Ölüm, bilinmezdir. Bilinmeyen bir şeyin korkutuculuğu da özünde, bilinmemesi sebebiyledir. Tecrübe, korkuyu azaltır. Sadece bir kere tecrübe ediilip de herhangi bir veri alınamayacak bir olay hakkında da sahip olunan fikirler, kişisel ve ulaşılmaz olacaktır.
Ölüme korkusuzca atılanlar da vardır. Bu da onların motivasyonu ile ilgilidir ki kimi kabul eder. Kimi de "öldü de ne oldu?" der. Fakat tarih içinde değişime sebep olanlar, çoğunlukla değerlendirdikleri uğruna ölümü göze alanlardır ve hepsi zaten ölmüştür. Elde ne kaldı?
1000 ya da 10000 yıl önce, "anı yaşa ve zevkine bak" diyen sözde düşünce sahibi isimleri kaç kişi hatırlıyor? Ya da bu düşünce, kaç insana fayda sağladı?
Ölüm hakkında ahkam kesilir mi? Kesilir tabii. Sonuçta torba değil ki ağzını büzesin. Lakin ne ifade eder? Boşlukta bir lakırdı ya da iştiraklerden habersiz, kendince ayrımlara sahip herhangi bir insanın sözü.
Ölüm, tek başına hiçbir anlamı olmayan bir kelime. Altını insan doldurur.