Nefs İlmi
Üstün
- Katılım
- 30 Ocak 2024
- Mesajlar
- 3.965
- Makaleler
- 81
- Çözümler
- 14
- Beğeniler
- 4.796
Konu Başlıkları Gizle
Selamlar,
Uzun zamandır düşündüğüm bir şeyi nihayet gerçeğe döktüm. Kendi bağımsız dergimi bastırdım. Fanzin formatında bir edebiyat yayını.
Neden yaptım? Nasıl yaptım? Ne yaşadım? Bunları anlatmak istedim.
Dijitalden Fiziksel Olana Geçiş
Substack'te yazıyorum. WordPress'te site kurdum. Dijital ortamda üretiyorum yani.Peki ya bunları kağıda döksem?
URL'ler gelip geçici. Linkler kaybolur. Ama fiziksel bir basılı kopya... O rafta durur. Dolabınızda yer kaplar. Bir arkadaşınızın çantasında hacim edinir.
Kalıcılık... İşte mesele bu!
Yapım Süreci
Çizim becerim henüz yok. Profesyonel tasarım programlarını kullanamıyorum.Ne yaptım? Canva kullandım. Görseller için AI'dan yardım aldım.
Bazıları AI kullanımını eleştirebilir. Ama benim için önemli olan şuydu: ya hiç çıkarmayacaktım ya da elimdeki araçlarla çıkaracaktım.
Çizim yapamıyorum diye sıfırda kalırsam bu projeyi asla gerçekleştiremezdim.
Eldeki imkanlar neyse onunla üretmek... Bence bağımsız yayıncılığın, fanzinin ruhu bu.
Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Sadece anlatacak bir şeyiniz olsun.
İlk Kopyayı Elime Aldığım An
Matbaadan kopyaları aldım. İlkini elime aldığımda çok heyecanlanmıştım.Kendi yazdığım öyküler, şiirler... Fiziksel bir nesne olarak karşımda.
PDF'nin bir ağırlığı var ama fiziksel baskının ağırlığı bambaşka.
Arşiv niteliği taşıyor. Bir sunucunun SSD'sinde yer kaplamak yerine, gerçek bir rafta yer kaplıyor.
Dağıtım: Hayatımda Yapmadığım Şeyi Yaptım
Hayatımda hiç bu şekilde bir dağıtım gerçekleştireceğim aklıma gelmezdi. Ama fanzincilik bunu gerektirir.Adana'daki sahaflara gittim. Kopyaları dağıttım. İlgi gördü mü bilmiyorum. Orada olması bile yeterliydi benim için.
Adana belediye otobüsüne bindim. Gözüme kestirdiğim kişilere teklif ettim. "Kendi çıkardığım dergi, isterseniz bakın" dedim. Alan aldı. Almayan almadı.
Bir kafede bir hanımefendiye verdim. Teşekkür etti. Çantasına koydu.
Onların hafızasında da ufak bir iz bıraktım.
Belki okumadılar. Belki de okudular. Belki de bir arkadaşlarına gösterdiler.
Önemli olan, o ihtimali yaratmak. Ha bu arada, kafede verdiğim hanımefendi ilgiyle sayfaları çevirdi.
Onun o ilgisi beni çok memnun etti çünkü ürettiğim bir şey bir ötekinin ilgisini çekiyor. Müthiş!
Neden yaptım peki?
- Algoritmasız üretim: Beğeni sayısı yok. Takipçi kaygısı yok. Google SEO endişesi yok. Bildiğim gibi yazdım, tasarladım, bastırdım.
- Bir iz bırakma arzusu: Dijital ortamda her şey kaybolabilir. Ama fiziksel bir kopya... O kalır. Arşivlik değeri var.
- Sürecin Kendisi terapi: Yazmak, tasarlamak, bastırmak, dağıtmak... Her aşaması ayrı bir haz verdi. Dopamin ve endorfinin haddi hesabı yok.
- Kendi sesinizi bulma: Başkalarının beğenisi için değil, kendim için bir şey üretmek... Adeta güvenli alan gibi.
Size Ne Tavsiye Ederim?
Eğer siz de böyle bir şey yapmayı düşünüyorsanız illa fiziksel basmak zorunda değilsiniz. E-dergi, PDF formatında da yapabilirsiniz. Substack'ten, Medium'dan dağıtabilirsiniz. Ya da benim gibi her kanaldan. Ben hem Substack hem Medium hem WordPress hem de fiziksel dağıtıyorum.Çizemem, yazamam, edemem demeyin. İşin bir tarafından tutun. Gerekirse destek alın. Ama üretime geçin.
Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Sadece içinizdekini dışarı vurmanın bir yolunu bulun.
Belki binlerce kişiye ulaşmayacak. Ama doğru kişiye ulaşacak. Önemli olan bu.
Sonuç olarak...
Bu projeyi gerçekleştirmek bana çok şey kattı.Kendiniz için arşivlik bir ürün yaratmış oluyorsunuz. Analog bir blog gibi düşünebilirsiniz.
Sorularınız varsa yanıtlarım.
Son düzenleyen: Moderatör: