Vâveylâ

Uzman
Katılım
29 Kasım 2025
Mesajlar
1.303
Çözümler
15
Beğeniler
831
Yer
CachyOS
5. Mehmet Vahdettin 16 Mayıs 1926 yılında vefat etti, yani bugün vefatının 100. yılı. Yıllardır objektif bir şekilde değerlendirmeye çalışsam da, onu kahraman ilan edenlerle hain ilan edenler yüzünden tam olarak değerlendiremedim. Bu konuya gelecek yorumları da az çok tahmin edebiliyorum ama objektif değerlendirecek kişiler de elbet vardır.

Bana göre başarısızdı. Sevr’i kabul eden hükûmet onun dönemindeydi ve Atatürk’e karşı çıktı. Kuvâ-yi Milliye’yi yasa dışı ilan etmesi de benim gözümde kahraman ilan edilmesini saçma yapıyor. Bu sebeplerden dolayı kendisini sevmiyorum ancak hain olduğunu da düşünmüyorum. O da elbette böyle olsun istemezdi; en zorlu dönemde tahta çıktı ve elinde neredeyse hiçbir güç yoktu.

“Kaçtı mı yoksa sürgün mü edildi?” konusunda ise, istemeyerek ve mecburen kaçtığını (sığındığını) düşünüyorum. Saltanat kaldırıldıktan 16 gün sonra İngiliz donanmasıyla ayrıldı. “Kaçtı” diyorum çünkü resmî sürgün kararı bütün Osmanlı hanedanı için 1,5 yıl sonra, yani 3 Mart 1924’te çıktı.

Kısacası düşüncem şu: Hain değildi. Keyfi değil, zorunda olduğu için kaçtı. Başarısızdı ve istemese de zarar verdi. Milli Mücadele’yi desteklemediği için “kahraman” denilemez.
Her ne kadar “objektif” olmaya çalışsam da bazen kendimde mantık hatası yapmışım gibi hissediyorum. Özellikle Britanya’ya sığınıp yine de “hain değildi” demek bana da bazen çelişkili geliyor. Ancak işin içinde ciddi bir çaresizlik olduğunu düşünüyorum. Kısacası, “Ben ülkeyi satıyorum, İngilizler babamdır, Türkiye’ye düşmanım” kafasında biri değildi; bundan eminim.
 
Birinin hain olabilmesi için önce hainliği bilmesi gerekir. Bu denli çapsız ve vasıfsız bir adama hain demek devletin geçmişindeki hainlere hakaret olur. Hiçbir şey yapmamak için geldi ve gitti bu kadar basit. Ortada tartışılabilecek bir şey yok, bu adamın hainliğini tartışabiliyor olmamız için yeterince vasıflı ve zeki olması gerekir ki bu tür özellikleri yok.
 
Kendisi de sadrazamı da İngiliz hayranıydı. Gelip de "Abi ama şimdi onlar kurtardı 2 başkan olmaz, o yüzden milletin hayrı için gitti." denmesi çok komik kaçıyor. Dönemin gazeteleri, kararnameleri her şey apaçık belli. Hiç gerek yok hikaye anlatmaya. Abdulhamid denilse tamam bir noktada iyi diyeceğim de abi Vahdettin ne ya? Kendi de oğlu da felaket kötü.
 
Vahdettin kuklaydı zaten herhangi bir vasıfı yoktu. O kansız Damat Ferit elebaşıydı, dingilizlerden emir alıyordu ve uyguluyordu.
 
Padişah olacağını aklından bile geçirmeyen; ingilizlerin bizzat İstanbul'a yerleşmesi için ter döken en son da gene İngiliz zırhlısıyla vatan toprağını terk eden hasta, vasıfsız ve hain olan bir padişahtır.
 
“En zor zamanda tahta çıktı, elinden gelen bir şey yoktu” lafınıza katılıyorum, ama hain olmasaydı tek kurtuluş yolu olan Milli mücadeleyi desteklerdi.
 
Sevr Anlaşması'nın imzalanması için görevliler gönderen ve ülkeyi İç Anadolu'ya hapseden kişiye ne dersiniz? Vahdettin, hainin önde gidenidir.