O bahsettiğin yeni nesil oyunlarda da CRT efsane duruyor, avantajları say say bitmez. Kısaca özet geçmek gerekirse CRT'lerde LCD'ler gibi sabit bir piksel ızgarası olmadığı için girdiğin her çözünürlük native yani doğal çalışır. 640x480 de yapsan, 1920x1440'a da çıksan o modern monitörlerdeki iğrenç bulanıklık asla olmaz. Monitörün yatay tarama kHz limitleri elverdiğince istediğin çözünürlüğü ve Hz değerini oluşturmakta tamamen özgürsün.
Görüntü kalitesi bambaşka bir seviye. 2D ve 3D içerikler çok daha derinlikli görünüyor. Scanline tarama çizgisi muhabbeti sayesinde özellikle eski oyunlarda ve retro içeriklerde muazzam bir netlik alıyorsun. Üstelik yapısı gereği yüksek çözünürlüklerde doğal bir anti-aliasing etkisi yaratıyor. Kontrast ve renk derinliği konusunda OLED'lerle yarışır siyahlar tam siyahtır, görüş açısı bozulması veya ışık sızması gibi dertler yoktur ve renkler çok daha gerçekçi, doygun hissettirir.
Ama asıl olay performansta. Görüntüyü dijital bir işlemciden geçirip ölçeklemek yerine doğrudan elektron tabancasıyla analog olarak ekrana çizdiği için sıfır input lag vardır, tepkime süresi tam anlamıyla anlıktır. Modern monitörler gibi görüntüyü ekranda tutma sample-and-hold mantığıyla değil, fosforların anlık yanıp sönmesiyle çalıştığı için hareket bulanıklığı yani motion blur da sıfırdır. İddia ediyorum, 60Hz bir CRT'deki hareket netliği ve akıcılık, günümüzün 1000Hz LCD/OLED'lerinden bile daha iyidir.
Daha da derin teknik detaylara girmeyeyim ama profesyonel, üst düzey bir Sony Trinitron tüplü monitörün karşısına geçip bir kere oyun oynasan, bir daha başka monitör kullanmak istemezsin.
Eki Görüntüle 261346Eki Görüntüle 261347Eki Görüntüle 261345