@Platon
Burada ahlak olgusunun evrensel olamayacağını ve insanların pragmatizm yoluyla, yani kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma anlayışını benimsediğini söylüyorsun. Dolaylı olarak aynı zamanda ahlak anlayışının öznel, yani herkese göre değişebilen bir olgu olduğunu iddia ediyorsun.
Daha sonra burada ''kendi evrensel ahlakını'' yaratmaya çalıştığını söylüyorsun. Anladın mı kendi fikirlerin arasındaki çelişkiyi?
Dur sana biraz mantık öğreteyim. Çünkü ben sıkılmaya başladım. Kardeş Payı'nda Oğuzhan'la kavga eden kasiyere bağlayacağım birazdan.
Şimdi, mantığın dört ilkesi vardır.
Özdeşlik, Üçüncü Halin İmkansızlığı, Yeterli Neden ve
Çelişmezlik ilkeleri
Bu dört ilke birlerini destekleyecek şekilde var olurlar. Yani bir şekilde birbirleriyle zıt düşememe zorunluluğu vardır. Hani ismini kullandığın filozof var ya, kendisi Pisagor ile birlikte bu ilkelere uyacak şekilde Tanrı fikri ortaya atmışlardır. Pisagor matematiği kullanmıştır, Platon ise ideaları..
Tekrar mantığa dönecek olursak, çelişki yaratacak durumun oluşması için bir şeyin hem kendisi hem de başkası olması zorunluluğu vardır
Çelişmezlik ilkesine göre. Yani;
"Ortada nesnel bir ahlak yok." söylemine bakarsak, Müslümanın Allah'ına iman etmeyen biri için makul bir söylemdir. Nitekim, Müslüman olmayanların inancına iman etmemek de Müslüman için makuldür. Müslüman olan için benim fikrim doğru sizin ki yanlış, Müslüman olmayan içinse benim fikrim doğru senin ki yanlış. Ne olmuş oldu? Bu seferde
Üçüncü Halin İmkansızlığı ilkesi,
Çelişmezlik ilkesini destekledi.
"Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma." söylemine bakarsak, Müslümanın Allah'ına iman etmeyen biri için makul bir söylemdir. Peki neden makul bir söylemdir? Kişi, elde ettiği bilgiyi mantık ilkelerine dayandırarak
"Ortada nesnel bir ahlak yok." fikrini elde etmiş ve kendi ahlakını inşa etme durumunda kalmıştır.
Peki
"Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma." söylemi,
"Ortada nesnel bir ahlak yok." ile çelişir mi?
"Ortada nesnel bir ahlak yok." söylemini ele alırsak, çelişmesi için öznel ahlakın yerine nesnel ahlak bulundurması zorunluluğu vardır.
"Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma." söylemi, içinde nesnel ahlak bulundurur mu? Bir şeyin, kendime yapılmasını istemiyorsam, başkasına yapılmasını istemiyorumdur. Burada durumu karşılayan benimdir. Sen ise kendine yapılmasını isteyebilirsin, burada durumu karşılayanda sensindir. Yani ortada nesnel değil, öznel bir ahlak vardır.
Çelişmezlik ilkesine göre öznel olan bir durum, öznel olan başka bir durum ile çelişmez.
Sana göre iyi, başkasına göre kötü ise yani sana göre ahlaklı bir davranış, başkasına göre ahlaksız ise toplumsal hukuk oluşturulamaz. İnsanlara yaptığı eylemlerden ötürü ceza veremezsin. İnsanlara ceza vermek için, toplum içindeki herkesin aynı ahlak anlayışını sahiplenmesi gerekiyor. Anlatabiliyor muyum bunu sana kardeşim? Anlıyor musun?
BAK YİNE TEKRARLIYORUM. ON KERE AYNI SORUYU SORDUN VE BEN DE ON KERE AYNI CEVABI VERDİM. VE HÂLÂ AYNI ŞEYİ ZIRVALIYIP DURUYORSUN.
Nesnel bir ahlakın olmadığını savunurken, evet, başkası da benim ahlakımı kabul etmeyebilir. Çünkü ortada nesnel bir ahlak yok ve onunda kendi ahlakını yaratma durumu vardır. Bak ne oldu? Yine
Çelişmezlik ilkesine ve mantığa göre çelişmedik.
Diyorum ki, benim ahlakımı kabul etmeyebilir ama çoğunluğun iyiliği için ben zor kullanarak adam öldürmek isteyen, hırsızlık yapmak isteyen, tecavüz etmek isteyen birisine cezalar vererek uyma konusunda ikna ediyorum.
Sen kendi fikirlerin arasında o kadar kör olmuşsun ki, şu an ki olanı bile görmüyorsun. Peki şu an ki olan ne? Senin şeriat hukukuna karşı, batının hukuku.. Peki batının hukuku neye dayanıyor birader? Batının hukuku gökten mi indi? Batının hukuku da fikirlere ve deneyimlere dayanıyor. Sen sanıyor musun ki, batı da tecavüzcü, hırsız, ırkçı, pedofili yok?
Gözünü seveyim, önce mantığı öğren, sonra gel tartışmaya gir.