Bilmiyorum, fakat ben başarılı olmak istediğim için ve başka biri olduğu için böyleyimdir.
Dünya üzerinde tek başarılı olmak isteyen sen değilsin, o şu bu da başarılı olmak istiyor. O bahsettiğin 11 yaşındaki çocuk kimse ondan başka birisin evet, sen sensin. Kendi değerin kendin olmaktan geçiyor.
 
Yaşadığın duygular ve düşüncelerin gayet normal ama doğru yönlendirilmesi gerek. Aslında kıskançlık, çekememezlik veya imrenme hissetmiyorsun. Bütün bunları hissetmendeki temel sebep kendini o çocukla kıyaslamandan kaynaklı. Kıyasın sonucunda da karmaşık başka düşünceler oluşuyor. Bu noktada kıyas tamamen saçmalık. Yani sorduğun soruların birer cevapları yok, daha doğrusu direkt olarak cevapları hayır.

Herkes kendi macerasının ana karakteri ve hiçkimse eşit şartlarda değil ki olsa bile insan faktöründen dolayı herkesin kendi seçimleri olurdu. Sonsuz seçimlerden bahsediyoruz bu noktada. Demem şu ki, bu kıyas meselesini bir kenara bırakalım ve daha rasyonel bakalım. Bunu şöyle yapabiliriz:

Hiçbir şeye geç kalmış ve hiçbir şeyi başaramamış, becerememiş değilsin. Sadece şu anda kendine odaklanmadığın için elindeki imkanların farkında değilsin. Gerçekten kendinde bir şeyleri değiştirmek istiyorsan önce kendine odaklanmalısın. Bunu birkaç farklı parça halinde düşünebilirsin. Yeteneklerim ne? İlgi alanlarım ne? vs. Bu ve buna benzer soruları kağıda döküp kendin cevaplamalısın. Bütün bu soruları sanki kendi mükemmel dünyanda yaşıyormuşsun da istediğin an bir şeyler yapabilecekmişsin kadar dürüst cevaplamalısın. Bütün bunlarla uğraşırken kafanda sürekli absürt sorular ve cevaplar çıkacak ama emin olabilirsin, daha gerçekçi olanları kağıda dökeceksin. Sadece bu noktada kendine dürüst olup bu şekilde soruları yanıtlamalısın.

Sonrasında "İmkanlarım neler?, Nelere erişebilirim?" gibi daha da gerçekçi sorular sormalısın ve cevaplar vermelisin. Bu noktada, işte kendini kıyas yaptığın o çocukla aranda çok ciddi farkların olduğunu ve bazı şeylerden vazgeçtiğini hissedeceksin ama bu sadece bir histen ibaret olacak. Sadece devam etmelisin.

Şimdi elinde güzel bir liste oldu. Bu listeye göre, "benim en iyi halim günü şöyle yaşardı" diyerek bir gününü buna uygun bitirmelisin. Gerekirse kendini zorlamalısın (mesela belirli bir saatte uyumak gibi) ama o kafandaki en iyi haline uygun şekilde bir günü tamamlamalısın. Tamamen saçmalık geliyor çünkü beynin bunun gerçekliğini reddedip kolayına kaçmayı tercih ediyor. Hiç problem değil. Bunlar gayet doğal şeyler. Sadece bunların birer düşünceden ibaret olduğunu fark edip devam etmelisin.

Buraya kadar kafanı biraz karıştırdığımı ve canını sıktığımı görüyorum ama emin olabilirsin, ben de zamanında senin gibi kıyasa çok fazla kafa yormuştum. Gerçekten birileri o zamanlarda bana bunu izah etseydi şu an çok daha rahat bir yaşamım olabilirdi ama hiç problem değil. Bunları sonradan keşfetmeseydim de şimdiki halim olamayacaktım.

Yani demek istediğim şu ki sen kendi maceranı yaşıyorsun. Başkalarının maceralarının sana gözüken ufak bir kısmına kafanı takıp hayatını yaşayamazsın. Önemli olan odağını kendinde tutabilmen.
 
Bu yaştan böyle kompleks geliştirmeye başlarsan ileride duygularının dış etkenler tarafından yönlendirilmesi kolay olur. Özdeğerini şimdiden kendinden almaya başla ve merkezini asla dışa bağlı değerlendirme ki gelecekte ikili ilişkilerde insanlar bu zaafını kullanıp onaylanmaya muhtaçlığa itmesin seni.
 
Yaşadığın duygular ve düşüncelerin gayet normal ama doğru yönlendirilmesi gerek. Aslında kıskançlık, çekememezlik veya imrenme hissetmiyorsun. Bütün bunları hissetmendeki temel sebep kendini o çocukla kıyaslamandan kaynaklı. Kıyasın sonucunda da karmaşık başka düşünceler oluşuyor. Bu noktada kıyas tamamen saçmalık. Yani sorduğun soruların birer cevapları yok, daha doğrusu direkt olarak cevapları hayır.

Herkes kendi macerasının ana karakteri ve hiçkimse eşit şartlarda değil ki olsa bile insan faktöründen dolayı herkesin kendi seçimleri olurdu. Sonsuz seçimlerden bahsediyoruz bu noktada. Demem şu ki, bu kıyas meselesini bir kenara bırakalım ve daha rasyonel bakalım. Bunu şöyle yapabiliriz:

Hiçbir şeye geç kalmış ve hiçbir şeyi başaramamış, becerememiş değilsin. Sadece şu anda kendine odaklanmadığın için elindeki imkanların farkında değilsin. Gerçekten kendinde bir şeyleri değiştirmek istiyorsan önce kendine odaklanmalısın. Bunu birkaç farklı parça halinde düşünebilirsin. Yeteneklerim ne? İlgi alanlarım ne? vs. Bu ve buna benzer soruları kağıda döküp kendin cevaplamalısın. Bütün bu soruları sanki kendi mükemmel dünyanda yaşıyormuşsun da istediğin an bir şeyler yapabilecekmişsin kadar dürüst cevaplamalısın. Bütün bunlarla uğraşırken kafanda sürekli absürt sorular ve cevaplar çıkacak ama emin olabilirsin, daha gerçekçi olanları kağıda dökeceksin. Sadece bu noktada kendine dürüst olup bu şekilde soruları yanıtlamalısın.

Sonrasında "İmkanlarım neler?, Nelere erişebilirim?" gibi daha da gerçekçi sorular sormalısın ve cevaplar vermelisin. Bu noktada, işte kendini kıyas yaptığın o çocukla aranda çok ciddi farkların olduğunu ve bazı şeylerden vazgeçtiğini hissedeceksin ama bu sadece bir histen ibaret olacak. Sadece devam etmelisin.

Şimdi elinde güzel bir liste oldu. Bu listeye göre, "benim en iyi halim günü şöyle yaşardı" diyerek bir gününü buna uygun bitirmelisin. Gerekirse kendini zorlamalısın (mesela belirli bir saatte uyumak gibi) ama o kafandaki en iyi haline uygun şekilde bir günü tamamlamalısın. Tamamen saçmalık geliyor çünkü beynin bunun gerçekliğini reddedip kolayına kaçmayı tercih ediyor. Hiç problem değil. Bunlar gayet doğal şeyler. Sadece bunların birer düşünceden ibaret olduğunu fark edip devam etmelisin.

Buraya kadar kafanı biraz karıştırdığımı ve canını sıktığımı görüyorum ama emin olabilirsin, ben de zamanında senin gibi kıyasa çok fazla kafa yormuştum. Gerçekten birileri o zamanlarda bana bunu izah etseydi şu an çok daha rahat bir yaşamım olabilirdi ama hiç problem değil. Bunları sonradan keşfetmeseydim de şimdiki halim olamayacaktım.

Yani demek istediğim şu ki sen kendi maceranı yaşıyorsun. Başkalarının maceralarının sana gözüken ufak bir kısmına kafanı takıp hayatını yaşayamazsın. Önemli olan odağını kendinde tutabilmen.
Önerdiğiniz çoğu şeyi yaptım ve yeteneklerimi ve ilgi alanlarımı buldum. Başarılı olmak istiyorum fakat o çocuk imkanı var benim yok. Buna stoacılık denir işte.