O yaşlarda doğaldır. Bu korkuyla baş edebilmek herkesin harcı değildir ama. Gerekirse psikolojik destek almalısınız. Gerek de olmayabilir, siz kendi teşhisinizi koyun o hususta.

Bu yakınlarını kaybetme meselesini görünce dilim çözüldü biraz, yazayım. Yakınlarını kaybetmekten şahsen çok korkuyorum. Gittikçe artarak devam ediyor. Kimini gerçekten kaybettim, kimi hayatımdan çıktı. Hayat azıcık bağ kurduğum herkesi söküp aldı elimde olmadan. Ölüm gerçekten hiçbir şeyin olmaması şeklinde betimlendiğinde o kadar da ürkünç gelmemeye başlıyor. Yani en azından yakınlarının kaybından daha az korkutucu. Yavaş yavaş mantığın ile ölümü düşünmeye başladığında -yakın zamanda olmayacaktır sizde- hayatın olağan bir parçasıymış gibi geliyor. Bilmiyorum, belki de tecrübe ettikçe alışıyoruzdur.
 
Merhabalar, eninde sonunda öleceğiz.
Burada kişinin inancı devreye girer aslında, benim net bir inancım yok aslında hala Müslüman (öyle düşünüyorum) bir insanım.

Yine de eğer ölmek sonrası için yok olmaktan ibaretse yaşadığım şeylerin çok anlamsız olduğunu düşünüp durur oldum, çok takıyorum bunu. Mesela bir şey için sevinirken bir anda herhangi bir anda veya zamanı geldiğinde öleceğim aklıma geliyor ve "ne varki bunda?" diyorum.

Bunu çok takmaya başladım, nasıl kurtulurum?
Tahminen, hayatında, anlık olarak çok iyi bir şey yaşasan, bir haber alsan vs. yarın bir gün öleceğin aklından bile geçmez. Demek ki, son dönemlerde yaşadığın bazı olaylar ya da yoğun tempo bir yaşam (hatta aksine aşırı monoton bir yaşam) seni bu düşüncelere itiyor.

Aslında bu durumun farkında olmak insanoğlunun bir içgüdüsü olabilir. Hiç ölmeyeceğini düşünen insan hayatını rahatça tehlikeye atabilir. Yine de, sürekli aklının bir köşesinde bulunması, gayet rahatsız edici.

Verebileceğim en net tavsiye, bir psikoloğa görünmen olacaktır. Okuduğum kadarıyla yoğunluğundan ötürü gitmek istemiyorsun. Yorulduğundan bahsediyorsun. Şöyle yapabilirsin, ne yaparak yoruluyorsun, bu kadar yoğun olan şey ne bilmiyorum lakin, aklını ve odağını yaptığın işe fazlasıyla vermek güzel bir çözüm olabilir. Sadece yorulmaya ve dinlenmeye vaktin kalır.
 
Arkadaşların dediği gibi bir uzmana görüşmeniz daha iyi olacaktır ben de bir dönem aynı sorunu yaşıyordum kafama takmayarak sorunu çözdüm.
 
Hepimiz öldüğümüzde birer istatistik olacağız.

Yol ayrımı burada başlıyor. Bir oyunu aldığımızda, varsa mümkün olduğu kadar farklı sonları da görmek ve o şekilde bitirmek isteriz, değil mi? Veya mümkün olduğu kadar çok başarım tamamlamaya çalışırız. Bazen biraz adrenalin alırız, riske gireriz, falan.

İşte bana göre hayatın amacı da bu bence. İstatistiğinin, etik ve erdem çerçevesinde ne kadar dolu olduğu önemli olacak. Zamanında varlığımı ve neden buralara geldiğimi sorgulamaya başlamıştım. Cevabı bu şekilde buldum.

Elbette, uzmanıyla bu konuyu görüşmenin yardımı olacaktır. Ancak ben kliniğin bu düşünceyi gidermesinde ve yerine bir temel inşa etmede büyük ölçüde faydası olacağını düşünsem de tek çözüm yolu olduğunu düşünmüyorum. Zihnin de kafasında bir şeyleri oturtması lazım. Stoizm gibi bazı görüşlerin bu tarz düşüncelere çok güzel yaklaşım getirdiğini düşünüyorum, onlara bakabilirsin.
 
Bence insanın buna dalıp gitmesinin temelinde aslında "doğal" bir canlı olması var. Fakat insan çok farklı bir zihine sahip (hayvanlara göre) bir kere "öleceğini" bilen bir canlı.
Bana göre melankoliye dalıp "doğal" olmaya çalışmak yerine (zira zaten olamazsın)

Birçok kişinin söyledği gerçeği kabul edip bir tek yaşamın olduğunu düşünmek ve bunu olabildiğince dolu dolu (kendi isteklerine göre) yaşamak iyi bir seçenek olabilir.

Bana göre yaratıcı bizim öleceğimiizi bilmemizi istememişti ama biz farklı bir şey yaptık ve bu bilince ulaştık. "kendi düşen ağlamaz"