Aileni mutlu etmeye çalış.
Ne diyeyim ki?
Sonuçta herkes ister, bedelini ödeyen alır.
bunları aşmak zorundasınız
Boşlamak sizin hakkınız değil.
Siz bunu yapmadıysanız boşlukta değilsiniz demektir.
ancak sizin için bir problem olmamalı. Sizin hedefiniz olmalı, başarmak zorundaysanız bunu gerçekleştirmek için çalışmalısınız.
Psikoloğa vs. gitmeyi boş verin. Çoğu kendi cebini düşündüğü için seans seans bölüyorlar bilinçli.
Bilgi amaçlı söylemek istiyorum, mesaj baştan aşağı sorunlu. Karşıdaki kişiye yarar sağlayabilir belki, ama geri tepme olasılığı da bir hayli yüksek.
Bütün mesajda, "yapmalısınız, etmelisiniz, pişman etmeyin kendinizi, anneniz için" ifadeleri var. Konuda detaylıca geçmeyen travmalar, babanın terk edişi, sınav senesi, Türkiye sistem baskısı, yalnızlık, boşluk, maddi sıkıntı... Tüm bunları aynı anda kaldırmaya çalışan birine bir de siz "yapmalısınız, etmelisiniz" şeklinde konuşursanız o kişiye ekstra bir yük yüklemiş olursunuz.
Konu sahibinin yaşadıkları ağır şeyler. Bunu inkar etmiyorsunuzdur. Ama edimsel olarak daha ters yoldan giriyorsunuz meseleye.
Buraya kadar niyetiniz iyi. Ama size kızılabilecek bir nokta şu ki, "psikoloğa gitmeyi boş verin" ne demek? Seans seans bölüyor ne demek? Her halde öyle olacak. Psikoterapi işleyişini bilmediğiniz kanaatinden yola çıkarak söylüyorum, o işler öyle yürümüyor.
Son olarak travma aşılacak şeyler değildir.
Selam, henüz 17 yaşındayım. Bu yıl sınav senem ve okulların açılmasına daha süre olmasına rağmen şimdiden bunun rahatsızlığını hissediyorum. Aslında okulun açılması problem değil ama yaz tatilinde sabah 6'ya kadar otururken, artık o saatte okula gitmeye hazırlanacağım ve uyku düzenim çöp olacak. Okula adapte olmam falan derken 1-2 ayı bulur. Geceler gün geçtikçe uzamaya devam ediyor ve bu benim en sevmediğim şey olabilir. Okul zamanları da gece süresi çok fazla olacak ve havalar soğuyacak. Öte yandan sınava da çalışmam gerekecek.
Tüm bunların yanında bu yıl ailem boşandı ve hayatımız çok değişti. Babam bizi terk etti, artık yüzümüze bile bakmıyor. Bu nedenle daha da stresliyim çünkü hayat düzenim değişti, bozuldu ve bu yeni düzene hiç alışkın değilim; üstelik hayatımın en önemli zamanlarında oldu bu. Geçen sene eylül ve ekim aylarında art arda bahsetmek istemediğim travmalar yaşadım (birisi sınıfımla alakalı) ve hâlâ üstümde baskısı var. Bu yüzden tekrar eylül-ekim aylarına girmek istemiyorum.
Hayatta her zaman ilgileneceğim, değer vereceğim insanlar olmasını istedim ama hiç başaramadım. Azıcık bir arkadaş ortamım var ama hiçbirini sevmiyorum; ne kişilik olarak ne de kafa dengi olarak bana uyuyorlar. Eskiden kız arkadaşım vardı, artık o da yok. Kısacası tamamen boşluktayım.
Babamın bizi terk ettiğini söylemiştim, bu yüzden maddi olarak da durumumuz pek yok. Normalde psikiyatriste veya psikoloğa giderdim ama gidemediğim için her şeyi tamamen içime attım, doldum. İnanın bu anlattıklarım buz dağının sadece görünen kısmı, daha hiçbir şey.
Buraya kadar okuduysanız şimdiden teşekkür ederim.
Yaşadıklarınız ağır şeyler. Travma, babanın terk edişi, maddi sıkıntılar, sınav stresi, kız arkadaşın gitmesi, arkadaş ortamı uyumsuzluğu... İçinde bulunduğunuz toplumdan sanki soyutlanmış, uzak kalmış gibi hissediyor olabilirsiniz. Böyledir demiyorum, olabilir diyorum.
İnsan, tanıklığa, görülmeye muhtaç bir varlık. Eğer kendisine bakan gözler olmazsa, tanıklık görmezse, bu kendisinde bir boşluk hissi yaratabilir. Bu doğaldır, her insan için geçerlidir. Ve bu bir zayıflık değildir. Dediğim gibi, doğamız böyle işliyor.
Sizin de hayatınızda hem ailede, hem arkadaş çevresinde (ilişki sürüyor olsa bile sağlam yakınlık yok sanırım) hem de romantik ilişkide kayıplar olmuş. Bütün bu kayıpların üst üste binmesi sonucunda kendinizi boşlukta hissetmeniz pek doğal ve normal.
Bu olaylar, durumlar senin hayat hikayene zorla sokulmuş gibi. Bu da sanki hayatımın kontrolü bende değil hissi yaratabilir.
Mesajınızda bahsettiğiniz, sevmediğiniz, stres yaptığınız çoğu şey sanki, yanlış anlamadıysam, kontrol kaybı hissinden doğuyor.
Şimdiki zamana kadar kendiniz ana karakterde değildiniz belki de. Hep başkalarının hikayesinde yan karakter oldunuz.
Fakat şu noktadan sonra ipleri elinize alabilirsiniz. Kendi kaleminizi alıp kendi hikayenizi yazmaya başlayabilirsiniz.
Şu an karanlık bulutlar hikayenizde ağırlıklı yer kaplıyor olabilir. Ama bulutlar dağılabilen, akıp kayabilen, yok olabilen şeylerdir. Katı, kalıcı şeyler değildir.
Yalnız o bulutları dağıtacak kişi sizsiniz. Kendi kaleminizi alıp kendinizi ana karakter olarak yazdığınız hikayeyi yaratabilirsiniz, buna muktedirsiniz.
Mesajınızda yaşanmış bir geçmiş üzerinden yaşanmamış bir geleceği kurguluyorsunuz. Ama kurgular gerçek, yaşanmış şeyler değildir. Duygularınızın geçerli bir kaynağı var tabii ki, ama daha olmamış, gelinmemiş bir gelecek için de negatif duygular yaşamak pek yararlı değil.
Kendinize alanlar açmayı deneyebilirsiniz. Küçük küçük, minik minik adımlar da iyidir. Kontrolü elinize aldığınız, "Bu hayatın kontrolü bende" hissi verebilecek küçük küçük şeyler yapabilirsiniz. Yatak toplamak, odayı havalandırmak için pencereyi açmak, odanızı süpürmek, market alışverişine gidilecekse sizin gitmeniz... Bunlar minik şeyler, basit şeyler... Ama beyne "kontrol bende" mesajı gönderen şeyler aynı zamanda. Ve bu şeyler günlük hayatın parçası, ve günlük hayatın parçası olan şeyleri yapmak, sizi günlük hayata, hayata, topluma katacak yolda değerli adımlardır.
Ders konusunda ise... Başlayın. Sadece başlayın. Günde 15 dk 30 dk 1 saat 2 saat ne yapabiliyorsanız. Başlangıçta böyle olabilir, geçerlidir. Sonra artırır ve bir rutine bindirebilirsiniz. Ders çalışmak da kontrol hissi, akışta olma hissi, kimlik edinimini yaşatır.
Kendinize hobiler edinin. İlla pahalı hobiler olacak şeyler değiller. Elde ne varsa... O hobileri paylaşın. Burada, sosyal medyada falan paylaşın. Misal ben öykü, şiir yazıp paylaşıyorum. Kendinize tanıklık alanları açın. Birilerinin sizi, sizi tanımasalar bile, görmesini sağlayın.
Ki bu konuyu açmanız da bu tanıklık bağlamındadır.
Şimdiye kadar olanlar sizin elinizde değildi, sizin hikayenize zorla yazılmıştı. Ama... Bu noktadan sonra neyin sizin hikayenizde kalacağı, neyin kalmayacağı sizin elinizde.