Z kuşağının sorunlarından "gerçek hayata girişte sıkıntılar". Çalışmak zorundasın yoksa ileride hiçbir şeye sahip olamazsın, buna aile de dahil. Ailen olsa bile otorite karın olacaktır.
Tüm Z kuşağı değil, bu sorun sadece bende var. Ya da çok aşırı az sınırlı sayıda kişide.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
18 yasindayim. Ben calismasam da ailem gecinebiliyor, maddi sorun yok.

Anladım hocam, çalışıp çalışmamak sana kalmış.

Z kuşağının sorunlarından "gerçek hayata girişte sıkıntılar". Çalışmak zorundasın yoksa ileride hiçbir şeye sahip olamazsın, buna aile de dahil. Ailen olsa bile otorite karın olacaktır.

Evet, haklısın, herkes çalışmak zorunda. Mesela bir arkadaşım var, 21 yaşında ve çalışıyor ama maalesef robot gibi. Çalıştığı parayla geçinemiyor. Çalışsa bile hiçbir şeye sahip olamıyor çünkü zam, vergi vs. derken kazancı yetmiyor. Çalışmadan önce masrafı daha azdı ama çalışmaya başlayınca masrafları daha da arttı. Sadece hayatta kalmaya çalışıyor; araba, ev, motor gibi şeylere sahip olamıyor. Keşke böyle olmasa. Açıkçası insanlar çalışmak zorunda ama yine de bir şeye sahip olmak çok zor. Tabii telefon gibi şeylere sahip olunabilir, o ayrı. Sonuç olarak hayatta kalmak için çalışmak zorundayız; herkes zamanı gelince çalışıyor ama çoğu kişi sadece hayatta kalmak için. Ha bir de işsizlik var; öyle şıp diye iş bulunmuyor. Bazı yerler düşük maaş verip insanların hakkını yiyor, 5 yıllık tecrübe istiyor ya da durduk yere işten çıkarıyor. Maalesef böyle bir sorun da var. Sistem bozuk.
 
Tüm Z kuşağı değil bu sorun sadece bende var. Ya da çok aşırı az sınırlı sayıda kişide.

Hayır çoğunuzda var. Son yıllarda bu mezuna kalma olayının bu kadar artması, yok gelecek sene yurt dışına gitmeye hazırlanacağım diye 1 seneyi boş boş geçirmek. 2-3 yıl mezuna kalmanın normalleştirilmesi gibi olayların hepsi sizin yaşıtınız olan kişilerin hayattan kaçmak için bulduğu bahaneler. Siz ise farklı bir bahane bulmuşsunuz.

Aile evinde kalmanız, evin ailenizin(sizin değil) olması sizin masraf yapmadığınız anlamına gelmiyor. Çektiğiniz her sifon, odanızın ısıtılması, yediğiniz her lokma yemeğin masraf olmasını geçtim, sizin çalışmadığınız her ay bir maaş almadığınız ay anlamına geliyor yani aylık aşağı yukarı ₺30.000 zarar demek bu. Yani her şeyi hesaba katınca sizin evde boş boş yatmanızın maliyeti aylık ₺40.000-₺50.000 civarında. Yani 18 yaşındaysanız ya adam gibi bir bölüm okuyacaksanız, altın bilezik edineceksiniz ya da çalışacaksanız.

Hayatınızın bir noktasında çalışmaya, üretmeye başlamak zorundasınız. Şimdi başlarsanız yaşınıza verilip tahammül gösterilecek, sabır gösterilecek utangaçlık vb. sıkıntılarınız olur. Eğer erteleyip erteleyip ilerleyen dönemlerde sıfırdan girişirseniz bu sefer asıl sıkıntıyı yaşarsınız.
 
Hayır çoğunuzda var. Son yıllarda bu mezuna kalma olayının bu kadar artması, yok gelecek sene yurt dışına gitmeye hazırlanacağım diye 1 seneyi boş boş geçirmek. 2-3 yıl mezuna kalmanın normalleştirilmesi gibi olayların hepsi sizin yaşıtınız olan kişilerin hayattan kaçmak için bulduğu bahaneler. Siz ise farklı bir bahane bulmuşsunuz.

Aile evinde kalmanız, evin ailenizin(sizin değil) olması sizin masraf yapmadığınız anlamına gelmiyor. Çektiğiniz her sifon, odanızın ısıtılması, yediğiniz her lokma yemeğin masraf olmasını geçtim, sizin çalışmadığınız her ay bir maaş almadığınız ay anlamına geliyor yani aylık aşağı yukarı ₺30.000 zarar demek bu. Yani her şeyi hesaba katınca sizin evde boş boş yatmanızın maliyeti aylık ₺40.000-₺50.000 civarında. Yani 18 yaşındaysanız ya adam gibi bir bölüm okuyacaksanız, altın bilezik edineceksiniz ya da çalışacaksanız.

Hayatınızın bir noktasında çalışmaya, üretmeye başlamak zorundasınız. Şimdi başlarsanız yaşınıza verilip tahammül gösterilecek, sabır gösterilecek utangaçlık vb. sıkıntılarınız olur. Eğer erteleyip erteleyip ilerleyen dönemlerde sıfırdan girişirseniz bu sefer asıl sıkıntıyı yaşarsınız.
"Bak arkadaşım, eline bir hesap makinesi alıp 'fırsat maliyeti' hesabı yapmakla hayatın gerçekleri, insanın mental durumu veya içinde bulunduğu çıkmazlar çözülmüyor. Seninki sadece rakamlarla süslenmiş bir üstten bakma sanatı.
Hayat Bir Excel Tablosu Değildir: İnsanların yaşadığı adaptasyon sorunlarını, 'becerememe' hissini veya önündeki engelleri sadece 'evdeki sifonun maliyeti' üzerinden değerlendiriyorsan, insan psikolojisinden zerre anlamıyorsun demektir. Senin 'bahane' dediğin şey, bazen aşılması gereken devasa bir duvar olabilir.
Fırsat Maliyeti Masalı: Herkesin 18 yaşında aynı imkanlara, aynı kafa yapısına veya aynı şansa sahip olduğunu varsayarak 'aylık ₺40.000 zarar' hesabı yapmak kolay. Peki, bir insanı istemediği bir işe veya bölüme zorlayıp hayatı boyunca mutsuz olmasının, potansiyelini çöpe atmasının 'maliyeti' kaç para? Onu da hesaplayabiliyor musun?
Sığ Bakış Açısı: 'Ya oku ya çalış' diyerek dünyayı siyah-beyazdan ibaret sanman senin vizyonunla ilgili bir problem. İnsanlar hata yapabilir, yorulabilir veya yolunu bulmakta zorlanabilir. Bu süreçleri 'hayattan kaçmak' olarak damgalamak, çözüm üretmek değil sadece yargılamaktır.
Kısacası; senin bu 'sert gerçekçi' ayakların, çözüm bekleyen bir insana hiçbir şey katmıyor. Sadece kendi kibrini tatmin ediyorsun. Ben 'yolumu bulamıyorum' diyorum, sen hala 'elektrik faturası' diyorsun. Gerçekten iletişim kurmayı beceremeyen taraf hangimiz, tekrar bir düşün."
Bu metin, onun sadece maddi odaklı ve duygudan yoksun argümanlarını hedef alarak karşılık verir. Eğer bu kişinin yaklaşımı seni çok fazla aşağı çekiyorsa, bazen en iyi cevap iletişimi tamamen kesmektir çünkü bu tarz 'her şeyi ben bilirim' tavrındaki insanlar genellikle karşı tarafı dinlemek yerine sadece kendi seslerini duymayı severler.
 
"Bak arkadaşım, eline bir hesap makinesi alıp 'fırsat maliyeti' hesabı yapmakla hayatın gerçekleri, insanın mental durumu veya içinde bulunduğu çıkmazlar çözülmüyor. Seninki sadece rakamlarla süslenmiş bir üstten bakma sanatı.
Hayat bir Excel tablosu değildir: İnsanların yaşadığı adaptasyon sorunlarını, 'becerememe' hissini veya önündeki engelleri sadece 'evdeki sifonun maliyeti' üzerinden değerlendiriyorsan, insan psikolojisinden zerre anlamıyorsun demektir. Senin 'bahane' dediğin şey, bazen aşılması gereken devasa bir duvar olabilir.
Fırsat maliyeti masalı: Herkesin 18 yaşında aynı imkanlara, aynı kafa yapısına veya aynı şansa sahip olduğunu varsayarak 'aylık ₺40.000 zarar' hesabı yapmak kolay. Peki, bir insanı istemediği bir işe veya bölüme zorlayıp hayatı boyunca mutsuz olmasının, potansiyelini çöpe atmasının 'maliyeti' kaç para? Onu da hesaplayabiliyor musun?
Sığ bakış açısı:'ya oku ya çalış' diyerek dünyayı siyah-beyazdan ibaret sanman senin vizyonunla ilgili bir problem. İnsanlar hata yapabilir, yorulabilir veya yolunu bulmakta zorlanabilir. Bu süreçleri 'hayattan kaçmak' olarak damgalamak, çözüm üretmek değil sadece yargılamaktır.
Kısacası; senin bu 'sert gerçekçi' ayakların, çözüm bekleyen bir insana hiçbir şey katmıyor. Sadece kendi kibrini tatmin ediyorsun. Ben 'yolumu bulamıyorum' diyorum, sen hala 'elektrik faturası' diyorsun. Gerçekten iletişim kurmayı beceremeyen taraf hangimiz, tekrar bir düşün."
Bu metin, onun sadece maddi odaklı ve duygudan yoksun argümanlarını hedef alarak karşılık verir. Eğer bu kişinin yaklaşımı seni çok fazla aşağı çekiyorsa, bazen en iyi cevap iletişimi tamamen kesmektir çünkü bu tarz 'her şeyi ben bilirim' tavrındaki insanlar genellikle karşı tarafı dinlemek yerine sadece kendi seslerini duymayı severler.

Hocam, sanırım arkadaşın söylediklerine biraz sinirlenmişsiniz gibi geldi bana. Evet, ben de o kişinin dediklerine katılmadım ama siz bayağı sinirlenmişsiniz gibi hissettim. Yanılıyor da olabilirim. Saygılar.
 
@3996 hocam yanlış anlamayın ama bu tarz konular burada açılmaz. Çünkü kimse seni anlamaz. Herkes ‘çalışmak zorundasın, şöyle zorundasın, böyle zorundasın' cart curt diyecek. Kimse maalesef senin açısından bakmaz. Seni anlıyorum ama burası yeri değil hocam.
Bu konuları forumda konuşamazsın. Konuşamazsın derken düzgün ve sağlıklı şekilde konuşamazsın. Muhtemelen linç yersin ya da %90 çoğunluk karşıt görüşte olur ve sana nasihat verir. O yüzden bu konuları burada konuşmak çok mantıklı değil.
Bu konuları yakın arkadaşınla konuşmak daha mantıklı. Ya da bir arkadaşınla görüştüğünde düşün. Kimse sana nasıl kurtulabileceğinle ilgili bir fikir vermiş mi? Hayır. E senin istediğin fikir almak, kurtulmak, taktik almak değil mi? Ama burada kimse bunları vermemiş.
Bu tür konular hep aynıdır. ‘çalışacaksın, nasıl para kazanacaksın' vs. yanlış anlama, seni ya da başka kimseyi yargılamıyorum. Sadece olanı söylüyorum. Dediğim gibi bu konuları arkadaşınla vesaire konuşmanı öneririm. Daha iyi olacaktır. Umarım ne demek istediğimi anlamışsındır. Hocam saygılar, teşekkürler.
 
"Bak arkadaşım, eline bir hesap makinesi alıp 'fırsat maliyeti' hesabı yapmakla hayatın gerçekleri, insanın mental durumu veya içinde bulunduğu çıkmazlar çözülmüyor. Seninki sadece rakamlarla süslenmiş bir üstten bakma sanatı.
Hayat bir Excel tablosu değildir: İnsanların yaşadığı adaptasyon sorunlarını, 'becerememe' hissini veya önündeki engelleri sadece 'evdeki sifonun maliyeti' üzerinden değerlendiriyorsan, insan psikolojisinden zerre anlamıyorsun demektir. Senin 'bahane' dediğin şey, bazen aşılması gereken devasa bir duvar olabilir.
Fırsat maliyeti masalı: Herkesin 18 yaşında aynı imkanlara, aynı kafa yapısına veya aynı şansa sahip olduğunu varsayarak 'aylık ₺40.000 zarar' hesabı yapmak kolay. Peki, bir insanı istemediği bir işe veya bölüme zorlayıp hayatı boyunca mutsuz olmasının, potansiyelini çöpe atmasının 'maliyeti' kaç para? Onu da hesaplayabiliyor musun?
Sığ bakış açısı:'ya oku ya çalış' diyerek dünyayı siyah-beyazdan ibaret sanman senin vizyonunla ilgili bir problem. İnsanlar hata yapabilir, yorulabilir veya yolunu bulmakta zorlanabilir. Bu süreçleri 'hayattan kaçmak' olarak damgalamak, çözüm üretmek değil sadece yargılamaktır.
Kısacası; senin bu 'sert gerçekçi' ayakların, çözüm bekleyen bir insana hiçbir şey katmıyor. Sadece kendi kibrini tatmin ediyorsun. Ben 'yolumu bulamıyorum' diyorum, sen hala 'elektrik faturası' diyorsun. Gerçekten iletişim kurmayı beceremeyen taraf hangimiz, tekrar bir düşün."
Bu metin, onun sadece maddi odaklı ve duygudan yoksun argümanlarını hedef alarak karşılık verir. Eğer bu kişinin yaklaşımı seni çok fazla aşağı çekiyorsa, bazen en iyi cevap iletişimi tamamen kesmektir çünkü bu tarz 'her şeyi ben bilirim' tavrındaki insanlar genellikle karşı tarafı dinlemek yerine sadece kendi seslerini duymayı severler.

Paragraf paragraf yazmışsınız. Sonuç olarak hiçbir eleştiriyi kabul etmeyip aynı sorunlarla aynı durumda bekler vaziyettesiniz. O zaman başlığın amacı neydi? "yetişkin bir bireyi ailesi çalışmaya zorlayamaz 50 yaşına kadar bakmakla yükümlüler, yeter ki sen mutlu ol, ailenin mutluluğu ve beklentileri hiç önemli değil" dememizi mi bekliyordun?

Sorunlarla yüzleşmezsen yarın daha beter olur.

Tam olarak bu. Bu dünyada herkesin işe gülerek gittiğini, her saniyesinde mutlu olduğunu falan zannediyorlar. Üniversiteye "hayali" olan bölüme gittiğinde her gün gülerek, mutlu olarak ve heves ederek çalıştıklarını düşünüyorlar. Hayat böyle değil. Hayalinin mesleğini yapsan, tam senin kişilik özelliklerine sahip işi yapsan bile lanet ederek uyanacağın, yapmak istemeyeceğin ama istemeye istemeye yapacağın işler olacak ve durumlara gireceksin.

18 yaşına girmiş bir birey olarak bu sorunlarla ne kadar erken yüzleşip üstesinden gelemiyorsan bile tahammül becerini geliştirmen hayatının kalanında fayda sağlar. Yoksa erteleyebildiğin kadar ertelersin ama bir noktada artık o iş hayatına, sosyal hayata girmen gerekir ve sıfır tecrübeli, çekingen ve içine kapalı bir insan olarak senden yaşça ufak çocukların sana patronluk taslamasını, abilik yapmasını çekmen, psikolojik eziyetlerine el mahkum katlatman gerekir. Şu an eviniz var, şu an ailenizin geliri hayatta kalmalarına yetiyor gün geçtikçe aileniz yaşlandıkça ne olacak? Hem kendi hayatınızı kurup hem ailenize nasıl destek olacaksınız?

Gerçeklerle ne kadar erken yüzleşirseniz o kadar iyi.
 
18 yaşa göre olabilen bir durum. Bu sorunu kabul etmeniz de bir şeydir ama artık kendinizi motive edip hayata atılmanız lazım. Yarının ne olacağı belli değil. Bugün burda söylenenleri hatırlayacaksınız.