Guilty Conscience
Üstün
Baştan söyleyeyim elinizde kanun maddesiyle gelip "halkı askerlikten soğutuyorsun" edebiyatı yapmayın, yemezler. Ben "kaçın" demiyorum, "ordu profesyonel olsun, vatan savunması amatörlere kalmasın" diyorum. Daha güçlü ve nitelikli bir ordu istemeyi suç sanan arkadaşlar duyar kasmasın.
Kimse kusura bakmasın ama şu an içinde bulunduğumuz çağda, elimizdeki teknolojinin ve dünyanın geldiği noktanın tam ortasında durup zorunlu askerlik kavramını savunmak, akıl tutulmasından başka hiçbir şey değil çünkü olaya neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Sabahın köründe kalkıp mıntıka temizliği adı altında izmarit toplamanın, ağaç diplerini kireçlemenin veya patates soymanın vatan savunmasıyla uzaktan yakından alakası olduğunu iddia etmek için ya matematiği hiç bilmemek ya da modern dünyadan bihaber olmak gerekiyor. Bugün bir yazılımcıyı, bir mühendisi, bir doktoru ya da eli iş tutan herhangi bir profesyoneli alıp altı ay boyunca, hatta bir gün bile olsa dünyadan izole edip eline süpürge tutturmak, o ülkenin kendisine yapabileceği en büyük ekonomik sabotajdır çünkü sen o adamı vergi ödeyeceği, katma değer üreteceği, ihracat yapacağı masadan kaldırıp devletin kasasına sadece yük olan bir kamuflajlı amele pozisyonuna indirgiyorsun. Yıl olmuş 2026, savaşlar artık kas gücüyle, "Allah Allah" nidalarıyla ya da süngü hücumlarıyla kazanılmıyor karşınızda yapay zeka destekli otonom dronlar, termal kameralı insansız araçlar ve siber saldırı timleri varken sizin üç hafta atış eğitimi almış, g-3'ün ağırlığından beli ağrıyan, aklı evdeki borçlarında ya da sevgilisinde olan zorunlu eriniz sahada sadece hedef tahtası olur.
Modern savaş doktrininde kalabalık olan değil, akıllı olan, teknolojik olan ve hızlı olan kazanır ama biz inatla 20 yaşındaki seni beni bizleri kışlalara yığıp onlara "sağa dön, sola dön" komutlarıyla disiplin aşıladığımızı sanıyoruz oysa orada öğretilen şey disiplin falan değil, sadece mantıksızlığa ve saçmalığa tahammül etme sanatıdır. Bir insanın yatağını jilet gibi yapması onu daha vatansever yapmaz, sadece bürokrasiye boyun eğmeyi öğretir ki bu da sivil hayatta hiçbir işimize yaramadığı gibi bizi sorgulamayan, üretmeyen, sadece "emredersiniz" diyen robotlara dönüştürür. İşin en komik tarafı da şu "askerlik yapmayan adam olmaz" geyiğidir ki bu tamamen koca bir yalandan ibaret çünkü adam olmak, sabah içtimasında tekmil vermekle değil, ürettiğin değerle, karakterinle ve topluma katkınla ölçülür. Bir insanı en verimli çağında, kariyerinin zirvesine tırmanacağı dönemde alıp "hayatın bekleme odasına" kapatmak, döndüğünde onu adapte olmaya çalışan, körelmiş ve hayattan bezmiş birine dönüştürmekten başka bir işe yaramaz. Vatan savunması dediğimiz şey amatörlere, zorla getirilmişlere bırakılamayacak kadar ciddi, teknik ve profesyonel bir iştir ve bunu ancak hayatını buna adamış, maaşını alan, eğitimini en üst düzeyde gören profesyonel ordu mensupları yapabilir. Geri kalan herkesin yapması gereken en büyük vatan görevi, kendi işini en iyi şekilde yapıp vergisini ödemek ve bu sistemin çarklarının dönmesini sağlamaktır, gerisi sadece nostaljik bir tiyatro ve devasa bir zaman israfıdır.
Gerçek bir seferberlik anında mesela bu ülkenin ihtiyacı olan şey herkesin ramboçuluk oynaması değil, sistemin çarklarının dönmeye devam etmesidir; tır şoförünün lojistiği sırtlaması, doktorun hastaneyi ayakta tutması, mühendisin savunma sanayi bantlarını hızlandırması ve yazılımcının siber altyapıyı koruması, elinde tüfekle hendekte beklemelerinden bin kat daha değerlidir. Eğer bir gün o düdük çalarsa, benim gibi teknik adamları eline g-3 verip cepheye sürmezsiniz, bizi masanın başına oturtup o cephedeki profesyonelin İHA'sını, iletişimini, istihbaratını koordine ettirirsiniz çünkü akılcı olan budur. Kimse kendini kandırmasın, modern çağda vatan, "ölmeye giden" kalabalıklarla değil, "öldürmeyi ve yaşatmayı" bilen profesyonel sistemlerle ve o sistemi ayakta tutan geri plandaki nitelikli iş gücüyle savunulur, gerisi hamasetten ibarettir.
Son olarak zorunlu askerlik olan ülkeleri ve olmayan ülkeleri yazıyorum (yanlışım varsa düzeltin efendim)
Zorunlu askerliğin olmadığı ülkeler.
ABD (dünyanın en büyük askeri gücü, tamamen profesyonel)
birleşik krallık (yüzyıllardır profesyonel)
Almanya (zorunlu askerliği askıya aldı, profesyonel ordu)
Fransa (zorunlu askerliği kaldırdı)
İtalya (tamamen profesyonel)
İspanya (tamamen profesyonel)
Kanada (tamamen profesyonel)
Avustralya (tamamen profesyonel)
Japonya (öz savunma kuvvetleri tamamen profesyonel)
Hollanda (zorunluluk askıda)
Belçika (tamamen profesyonel)
Zorunlu askerliğin olduğu ülkeler.
Türkiye
Rusya (aktif savaş halinde)
Ukrayna (aktif savaş halinde)
İsrail (kurulduğundan beri fiili savaş durumunda)
Güney Kore (Kuzey Kore tehdidi altında)
Yunanistan (Türkiye ile rekabet ve nüfus azlığı nedeniyle)
İran
mısır
Kuzey Kore (10 yıla varan sürelerle dünya rekoru)
İsviçre &
Finlandiya (not: Bunlar istisnadır milis rezerv mantığıyla çalışır, bizdeki gibi 6 ay patates soyma sistemi değil, periyodik eğitim sistemidir.)
Kimse kusura bakmasın ama şu an içinde bulunduğumuz çağda, elimizdeki teknolojinin ve dünyanın geldiği noktanın tam ortasında durup zorunlu askerlik kavramını savunmak, akıl tutulmasından başka hiçbir şey değil çünkü olaya neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Sabahın köründe kalkıp mıntıka temizliği adı altında izmarit toplamanın, ağaç diplerini kireçlemenin veya patates soymanın vatan savunmasıyla uzaktan yakından alakası olduğunu iddia etmek için ya matematiği hiç bilmemek ya da modern dünyadan bihaber olmak gerekiyor. Bugün bir yazılımcıyı, bir mühendisi, bir doktoru ya da eli iş tutan herhangi bir profesyoneli alıp altı ay boyunca, hatta bir gün bile olsa dünyadan izole edip eline süpürge tutturmak, o ülkenin kendisine yapabileceği en büyük ekonomik sabotajdır çünkü sen o adamı vergi ödeyeceği, katma değer üreteceği, ihracat yapacağı masadan kaldırıp devletin kasasına sadece yük olan bir kamuflajlı amele pozisyonuna indirgiyorsun. Yıl olmuş 2026, savaşlar artık kas gücüyle, "Allah Allah" nidalarıyla ya da süngü hücumlarıyla kazanılmıyor karşınızda yapay zeka destekli otonom dronlar, termal kameralı insansız araçlar ve siber saldırı timleri varken sizin üç hafta atış eğitimi almış, g-3'ün ağırlığından beli ağrıyan, aklı evdeki borçlarında ya da sevgilisinde olan zorunlu eriniz sahada sadece hedef tahtası olur.
Modern savaş doktrininde kalabalık olan değil, akıllı olan, teknolojik olan ve hızlı olan kazanır ama biz inatla 20 yaşındaki seni beni bizleri kışlalara yığıp onlara "sağa dön, sola dön" komutlarıyla disiplin aşıladığımızı sanıyoruz oysa orada öğretilen şey disiplin falan değil, sadece mantıksızlığa ve saçmalığa tahammül etme sanatıdır. Bir insanın yatağını jilet gibi yapması onu daha vatansever yapmaz, sadece bürokrasiye boyun eğmeyi öğretir ki bu da sivil hayatta hiçbir işimize yaramadığı gibi bizi sorgulamayan, üretmeyen, sadece "emredersiniz" diyen robotlara dönüştürür. İşin en komik tarafı da şu "askerlik yapmayan adam olmaz" geyiğidir ki bu tamamen koca bir yalandan ibaret çünkü adam olmak, sabah içtimasında tekmil vermekle değil, ürettiğin değerle, karakterinle ve topluma katkınla ölçülür. Bir insanı en verimli çağında, kariyerinin zirvesine tırmanacağı dönemde alıp "hayatın bekleme odasına" kapatmak, döndüğünde onu adapte olmaya çalışan, körelmiş ve hayattan bezmiş birine dönüştürmekten başka bir işe yaramaz. Vatan savunması dediğimiz şey amatörlere, zorla getirilmişlere bırakılamayacak kadar ciddi, teknik ve profesyonel bir iştir ve bunu ancak hayatını buna adamış, maaşını alan, eğitimini en üst düzeyde gören profesyonel ordu mensupları yapabilir. Geri kalan herkesin yapması gereken en büyük vatan görevi, kendi işini en iyi şekilde yapıp vergisini ödemek ve bu sistemin çarklarının dönmesini sağlamaktır, gerisi sadece nostaljik bir tiyatro ve devasa bir zaman israfıdır.
Gerçek bir seferberlik anında mesela bu ülkenin ihtiyacı olan şey herkesin ramboçuluk oynaması değil, sistemin çarklarının dönmeye devam etmesidir; tır şoförünün lojistiği sırtlaması, doktorun hastaneyi ayakta tutması, mühendisin savunma sanayi bantlarını hızlandırması ve yazılımcının siber altyapıyı koruması, elinde tüfekle hendekte beklemelerinden bin kat daha değerlidir. Eğer bir gün o düdük çalarsa, benim gibi teknik adamları eline g-3 verip cepheye sürmezsiniz, bizi masanın başına oturtup o cephedeki profesyonelin İHA'sını, iletişimini, istihbaratını koordine ettirirsiniz çünkü akılcı olan budur. Kimse kendini kandırmasın, modern çağda vatan, "ölmeye giden" kalabalıklarla değil, "öldürmeyi ve yaşatmayı" bilen profesyonel sistemlerle ve o sistemi ayakta tutan geri plandaki nitelikli iş gücüyle savunulur, gerisi hamasetten ibarettir.
Son olarak zorunlu askerlik olan ülkeleri ve olmayan ülkeleri yazıyorum (yanlışım varsa düzeltin efendim)
Zorunlu askerliğin olmadığı ülkeler.
Zorunlu askerliğin olduğu ülkeler.