6825

Yetkin
Katılım
16 Mayıs 2024
Mesajlar
287
Beğeniler
324
Özgeçmiş misali

Yazacaklarım daha çok iç dökme olacak, başlıkta çözüm yok diyorum ama çözümler belli, sadece hiçbiri tatmin etmiyor beni, o yüzden düşüncelerimi, hislerimi olabildiğince paylaşacağım. Ne yazık ki 4 yıla yakın yanlış psikiyatrik tedaviler gördüm ve çok iğrenç yan etkileri oldu ilaçların ama çoğunu geri çevirdim diyebilirim. İlaçları bırakalı 10 ay oldu, ilaçların bana aldırdığı kilolardan kurtuldum, 91 kilodan 67'ye indim, zaten çocukluğumda da, ergenliğimde de zayıf veya sağlıklı kilodaydım. Bunca vakit kilo alma sebebim metabolik sorundan çok nörolojik bir sorundu, beynim ilaçlar sonrası yemeyi bir ödül olarak görüyordu, herhalde başka şeylerden keyif alamıyordum, o yüzden öyle yol gelişmiştir diye tahmin ediyorum. İlaçları bırakınca beynin dopamin yolları daha hassas oluyor çünkü ilaçların bloke ettiği dopamin reseptörlerinde engel bir anda kalkıyor. Bloke olduğundan dolayı onca süre, dopamin reseptörlerini artırarak dengelemeye çalışıyor beyin, o yüzden ilaçları bırakınca öyle bir süreç olabiliyor, bu 1-2 yıl sürebiliyormuş okuduğuma göre. 10 ayı geçti ve böyle dürtüsel yaptığım çoğu aktiviteyi azaltıp veya bırakınca ve yerini daha iyi olduğunu düşündüğüm aktivitelerle doldurunca daha az dürtüsel olmaya başladım ve aşırı garip şekilde tıkınırcasına yemem gitti, o sayede rahatça kilo verebildim.

Kilo verme sürecinde hiç inanır mısınız bilmiyorum ama "Boş ver salla diyeti." dediğim an olmadı, obezite cidden kompleks bir şey, herkes için nedeni farklı. 2. seviye karaciğer yağlanmam vardı, ALT 173, AST 67 falandı, açlık insülinim 36, şekerim 91 idi ve şu anda baya baya sağlıklı seviyelerdeler, ALT 25, AST 20, açlık insülinim 5, şekerim 86 çıktı, mükemmel yani metabolik sağlığımı çevirebildim. Metabolik sağlığım bir yana, psikolojimde iyileşti, yıllardır benim iç sesim yoktu, kafamda hayal kuramıyordum, bunlar geri geldi, kitap okuyabiliyorum, ders çalışabiliyorum, yani ders çalışmak hala zor herhalde DEHB var bende, geçmişte gittiğim iyi bir psikiyatristin dediği gibi ama idare etme yolu buldum, sıkılınca 5 dakika ara veriyorum, su falan içiyorum, sonra geri oturup devam ediyorum, o kadar. Pomodoro baskı oluşturuyor gereksiz, bazen 1-2 saat full focus çalışıyorum, bazen 15 dakika çalışıp ara veriyorum 5 dakika. İlaçlardan kalan tek şey şu anda huzursuz bacak sendromum, o hala gitmedi ama o lanet akatiziden çok daha katlanılabilen bir şey.

Güncel problemler
Her şey iyi hoş oldu ama ben sadece düz lise mezunu kalmak istemiyorum, AYT'ye hazırlanmam pek gerçekçi olmaz, matematiğim hiç yok, o yüzden antrenmanlarla matematik kitabından temelden öğreniyorum. Amacım dil okumak, İngilizcem B2 seviyesinde ama yıllardır platoya vurmuş vaziyette çünkü tükettiğim içerikler, kullandığım İngilizcenin gerektireceği seviyeler belli, onun üstüne çıkmak için bilinçli öğrenmem gerek artık. YDT testlerinde hata yaptığım yerler genelde ya bilmediğim kelimeler ya da o soruyu çözerken ki dalgınlığım.Dili bir yıl içinde rahatça daha da yükseltebilirim gibi, TYT'ye hazırlanmak daha zor olabilir ama çok vakit almasa gerek.

Asıl sorun işte maddiyat; bunca yıl işsizdim, iyi değildim diye o vakitler hiçbir şey umurumda değildi ve şimdi ödemesini yapıyorum. GSS her ay 2000 TL para istiyor, ödemezsem birikiyor, bir yaptırımı yok herhalde ama sağlıktan yararlanamam. Ailem zaten çocukluktan beri ayrılar, dedemlerde yaşıyorum, babam borç batağında, olmadan önce de pek maddi destek sağlamazdı gerçi, annem ise biraz veriyor ama 1000-2000 lira falan ayda, eve kendi alışveriş yapıyor, bir verdiği parayla ben yapıyorum öyle. 70 liraya bir içecek aldığımda "gereksiz harcama yapma" deyip burnumdan geliyor aldığım bir içecek.

Kimseye yük olmak istemiyorum, istemekten çok nefret ediyorum birilerine yük olma hissinden ancak şu anda hiçbir iş yeri beni almıyor. 4 ay sonra askerlik yoklamam geliyor, yıl sonuna kadar halletmem gerek. Normalde üniversiteye girip tecil ettirmekti planım ve bir şekilde part-time iş bulup hem okul hem işi idare ettirmekti. Ailem şu anda iyileştiğimi görüp sevinmektense artık benden daha çok nefret etmeye başladı; tek ailemde değil akrabalarımda ama aynı zamanda daha saygılılardı garip bir şekilde. Eskiden çocuk gibi dalga geçilirdim, ciddiye alınmazdım, şu anda daha yetişkin gibi görülüyorum galiba, işsiz olmamdan dolayı şu anda batıyorum gibi. 18 yaşında bilinçlenip adımlar atsaydım şu anda bunların hiçbirini yaşamazdım ama pişmanlığın da faydası yok ne yazık ki. Okumak istediğim bölüm turizm veya İngilizce öğretmenliği olabilir. Benim bulabildiğim çözümler bunlar: Dil okumayı boş verip açıktan önlisans oku ve çalış veya ailemle bir şekilde artık yalvar kayar ikna edip veya edemeyip yine de vakit geçirip üniversiteye girene kadar idare etmek. Ancak ikisinde de üniversiteye kadar beklemem gerekiyor çünkü iş bulamıyorum askerlik yüzünden; ancak esnafa falan sigortasız girebilirim belki ama öyle çekilmez ve ders çalışmaya vaktim, enerjim kalmaz.
 
AÖF ile askerlik erteleniyorsa bir bak, AÖF + tam zamanlı çalışma = ön lisans mezunu
Ön lisans'ı bitir, askerliğini yap. Para biriktir, bütçeyi toparla, DGS'ye gir, DGS'yi geç, lisansa tamamla.
 
AÖF ile askerlik erteleniyorsa bir bak, AÖF + tam zamanlı çalışma = ön lisans mezunu
Ön lisans'ı bitir, askerliğini yap. Para biriktir, bütçeyi toparla, DGS'ye gir, DGS'yi geç, lisansa tamamla.
Mantıklı, DGS hiç aklıma gelmemişti. AÖF ile erteleniyormuş, tanıdık birisi o şekilde yaptığından biliyorum. DGS ile bir yere yerleşmenin zor olduğunu falan söyleyen şeyler okumuştum, bilginiz var mı o konuda? Öyle olsa bile elimde ki en mantıklı hareket bu gibi.
 
Mantıklı, DGS hiç aklıma gelmemişti. AÖF ile erteleniyormuş, tanıdık birisi o şekilde yaptığından biliyorum. DGS ile bir yere yerleşmenin zor olduğunu falan söyleyen şeyler okumuştum, bilginiz var mı o konuda? Öyle olsa bile elimde ki en mantıklı hareket bu gibi.
Bu zorukları aşarsanız, DGS'in lafı bile olmaz hocam. Çalışır, yaparsınız. Üniversite süresince boş durmayın, oturun DGS'ye de hafiften çalışın.
 
Yazını baştan sona okudum ve bence senin asıl problemin maddiyattan biraz daha farklı. Sürekli geçmişteki halinle bugünkü halini karşılaştırıp “18 yaşında aklım başımda olsaydı şimdi bunların hiçbirini yaşamazdım” diye kendine yükleniyorsun ama o kadar da basit değil bu işler. İnsan geçmişte bugünkü aklıyla karar vermiyor. O zamanki şartların, yaşadıkların neyse onun içinde hareket etmişsin. Bence asıl bakılması gereken yer şu an geldiğin nokta. Bir dönem 91 kiloya çıkmışsın, sağlığın bozulmuş, doğru düzgün ders çalışamıyormuşsun, hayattan hiçbir şey beklemiyormuşsun; şimdi ise 67 kilodasın, değerlerini toparlamışsın, yeniden kitap okuyabiliyor, ders çalışabiliyor ve en önemlisi bir şeyleri değiştirmek istiyorsun. Dışarıdan bakınca bu geriye gidiş değil, bayağı ciddi bir toparlanma. Üniversite konusunda da kendini “ya bu yıl olacak ya da hayatım mahvoldu” diye sıkıştırma. Bir yıl daha hazırlanırsın, gerekirse açıköğretimle başlarsın, çalışırsın, burs ve yurt imkanlarını kovalarsın; bunların hiçbiri hayatının geri kalanını belirleyecek tek bir karar değil. Hatta bence şu an yapabileceğin en mantıklı şey, önündeki bir yılı mümkün olduğunca verimli kullanmak. İngilizceyi gerçekten geliştirmek, TYT-YDT'yi toparlamak, askerlik işini erkenden çözmeye çalışmak ve aynı anda karşına çıkabilecek burs, yurt, yarı zamanlı iş gibi bütün seçenekleri değerlendirmek. Çünkü bugün “maddi durumum yüzünden üniversite okuyamam” gibi görünen şey, bir yıl sonra birkaç farklı seçeneğin birleşmesiyle bambaşka bir hale gelebilir. Bir de ailenden yeterince destek alamamanı kendi başarısızlığın gibi görme. İnsan bazen sürekli hesap vermek zorunda bırakılınca en basit harcamayı bile suçlulukla yapmaya başlıyor. Bu senin değersiz olduğunu değil, uzun süredir zor şartlarda idare etmeye çalıştığını gösterir. Kısacası bence senin hikayende asıl kayıp olan yıllara değil, şu an yeniden kurmaya başladığın hayata bakmak lazım. Geçmişi düzeltemezsin ama bundan sonraki birkaç yılı gerçekten değiştirebilirsin ve açıkçası yazdıklarından gördüğüm kadarıyla bunu yapabilecek noktaya zaten gelmişsin.