Yaşım 19, daha önce 3-4 işte çalıştım ve bugün sonuncusundan ayrıldım. Hep yaz dönemlerinde çalıştım. İşe girmeden önce mutlaka fiyat hakkında konuşun. Size uymayan bir rakam ise ‘öğrenciyim, bari çalışayım cebime 3 kuruş girsin’ diye girilen işlerde, başta abi kardeş olunuyor ama maaş gününe gelince işler değişiyor. Bugün bunu bir kez daha yaşadım.
Örneğin yarım ay, yani 16-17 gün çalıştım (izin günleri de dahil). 10.000 TL vereceklerini söylediler. Ben de “Abi, yarım ay çalıştım, hakkım 11-12 bin TL olmalı” deyince; “O zaman yol paranı, sana ısmarladığımız sigaraları da sayarsak zararlı çıkarsın” dediler ve aramız bozuldu. Ben de ‘eyvallah’ deyip sustum.
Kimse, işinizi bitirip ‘yapacak başka iş var mı?’ diye sorduğunuzda size madalya vermiyor. Aksine daha çok iş yükleyip amelelik bekliyorlar. Çalıştığınız yerde samimiyeti fazla kaçırırsanız, bu kez özel hayatınız hakkında yorum yapmaya başlıyorlar.
İş yerinde kimseye borç verilmez, bunu acı bir tecrübeyle öğrenmiştim. Ayrıca kimse sizin eğitiminiz için ya da neye harcayacağınıza bakmıyor; buna göre yardımcı olup paranızı erken vermiyor. “Sen işe gir, biz sana hakkından fazlasını veririz” diyen olursa kaçın, çünkü bugüne kadar veren görmedim.
Mümkünse okuyun ve vasıflı bir eleman olun. Mezuniyet belgesi ve ehliyet olmayınca çoğu yerde temizlik, ağır kaldırma, çaycılık gibi işlerle köle yerine konuluyorsunuz. Mümkünse size gerçekten bir şey katacak işlerde çalışın.
Ben kuyumculuk, baristalık, garsonluk yaptım ve bu yaz da olaylı bir yedek parçacıda çalıştım. Sanayiye belli bir yaştan sonra girmemek lazım; insana çok ağır geliyor. Küçük yaşta alışsaydım belki şu an kalfa olurdum ama insanların emir vermesi bana batıyor.
Anladım ki insanların gözünde ‘iyi biri’ olup işine değer vermek boşuna. Ne olursa olsun hakkınızı arayın. Ben hakkımı savundum diye ‘paragöz’ damgası yedim.
En önemlisi: Enayi olmayın.
Örneğin yarım ay, yani 16-17 gün çalıştım (izin günleri de dahil). 10.000 TL vereceklerini söylediler. Ben de “Abi, yarım ay çalıştım, hakkım 11-12 bin TL olmalı” deyince; “O zaman yol paranı, sana ısmarladığımız sigaraları da sayarsak zararlı çıkarsın” dediler ve aramız bozuldu. Ben de ‘eyvallah’ deyip sustum.
Kimse, işinizi bitirip ‘yapacak başka iş var mı?’ diye sorduğunuzda size madalya vermiyor. Aksine daha çok iş yükleyip amelelik bekliyorlar. Çalıştığınız yerde samimiyeti fazla kaçırırsanız, bu kez özel hayatınız hakkında yorum yapmaya başlıyorlar.
İş yerinde kimseye borç verilmez, bunu acı bir tecrübeyle öğrenmiştim. Ayrıca kimse sizin eğitiminiz için ya da neye harcayacağınıza bakmıyor; buna göre yardımcı olup paranızı erken vermiyor. “Sen işe gir, biz sana hakkından fazlasını veririz” diyen olursa kaçın, çünkü bugüne kadar veren görmedim.
Mümkünse okuyun ve vasıflı bir eleman olun. Mezuniyet belgesi ve ehliyet olmayınca çoğu yerde temizlik, ağır kaldırma, çaycılık gibi işlerle köle yerine konuluyorsunuz. Mümkünse size gerçekten bir şey katacak işlerde çalışın.
Ben kuyumculuk, baristalık, garsonluk yaptım ve bu yaz da olaylı bir yedek parçacıda çalıştım. Sanayiye belli bir yaştan sonra girmemek lazım; insana çok ağır geliyor. Küçük yaşta alışsaydım belki şu an kalfa olurdum ama insanların emir vermesi bana batıyor.
Anladım ki insanların gözünde ‘iyi biri’ olup işine değer vermek boşuna. Ne olursa olsun hakkınızı arayın. Ben hakkımı savundum diye ‘paragöz’ damgası yedim.
En önemlisi: Enayi olmayın.
Son düzenleyen: Moderatör: