creazy

Başarılı
Katılım
13 Şubat 2025
Mesajlar
1.204
Çözümler
2
Beğeniler
979


Neo Toprak’ın cevabı (tam metin derlemesi)


1. “Gençler çalışmak istemiyor değil, ‘köle’ olmak istemiyor”
Barış hoca gibi gençlerle iç içe olan birinin “gençler iş beğenmiyor” demesi talihsizlik. Bunu kahvedeki dayı söylese umursamam ama Barış abi söyleyince garip kaçtı. Gençler çalışmak istemiyor değil; hak ettikleri maaşı alsalar, insanca koşullarda çalışsalar gayet de çalışıyorlar. Ama gençler artık şunu fark etti: Çalışmamak, çalışmaktan daha kârlı.


2. “Çalışmamak nasıl daha kârlı?” (gerçek hayat örneği)
Size arkadaşım Ali’den örnek vereyim. Ali, memleketinden Antalya’ya çalışmaya gitti. 10 ay boyunca çalıştı. 10 ayın sonunda ne oldu biliyor musunuz? Cebinde 0 (sıfır) TL ile ailesinin yanına geri döndü. Şu an çalışmadan, çalıştığı dönemden daha rahat yaşıyor. Neden? Çünkü kazandığı tüm para kiraya, faturaya ve yola gidiyordu. Çocuk düşündü; “Ulan ailemin yanında kalayım, en azından kiram yok, sıcak yemeğim var.” Ali gibi bir sürü genç var. Çalıştıkları parayla hiçbir şey alamadıkları için Kuşadası’nda veya Antalya’da köle gibi çalışmaktansa oturup çalışmamayı tercih ediyorlar.


3. “Bir kahve için ömür tüketmek”
Sokağa adım atsan bir tatlı bir kahve minimum 500 TL. Gençler 10–12 saat çalışıp, sadece bir kahve ve tatlı yiyebilmek için ömür tüketmek istemiyor. “Kahve içmesin, evde otursun” diyemezsiniz. Sinemaya gitmek istese de aynı, kıyafet almak istese de aynı. “Onu yapmasın, bunu yapmasın” diyecekseniz o zaman 0 TL ile de yaşarsınız, sokakta yatarsınız. Bu mantıktaki insanla zaten tartışılmaz.


4. “Asgari ücretle çalışan vizyonsuzdur” diyenlere cevap
Bazıları çıkıp “bir insan asgari ücretle çalışacak kadar vizyonsuz olmasın” diyor. Bunu diyen adama ne ekmek satacaksın, ne çöpünü alacaksın. Oğlum herkes patron olsa işçi kim olacak? Kafeye gidip sipariş vermeyi biliyorsun, o insanın da insan gibi yaşaması gerekiyor. “Fırıncı olma, kurye olma, garson olma...” E kim getirecek senin siparişini? Dünya dönüyorsa o aşağıladığınız işçi sınıfı sayesinde dönüyor.


5. “Patronlar işçi değil, köle arıyor”
Ülkenin işçiye değil, kölelere ihtiyacı var. Patronların %95’i (ki bu iyimser rakam) köle arıyor. Yasal çalışma süresi 8 saat, buna kim uyuyor? Hiç kimse. Fazla mesai ücretini veriyorlar mı? Hayır. Maaşlar düzenli yatıyor mu? Hayır. Suriyeliler bile “bu paraya çalışılmaz” deyip bıraktı, bizim Türk genci niye kabul etsin? Bu iş beğenmemek değil, köleliği reddetmektir.


6. “Gençler neden kumar oynuyor?”
Ben ülkede kumarın bu kadar artmasını bile düşük ücretlere bağlıyorum. Adamın cebinde 1.000–2.000 TL var. Bu parayla ne ev alabilir, ne araba, ne de bir gelecek kurabilir. Paranın bir “boka” yaramadığını bildiği için “belki katlarım” umuduyla kumara basıyor. Adam gibi ekonomik koşullar olsa, insanlar 1–2 hafta çalışıp telefon alabilse, taksidini ödeyebilse kimse bataklığa düşmez.


7. “Çok çalışırsan başarılı olursun” yalanı
Türkiye’nin ve dünyanın en büyük safsatası: “Çok çalışırsan başarılı olursun.” Kim çok çalışarak başarılı olmuş? Ömür bitiyor arkadaşlar. 20 yaşında herkes bel fıtığı, herkes ruh hastası oldu. Çok çalışarak sadece başkalarını (patronları) zengin edersiniz. 1.000 kişi çok çalışıyorsa 1 kişi başarılı oluyor, biz o 1 kişiyi görüp gaza geliyoruz. Geriye kalan 999 kişi ne olacak? Barış hoca “mücadele edin, o zaman alnınızdan öperim” diyor ama boşuna kürek çekiyoruz. Türkiye’de beklentiyi ne kadar yüksek tutarsanız, o kadar mutsuz olursunuz. O yüzden beklentiyi minimal tutmak zorundasınız, yoksa depresyondan çıkamazsınız.

Barış Hoca’nın (Barış Okan Belovacıklı) görüşü


1. “Gençler iş bulamıyor değil, çalışmak istemiyor”
Şu andaki gençlerin iş bulamama sebebi aslında iş olmaması değil, gençlerin çalışmak istemeyişleridir. Piyasada iş var ama gençler şartları beğenip çalışmaya yanaşmıyor. Bu bir “iş beğenmemezlik” durumu.


2. “Şartlar kötü olsa bile mücadele etmelisin”
Evet, şartlar kötü olabilir, maaşlar düşük olabilir. Ama sen “bu paraya çalışmam, bu şartlarda yapmam” deyip evde oturursan kaybedersin. Hayat mücadeledir. Kötü koşullarda bile olsa o işe girip dişini sıkman gerekiyor.


3. “Mücadele edersen alnından öperim”
Sen bu hak etmediğin, zor şartlarda bile “ben çalışacağım, çabalayacağım” deyip o işe girer ve mücadele edersen; işte o zaman ben senin alnından öperim. O zaman sen gerçekten her şeyin en iyisini hak ediyorsun demektir ve inşallah da başarılı olursun. Ama denemeden, mücadele etmeden kenara çekilmek olmaz.


4. “Çok çalışırsan başarılı olursun”
Başarının anahtarı çok çalışmaktır. Yıllardır bilinen gerçek budur. Pes etmeden, yılmadan çalışırsan, kendini geliştirirsen başarı eninde sonunda gelir. Ama “ömür bitiyor, değmez” diyerek baştan vazgeçersen hiçbir yere varamazsın.


“Sen bu hak etmediğin şartlarda bile bu işe girip mücadele edersen, o zaman ben senin alnından öperim. O zaman sen gerçekten her şeyin en iyisini hak ediyorsun, inşallah da olacak ve gerçekten de başarılı olursun.”

(Not: Barış hoca videonun girişinde gençlerin işsizlik sebebini “iş beğenmemek” ve “çalışmak istememek” olarak tanımlıyor, Neo Toprak da buna cevap veriyor.)
 
Son düzenleyen: Moderatör:
2.madde hariç haklı. Ailesinin yanında kalan Ali'nin ailesi çalışıyor. Yani çalışmak zorunlu.
Ali öncesinde kendine bakıyordu, şimdi ailesi ona bakıyor.
Ali çalışmaya devam edip ailesinden para alsaydı, evet, çalışıp ailesinin şu an ona baktığı gibi para alsaydı birikim yapardı.
Birikimi de istediği şeye değerlendirirdi.

Çalışmamak daha karlı, clickbait bir başlıktan öte değil.
 
Bir nebze haklılık payı var. En güzel işi, "hak ettiğin" işi bulana kadar ne olacak? Öyle bir iş gerçekten var mı ya da o zamana kadar geçen boş vakit ne olacak? Gir bir işe, diğer işleri de arka planda araştır. Sonrasında daha güzel bir yer bulursan oraya geçersin; böylece o zamana kadar boş durmamış ve cebine para girmiş olur.

O parayı da gidip sigara veya alkole harcayacaksan bu ayrı bir tartışma konusu. Çünkü burası İsveç ya da Norveç değil arkadaşlar; hayatın gerçeklerinin farkında olun, okurken de ona göre okuyun. "Sigara falan içmiyoruz" demeyin; bal gibi de herkesin içtiğini görüyoruz. Peki, ne yapacaksın o parayı? Elbette tamamen robot ol demiyoruz; temel ihtiyaçlarına harca, kalanıyla da yatırım yap.

Çok çalışmak değil, akıllı çalışmak önemlidir. Doğru zamanda doğru yatırımı yapmak ve doğru bir ürünü ortaya çıkarmak; seni bulunduğun noktadan çok bambaşka bir noktaya taşır.

Videoyu izlemedim. Bu tür eleştiri kanallarını artık sevemiyorum; hepsi birbirinin kopyası. Hepsinde arka planda bir oyun var, hepsi de aynı şeyleri söylüyor.
 
Bir nebze haklılık payı var. En güzel işi, "hak ettiğin" işi bulana kadar ne olacak? Öyle bir iş gerçekten var mı ya da o zamana kadar geçen boş vakit ne olacak? Gir bir işe, diğer işleri de arka planda araştır. Sonrasında daha güzel bir yer bulursan oraya geçersin; böylece o zamana kadar boş durmamış ve cebine para girmiş olur.

O parayı da gidip sigara veya alkole harcayacaksan bu ayrı bir tartışma konusu. Çünkü burası İsveç'ya da Norveç değil arkadaşlar; hayatın gerçeklerinin farkında olun, okurken de ona göre okuyun. "sigara falan içmiyoruz" demeyin; bal gibi de herkesin içtiğini görüyoruz. Peki, ne yapacaksın o parayı? Elbette tamamen robot ol demiyoruz; temel ihtiyaçlarına harca, kalanıyla da yatırım yap.

Çok çalışmak değil, akıllı çalışmak önemlidir. Doğru zamanda doğru yatırımı yapmak ve doğru bir ürünü ortaya çıkarmak; seni bulunduğun noktadan çok bambaşka bir noktaya taşır.

Videoyu izlemedim. Bu tür eleştiri kanallarını artık sevemiyorum; hepsi birbirinin kopyası. Hepsinde arka planda bir oyun var, hepsi de aynı şeyleri söylüyor.

Neo toprak için “kopya” denmesi doğru değil. Diğer bazı isimler (juadis vb.) İçin bu tartışılabilir ama Neo toprak sonradan ortaya çıkmış biri değil. Bildiğim kadarıyla yaklaşık 10–12 yıldır var ve uzun süredir aynı çizgide içerik üretiyor. Yani Neo Toprak'ı bu gruba koymak hem haksız hem de bilgisizce olur.


Vallahi asgari ücretle çalışıyorum; para yattıktan birkaç gün sonra faturalar, temel ihtiyaçlar vs. derken bitiyor. Birikim yapamıyorum. Ne kadar akıllı harcamaya çalışsam da, çalışmasam da sonuç pek değişmiyor; fiyatlar ortada.
 
Çok çalışan başarılı olsaydı eşeğin çiftliği olurdu.

Paranın değeri kağıttan hallice, işe girip çalışsan psikolojik olarak yoruyor, çalışmasan ruh hastası oluyorsun, insanın emeğinin hiç olması suça da sürekler intihara da, sosyolojik çöküş var ortada.
 
Zamanında ailem derdi işte hep anlatmaya çalışırdım anlamazdı eski kafa oldukları için.

Ya bakın, günümüzde hiçbir genç günde 12 saat, alanı olmayan ve tek kişiye yüklenmiş 3-4 iş yükünü 22,104 TL'ye (bide 67 kuruşu var) yapmaz. Bak yapamaz demiyorum, yapmaz. İstese yapar mı? Bal gibi gider çalışır ama neden yapsın? Neden üç kuruş için başkasının ağız kokusunu çeksin? Neden 3-4 işi birden yapsın? Ya ben zamanında kahvede çalışıyordum zorunluluktan sözde servis için girmiştim bulaşıklar, temizlik falan hepsini bana yüklemişti verdiği para servis parası ama. 2. Gün bırakmıştım bide ailemi aramış "niye bıraktı" demiş yüzsüz herif. Bunun gibi milyonlarca patron kılıklı soytarı var. Soytarı diyorum, lafımdan bir adım geri atmam. Çünkü diyebileceğim sözlerden, yakıştırmalardan en hafif ve nazik olan tabir bu olurdu.

Ben bir çok işte çalıştım. Emin olun patron var patron var. Bazısı 2 saat erken yollar harçlığını koyar, erken yollamasa bile yapamayacağın işi yüklemez. Bazısı var 4 saat mesaiye bırakır tek kuruş vermez üstüne çıkarmakla tehdit eder. 2. Anlattığım patron tanımı Türkiye'nin %95'nden fazlasını kapsıyor dediğiniz gibi.

Yani kimse "gençler iş beğenmiyor" diyemez arkadaş. Sen adam gibi insani bir maaş ver, ortamı sağla bak nasıl çalışıyorlar. Hem 3 kuruş verecek hem tüm işleri yükleyecek hemde yüksek verimlilik bekleyecek, oldu, başka isteğin?

Ayrıca verdiğiniz örnekte bir konuya katılmıyorum sadece; eğer Ali, ailesinin yanında kalıyorsa onun yine eve bir gideri olacak. En azından günlük işlere girip kendi harçlığını ve giderini karşılaması gerekiyor. Aylık 5,000 harcıyorsa 5,000 kazansın kendi yesin. Yoksa ailesi gayette haklı oluyor. Tabi haklı olmaları baskı yapabilecekleri anlamına gelmez. Ama onların o haklılığı özellikle erkek bir bireyin üstünde nasıl bir yük oluşturduğunu bir çoğumuz biliyoruz. Ses etmeseler bile bakışları bile sizi huzursuz ve rahatsız ediyor bir süre sonra. Normal baksalar bile.
 
Zamanında ailem derdi işte hep anlatmaya çalışırdım anlamazdı eski kafa oldukları için.

Ya bakın, günümüzde hiçbir genç günde 12 saat, alanı olmayan ve tek kişiye yüklenmiş 3-4 iş yükünü 22,104 TL'ye (bir de 67 kuruşu var) yapmaz. Bak yapamaz demiyorum, yapmaz. İstese yapar mı? Bal gibi gider çalışır ama neden yapsın? Neden üç kuruş için başkasının ağız kokusunu çeksin? Neden 3-4 işi birden yapsın? Ya ben zamanında kahvede çalışıyordum zorunluluktan sözde servis için girmiştim bulaşıklar, temizlik falan hepsini bana yüklemişti verdiği para servis parası ama. 2. gün bırakmıştım bir de ailemi aramış "niye bıraktı" demiş yüzsüz herif. Bunun gibi milyonlarca patron kılıklı soytarı var. Soytarı diyorum, lafımdan bir adım geri atmam. Çünkü diyebileceğim sözlerden, yakıştırmalardan en hafif ve nazik olan tabir bu olurdu.

Ben birçok işte çalıştım. Emin olun patron var patron var. Bazısı 2 saat erken yollar harçlığını koyar, erken yollamasa bile yapamayacağın işi yüklemez. Bazısı var 4 saat mesaiye bırakır tek kuruş vermez üstüne çıkarmakla tehdit eder. 2. anlattığım patron tanımı Türkiye'nin %95'nden fazlasını kapsıyor dediğiniz gibi.

Yani kimse "gençler iş beğenmiyor" diyemez arkadaş. Sen adam gibi insani bir maaş ver, ortamı sağla bak nasıl çalışıyorlar. Hem 3 kuruş verecek hem tüm işleri yükleyecek hem de yüksek verimlilik bekleyecek, oldu, başka isteğin?

Ayrıca verdiğiniz örnekte bir konuya katılmıyorum sadece; eğer Ali, ailesinin yanında kalıyorsa onun yine eve bir gideri olacak. En azından günlük işlere girip kendi harçlığını ve giderini karşılaması gerekiyor. Aylık 5,000 harcıyorsa 5,000 kazansın kendi yesin. Yoksa ailesi gayet de haklı oluyor. Tabii haklı olmaları baskı yapabilecekleri anlamına gelmez. Ama onların o haklılığı özellikle erkek bir bireyin üstünde nasıl bir yük oluşturduğunu birçoğumuz biliyoruz. Ses etmeseler bile bakışları bile sizi huzursuz ve rahatsız ediyor bir süre sonra. Normal baksalar bile.

Nasıl yani kız çocuğu için sorun olmuyor mu?
 
Nasıl yani kız çocuğu için sorun olmuyor mu?
Kimse kendini kandırmasın ama erkek çocukların üstündeki baskı (aileden aileye değişir ama yüksek oranı böyledir) kız çocuklarına kıyasla daha fazla. Hatta inanılmaz fazla. Mesela benim annemin ailesi tam tersiydi, anneme baskı kurarlar dayıma kurmazlardı. Ama bir çok ailede erkeğe daha çok baskı kuruluyor.

Ben cümlemde "kızlara baskı kurulmuyor" demedim. Özellikle erkek bir bireyin üstündeki baskıyı baz aldım ve anlattım.
 
Kimse kendini kandırmasın ama erkek çocukların üstündeki baskı (aileden aileye değişir ama yüksek oranı böyledir) kız çocuklarına kıyasla daha fazla. Hatta inanılmaz fazla. Mesela benim annemin ailesi tam tersiydi, anneme baskı kurarlar dayıma kurmazlardı. Ama birçok ailede erkeğe daha çok baskı kuruluyor.

Ben cümlemde "kızlara baskı kurulmuyor" demedim. Özellikle erkek bir bireyin üstündeki baskıyı baz aldım ve anlattım.

Sana 'kızlara baskı kuruluyor' diyorsun demedim zaten. Yani bu, aileden aileye değişen bir durum; tabii, çoğunluk erkekte diye biliyorum.
 
Tanrı gençlerimize bu hayatı yaşatmasında pay olan herkesi ne cennete, ne cehenneme almasın. Boşlukta çürürler umarım. Özellikle 22K'ya bu çocukları köle gibi kullanmaya çalışan ahlaksızlara sözüm.

Ama bir konuda ortak payda üzerinde toplanmamız lazım. Evet iş şartları berbat, şartlar kötü. Ama gencimiz de kendini geliştirmek, iş sahibi olmak, zanaat sahibi olmak gibi şeylere takılmadan iyi bir işin ayağına geleceğini ve para kazanacağını düşünüyor.

Gençlerimiz sabırsız, her şey bir anda olsun ve bitsin istiyorlar. Yok öyle bir dünya. Tüm gün Valorant oynuyor, yabancı dil sıfır, kültür sıfır, gelmiş bana "ya Avrupa'ya gideceğim, Türkiye'de harcanıyoruz." diyor. Ne harcanması be? Sen nesin ki Avrupa seni alsın?

Sözüm o ki, durduğunuz yerde kimse sizi kurtarmayacak arkadaşlar. Bir yerden başlamazsanız göz açıp kapayıncaya kadar 30 yaşınıza geleceksiniz.

Ben 18 yaşımdan beri çalışıyorum, gecemi gündüzüme katıp iş kurup iş batırdığım, yeri geldi 3 ayda 4 iş değiştirdiğim oldu. Bir keresinde eve giderken altıma yapıyordum, ama günün sonunda artık işimde iyiyim, çok iyi bir kazancım var. Benim ailem öyle varlıklı değil, ama evimiz var, maaşları var. Ben bilmez miydim asgari bir yere girip sonsuza kadar öyle devam etmeyi?

Ne olursa olsun çabalayın.

Yazık yukarıda biri "Çok çalışan başarılı olsaydı eşeğin çiftliği olurdu." demiş, bunu yanlış yorumlayacak binlerce genç biliyorum ben. Sakın bu tavsiyeye uymayın, bir şeyi seviyorsanız, o işte başarılı olabileceğinizi düşünüyorsanız o işe dört kolla, eşek gibi sarılın. Meyvesini yersiniz. Siz sadece bu yolda kullanılmayın, değersiz hissetmeyin.
 
Son düzenleme: