Selam, bugun bizzat kendim de muzdarip oldugum ilginc bir konudan bahsetmek istiyorum: Sosyal Anksiyete Bozuklugu.

Bircogumuz hayatimizin belirli donemlerinde sosyal ortamlarda gerginlik yasariz.

  • Sinifta soz almak,
  • Topluluk onunde konusmak
  • Tanimadigimiz insanlarla tanismak,
  • Bir sunum yapmak,
  • Is gorusmesine girmek,
  • Hoslandiginiz kisiye acilmak
gibi. Bunlar oldukca normaldir. Aslinda "Anksiyete" dedigimiz durum, belirli olcutte her insan beyninde bulunmaktadir. Herkes heyecan, kaygi, stres yapabilir. Ancak Anksiyete Bozukluklarinda ise bu durumlar cok daha yogun, cok daha kronik ve karmasik olmaktadir. Yukaridaki ornekleri Anksiyete Bozukluguna gore aciklayacak olursak;

Bu durumlar "sadece stresli durumlar iste" diye dusunen saglikli bir beyinden ayri olarak, "bu benim hayatimi tehdit ediyor" seviyesinde olabilmektedir. Kucuk bir sosyal hata yapmak veya yapabilecek olma riski haftalarca dahi zihinde donup durabilir.

Sosyal Anksiyete Nedir, Ne Degildir?

Sosyal Anksiyete, utangaclikla, ice kapanik olmakla karistirilabilir. Zaten toplumda bu bozukluga sahip olan insanlar cogunlukla bu tarz soylemlerle etiketleniyor. Aslinda ikisi ayni sey degil. Utangac bir insan yeni insanlarla tanisirken cekingen hissedebilir, fakat zamanla rahatlayabilir. Sosyal Anksiyetede ise durum cok daha farklidir. Tabiri caizse daha cok patolojik bir durumdur. Kisi sosyal ortamlarda yargilanmaktan, rezil olmaktan, aptal gorunmekten, hata yapmaktan, olumsuz degerlendirilmekten son derece yogun sekilde korkmaktadir.

Onemli bir nokta: Sosyal Anksiyetesi olan bireyler cogunlukla insanlardan nefret etmez. Tam tersine, cogu zaman onlar da sosyallesmek ister. Sorun insanlarla birlikte olmak degil, insanlar tarafindan olumsuz degerlendirilme ihtimalidir.

Konunun biraz disina cikacagim ama sunu da soylemek istiyorum: Anksiyete ve Depresyon arasinda belirgin bir fark vardir. Anksiyetede sorun, yapmak istememek degildir. Yapmak istersin, ama kafanin icindeki o sorunlu derecede hassas calisan alarm sistemi seni yakandan tutup ceker. Potansiyelini mahveder. Depresyonda ise durum daha cok ilgi, enerji ve motivasyonun olmamasidir. Beyindeki o ilgi, enerji ve motivasyon sistemi cok ciddi bir sekilde coker. Ozellikle Major Depresyon'da dus almak gibi temel seyleri bile haftalarca yapmayabilir hastalar. Cunku onlari harekete gecirecek o motivasyon resmen kalmamistir. Ayrica bu iki psikiyatrik rahatsizlik siklikla birlikte gorulebilir. Bazen depresyona anksiyete eslik eder, bazense kronik anksiyetesi olan birisi zamanla depresyona da girebilir.


Beyin Neden Sosyal Durumlari Tehdit Olarak Algiliyor?

Yuzeysel dusununce kulaga sacma gelebilir. Sonucta bir sunum yapmak ya da birisiyle konusmak fiziksel olarak tehlikeli degildir.

Ancak insan beyni evrimsel gecmisimiz icin sekillenmistir. Insan turu tarihinin buyuk kismini kucuk topluluklar halinde gecirirdi. Bu topluluklarda;
  • Dislanmak,
  • Grubun gozunden dusmek,
  • Statu kaybetmek,
  • Kabul gormemek
ciddi sonuclar dogurabilirdi. Bazi durumlarda kaynaklara erisimi veya es bulma ihtimalini bile etkileyebilirdi. Bu nedenle insan beyninin sosyal degerlendirmelere karsi hassas hale gelmis olmasi pek de sasirtici sayilmaz. Baska bir deyisle: Beynimiz bazen sosyal riskleri fiziksel risklerden cok daha ciddi algilayabilir.

Sosyal Anksiyetede Beyinde Neler Oluyor?

Tehdit algilandiginda beynin bazi bolgeleri daha aktif hale gelir. Ozellikle tehdit algisiyla iliskili sistemler devreye girer. Bunun sonucunda kisi;

  • Kalp carpintisi,
  • Terleme,
  • Yuz kizarmasi,
  • Mide rahatsizligi,
  • Kas gerginligi,
  • Titreme hissi
yasayabilir. Aslinda vucut "savas ya da kac" tepkisini hazirlamaktadir bir anlamda. Sorun su ki, ortada cogu zaman kacilacak fiziksel bir tehlike olmaz. Beyin sosyal bir durumu tehdit olarak yorumlar. Anksiyete aninda kisi, (prefrontal korteks sayesinde) bu durumun aslinda mantiksiz oldugunu, aslinda bulundugu durumun hayati bir risk olusturmadiginin bilincinde olabilir. Ama bu, alarm sisteminin kapanmasi icin yetmez cunku alarm sistemi coktan baskin hale gelmistir. Yani anksiyete bozuklugu olan birisi: "Korkumun sacma ve mantiksiz oldugunu ben de biliyorum ama bunu durduramiyorum" diyebilir.

Sahne Isigi Etkisi: Herkes Bana Mi Bakiyor?

Psikolojide "Spotlight Effect", yani Sahne Isigi Etkisi denilen bir kavram vardir.

Insanlar, baskalarinin kendilerine gercekte oldugundan cok daha fazla dikkat ettigini dusunebilir. Ornegin; Sinifta konusurken diliniz surctu.

Sosyal anksiyetesi yuksek olan bir kisinin kafasindan gecen dusunceler muhtemelen sunlar olacaktir:

  • Herkes Bunu Fark Etti.
  • Muhtemelen Cok Sacma Gorundum.
  • Simdi benim hakkimda kotu dusunuyorlar.
  • Rezil oldum.
Gercekte ise siniftaki insanlarin buyuk kismi;

  • Kendi dusunceleriyle/isleriyle mesguldur.
  • Birkac dakika sonra olayi unutmustur.
  • Belki hatayi hic fark etmemistir.
Insan zihni kendisini baskalarinin gozunde oldugundan daha merkezde gormeye yatkindir.

Sosyal Anksiyetenin Sinsi Yakiti: Kacinma

Sosyal anksiyeteyi surdurmede en onemli mekanizmalardan biri kacinmadir. Ornek verelim;

Bir kisi, sunum yapmaktan korkuyor olsun. Sunumdan kactiginda ne olur? Kisa vadede rahatlar. Kaygi duser. Beyin su mesaji ogrenir: "Demek ki kacmak ise yariyor."

Ancak uzun vadede, kisi hicbir zaman korktugu durumla yuzlesemedigi icin beynine su mesaji veremez: "Aslinda bu durum o kadar da tehlikeli degilmis."

Bu nedenle kacinma kisa vadede rahatlatir ancak uzun vadede korkuyu besler.

Bu durum sosyal anksiyetenin en onemli paradokslarindandir.

Sosyal Anksiyete ve Asiri Oz-Farkindalik

Sosyal anksiyetesi olan insanlar cogu zaman dis dunyadan cok kendi iclerine odaklanirlar. Ornegin konusurken surekli su tarz seyleri izlerler;
  • Sesim titriyor mu?
  • Garip gorunuyor muyum?
  • Cok mu heyecanliyim?
  • Konusurken yanlis bir sey soyluyor muyum?
Burada bir dongu olusur. Kisi, kendi belirtilerini izledikce daha da fazla kaygilanir. Daha fazla kaygilaninca belirtiler artar, belirtiler arttikca kisi daha fazla kendisini gozlemlemeye baslar.

Yani trajikomik bir kisir dongu.

Sosyal Anksiyete ve Internet Cagi

Modern dunyanin sosyal anksiyete uzerinde nasil etkileri oldugu da ilginc bir soru.

Sosyal medya sayesinde insanlar artik kendilerini yuzlerce, binlerce, hatta milyonlarca insanlarla karsilastirabilmektedir. Insanlar cogunlukla baskalarinin basarilarini, guzel anilarini, en iyi fotograflarini gorur.

Buna karsilik kendi hayatlarinin siradan ve kusurlu taraflarini bilirler. Bu durum: Yetersizlik hissi, ozguven sorunlari ve sosyal karsilastirma egilimlerini artirabilir.

Yanlis anlasilmasin "Sosyal medya dogrudan anksiyete bozukluguna sebep olur" gibi cok uc ve bilimsel olarak gecerliligi olmayan bir iddiada bulunmayacagim. Ancak bazen, bazi insanlarda zaten var olan anksiyeteyi daha da guclendirebilir.

Sosyal Anksiyetesi Olan Insanlar Aslinda Ne Ister?

Sorunun cevabi basit. Bircok sosyal anksiyeteli birey;
  • Arkadas edinmek,
  • Sohbet etmek,
  • Iliski kurmak,
  • Kendisini acikca ifade etmek
ister. Fakat olumsuz degerlendirilme korkusu bu isteklerin onune gecer. Sosyal anksiyete insanlardan hoslanmamak degil, insanlar tarafindan reddedilmekten korkmaktir.

Sosyal Anksiyetede Toplumsal Yanlis Anlamalar

Toplumda kisiler: "Biraz ozguvenli ol kardesim.", "Takma kafana bu kadar", "Bak cok takinti yapiyorsun" tarzi ogutler isitebilir.

Bunlar kotu niyetli olmayabilir, bazen iyi niyetle de soylenebilir ama gercekten bilgisizlikten olusan cumlelerdir. Anksiyete bozuklugunda kisi zaten mantikli dusunebilir, ancak asiri aktif ve hassas olan alarm sistemini durduramaz. Sorun, beynin tehdit algilama sistemlerinin belirli durumlari oldugundan cok daha tehlikeli degerlendirmesidir.

Bu nedenle sosyal anksiyete bu kadar basit seylere indirgenemez.

Sosyal Anksiyete Neden Olusur?

Sosyal anksiyetenin tek bir sebebi yoktur.

Modern psikoloji ve norobilim, sosyal anksiyetenin biyolojik yatkinliklar ile cevresel deneyimlerin birlesimi sonucunda ortaya ciktigini dusunmekte. Yani;

Sosyal anksiyete ne tamamen genetik bir kaderdir ne de yalnizca kisinin kendi iradesiyle olusan bir durumdur. Bircok faktor bir araya gelir.

Genetik Yatkinlik ve Mizac

Arastirmalar anksiyete bozukluklarinda genetik faktorlerin belirli bir rol oynayabilecegini gostermektedir. Tabii bu "Su gen = Anksiyete" gibi bir durum oldugu anlamina gelmez.

Yine de bazi insanlarin dogustan daha hassas bir sinir sistemine sahip olabilecegi dusunuluyor. Ornegin bazi cocuklar;

  • yeni ortamlara karsi daha temkinli,
  • yabancilara karsi daha cekingen,
  • beklenmedik durumlara daha hassas
olabilir. Psikolojide buna "davranissal inhibisyon" da denebilir. Bu cocuklarin tamami ileride sosyal anksiyete gelistirecek diye bir kaide yoktur. Ancak ortalama olarak risk daha yuksek olabilir. Baska bir deyisle;

Bazi insanlar anksiyeteye daha yatkin bir sinir sistemiyle dunyaya geliyor olabilir. Ancak bu kesinlikle anksiyete bozukluklari olacak anlamina gelmez.

Cocukluk ve Ergenlik Donemi

Cocukluk deneyimleri cok onemlidir. Ozellikle; yogun elestiri, sik utandirilma, zorbalik, dislanma, asiri koruyucu ebeveyn tutumlari sosyal kaygiyi etkileyebilir.

Ornegin surekli: "Yanlis yaparsan rezil olursun." mesajini alan bir cocuk zamanla hata yapmayi tehlikeli bir durum olarak ogrenebilir.

Benzer sekilde okulda surekli alay edilen bir cocuk da sosyal ortamlari tehdit olarak gormeye baslayabilir. Tabii burda onemli bir nokta var. Sosyal Anksiyetesi olan herkes travma yasamis degildir. Ayrica travma yasayan herkes de sosyal anksiyete gelistirmez.

Insan psikolojisi son derece karmasiktir.

Sosyal Anksiyete Icin Risk Faktorleri Nelerdir?
  • Ailede anksiyete oykusu,
  • Cekingen mizac,
  • Zorbaliga maruz kalmak,
  • Sosyal dislanma,
  • Dusuk ozguven,
  • Mukemmeliyetcilik,
  • Asiri oz elestiri,
  • Kronik stres,
  • Yalnizlik
Ancak bu faktorler tek basina belirleyici degildir.

Sosyal Anksiyete Nasil Tedavi Edilir?

Sosyal anksiyetede cesitli tedavi yontemleri vardir. Ilac tedavisi, yasam tarzi degisiklikleri, psikoterapi gibi. Ozellikle gunumuzde en cok arastirilmis yontemlerden birisi Bilissel Davranisci Terapidir.

Bu yaklasimda kisinin dusunceleri, kacinma ve guvenlik davranislari uzerinde calisilir. Ornegin, "Herkes bana bakiyor." dusuncesinin ne kadar gercekci oldugu incelenebilir. Ya da kisi korktugu durumlarla asamali sekilde yuzlestirilebilir.

Amac kisiyi zorla sosyal hale getirmek degildir. Amac, beynin tehdit algisini yeniden degerlendirmesine yardimci olmaktir.

Maruz Kalma Ise Yarar mi?

Sosyal Anksiyete Bozukluguna sahip bireylerde "Kaygim gecince sosyal ortamlara girecegim." tarzi klasik erteleme bahaneleri vardir. Oysa surec cogu zaman bunun tersidir. Kisi sosyal durumlarla kontrollu sekilde karsilastikca beyin yeni bilgiler ogrenebilir.

Ornegin;

  • Sunum yaptim ve rezil olmadim.
  • Bir hata yaptim ama kimse umursamadi.
  • Saka yaptim ve kimse beni yargilamadi.
  • Hoslandigim kisiye acilinca dunyanin sonu gelmedi.
Sosyal Anksiyete Tamamen Gecebilir Mi?

Bunun belli bir tek cevabi yok. Bazilari belirgin sekilde iyilesebilir, bazilari belirtilerini buyuk olcude yonetmeyi ogrenir, Bazilarinda ise belirli duzeyde hassasiyet devam edebilir.

Onemli olan bir nokta: Amac hicbir zaman kaygiyi sifirlamak degildir. Kaygi insan beyninin dogal bir parcasidir. Amac, kayginin hayati yonetmesini engellemektir. Saglikli bir insan da zaman zaman sosyal ortamlarda heyecanlanabilir. Fark, bu heyecanin kisinin hayatini ne kadar kisitladiginda ortaya cikar.


Sonuc

Sosyal Anksiyete ilk bakista mantiksiz gibi gorunebilir. Sonucta insanlar bizi oldurmeye calismiyor, bir sunum yapmak fiziksel olarak tehlikeli degil ve kucuk sosyal hatalar dunyanin sonu degil. Ancak insan beyni milyonlarca yillik evrimsel gecmisin urunudur. Bu nedenle bazen sosyal degerlendirme korkusu, mantigimizin soylediginden cok daha guclu hissedilebilir.

Sosyal anksiyete yasayan insanlar cogu zaman korkularinin mantiksiz oldugunun farkindadir. Fakat tehdit algisi ile mantiksal degerlendirme ayni hizda calismayabilir.

Belki de sosyal anksiyetenin en ilginc tarafi budur: Insan bazen baskalarinin zihninde yaratabilecegi kucuk bir olumsuz izlenimden, fiziksel bir tehlikeden korkar gibi korkabilir.

Ben de Anksiyete Bozuklugu'ndan muzdarip biriyim. Ergenligimden beri bu sorun bende de var. Annemde, dayimda ve ablamda da Anksiyete Bozuklugu var. Ayrica okul hayatim boyunca cokca kez zorbaliklara ve sosyal dislanmalara maruz kalmis birisiyim. Anlayacaginiz bende cogu genetik + cevresel risk artirici faktor bulunuyordu. Hala hayatimi yonetiyor maalesef. Umarim artik en kisa zamanda hayatimi yasayabilecek kadar kontrol altina alabilirim...

Saglikli gunler dilerim.

Bu konuyu actiktan 1-2 saat sonra anksiyetemin tutmasi ne kadar da ironik...
 
Son düzenleme: