insanın bir prime dönemi olur ya. Şöyle bir 6-7 sene öncesine gitmek için neler vermezdim.

Gerçekten faydalı bir uzmanı nereden bulacağım? Özele mi gitmeliyim yoksa devlet hastanesi de olur mu?

Annemin babamın bile bu konuyu pek umursadığını sanmıyorum. Onun dışında sorun yok.

Bıktım.

Sana kimse yardım edemez. Bana da kimse etmedi. Okumuyorum, çalışmıyorum, kimsem de yok. Çay sigara içip ölmeyi bekliyorum evimde.
Ben de bir zamanalr böyleydim. Delirdiğimi düşünüyordum ama yok delirmemişim. Ben okuyorum da çalışıyorum da ama kimsem yok evet. Benim de çay sigara muhabbetim var.

Bu durumda Sana yardımcı olabilecek tek kişi yine sana benzer şeyleri yaşayan yada yaşamış kişiler olabilir. Bu durumdan kurtulmanın emin ol bana Tek yolu (maalesef ki) Statü sahibi olmak. Çünkü günümüz insanları maalesef Statüye tapıyor tabiri caiz ise. Statü ne demek? Statü seni diğer insanlardan ayıran sahip olduğun her niteliğe denebilir. Güzellik/Yakışıklılık bir statüdür. Para Bir statüdür, Sosyal Arkadaş Çevresi Statüdür. Güzel/Fit bir vücut Statü'dür Hitabet Şeklinin ortalamadan iyi olması bile bir statü'dür. Kendine sor bu statülerin kaçı bende var? Ona göre eksik yanlarını kapat ve ilerlemeye doğru başla. Emin ol statü sahibi olmayan insanları bir süre sonra aileleri dahi sevmez. (Özellikle erkeklerde) Ama Herhangi bir statü sahibi olman bile seni büyük alanda ön plana çıkarır.
İşte benim sıkıntım orada. Benim çevrem yok, ortamım yok, dolayısıyla istemsizce asosyalliğe doğru gidiyorum.
Evet son ilişkim statü ayağına bitmişti. Seni o konuda çok iyi anlıyorum. Yakışıklı değilim, vasat diyebileceğimiz düzeyde para var. Arkadaş çevresi yok, 2 tane agam var o kadar. Fit sayılabilecek bir vücut var. Yani bilemiyorum, bazı şeyleri değiştiremiyoruz. Ben her insanın hakettiğini düşünüyordum. İnsan oldukları için. Ya bende bir sorun var, ya da ben haketmiyorum.
 
Son düzenleme:
Yine de bazı şeyler var güzel zamanlar, anılar, yaşanmışlıklar falan. Bilmiyorum ben böyle düşünüyorum.
Bana anlamsız geliyor. 3-5 ay mutlusun iyi hoş, sonra birden "Ne yapıyorum ben ya, ben bu kişiyi sevmiyorum ki?" kafasına bürünüyorum bazen.

Hayat şartları bu kadar zor olmasaydı özellikle ekonomik açıdan, bir süreliğine çalışmayabilir, bu tavsiyelerine uyabilirdim.
Haklısın hocam ne diyeyim. Öyle maalesef.

Gerçekten faydalı bir uzmanı nereden bulacağım? Özele mi gitmeliyim yoksa devlet hastanesi de olur mu?
Özele bütçen elverir mi bilmiyorum. Yanlış anlama lütfen, sadece isim yapmış psikologlar cidden yüksek ücretler talep ediyor. Elveriyorsa şöyle ismi bilinen, birçok insanın hayatına dokunabilmiş bir psikolog bulman lazım araştırıp. Elvermiyorsa da devlet hastanesindeki uzmanlarla da bir görüşebilirsin. Ama antidepresan yazdırmanı önermem.
 
Son düzenleme:
Ah güzel hocam, insanlara kendimi beğendireyim beni sevsinler, bana saygı göstersinler, beni aralarına alsınlar diye beklersen daha çok beklersin (nereden mi biliyorum (?) kendimden). İnsanoğlu çıkarçı, nankör, aşağılık bir varlıktır, bu yüzden dolayı insanlardan bir şey beklemek yerine kendi kendini düzeltmenin yollarını ara, yalnız kaldığında nelerden hoşlanabileceğin konusunda fikir yürüt ya da bu konuda araştırmalar yap. Bu yoldan 16-17 yaşlarındayken (lise 2-3 zamanlarıydı) 1 yıl aptalca depresyona girip, etrafta zombi gibi dolaştıktan sonra gelen bir "aydınlanma" ile işin içinden çıktım. O gördüğüm, sahte mutlulukları olan insanlar gibi olmaktansa içine kapanık, berduş olmayı yeğlerim. Çünkü o tür insanlardan uzak ola ola seni gerçekten olduğun gibi kabul edecek arkadaşlar ve seni seven bir insan çıkacak, merak etme. Psikolojik destek almak kötü değildir merak etme. Bana da bunu söylediler, benim cevabım da; "o zaman gel beraber gidelim, Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları hastanesine de beraber yatalım" demiştim (bunu diyen bir akrabamdı). İntihar etmeyi düşünüyorsan, düşünmeye devam et ama bir halta yaramayacak bir şeyden medet ummak "aptallıktır". Bunun yerine kalıp savaşman lazım ki bu hayatta kendine bir yer bul. Bunu da birileri için değil kendin için yapacaksın ve sana inanıyorum bu yapacak kadar (ve fazlası) ile güçlüsün. Şimdi kalk ve silkelenip kendine gel ya da böyle kalmaya devam et, seçim senin. Herkes gelip sana güzel sözler söyleyecek ama kimse sana gelip gerçekleri söylemeyecek. Hayat toz pembe değildir, oturur ya da pes edersen kaybedersin, bu kadar. Kendine gel ve kendini bul.

Not: Bu söylediklerim saçma sapan "yaşam koçlarından" alınmadı, böyle düşünen varsa gitsin plaja kumdan kale yapsın, aptallara ve aptalca şeylere ayıracak vaktim yok.
Ben hep böyleydim. Hani derler ya, ben iyi bir adam olamadım ama kimsenin de adamı olmadım diye. Ben kişiliğimden ödün vermem. Birilerine yaranmaya çalışmam. Kimsenin istediği gibi olmam. Oyun hamuru da değilim, slime da. Beni kabul edecek kişinin böyle kabul etmesi gerekir. Keza benim de onu öyle.

Hiçbir şeyden zevk, tat, istek... Hiçbir şey yok. Çok şükür güzel bir bilgisayarım var, PlayStation'um var, G29 direksiyon setim var, Z Fold 5 telefonum var. Zamanında hepsine heveslenip, deli gibi istedim. Elde ettim ama tadı yok, kalmadı içimde bir şey.

Evet ergenliğimde, o dönemlerde ben de yaşadım bir şeyler. Bu denli kötü değildim ama. O zamanlar iyiymişim yine.

İntihar etmeyi çok düşündüm ama yapamadım, beceremedim çünkü bir söz vardır ya hani. Aslında insan intihar düşleyerek kendini öldürmekten ziyade içindeki o kötülüklerden kurtulmak ister diye. İçimdeki o kötülüklerden, beni bu duruma itekleyen ne varsa onları söküp atamamaktan. Kafama engel olamıyorum, düşünmeden, sorgulamadan duramıyorum. Nefes alacak gücüm bile olmuyor bazen öyle bir daralma, öyle bir iç sıkıntısı. Hiçbir şeye hevesim, isteğim yok. Sanırım bugünlere gelene kadar tüm gücümü, eforumu bitirdim. Bakalım neler olacak. Göreceğiz.

Böyle yaparsan seni kimse sevmez kusura bakma. İlk önce kendini sev sonra millet seni sevsin.
Benim kendimle bir sorunum yok. Ben kendimi seviyorum da saygı duyuyorum da.

Bana anlamsız geliyor. 3-5 ay mutlusun iyi hoş, sonra birden "Ne yapıyorum ben ya, ben bu kişiyi sevmiyorum ki?" kafasına bürünüyorum bazen.

Haklısın hocam ne diyeyim. Öyle maalesef.

Özele bütçen elverir mi bilmiyorum. Yanlış anlama lütfen, sadece isim yapmış psikologlar cidden yüksek ücretler talep ediyor. Elveriyorsa şöyle ismi bilinen, birçok insanın hayatına dokunabilmiş bir psikolog bulman lazım araştırıp. Elvermiyorsa da devlet hastanesindeki uzmanlarla da bir görüşebilirsin. Ama antidepresan yazdırmanı önermem.
Özel bütçem muhtemelen elvermez, senin dediğine göre. :) Ki sorunu çözemezsek, verdiğim vereceğim parayı düşününce benim psikoloji yine bozulur. :D

Haplanmak, bağımlısı olmak istemiyorum. Psikoloji mi psikiyatri mi gitmem gereken yer? Onu bile bilmiyorum.