Mahkemelerin veya idari kurumların dosyayı “nedensiz yere” ertelemesi aslında usulen doğru değil. Usul hukuku gereği her ertelemenin gerekçeli olması gerekir.


  • “Kanıt yetersizliği”, “bilirkişi raporu beklentisi”, “tanık dinlenmesi”, “eksik evrak” gibi gerekçeler kabul edilebilir.
  • Ama gerekçesiz erteleme (tutanağa açık bir neden yazmadan sırf dosya yükü ya da keyfî sebeplerle bekletme) hem Anayasa’daki “makul sürede yargılanma hakkı”na hem de AİHM içtihadına aykırıdır.

Kısacası: Nedeni belli, usule dayalı erteleme → kabul edilebilir.
Nedensiz, keyfi erteleme → hukuka aykırı, ihlal doğurabilir.

ChatGPT bizle aynı düşünüyor. Aklın yolu bir... :)
 
Merhaba,

Duruşmalar çeşitli sebeplerle ertelenir, bunlar dosyadan dosyaya değişiklik gösterir. Genelde delil toplama sebebiyle ertelenir, mesela tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporlarının beklenmesi, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların kabulü sebebi yeniden bilirkişi raporu aldırılması, çeşitli müzekkerelerin yazılması, çeşitli müzekkerelere cevabın henüz gelmemesi vs. gibi. Bu saydıklarım delil toplamadır ve mahkemeler bunları yapmalıdır ki herhangi bir taraf hak kaybına uğramasın.

Bunların dışında bazı usulü sebepler olabilir, örneğin yapılması gereken tebligat henüz yapılamamıştır veya söz konusu tebligat iade olmuştur ve yeniden tebligat yapılması gerekiyordur. Ayrıca yine herhangi bir tarafın kanunlara uygun bir şekilde gerçekleştirmek isteyeceği birtakım usulü işlemlere yönelik talepleri vardır, hakimler de böyle durumlarda o tarafın bu işlemi gerçekleştirmesi için süre verir ve duruşmayı erteler.

Duruşma zabıtlarında bir duruşmanın neden ertelendiği mutlaka yazar zaten. Hakim ara karar verir ve ne gibi gerekçelerle duruşmanın ertelendiğini mutlaka zabıta yazar.

Delil yetersizliği bir duruşma erteleme gerekçesi değildir zaten. Yargılama sonunda ulaşılan bir sonuçtur.