İbn-i Sina, Farabi, Kindî, İbn-i Rüşd gibi "İslam'ın Altın Çağı" diye tabir edilen zamanlarda ortaya çıkmış alimlerin neden tekfir edildiğini biliyor musun? Ya da bu alimlerin tekfir edildiğini biliyor muydun?
Sebebi ise basit.. Bu ve bu benzeri birkaç konu üzerine kaleme aldıkları mantıksal durumlar yüzünden. Hatta, İbn-i Sina'yı köşeye sıkıştırdıkları, kellesini alacakları anda deli taklidi yapıp canını zor kurtardığı rivayetleri bile var.
Örnek olarak;
Burada İbn-i Sina, ilk hareketin (yani insan eyleminin) bir iradeden olması gerektiğini belirtir. Burada "tümel irade" olarak bahsettiği irade ise, Tanrı(Allah)'nın iradesidir. Yani eylemlerin nefsani(nefsi) ve tikel(nesnel bilinç) olması gerektiğini savunur.
Verdiğim örnek, İbn-i Sina'nın Şifa kitabının Metafizik bölümündendir ve herhangi bir referans noktası, bilirkişi, doğruluk teşkil etmemektedir. Yani, "Bunları buraya attım, bak o zaman doğrudur." gibi bir çıkarım yapılmamalıdır.
Bunları atmamın sebebi, bu konu hakkında çok fazla fikir ortaya atılmasıdır.
Burada bahsettiğim şeyleri bilmek zorunda değilsin. Kimse de bunları bilmediğin için seni eleştirme hakkına sahip değildir. Ama eğer bu konu hakkında konuşacaksan, bunları bilme zorunluluğu doğuyor. Mantık ve mantığın ilkelerini bilmek, kafadaki soruları az da olsa çözme işlemi görecektir.
Mantıkta, Çelişmezlik ilkesini söyleyebiliriz.
Örneğin;
İrade, özgürlüğü de kendinde barındıran bir
isteme durumu...
Kader,
önceden ve değişmeyecek bir biçimde belirlenmiş olay akışıdır...