Tarih 3 Ocak 1961'i gösterdiğinde, ABD'nin Idaho eyaletinde bulunan küçük bir nükleer test reaktöründe, daha önce benzeri yaşanmamış bir felaket meydana geldi. Olay; nükleer enerji tarihine "ölümcül ilk reaktör kazası" olarak geçecekti. Bu kazada üç Amerikan askeri personeli hayatını kaybetti ve olayın detayları uzun yıllar kamuoyundan büyük ölçüde gizlendi. Bu olay SL-1 (Stationary Low-Power Reactor Number One) adı verilen deneysel reaktörde gerçekleşmişti.

1000218712.webp


SL-1 neydi ve neden vardı?


1950’li yıllar, ABD’nin nükleer enerjiye olan ilgisinin zirve yaptığı dönemdi. Hem enerji üretimi hem de askeri üslerin bağımsız şekilde elektrik ihtiyacını karşılamak adına kompakt, taşınabilir reaktörler tasarlanıyordu. SL-1 de bu amaçla geliştirilen küçük bir prototipti.

1000218696.webp


Reaktör, Idaho National Laboratory sahasında kurulmuştu. SL-1’in amacı; uzak bölgelerdeki askeri üslerde kullanılabilecek düşük güçlü, kompakt bir reaktör modelini test etmekti. Reaktör maksimum 3 megawatt termal güç üretebiliyordu ve doğrudan Birleşik Devletler Ordusu için geliştirilmişti. Operasyonu ise ordu personeli tarafından gerçekleştiriliyordu.

1000218697.webp


Kazanın Yaşandığı Gece: 3 Ocak 1961


Olay günü reaktör 11 günlük bir bakımın ardından yeniden başlatılacaktı. Görevli ekip üç kişiden oluşuyordu: Teğmen Richard McKinley (27), John Byrnes (22) ve Richard Legg (26). Reaktörün yeniden devreye alınması için ana kontrol çubuğu olan merkezi kontrol çubuğu (Control Rod #9) manuel olarak çekilmek zorundaydı. Fakat burada yapılan ölümcül hata, tarihin akışını değiştirdi.

1000218710.webp


Bu tip reaktörlerde, kontrol çubukları çekildikçe reaktördeki nötron sayısı artar ve zincirleme reaksiyon başlar. Ancak bu çubukların çok hızlı veya çok fazla çekilmesi durumunda reaktör kritik ötesine geçer ve tehlikeli bir zincir reaksiyon başlatır. Aynen burada olduğu gibi.

1000218698.webp


Normalde 10 cm kadar çekilmesi gereken çubuk, bir anda 60-70 cm kadar yukarı çekildi. Bu, reaktörün aniden süperkritik hâle geçmesine neden oldu. Saniyenin kesirleri içinde devasa bir enerji ortaya çıktı. Yaklaşık 5 milisaniyelik bir sürede reaktör çekirdeğinde buhar patlaması meydana geldi. Buhar basıncı o kadar güçlüydü ki, 12 tonluk reaktör kabı birkaç santimetre yerinden yükseldi.

1000218708.webp


Patlamanın etkisiyle Richard Legg, reaktör tavanına 2 metre uzunluğunda bir metal çubukla çivilendi. Vücudu reaktör tavanına saplanmış halde bulundu. Diğer iki görevli ise reaktörün farklı bölümlerinde ağır yanıklar ve iç kanamalarla ölü olarak bulundu. Tüm bu olaylar yalnızca birkaç saniye içinde gerçekleşmişti. Reaktör binasında ciddi bir radyasyon seviyesi oluştu. Olay yerine ilk ulaşan kurtarma ekipleri, yüksek dozda radyasyon nedeniyle sadece birkaç dakika içeride kalabildi.

1000218706.webp


Radyasyon seviyesi o kadar yüksekti ki, ölen personelin cesetleri dahi ciddi tehlike teşkil ediyordu. Özellikle Richard Legg’in cesedini bulunduğu yerden çıkarmak haftalar sürdü. Cesetlerin taşınması, kurşun kaplı tabutlarla ve özel ekipmanlarla yapıldı. Hatta defin sırasında bile özel güvenlik protokolleri uygulandı ve cesetler tamamen kurşunla kaplanarak gömüldü.

1000218703.webp

1000218705.webp


Bu bir kaza mıydı, intihar mı?


Başlığı böyle yazdım çünkü bu bir kaza "olmayabilirdi". Perdenin arkasında ilginc bir durum daha vardı:

SL-1 kazası, yalnızca bir teknik hata mıydı yoksa bir intihar mıydı? Bu soru uzun yıllar tartışma konusu oldu. Olayın ardından yapılan soruşturmalarda Legg ile Byrnes arasında kişisel sorunlar olduğu, hatta aralarında kavga yaşandığına dair bazı ifadeler ortaya atıldı. Bazı araştırmacılar, kontrol çubuğunun bu kadar hızlı ve fazla çekilmesini “kasıtlı” bir eylem olarak değerlendirdi. Ancak olayın psikolojik ve insani boyutları hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamadı.

SL-1 faciası, ABD'nin nükleer enerji alanındaki ilk ölümcül kazasıydı ve nükleer güvenlik protokollerinin radikal biçimde değişmesini tetikledi. Kazadan sonra kontrol çubuklarının manuel olarak değil, uzaktan ve otomatik sistemlerle kontrol edilmesine yönelik düzenlemeler getirildi. Ayrıca reaktör operatörlerinin eğitimi, psikolojik profilleri ve güvenlik denetimleri yeniden yapılandırıldı.

Olay kamuoyuna ilk etapta yalnızca “endüstriyel bir kaza” olarak duyuruldu. Gerçekler ancak yıllar sonra, FOIA (Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası) kapsamında açığa çıkan belgelerle anlaşılabildi.

Olayın yasandigi bolgede bugün ne var?​


SL-1 reaktörünün bulunduğu alan bugün hala Idaho National Laboratory arazisinde yer almakta ve halka kapalı durumdadır. Kazadan kalan yapı tamamen sökülmüş ve bölge radyoaktif atıklardan arındırılmış olsa da, SL-1 adı nükleer tarih kitaplarında kara bir leke olarak kalmaya devam etmektedir.

1000218709.webp

1000218707.webp


Okuduğunuz icin teşekkür ederim. Hoşunuza gittiyse beğenip düşüncelerinizi dile getirmeyi unutmayın. Nükleer felaketler serimin 2. konusu olarak yayınlıyorum bunu.

İlk konu olan Kyshtym kazasini okumak isterseniz:

Sovyetler'in bütün dünyadan gizlediği ve çok az kişinin bildiği Mayak/Kyshtym (Kiştim) nükleer faciası
 
Son düzenleyen: Moderatör: