Otizm Spektrum Bozuklugu'nun bilinirligi toplumda son yillarda oldukca artti. Fakat hala cok fazla yanlış veya eksik bilgi dolaniyor. Bugun bunu ele alacagiz. Oncelikle en ozet cumle ile: Otizm Spektrum Bozuklugu, beynin gelisimsel olarak farkli calistigi norogelisimsel bir durumdur. Spektrum denmesinin sebebi de her otistik bireyin ayni olmamasidir. Bazi otistik bireyler bagimsiz yasayabilirken, okul okuyabilirken calisip para kazanabilirken; ote yandan bazi otistikler surekli olarak destek ihtiyaci duyabilir, insanlarla konusamayabilir ve hatta gunluk yasam becerilerinde dahi zorlanabilir. Yani otizm tek bir tip degildir. Modern psikiyatride OSB, sosyal iletisim ve sosyal etkilesim alanlarinda farkliliklar ile birlikte tekrarlayici davranislar, yogun ilgi alanlari ve duyusal hassasiyetlerle karakterize edilen norogelisimsel bir durum olarak tanimlanir.
Otizm bilindigi kadariyla sonradan olusan bir sey degildir. Erken gelisim doneminden itibaren baslar. Fakat belirtilerini her zaman erkenden vermez. Ornegin otistik bir birey 13-14 yaslarina kadar cok net belirtiler gostermeyebilir. Kaldi ki yukaridaki paragrafta bahsettigim gibi tek tip olmayan, cok genis bir spektrum oldugu icin; belki sasiracaksiniz ancak, 35-40'li yaslarinda dahi Otizm teshisi konulan bireyler var. Hem de cok fazla yasaniyor bu tarz durumlar. Cunku otizm cidden bazen hayati islevleri tehlikeli derecede bozmayabiliyor. Otizmde su tarz norogelisimsel farkliliklar gorulebilmektedir (dikkat: otistik bir bireyde bu durumlarin hepsi ayni anda olmak zorunda olmamakla birlikte bunlardan bazilari; belirli duzeyde, otistik olmayan bireylerde de gorulebilir);
Peki beyinde ne farkli calisiyor dersek: Otizm cok yuksek ihtimalle tek bir beyin bolgesinden degil, cok sayida agin farkli calismasindan kaynaklaniyor. Özellikle sosyal bilis aglari, duyusal islemleme sistemleri, yurutucu islevler ve beynin baglantisalligi uzerinde duruluyor.
Bazi arastirmalarda otistik bireylerin beyninde bazi baglantilarin asiri guclu, bazilarinin ise daha zayif olabilecegi goruluyor. Özellikle duyusal filtreleme mekanizmalarinin farkli calismasi sik konusulan bir konudur.
Bazi bilim insanlarinin teorisine gore otistik beyin, cevreden gelen bilgileri filtrelemek yerine daha ham ve yogun sekilde isliyor olabilir. Bu durum bazi alanlarda olaganustu detay fark etme becerisi saglayabilirken ayni zamanda asiri yuklenmeye de yol acabiliyor. Ornegin bir odada oturuyorsunuz, odada klima acik. Sizin beyniniz bir yerden sonra o sesi bilincli olarak islemeyi birakir, filtreleme yapar. Fakat otistik bir beyin o sesi surekli olarak islemeye devam edebilir. Bu da zamanla ciddi zihinsel yorgunluk yaratir.
Otizmin belirtileri nelerdir?
Belirtiler kisiden kisiye cok degiskenlik gostermekte, ama bazi yaygin gorulen durumlari siralayabilirim. Sosyal iletisim alaninda:
Neden ortaya cikiyor bu otizm? Neden otistik bireyler var?
Bilimde maalesef bunun oyle kesin "su yuzden" diyebilecegimiz bir sebebi bulunmuyor su anda. Yine de cogu bilim insaninin hemfikir oldugu gorus sudur: Otizm buyuk olcude genetik temelli norogelisimsel bir durumdur.
Yuzlerce farkli genin risk uzerinde etkili olabilecegi dusunuluyor. Tek basina "Otizm geni" diye bir gen yok. Bircok genetik etken ve ergen gelisimsel surec birlikte rol oynuyor. Ayrica gebelikte bazi biyolojik faktorlerin de riskle iliskili olabilecegi dusunuluyor. Mesela; ileri ebeveyn yasi, bazi genetik mutasyonlar, premature dogum, prenatal gelisim farkliliklari.
Ayrica otizm hakkinda zamaninda ortaya atilan bir teori vardi: "Asilar otizme neden olur" diye. Bu iddia sahte verilerle ortaya atilmis, daha sonrasinda bilimsel olarak curutulmus ve makalesi geri cekilmis bir iddiadir. Fakat buna ragmen hala sagda solda ayni teori dolanmaya devam etmistir.
Otizmin tarihi
Otizm kavrami modern tipta ilk kez 1940'li yillarda tanimlanmistir. Leo Kanner ve Hans Asperger gibi isimler sosyal iletisimde farkliliklar gosteren cocuklari incelemeye basladi. Onceden "Asperger sendromu" ayri bir tani olarak kullaniliyordu. Daha sonrasinda DSM-5 siniflandirmasi ile bunlari ayri hastaliklar olarak tanimlamak yerine hepsi "Otizm Spektrum Bozuklugu" catisi altinda toplandi. Cunku belirtilerin birbirinden tamamen ayri olmadigi, bu farkli durumlarin birbirinden net ve keskin bicimde ayristirilamadigi fark edildi ve ayni spektrum icinde olduklarina kanaat getirildi.
Gecmiste otistik bireyler hakkinda bayagi yanlış inanislar vardi. Bir donemde aileler suclandi, buzdolabi anne teorisi veya baska bir adiyla soguk anne teorisi denilen bir teori ortaya atildi. Otizmin nedeninin, annenin soguklugu, ilgisizligi, cocuguna dogru duzgun goz kulak olmamasi olabilecegi ortaya atildi. Fakat gunumuzde bu teorilerin bilimsel bir gecerliligi olmamaktadir. Bilimsel olarak kanitlanmis bir teori degil yani.
Otizm nasil teshis edilir?
Otizm icin belirli bir kan testi, MR goruntusu veya biyolojik test yoktur. Tani; gelisim oykusu, davranis oruntuleri ve klinik degerlendirme ile konur. Tanida psikiyatrist, klinik psikolog, dil ve konusma uzmanlari, gelisim uzmanlari zaman zaman birlikte calisabilir.
DSM-5 kriterlerine gore sosyal iletisim alanindaki farkliliklar ve tekrarlayici/dar davranis oruntuleri degerlendirilir. Tani bazen cocuklukta kolay konurken, buyuk oranda maskelenme yapan bireylerde ergenlik ve hatta yetiskinlige kadar fark edilmeyebilir.
Otizmde maskelenme kavrami oldukca onemlidir. Bu kavramin anlami: Bazi otistik bireyler sosyal kurallari bilincli sekilde ezberleyip taklit ederek norotipik gibi gorunmeye calisabilir. Biliyorsunuz ki insan, sosyal bir varlik. Beyin, "topluma ayak uyduramazsam, hayatta kalamam" psikolojisine girer adeta. Insan beyni sosyal dislanmayi bir tehdit olarak algilar. Ancak bu maskelenme durumu zamanla ciddi zihinsel yorgunluk ve/veya tukenmislik yaratabilir. Daha cok; otizmin yaninda entelektuel yetersizligi (toplumda bu sekilde anilan ama bilimsel olarak gecerli olmayan ismiyle zeka geriligi) olmayan, zeka seviyesi normal ya da normalin uzerinde olan otistiklerde gorulur bu maskelenme durumu.
Ayirici tanilar nelerdir?
Otizm bazi durumlarla karisabilir, veya birlikte gorulebilir:
DEHB ile de ortusebilir. Hatta garip bir sekilde bircok bireyde hem DEHB hem Otizm birlikte bulunabilmektedir. Hatta oyle ki; zamanla internette resmi olmayan "AuDHD" diye bir kavram cikmistir. Bu kavram, ayni zamanda hem Otistik hem de ADHD olan bireyleri tanimlamak icin kullanilmaktadir. Yani bu iki norogelisimsel durumun yaygin bir sekilde birbirleriyle birlikte oldugu buradan da anlasilabilir.
Otizmin tedavisi var midir?
Burada kavramsal bir ayrim yapmaliyiz: Otizm, bir enfeksiyon v.b bir durum gibi "iyilestirilecek hastalik" olarak gorulmez. Daha cok yasam boyu suren norogelisimsel bir farklilik olarak degerlendirilir.
Modern yaklasimda amac, "kisiyi normal biri yapmaya calismak" degil; yasam kalitesini artirmak, islevselligi desteklemek ve zorlayici alanlari yonetmektir. Destek yontemleri arasinda:
Ornegin otizme eslik eden agir anksiyete, depresyon, uyku bozuklugu veya DEHB varsa bunlar ayrica tedavi edilebilmektedir. Ama bugun icin otizmi tamamen ortadan kaldiran bir bilimsel tedavi yoktur. Ayica diger bir onemli noktadan bahsetmek istiyorum;
Otizm, internette ve toplum arasinda iki asiri ucta anlatilabiliyor. Ya tamamen trajedi, ya da tamamen ustun insan evrimi gibi. Gercekte ise durum genellikle bu kadar siyah-beyaz degildir. Otizm bazi bireylerde ciddi islev kaybi yaratabilir. Bazilarinda ise farkli dusunme bicimleri, detaycilik, yogun odaklanma gibi pozitif ozellikleri de olabilir. Fakat bunu romantize etmek de kucumsemek de gercegi yansitmaz.
Bilimsel olarak bakildiginda otizm; beynin sosyal bilgi isleme, duyusal duzenleme ve cevreyle etkilesim bicimindeki gelisimsel farkliliklardan olusan genis bir spektrumdur. Ve her otistik bireyin deneyimi birbirinden son derece farkli olabilir.
Anlatacaklarim bu kadardi. Son olarak bir sey daha soylemek istiyorum;
Lütfen sosyal ortamlarda, "otistik" kelimesini bir hakaret, bir asagilama niyetiyle kullanmamaya ozen gosterelim. Bu tarz sosyal damgalamalar, sakadan ziyade gerçekten otistik bireylerin toplum icinde dislanmasina, utanmasina, kendini gizlemeye calismasina ve psikolojik olarak ciddi sekilde yipranmasina katkida bulunmakta. Özellikle cocukluk ve ergenlik doneminde surekli alay edilen veya damgalanan bireylerde sosyal kaygi, depresyon, ozguven problemleri ve yogun yalnizlik hissi gelisebiliyor. Bazi insanlar yillarca garip, anormal, sorunlu hissettirildikleri icin kendi kimliklerini bastirmaya calisiyor. Sizin saka amacli soylediginiz soylemler, bir gun bir veya daha fazla birey icin son derece kirici ve yikici olabilir. Bilincli, dikkatli ve duyarli bir toplum olusturmamiz gerçekten cok elzem.
Okudugunuz icin tesekkur ederim. Saglikli gunler dilerim.
Otizm bilindigi kadariyla sonradan olusan bir sey degildir. Erken gelisim doneminden itibaren baslar. Fakat belirtilerini her zaman erkenden vermez. Ornegin otistik bir birey 13-14 yaslarina kadar cok net belirtiler gostermeyebilir. Kaldi ki yukaridaki paragrafta bahsettigim gibi tek tip olmayan, cok genis bir spektrum oldugu icin; belki sasiracaksiniz ancak, 35-40'li yaslarinda dahi Otizm teshisi konulan bireyler var. Hem de cok fazla yasaniyor bu tarz durumlar. Cunku otizm cidden bazen hayati islevleri tehlikeli derecede bozmayabiliyor. Otizmde su tarz norogelisimsel farkliliklar gorulebilmektedir (dikkat: otistik bir bireyde bu durumlarin hepsi ayni anda olmak zorunda olmamakla birlikte bunlardan bazilari; belirli duzeyde, otistik olmayan bireylerde de gorulebilir);
- Sosyal ipuclarini yorumlama
- Goz temasi ve beden dili kullanimi
- Konusmanda dolayli baglamlari anlama
- Rutine baglilik
- Duyusal hassasiyetler
- Yogun ve spesifik ilgi alanlari
- Degisime karsi zorlanma
- Duygusal duzenleme sorunlari
Peki beyinde ne farkli calisiyor dersek: Otizm cok yuksek ihtimalle tek bir beyin bolgesinden degil, cok sayida agin farkli calismasindan kaynaklaniyor. Özellikle sosyal bilis aglari, duyusal islemleme sistemleri, yurutucu islevler ve beynin baglantisalligi uzerinde duruluyor.
Bazi arastirmalarda otistik bireylerin beyninde bazi baglantilarin asiri guclu, bazilarinin ise daha zayif olabilecegi goruluyor. Özellikle duyusal filtreleme mekanizmalarinin farkli calismasi sik konusulan bir konudur.
Bazi bilim insanlarinin teorisine gore otistik beyin, cevreden gelen bilgileri filtrelemek yerine daha ham ve yogun sekilde isliyor olabilir. Bu durum bazi alanlarda olaganustu detay fark etme becerisi saglayabilirken ayni zamanda asiri yuklenmeye de yol acabiliyor. Ornegin bir odada oturuyorsunuz, odada klima acik. Sizin beyniniz bir yerden sonra o sesi bilincli olarak islemeyi birakir, filtreleme yapar. Fakat otistik bir beyin o sesi surekli olarak islemeye devam edebilir. Bu da zamanla ciddi zihinsel yorgunluk yaratir.
Otizmin belirtileri nelerdir?
Belirtiler kisiden kisiye cok degiskenlik gostermekte, ama bazi yaygin gorulen durumlari siralayabilirim. Sosyal iletisim alaninda:
- Konusmalari takip etmekte zorlanma
- Ironi veya ima anlamakta gucluk
- Goz temasini rahatsiz edici bulma
- Sosyal kurallari sezgisel ogrenememe
- Karsilikli konusma akisinda zorlanma
- Rutine baglilik
- Tekrarlayici hareketler (stimming diye gecer)
- Cok yogun ilgi alanlari
- Degisikliklere karsi asiri stres
- Sese, isiga, dokunmaya hassasiyet
- Bazi kumaslardan fiziksel rahatsizlik
- Kalabalik ortamlarda tukenmislik
- Bazi tat veya kokulara asiri tepki
Neden ortaya cikiyor bu otizm? Neden otistik bireyler var?
Bilimde maalesef bunun oyle kesin "su yuzden" diyebilecegimiz bir sebebi bulunmuyor su anda. Yine de cogu bilim insaninin hemfikir oldugu gorus sudur: Otizm buyuk olcude genetik temelli norogelisimsel bir durumdur.
Yuzlerce farkli genin risk uzerinde etkili olabilecegi dusunuluyor. Tek basina "Otizm geni" diye bir gen yok. Bircok genetik etken ve ergen gelisimsel surec birlikte rol oynuyor. Ayrica gebelikte bazi biyolojik faktorlerin de riskle iliskili olabilecegi dusunuluyor. Mesela; ileri ebeveyn yasi, bazi genetik mutasyonlar, premature dogum, prenatal gelisim farkliliklari.
Ayrica otizm hakkinda zamaninda ortaya atilan bir teori vardi: "Asilar otizme neden olur" diye. Bu iddia sahte verilerle ortaya atilmis, daha sonrasinda bilimsel olarak curutulmus ve makalesi geri cekilmis bir iddiadir. Fakat buna ragmen hala sagda solda ayni teori dolanmaya devam etmistir.
Otizmin tarihi
Otizm kavrami modern tipta ilk kez 1940'li yillarda tanimlanmistir. Leo Kanner ve Hans Asperger gibi isimler sosyal iletisimde farkliliklar gosteren cocuklari incelemeye basladi. Onceden "Asperger sendromu" ayri bir tani olarak kullaniliyordu. Daha sonrasinda DSM-5 siniflandirmasi ile bunlari ayri hastaliklar olarak tanimlamak yerine hepsi "Otizm Spektrum Bozuklugu" catisi altinda toplandi. Cunku belirtilerin birbirinden tamamen ayri olmadigi, bu farkli durumlarin birbirinden net ve keskin bicimde ayristirilamadigi fark edildi ve ayni spektrum icinde olduklarina kanaat getirildi.
Gecmiste otistik bireyler hakkinda bayagi yanlış inanislar vardi. Bir donemde aileler suclandi, buzdolabi anne teorisi veya baska bir adiyla soguk anne teorisi denilen bir teori ortaya atildi. Otizmin nedeninin, annenin soguklugu, ilgisizligi, cocuguna dogru duzgun goz kulak olmamasi olabilecegi ortaya atildi. Fakat gunumuzde bu teorilerin bilimsel bir gecerliligi olmamaktadir. Bilimsel olarak kanitlanmis bir teori degil yani.
Otizm nasil teshis edilir?
Otizm icin belirli bir kan testi, MR goruntusu veya biyolojik test yoktur. Tani; gelisim oykusu, davranis oruntuleri ve klinik degerlendirme ile konur. Tanida psikiyatrist, klinik psikolog, dil ve konusma uzmanlari, gelisim uzmanlari zaman zaman birlikte calisabilir.
DSM-5 kriterlerine gore sosyal iletisim alanindaki farkliliklar ve tekrarlayici/dar davranis oruntuleri degerlendirilir. Tani bazen cocuklukta kolay konurken, buyuk oranda maskelenme yapan bireylerde ergenlik ve hatta yetiskinlige kadar fark edilmeyebilir.
Otizmde maskelenme kavrami oldukca onemlidir. Bu kavramin anlami: Bazi otistik bireyler sosyal kurallari bilincli sekilde ezberleyip taklit ederek norotipik gibi gorunmeye calisabilir. Biliyorsunuz ki insan, sosyal bir varlik. Beyin, "topluma ayak uyduramazsam, hayatta kalamam" psikolojisine girer adeta. Insan beyni sosyal dislanmayi bir tehdit olarak algilar. Ancak bu maskelenme durumu zamanla ciddi zihinsel yorgunluk ve/veya tukenmislik yaratabilir. Daha cok; otizmin yaninda entelektuel yetersizligi (toplumda bu sekilde anilan ama bilimsel olarak gecerli olmayan ismiyle zeka geriligi) olmayan, zeka seviyesi normal ya da normalin uzerinde olan otistiklerde gorulur bu maskelenme durumu.
Ayirici tanilar nelerdir?
Otizm bazi durumlarla karisabilir, veya birlikte gorulebilir:
- DEHB (Dikkat Eksikligi ve Hiperaktivite Bozuklugu)
- Sosyal anksiyete bozuklugu
- Obsesif kompulsif bozukluk
- Sizoid kisilik oruntuleri
- Dil gelisim bozukluklari
- Travma sonrasi soyal geri cekilme
- Zihinsel yetersizlik
- Bazi genetik sendromlar
DEHB ile de ortusebilir. Hatta garip bir sekilde bircok bireyde hem DEHB hem Otizm birlikte bulunabilmektedir. Hatta oyle ki; zamanla internette resmi olmayan "AuDHD" diye bir kavram cikmistir. Bu kavram, ayni zamanda hem Otistik hem de ADHD olan bireyleri tanimlamak icin kullanilmaktadir. Yani bu iki norogelisimsel durumun yaygin bir sekilde birbirleriyle birlikte oldugu buradan da anlasilabilir.
Otizmin tedavisi var midir?
Burada kavramsal bir ayrim yapmaliyiz: Otizm, bir enfeksiyon v.b bir durum gibi "iyilestirilecek hastalik" olarak gorulmez. Daha cok yasam boyu suren norogelisimsel bir farklilik olarak degerlendirilir.
Modern yaklasimda amac, "kisiyi normal biri yapmaya calismak" degil; yasam kalitesini artirmak, islevselligi desteklemek ve zorlayici alanlari yonetmektir. Destek yontemleri arasinda:
- Duyusal duzenleme stratejileri
- Konusma terapisi
- Sosyal beceri destegi
- Psikoegitim
- Ergoterapi
- Otizme eslik eden baska sorunlar varsa onlara yonelik ilac tedavileri
Ornegin otizme eslik eden agir anksiyete, depresyon, uyku bozuklugu veya DEHB varsa bunlar ayrica tedavi edilebilmektedir. Ama bugun icin otizmi tamamen ortadan kaldiran bir bilimsel tedavi yoktur. Ayica diger bir onemli noktadan bahsetmek istiyorum;
Otizm, internette ve toplum arasinda iki asiri ucta anlatilabiliyor. Ya tamamen trajedi, ya da tamamen ustun insan evrimi gibi. Gercekte ise durum genellikle bu kadar siyah-beyaz degildir. Otizm bazi bireylerde ciddi islev kaybi yaratabilir. Bazilarinda ise farkli dusunme bicimleri, detaycilik, yogun odaklanma gibi pozitif ozellikleri de olabilir. Fakat bunu romantize etmek de kucumsemek de gercegi yansitmaz.
Bilimsel olarak bakildiginda otizm; beynin sosyal bilgi isleme, duyusal duzenleme ve cevreyle etkilesim bicimindeki gelisimsel farkliliklardan olusan genis bir spektrumdur. Ve her otistik bireyin deneyimi birbirinden son derece farkli olabilir.
Anlatacaklarim bu kadardi. Son olarak bir sey daha soylemek istiyorum;
Lütfen sosyal ortamlarda, "otistik" kelimesini bir hakaret, bir asagilama niyetiyle kullanmamaya ozen gosterelim. Bu tarz sosyal damgalamalar, sakadan ziyade gerçekten otistik bireylerin toplum icinde dislanmasina, utanmasina, kendini gizlemeye calismasina ve psikolojik olarak ciddi sekilde yipranmasina katkida bulunmakta. Özellikle cocukluk ve ergenlik doneminde surekli alay edilen veya damgalanan bireylerde sosyal kaygi, depresyon, ozguven problemleri ve yogun yalnizlik hissi gelisebiliyor. Bazi insanlar yillarca garip, anormal, sorunlu hissettirildikleri icin kendi kimliklerini bastirmaya calisiyor. Sizin saka amacli soylediginiz soylemler, bir gun bir veya daha fazla birey icin son derece kirici ve yikici olabilir. Bilincli, dikkatli ve duyarli bir toplum olusturmamiz gerçekten cok elzem.
Okudugunuz icin tesekkur ederim. Saglikli gunler dilerim.