Konu Başlıkları Gizle
Türkiye'deki kutuplaşmanın bu kadar arttığı bir dönemde 47 yıl önce yaşanan Maraş Katliamına yeniden bir bakalım.
Siyasi nedenlerden hortlayan alevi-sünni ayrılığının Maraş'ta gerginliği tırmandırdığı bir dönemde, 19 Aralıkta kentteki çiçek sinemasına, o dönemdeki nadir milliyetçi filmlerden olan, Cüneyt Arkın'ın başrol oynadığı Güneş Ne Zaman Doğacak filminin gösterimi sırasında saat 21:00'da patlayıcı madde atılması olayların başlangıcı oldu. İddianameye göre tahrip gücü az olan patlayıcıları Ülkücü Gençlik Kahramanmaraş şube başkanı Mehmet Leblebici Mustafa Kanlıdere'nin talimatları ile ülkücü militanlar Ökkeş Kenger ve Yunus İlhan tarafından atıldı. Gaziantep Eğitim Enstitüsü öğrencisi Ökkeş Kenger polise verdiği ilk ifadesinde "Çiçek Sinemasını kendisinin arkadaşlarıyla birlikte bombaladığını" itiraf etti. Yusuf İlhan ise yazılı ifadesine Ökkeş Kenger tarafından zorlandığını söyledi.
EGM raporlarında da Ökkeş Kenger'in teşkilata patlayıcı madde temin eden kişi olarak nitelendirildiği belirtilerek şöyle denildi:
Aynı gece Sünni mahallelerde "ertesi gün solcu Aleviler'in silahlı saldırı yapacakları" anlatılarak toplu silahlanma sağlandı.
Sabah erken saatlerden itibaren belediye hoparlöründen, "Kızıllar üç kardeşimizi şehit etti. Cenazeleri almak için hastane önünde buluşalım.", "Kızıllar kentimizi bastı." türünden tahrik edici anonslar yapıldı. Böylece kalabalık bir kitlenin, Alevi mahallelerinin hemen bitişiğindeki devlet hastanesinin önünde toplanması sağlandı. Hastane önünde toplanan kalabalık, "Aleviler suya zehir kattı.", "Alevi mahallelerinde camiler yakılıyor." türünden asılsız söylemlerle kışkırtıldı ve aynı saatlerde Alevi mahallerine yönelik saldırılar başladı. Saldırılar sırasında Yürükselim Mahallesi dirense de başarılı olamadı.
Adıyaman ve Kayseri'den askeri birlikler getirildi ve jetlerle alçak uçuş yapıldı.
CHP Kahramanmaraş il başkanı Mehmet Parlakyiğit, 25 Aralıktaki gazete açıklamasında katliama dair şunları söyledi:
Katliam sırasında, sivillere yönelik yağma ve sistematik işkence olayları yaşandığı da görgü tanıklarının ifadelerinde yer almaktadır:
O dönemde CHP iktidar, Ecevit ise başbakandı. Olay sonrası CHP'li içişleri bakanı İrfan Özaydınlı yaptığı açıklamada olayın suçlusunun "sol örgütler" olduğunu söyleyerek partisinden büyük tepki çekti. Sonrasında İçişleri Bakanlığı'ndan istifa ettirilmek zorunda bırakıldı. Ecevit, sıkıyönetim talebini zorlamak için kontrgerilla tarafından yapıldığını iddia etti. Süleyman Demirel ise "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" şeklinde açıklama yaptı.
Katliamdan 1 ay sonra MİT olaylarda ülkücülerden bahsetti:
Dönemin genelkurmay başkanı Kenan Evren, 1990 yılında yayımladığı Kenan Evren'in Anıları'nın ilk cildinde bu katliamdan şöyle bahsetti:
Olaylar nedeniyle Diyarbakır, İzmir, Suriye-Irak-İran gibi sınır boylarını çevreleyen iller de dahil olmak üzere birçok ilde sıkıyönetim ilanı gündeme gelmiş ve 26 Aralık 1978 saat 07:00'dan itibaren İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa dahil olmak üzere 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir ve ileri tarihlerde de bu illerin sayısı artmıştır.
Saldırılar sonucu resmi verilere göre 120 kişi ölmüş, 1000'den fazla kişi yaralanmış ve Alevilere ait 559 ev yakılmıştır. Resmi olmayan verilere göre ise ölü sayısı 500'e yakındır.
Kaynaklar:
www.politikyol.com
egazete.cumhuriyet.com.tr
egazete.cumhuriyet.com.tr
egazete.cumhuriyet.com.tr
egazete.cumhuriyet.com.tr
www.neoldu.com
www.ntv.com.tr
Siyasi nedenlerden hortlayan alevi-sünni ayrılığının Maraş'ta gerginliği tırmandırdığı bir dönemde, 19 Aralıkta kentteki çiçek sinemasına, o dönemdeki nadir milliyetçi filmlerden olan, Cüneyt Arkın'ın başrol oynadığı Güneş Ne Zaman Doğacak filminin gösterimi sırasında saat 21:00'da patlayıcı madde atılması olayların başlangıcı oldu. İddianameye göre tahrip gücü az olan patlayıcıları Ülkücü Gençlik Kahramanmaraş şube başkanı Mehmet Leblebici Mustafa Kanlıdere'nin talimatları ile ülkücü militanlar Ökkeş Kenger ve Yunus İlhan tarafından atıldı. Gaziantep Eğitim Enstitüsü öğrencisi Ökkeş Kenger polise verdiği ilk ifadesinde "Çiçek Sinemasını kendisinin arkadaşlarıyla birlikte bombaladığını" itiraf etti. Yusuf İlhan ise yazılı ifadesine Ökkeş Kenger tarafından zorlandığını söyledi.
EGM raporlarında da Ökkeş Kenger'in teşkilata patlayıcı madde temin eden kişi olarak nitelendirildiği belirtilerek şöyle denildi:
"Kenger, 19 Aralık 1978'de Çiçek Sineması'ndaki patlamadan önce ve sonra Ankara ÜGD'ye (Ülkücü Gençlik Derneğine) ait 29 43 51 numaralı telefonla konuştu. Kenger, patlamadan hemen sonra sanki bu patlamayı bekliyormuş gibi salondaki şahısları toplayarak onlara öncülük etmiş, emirler vererek sloganlar attırmıştır."
20 Aralık
Alevilerin çoğunlukta olduğu Yürükselim mahallesinde bir kıraathaneye el fenerinden yapılma bomba atıldı. Bomba, şans eseri kahvehane penceresinin altındaki betona isabet ederek kahvehaneye girmedi. Bomba sonucu kimse ölmezken daha sonra silahla ateş açılması sonucu ayağa kalkan Sabri Özkan öldü.21 Aralık
Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu isimli iki sol görüşlü öğretmen, fraksiyon ayrılığı yüzünden öldürüldü. Adana 1 No'lu askeri mahkemesinin kararına göre failler idam cezası aldı. 1991 yılında çıkarılan infaz yasası yüzünden tahliye edildiler.22 Aralık
Öldürülen öğretmenlerin camiye götürülen cenazelerine "Komünistlerin ve Alevilerin cenazesi kılınmaz" diyerek çoğunluğu MHP'li ve ülkücülerin oluşturduğu sağ gruplar tarafından saldırı gerçekleştirildi. 300'e yakın iş yeri tahrip edildi, 39 kişi yaralandı ve 2 kişi öldü. Bağlarbaşı camisi imamı Mustafa Yıldız vaazında şu konuşmayı yaptı:"Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz. Bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz; hükûmete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır! Çevremizde bulunan Alevileri ve CHP'li Sünni imansızları temizleyeceğiz!"
Aynı gece Sünni mahallelerde "ertesi gün solcu Aleviler'in silahlı saldırı yapacakları" anlatılarak toplu silahlanma sağlandı.
23 Aralık
Çevre illerden de gelen sağcı gruplar CHP, TİP, TÖB-DER, TİKP, ve POL-DER gibi sol görüşlü oldukları bilinen kurumların binaları ateşe verildi. Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup ülkücü, "Kanımız aksa da zafer İslam'ın!" ve "Müslüman Türkiye!" sloganları atarak CHP il merkezi, PTT ve binalara saldırdı. Ulu Cami'den "Öldürün, öldürün, bunların katli vaciptir!" şeklinde anonslar yapıldı.Sabah erken saatlerden itibaren belediye hoparlöründen, "Kızıllar üç kardeşimizi şehit etti. Cenazeleri almak için hastane önünde buluşalım.", "Kızıllar kentimizi bastı." türünden tahrik edici anonslar yapıldı. Böylece kalabalık bir kitlenin, Alevi mahallelerinin hemen bitişiğindeki devlet hastanesinin önünde toplanması sağlandı. Hastane önünde toplanan kalabalık, "Aleviler suya zehir kattı.", "Alevi mahallelerinde camiler yakılıyor." türünden asılsız söylemlerle kışkırtıldı ve aynı saatlerde Alevi mahallerine yönelik saldırılar başladı. Saldırılar sırasında Yürükselim Mahallesi dirense de başarılı olamadı.
Adıyaman ve Kayseri'den askeri birlikler getirildi ve jetlerle alçak uçuş yapıldı.
24 Aralık
Saldırıların polis kuvvetlerine yönelmesi üzerine polis ile halk arasında çatışmayı önlemek için kentteki bütün polisler görev dışı bırakıldı. Sünni kesim fırsattan istifade ederek Aleviler üzerindeki baskısını arttırdı. İnsanlar galeyana geldi, durum kontrolden çıktı ve il genelinde kaos ortamı yaşandı. Aynı gün olay büyük bir katliama döndü.CHP Kahramanmaraş il başkanı Mehmet Parlakyiğit, 25 Aralıktaki gazete açıklamasında katliama dair şunları söyledi:
"Kahramanmaraş'taki katliamı tarif etmek için kelime bulamıyorum. Buna vahşet demek hafif olur. Sokaklardan evlerden 3 yaşındaki çocukların, 60 yaşındaki ihtiyarların parçalanmış cesetleri taşınıyor. İki gün süren saldırılarda ölenlerin 150 civarında olduğunu tahmin ediyorum. Olaylar, saldırılar, cinayetler vatandaşların kalbinde derin yaralar açmıştır. Unutmak istesek dahi bu olayların, bu vahşetin, unutulabileceğini söylemek mümkün değil. (...) Olayların başlangıcında konulan sokağa çıkma yasağına yalnız ve yalnız mağdur vatandaşlar uymuş ve hala uymaktadır. Ne var ki, mağdur yurttaşların evlerinde mahsur kalmaları ve saldırıya hedef olmaları biçimine dönüşmüştür bu yasak."
Katliam sırasında, sivillere yönelik yağma ve sistematik işkence olayları yaşandığı da görgü tanıklarının ifadelerinde yer almaktadır:
"Maraş doğum hastanesi var oraya da gittim. Bir kadını öldürmüşler tel ile direğe bağlamışlar ve bebeğini karnından çıkartıp göğsüne çivilemişlerdi. Kadının her yeri kanlar içerisindeydi.
Bir kadının göğsünü kesmişler, kestikleri göğsünü de çocuğunun ağzına koymuşlardı. Orada Cennet Şimal'ı da gördüm. Cennet Şimal Elif Ana'nın ablasıdır. O dönem bizim yaptığımız evin inşaatına kum getiren demirci Cuma, Cennet Şimal'ın sağ gözünü tornavida ile çıkarttı. "90 yaşındaki kadının gözünü niye çıkartıyorsunuz Allah'tan korkmuyor musunuz?" diye sordum. "Bir Alevi öldürürsek biz cennetlik oluruz, kitabımızda yazıyor" dedi.
Bir kazana koydular. Değnek sapladılar. Bir evin bodrumuna indirdiler. Annesi geldi, kol kemiği düşmüştü. Kocası görmesin diye bir beze bağladı arsasına gömdü. Kazanın içinde kaynamış etleri topladı bezlere sardı. Herkesin mezarı birdi, Ali tıraş'ın 3 mezarı vardı. Ama kardeşleri görmedi. Ben gördüm."
Olay Sonrası Yapılan Açıklamalar
O dönemde CHP iktidar, Ecevit ise başbakandı. Olay sonrası CHP'li içişleri bakanı İrfan Özaydınlı yaptığı açıklamada olayın suçlusunun "sol örgütler" olduğunu söyleyerek partisinden büyük tepki çekti. Sonrasında İçişleri Bakanlığı'ndan istifa ettirilmek zorunda bırakıldı. Ecevit, sıkıyönetim talebini zorlamak için kontrgerilla tarafından yapıldığını iddia etti. Süleyman Demirel ise "Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" şeklinde açıklama yaptı.Katliamdan 1 ay sonra MİT olaylarda ülkücülerden bahsetti:
"Olaylar, ülkücülerin olaylardan 2-3 hafta önce MHP Kahramanmaraş il örgütünde MHP K. Maraş yöneticileri ile Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) mensuplarının katılması ile yapılan bir toplantıda planlanmıştır. Toplantıya ÜGD Genel Merkezi'nden bir yetkili de katılmıştır. (Büyük ihtimalle Sefa şefkat Çetin) Toplantıda K. Maraş'taki Aleviler'in ve bunları destekleyen sol grubun son zamanlarda ülkücü ve Sünniler üzerindeki baskılarını arttırdıkları gerekçesiyle, bunlara bir ders vermenin zamanı geldiği belirtilerek, ilk önce sol gruba mensup Alevilerin meskûn bulunduğu mahallelerde, ileri gelenlerin adresleri tespit edilmiş daha sonra tespit edilen adreslere eylem yapacak şahıslar belirlenmiştir."
Dönemin genelkurmay başkanı Kenan Evren, 1990 yılında yayımladığı Kenan Evren'in Anıları'nın ilk cildinde bu katliamdan şöyle bahsetti:
"Kahramanmaraş'ta öldürülen iki öğretmenin cenaze töreninde Milliyetçi Hareket Partisi militanları ve dinci yobazlar tarafından başlatılan katliam kısa sürede bütün şehre yayılmış, şehirdeki emniyet kuvvetleri ve askerî birliklerle dahi katliam önlenememiş ve Gaziantep'ten mekanize birliklerin gönderilmesi sonucu ancak 27 Aralık günü durdurulabilmiştir. Olaylar sırasında çoğunlukla Alevi vatandaşların oturdukları evler ve iş yerleri yakılmış yıkılmış ve çocuklarla hamile kadınlar da dâhil olmak üzere hunharca 107 kişi katledilmiştir. Olaylar başlar başlamaz 23 Aralık günü İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı ile Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun Kahramanmaraş'a gitmişler ve olaylara mahallinde müdahale etmişlerse de gözlerini kan bürümüş canilerin şehrin muhtelif yerlerindeki katliamına ve tahribata mâni olamamışlardır. Jandarma Genel Komutanı'nın döndükten sonra bana anlattıklarından benim de tüylerim ürperdi. Beş altı aylık çocuğun bacaklarından tutup ikiye bölünmüş, karnından bıçaklanmış kadın, çocuk, genç, ihtiyar cesetlerini gözleri ile görmüş."
Olaylar nedeniyle Diyarbakır, İzmir, Suriye-Irak-İran gibi sınır boylarını çevreleyen iller de dahil olmak üzere birçok ilde sıkıyönetim ilanı gündeme gelmiş ve 26 Aralık 1978 saat 07:00'dan itibaren İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa dahil olmak üzere 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir ve ileri tarihlerde de bu illerin sayısı artmıştır.
Saldırılar sonucu resmi verilere göre 120 kişi ölmüş, 1000'den fazla kişi yaralanmış ve Alevilere ait 559 ev yakılmıştır. Resmi olmayan verilere göre ise ölü sayısı 500'e yakındır.
Kaynaklar:
Maraş Katliamı: Geçmişle yüzleşme zamanı
www.politikyol.com
Gazete Oku
Gazete Oku
Gazete Oku
Gazete Oku
Maraş Katliamı'nda Neler Yaşandı? Katliamı Kimler Yaptı?
Maraş Katliamı, 12 Eylül darbesi öncesi yaşanılan bir katliamdır. 23 Aralık 1978 tarihinde gerçekleşen bu katliam, kimler tarafından yapılmıştır? Katliam nasıl gerçekleşmiştir detaylarıyla;
Maraş olayları Türk-Kürt çatışmasıymış
MİT’in 1979’da Maraş katliamıyla ilgili raporunda, olayların 'sağcı-solcu veya Alevi-Sünni meselesinden ziyade Türk-Kürt meselesi görünümü verdiği' iddia edildi.
www.ntv.com.tr
Son düzenleme: