Çok uç durumlar harici dediğiniz saçma maalesef. Kötülük adı üstünde kötüdür. Topluma göre, ahlaki değerlere göre ve hukuksal kurallara göre kötüdür
Doğrunun göreceli olduğunu düşünüyorum, bu yüzden iyi kötü denilen şey de perspektife yani kişiye göre değişebilir rahatlıkla.
 
Doğrunun göreceli olduğunu düşünüyorum, bu yüzden iyi kötü denilen şey de perspektife yani kişiye göre değişebilir rahatlıkla.
Dediğim gibi ekstrem durumlar haricindeki çoğu kavram iyi-kötü olarak net sınıflandırılabilir. Doğruyu göreceli görmek de, doğruya farklı perspektiften bakmak da bu olgunun temelini değiştirmez. Ekstrem durumlar da; savaş, kıtlık, isyan, OHAL vb. durumlardır.
 
Bazı insanlar temelde kötü olabilir çünkü dini kullanıp paraları sayanlar benim için yeterli ve temelde kötüdür.
Din insana ahlaklı bir insan olmayı öğretemez. Bu değere insan sadece sorgulayarak ulaşır. Din ise sorgulamak yerine itaat etmeyi öğretir. Dinin günümüzde insanları kontrol altında tutmak ve zenginleşme aracı olarak kullanılamktan başka bir işlevi yok. Yani dindar bir insanın kötü olabileceği gibi ateist bir insan da iyi olabilir.
 
Din insana ahlaklı bir insan olmayı öğretemez. Bu değere insan sadece sorgulayarak ulaşır. Din ise sorgulamak yerine itaat etmeyi öğretir. Dinin günümüzde insanları kontrol altında tutmak ve zenginleşme aracı olarak kullanılamktan başka bir işlevi yok. Yani dindar bir insanın kötü olabileceği gibi ateist bir insan da iyi olabilir.
Ekleme yapayım. Din tam tersine insana sadece dayatmalarda bulunduğu ve aslen neden böyle davranması gerektiğini öğretmediği, gerçekten bir sağduyu aşılamadığı için genelde çoğu insanda ters teper. Dayatılan şeyler bir bilinç aşılamak yerine tam tersine çiğnenmesi haz veren, insanlar görmediğinde ve yargılamadığında ortadan kalktığı düşünülen kurallar haline dönüşürler. Din dediğimiz şeyin kulaktan kulağa yayılan ve kaynağının doğruluğu bile tartışmalı olduğu halde bunun üstüne çarpıtılmış bilgiler ve olgulardan oluşması da cabası.

Dini baskının yoğun olduğu, insanların ağzından din iman düşmeyen toplumların "kafir" olarak tanımladıkları toplumlardan daha yozlaşmış ve daha ahlaksız olduğunu rahatça gözlemleyebilirsiniz.
 
Din insana ahlaklı bir insan olmayı öğretemez. Bu değere insan sadece sorgulayarak ulaşır. Din ise sorgulamak yerine itaat etmeyi öğretir. Dinin günümüzde insanları kontrol altında tutmak ve zenginleşme aracı olarak kullanılamktan başka bir işlevi yok. Yani dindar bir insanın kötü olabileceği gibi ateist bir insan da iyi olabilir.

Hocam anlatmak istediğimi anlatamadım. Demek istediğim maskeleme için kullananlar benim için saf kötülük.
 
Hayır insan temelde kötü değildir. Yaşadığı, büyüdüğü ortam ve öğrendiği, edindiği bilgiler onun neyi iyi neyi kötü olarak gördüğü algısını oluşturur.

Toplumsal etik değerlere ve kurallara göre düşünürsen insanların kötülük algısı değişkendir. Toplumun kötü kabul ettiği şeyleri her birey kötü olarak görmeyebilir ya da farklı toplumlar için kötülük farklı şeyler ifade ediyor olabilir.

Ayrıca kimse salt kötü veya salt iyi olamaz. Bu göreceli bir kavram olduğu gibi insanlar siyah-beyaz hayatlar yaşamazlar. Bir yetime yardım eden, aç karınları doyuran birinin yeri geldiğinde hırsızlık yapması veya insanlara zarar vermesi bu insanın iyi veya kötü olarak tanımlanmasını zorlaştırır.

İnsan bir hayvan olduğundan mütevellit de dürtüleri ve içgüdüleri vardır. İnsanlar hep daha fazlasını isteme ve elde etmeye çalışma eğilimindedir. Bu güdü ne kadar şey elde edersen et hep daha fazlasına yönelmeni sana şart koşar. Bu tip Epstein adası gibi olayların sebebi de bu insanların artık elde edecek bir şey bulamadıkları için yaptıklarının kötü olduğunu bilseler bile bir şeyleri elde etme ve tatmin olmak uğruna bu yola sapmasından kaynaklanır. Bir noktadan sonra yoldan o kadar saparlar ki "insan" olmaktan dahi uzaklaşırlar.

Bu tarih boyunca hep böyle olmuştur, günümüzde de böyledir, gelecekte de böyle olacaktır. Bu gibi şeyleri engelleyecek yegane güç toplumun bu insanları tespit etmesi ve cezalandırmasıdır ama iyinin ve kötünün göreceli olması, toplumun popülist yaklaşımları yüzünden alacağı yanlış kararlar ve bu kararı kimlerin vermesi gerektiği ayrı bir tartışma konusudur.
O zaman kendimizi dizginleyebildiğimiz kadar insan olabildik demektir. Böyle mi anlamalıyız?