Hem ben iddiada bulunmuyorum. Kendi düşüncelerimi söyledim.
"Bence" diyerek ifade etmediniz. O sebeple iddia olarak gözüktü.
"2+2=5'tir bence." derseniz bu sizin gerçekliğindeki bir durumdur. Kanıtlama ihtiyacı olmaz. Ama siz "bence" demeden konuştuğunuz için iddia sandım. Kusura bakmayın.
Tırnak içinde "TANRI" ile Allah farkını kavradığın zaman konuşalım.
Tanrı ile Allah kelimesi arasında fark olduğunu iddia etmiyorsumuz değil mi?
Eğer iddia etmiyorsanız böyle bir fark yoktur diyerekten cevap vermeyi keseceğim.
 
Ben var olduğuna inanıyorum. Çünkü doğaya baktığımız zaman doğa bir döngü içinde. Bir düzen var. Doğadaki bir canlı çok karmaşık bir yapıda belki ama canlının yaşamasını sağlıyor.

İnsan baktığınız zaman bir robot gibi enerjisini besinlerden alıyor, uyku da organlarını dinlendiriyor falan çok süper ötesi bir şey. Tıpkı bir makine yaparsınız da onun çalışması için gerekenler lazım olur, aynı böyle.
 
"Bence" diyerek ifade etmediniz. O sebeple iddia olarak gözüktü.
"2+2=5'tir bence." derseniz bu sizin gerçekliğindeki bir durumdur. Kanıtlama ihtiyacı olmaz. Ama siz "bence" demeden konuştuğunuz için iddia sandım. Kusura bakmayın.

Tanrı ile Allah kelimesi arasında fark olduğunu iddia etmiyorsumuz değil mi?
Eğer iddia etmiyorsanız böyle bir fark yoktur diyerekten cevap vermeyi keseceğim.
Bir insanın kanıt sunmadan söylediği her şey kendi düşüncesidir. Ekstra olarak "bence" demesine gerek yoktur. Söylediği şeyin altına bir kaynak bırakıyorsa o zaman kendi düşüncesi olmaktan çıkar.
 
Olaya akılla-mantıkla yaklaşarak yaratıcıya kimse ulaşamaz. Bu yüzden de alınan hiçbir cevap tatmin etmeyecektir basit olarak "sen böyle düşünüyorsun, ben böyle düşünüyorum" dediğinde konuyu kapıtırsın. Bilimle vs ile de açıklanamayabilir. "ben bilime inanmıyorum" tamam bitti bu kadar. Anlatsın dursun.
İşte "kalp gözü" bu aslında her insanda var mıdır emin değilim. Belki bu niçenin bahsettiği "ince ruh" ile ilgili olabilir. Yaratıcı herkese vermiyor demek ki... Anlatamıyosun çünkü.
 
Yoksa yoktur. Ama varsa ve ben onun emirlerini yerine getirmezsem bedeli benim için ağır olur. Ondan dolayı dinim gereği emirlerini yerine getirmeye çalışıyorum.
 
Tanrıya ihtiyacımız olduğunu düşünen kaldı mı?

Ahlakı temellendirme konusunun, her zaman tanrıya ihtiyacı ihtiyacı vardır ve olacaktır. Manevi kavramların sadece materyalist bir bakış ile açıklanamayacağı ya da ortaklaştırılamayacağı bariz değil mi?

Ayrıca zaman içinde ilerlemiş ya da teknolojik olarak daha iyi imkanlara ulaşmış olabiliriz. Lakin düşünsel olarak, hâlâ aynı çıkmazlarda dolanıp duruyoruz.
 
Son düzenleme:
Ahlakı temellendirme konusunun, her zaman tanrıya ihtiyacı ihtiyacı vardır ve olacaktır. Manevi kavramların sadece materyalist bir bakış ile açıklanamayacağı ya da ortaklaştırılamayacağı bariz değil mi?

Ayrıca zaman içinde ilerlemiş ya da teknolojik olarak daha iyi imkanlara ulaşmış olabiliriz. Lakin düşünsel olarak, hâlâ aynı çıkmazlarda dolanıp duruyoruz.
Cemre Demirelin'de savunduğu bir pozisyon ama bana hiçbir açıdan mantıklı gelmiyor. Ahlakın temellendirilmesi başta neden zorunlu olsun ki? İnsanın iyi ya da kötü olması? İhtiyaçlarınız için hala bir kurtarıcı yaratma peşinde koşmaktan yorulmadınız mı? Ahlaklı olmalıyım çünkü? Benim için bir çünkü yok. Ahlaklıyım, ahlaklı olmak istediğim için. Bazen çıkarlarım ile çelişsede. Unutma "Tehtit esasına dayalı ahlak, ahlak olmadığı gibi güvenilir de değildir."
 
Ahlakın temellendirilmesi başta neden zorunlu olsun ki?

Anlam üzerine oturtulmuş ilkeler, daha sağlam bağlılıklar doğurur. İnsanların, çoğunlukla kendi kavrayışları ile iyiyi kötüden ayırmaları ve buna bağlılıkları sayesinde bu dünya inşa edilmiştir ki çok da başarılı bir yerde olmadiğımız aşikar. Kavramlar insanüstü konumlara yerleştirilirse, insanın insan üzerindeki hakimiyeti de ortadan kalkar ve zannedilenin aksine daha da özgürleşir.

İhtiyaçlarınız için hala bir kurtarıcı yaratma peşinde koşmaktan yorulmadınız mı?

İhtiyaçları için yaratanlar, yukarıda belirtilen kısımdaki ters örnek oluyor sanırım. Kavrayışta derinleşmek ise varolanı anlama üzerine bir hareket gerektiriyor.

Ahlaklıyım, ahlaklı olmak istediğim için.

Sizin ya da benim bunu ifade etmemiz pek de bir ayrım değil. Çünkü biz kendimizi kollayabiliriz. Burada bizimle çelişen normların gözünde, asıl değerimiz belli olabilir.

"Tehdit esasına dayalı ahlak, ahlak olmadığı gibi güvenilir de değildir."

Meselenin, özünde tehdit olduğunu düşünmüyorum. Sevgi ile irtibatlandırmayla ki bunu sadece kendimizi sevme dairesinden çıkarmak ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Mutlak sevgi, mutlak adaleti doğurur. Işin içine iltimaslar girdiği vakit, sevgi de adalet de ahlak da anlamsızlaşır ya da kişiselleşir.

Olayın içinde, pek çok farklı yorum ve algı söz konusudur. Tartışılan ana kavramı yani tanrıyı tekelleştirmek, insanın düşünce sınırlarına indirgemek; O'nun gerçekte ne olduğunu anlamamızdaki engellerden biridir.