Türkiye’de okumanın hiçbir anlamı kalmadı. YKS’ye hazırlanıyorsun bin bir zorlukla. Sonra üniversite. Yurt tutma meselesi falan var. Onlar da hep sıkıntılı. Bütün üniversite boyunca aç kalacaksın. 4 yıl. Sonra diplomanı alacaksın. İşe başlayamayacaksın. En son bir iş buldum diye sevineceksin. O da asgari ücret çıkacak. Hem gülüp hem ağlayacaksın.

Ama okumasaydınız eğer ne mi olacaktı onu da anlatayım. Sanayiye gireceksin. 1-2 yıl üstün başın batacak işi öğreneceksin. Sonra o işinde usta olacaksın. Sonra işveren ile ortak olacaksın işi büyütüp baya zengin olacaksın. Zengin olanlar da böyle oluyor zaten.

Ha ben kör cahil kalmayacam diyenler de var. Onlara tavsiyem yurt dışında okumaları. Bir daha da geri dönmemelerini öneriyorum.

Baya karışık yazdım aklımdan ne geçtiyse döktüm. Kusura bakmayın. :D

Sanayide 1-2 sene çalışıp işi öğrenip usta oldunuz mu?
 
Bize yıllarca şu yalan satıldı: "Şimdi dişini sık, hayatını ertele, şu sınavı kazan, şu diplomayı al; sonra rahatsın."
Direkt dünyadaki sistem böyle değil mi? Dolar milyoneri vs olunmadığı sürece sürekli çalışıyorsun. Basit hedefler belirleyip onu gerçekleştiriyorsun sonra o hedef bitiyor yenisine geçiyorsun. Bir bakıyorsun koca bir ömür dediğin gibi çalışmakla bitmiş. Fark yok yani şanssızlık nerede dersen: Çalışmayacak kadar para olmayışında.
 
Türkiye'de okumanın hiçbir anlamı kalmadı. YKS'ye hazırlanıyorsun bin bir zorlukla. Sonra üniversite. Yurt tutma meselesi falan var. Onlar da hep sıkıntılı. Bütün üniversite boyunca aç kalacaksın. 4 yıl. Sonra diplomanı alacaksın. İşe başlayamayacaksın. En son bir iş buldum diye sevineceksin. O da asgari ücret çıkacak. Hem gülüp hem ağlayacaksın.

Ama okumasaydınız eğer ne mi olacaktı onu da anlatayım. Sanayiye gireceksin. 1-2 yıl üstün başın batacak işi öğreneceksin. Sonra o işinde usta olacaksın. Sonra işveren ile ortak olacaksın işi büyütüp bayağı zengin olacaksın. Zengin olanlar da böyle oluyor zaten.

Ha ben kör cahil kalmayacağım diyenler de var. Onlara tavsiyem yurt dışında okumaları. Bir daha da geri dönmemelerini öneriyorum.

Bayağı karışık yazdım aklımdan ne geçtiyse döktüm. Kusura bakmayın. :D

Yurt dışında okumak para istiyor sırf bu yüzden üniversiteyi burada okuyup yurt dışı ülkelerini gezmeye gidiyorlar Erasmus wat vb. programlar ile orayı hem geziyor hem sistemi öğreniyor hem de para kazanıyorlar ancak yurt dışında okuyabilmek için ya okumak istediğiniz ülkenin dilini bilmelisiniz ya da para ödeyip İngilizce eğitim veren bir bölümde okuyabilirsiniz bunlar akıl edilmemiş şeyler değil ancak şu anki şartlarda ister usta olarak çalışın ister üniversite mezunu olarak çalışın piyasalar o kadar kötü ki yurt dışına çıkacak parayı ancak torpille girebileceğiniz işlerde kazanıyorsunuz geri kalanı en iyi ihtimalle asgari ücretin bir tık üstünü veriyor asgari ücretin altı ile başlatanlar da var.
 
81 ilde onlarca üniversite pardon ticarethane açınca bu ülkede ne gelişecek? Kayda değer miktarda sanayi üretimi yok, tekstil üretimi yok, gelişmiş teknoloji üretimi yok, hayvancılık yok, tarım yok, iş imkanı yok, kaliteli eğitim yok...
50 senedir aynı terane, yaşamanın keyfi kalmadı.
 
Merhaba, iyi akşamlar. Esenlikler herkese.
Bu satırları ödevden kaytarmanın verdiği tembellikle değil, tam tersine, zihni yorgun, geleceği sisli ve potansiyeli törpülenmiş bir genç olarak yazıyorum.
Lütfen bir dakika durun ve içinde bulunduğumuz simülasyona dışarıdan bir bakın.

Biz, 21. yüzyılın en büyük paradoksunu yaşıyoruz. Cebimizdeki cihazlar saniyeler içinde dünyanın tüm kütüphanelerine erişebilirken, biz hala 19. yüzyıl sanayi Devrimi'nin "itaatkar işçi" yetiştirme mantığıyla dizayn edilmiş okullarda, dört duvar arasında "bilgi hamallığı" yapıyoruz.

Bize okulda "düşünmeyi" öğretmiyorlar arkadaşlar. Bize sadece "itaat etmeyi" ve önümüze konulan bilgiyi sorgusuz sualsiz ezberleyip, sınav kağıdına kusmayı öğretiyorlar.

Yapay zekanın saniyeler içinde çözdüğü Integra'li, yazdığı kodu veya çevirdiği metni benim beynime "ezber" zorbalığıyla kazımanın amacı nedir? Dünya "inovasyon, yaratıcılık, kriz yönetimi" diye bağırırken, bizim sistemimiz bizi "a, B, C, D, e" şıklarına hapsedilmiş yarış atlarına dönüştürüyor.

Bize yıllarca şu yalan satıldı: "şimdi dişini sık, hayatını ertele, şu sınavı kazan, şu diplomayı al; sonra rahatsın."

Bu kontrat artık geçersiz. Dplomalar artık birer "başarı belgesi" değil, sadece işsizlik kuyruğuna giriş bileti. En verimli, en enerjik, en yaratıcı olmamız gereken 15-25 yaş arasını, test kitaplarının gri sayfaları arasında, kamburumuz çıkarak, gözlerimiz bozularak harcıyoruz. Sonuç? Asgari ücrete talim eden, hayal kurmayı unutmuş diplomalı ordular.

Einstein'in çok sevdiğim bir sözü var: "asla bir balığı ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılamayın."

Ama bizim eğitim sistemimiz tam olarak bunu yapıyor. Birimiz sanata yatkınız, birimiz yazılıma, birimiz ticarete... Ama sistem bizi tek bir kalıba sokup presliyor. Çıkan ürün: Mutsuz, yeteneğine küsmüş, sadece "geçer not" almaya odaklı standart bireyler.

Biz okuldan nefret etmiyoruz; biz, öğrenme aşkımızın öldürülmesinden nefret ediyoruz.

Biz çalışmaktan korkmuyoruz; biz, emeğimizin karşılıksız kalacağını bile bile kürek çekmekten yorulduk.

Bu sistemin bize verdiği tek şey gelecek kaygısı, aldığı şey ise hayallerimiz.
Sizce de uyanmanın vakti gelmedi mi?

Ben ön lisans mezunuyum YKS'ye de öyle çok çalışıp girmedim üniversiteye başlamadan önce öyle okumaya ya da araştırmaya hevesi olan biri de değildim aile zoruyla gittim iki sene şehir dışında üniversite okudum ve iyi ki de okumuşum diyorum o iki sene içerisinde sorgulamayı araştırmayı ve her şeyden önce öğrenmeyi öğrettiler. Tabii bu eğitim süreci üniversitelere göre değişiklik gösterebiliyor ama olay sizde bitiyor baktığımız zaman liseye kadar topluluk önünde bir kere bile konuşma yapmamış olan bizler üniversitede bölümümüz ile ilgili bir konudan sorumlu tutulup topluluk önünde bu konu ile ilgili akademik sunum yapıyoruz araştırıyoruz okuyoruz yani zihinsel olarak bizi geliştiriyor olay sadece formülü ezberleyip yerine koymakta değil lise düzeyine kadar olan eğitim kısmında haklılık payınız var ancak üniversite zaten bizlere meslek katmıyor hangi mesleği 2-4 senede öğrenebilirsiniz usta dediğimiz adamların kimisi 20 kimisi 30 kimisi 40 yıllık deneyime sahip olmalarına rağmen halen bilmedikleri şeylerin olduğunu fark ediyorlar ve kendileri de bunu söylüyor üniversite insanı meslek sahibi yapmaz sadece o mesleği ucundan gösterir ve çalışmak isterse nasıl bir ortamda ne ile ilgili şeylerle uğraşacağını gösterir onun dışında üniversite zaten meslek edinip para kazanmak isteyen kişiler için gereksiz zanaat öğrenmek isteyen ticarete atılmak isteyen kişilerin yeri ayrı yeni şeyler öğrenmek isteyip kişisel anlamda kendini geliştirmek isteyenlerin yeri ayrı istediğimiz bölümde istediğimiz kadar eğitim alalım araştırmacı oluruz prof. Oluruz ama yine de usta olup kendi yerini açmış biri kadar para kazanamayız.
Ülkemizde okuyan kişilerin bir kalıba sokulup geçer not alarak üniversite bitirmesinin sebebi ailelerdir kızımız doktor olacak memur olacak polis olacak asker olacak kafa yapısı ile büyütülen çocuklar belki çok iyi müzisyen belki çok iyi bir mühendis veya yazar olacaktı ama bağnaz ve tutucu zihniyet onları istemedikleri bir alanda istemedikleri bir kalıba soktu istediğiniz kadar çabalayın sevmediğiniz bir ortamın içerisindeyseniz başarılı olamazsınız.
Eğitim sistemimizde de eksiklikler var ama bildiğim kadarıyla ileriki süreçte bunlara düzenleme gelecek limit türev integral çözüyor EA öğrencileri EA bölüm seçecek birinin türev integral bilmesine gerek yoktur diye düşünüyorum varsa da sınavda çözmesine gerek yoktur mühendis çözebilir ama çıkıp tıp isteyen birinin integralden mühendislik isteyen birinin biyolojiden sorumlu tutulması tam anlamıyla bir saçmalık bizdeki en büyük sıkıntı bu ben mühendis olmayı çok istiyorum bana AYT sayısal dersleri açık ara TYT sayısal diyebileceğimiz derslere göre daha basit geliyor o formül ezberleme sayıları yerine koyma dediğimiz kısmı ben çok iyi yapıyorum ama gel gör ki meslek lisesi çıkışlı olduğum için önlisansa gidebildim(meslek lisesinin ortalamamı çok düşürmesi ve kalifiye eleman dediğimiz işçi sınıfında çalışmak üzere eğitim vermesi sebebiyle sisteme ayak uydurmayan ben zar zor mezun edildim) ve şu an doğal olarak DGS dediğimiz 50 soruluk TYT sınavına hazırlanmak zorundayım ve başarılı olsam bile gidebileceğimin garantisi yok ama 30 yaş üstü kişiler bildiğiniz soru çözmeden üniversiteye gidiyor YÖS dediğimiz sınav var adamlar bizim ortaokul matematiği sorularını çözüp mühendislik tercih edebiliyor yani özetle burada okumak isteyene okuma okumak istemeyene okumama fırsatı tanınmıyor.

Özetle kimse kimsenin kararlarına ve isteklerine saygı duymuyor paragraf uzun geldiyse bunu okusanız yeter.
 
Size sistemin berbatlığını şöyle anlatayım; şu an ailede tek çocuksanız ve ailenizin en az iki eviniz var ise geleceğiniz kurtuluyor. Ama bu kurtulma öyle bir kurtulma ki ancak simbiyotik bir yaşam sürerseniz ailenizle öyle bir kurtulmaya dönüşüyor.

Ama "sistem böyle, sistem şöyle." dememek lazım. Elinizden geleni yapın ve fazlası için endişelenmeyin. İnanın kontrolünüzde olmayan şeyler için endişelenmek sizi sadece daha kötü edecektir.

Ayrıca gerçeklere net bakın arkadaşlar, Türkiye'de yaşıyorsunuz. Diplomanın bir önemi pek kalmadı. Zanaat öğrenin, boyacı, tesisatçı, elektrikçi, araç & motosiklet ustası, nalbur falan olmaya bakın. Ticaret yapın.