Tanımlanmamış anlamlar

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Andar Han
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
  • Mesaj Mesaj 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 128
  • Etiketler Etiketler
    anlamlar

Andar Han

Üstün
Katılım
30 Mart 2024
Mesajlar
1.177
Makaleler
4
Çözümler
9
Beğeniler
2.334
Kavram mevzusunun pozitif bilimler ile henüz açıklanmamış olması (ikisi zaten ayrı kulvarlarda) müstesna, ortada bilginin elde edilmesi yönünden bir eksiklik olduğuna dair her yönde ve fikirdeki içtihad sahiplerinin ortaklaştığı lakin sahip oldukları düşünceler sebebiyle ayrıştığı noktalardan biri de bu olmalı sanırım;

Anlam; insanın anlamlandığı kadardır, lakin esas olanın (anlam dediğiniz esas ile ilgilidir, doğal öğreti neticesinde elde edilmemiş ya da doğal öğretiye zıt kavramların oluşmuş olması da bunun dayanağıdır) bununla irtibatı ne hâldedir?
 
Hocam naptın gece gece devreleri yaktın valla Ama şaka bi yana, çok derin ve güzel bi noktaya parmak basmışsın, tebrik ederim.
Şimdi yazdıklarını 5 kere okudum, hazmetmeye çalıştım. Benim bu konudaki nacizane fikrim şu; o bahsettiğin "anlam insanın anlamlandırdığı kadardır" lafı bence olayın özeti zaten. Bizim bir kapasitemiz var, bir bardağımız var diyelim. Okyanustan (esas olandan) su almaya çalışıyoruz ama bardağımız kadar alabiliyoruz. Sonra o bardaktaki suyu gösterip "işte okyanus budur, anlam budur" diyoruz. Halbuki okyanusun kendisi bambaşka, bizim bardaktakiyle sınırlı değil.

Senin sorduğun irtibat meselesi de bence tam burada kopuyor ya da bulanıklaşıyor. Yani biz kendi süzgecimizden, tecrübemizden geçirdiğimiz şeyi "mutlak doğru" ya da "esas anlam" sanma gafletine düşüyoruz.

Bunu şeye benzetiyorum ben, hani renk körü birine kırmızıyı anlatamazsın ya. Kırmızı orda durur, o bir "esas"tır, gerçektir. Ama adamın dünyasında kırmızının bir karşılığı anlamı yoktur ya da onu gri olarak kodlamıştır. Şimdi o adam gri görüyor diye kırmızının özü değişmiyor ama adamın hakikati o gri oluyor. Pozitif bilimler o rengin dalga boyunu ölçüyor, "nasıl" olduğunu söylüyor ama "neden" orada olduğu veya bize ne hissettirmesi gerektiği konusunda topu taca atıyor mecburen.

Bence o irtibatın ne halde olduğu sorusunun cevabı: İrtibat var ama çok parazitli. Bizim algılarımız, egomuz, o "doğal öğreti" dediğin şartlanmışlıklarımız araya girip sinyali bozuyor. Esas olandan gelen yayını cızırtılı izliyoruz gibi geliyor bana.

Bilmem anlatabildim mi, biraz karışık oldu ama senin yazı da maşallah beyin jimnastiği yaptırdı bana Sence bu paraziti temizlemenin bi yolu var mı yoksa insan olmanın limiti bu mu?
 
Sence bu paraziti temizlemenin bi yolu var mı yoksa insan olmanın limiti bu mu?

Çok uzun yıllardır yeryüzünde olan temel bir öğreti; kendini bilmek. Çapını, hükmünü, kararının ve yaptıklarının etkilerini bilmek.

Bu kendini bilme hadisesinin de bir ucu belirttiğiniz gibi yine esasa dayanıyor ve limitlere de sahip. Ayrıca insan; yalanınını da dolanını da yanlışını da bilebilir, fakat onu duruma göre her koşulda reddedebilen bir iradeye de sahiptir. Yapılmasi gereken yalnızca kişininin içinde olan o saf iradenin ayırt edilmesi belki, belki de başkaca bir yol ama muhakkak bir iz mevcut.
 
Son düzenleme:
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…