İnsan, her geçen an olgunlaşır. Yani, yeni şeyler öğrenerek kendini geliştirir. Kendimde bu tarz bir şey yaşadığım için en azından bunun farkındayım. Aşk veya çeşitli zevklerin kaybı çoğu zaman bunu oluşturan şeydir. Bir acıyı görüp ona katlanabilirseniz işte o zaman bir yaş daha ilerlemiş bir insan olmuşsunuz demektir. Tasavvuf'ta bunun için "İnsan-ı Kamil" denir. İnsan'ı Kamil, ney enstürmanına benzer Etrafı delik deşiktir fakat hala ses gelir. ;)
 
Biraz açar mısınız neden böyle düşündüğünüzü?
Olgunlaşma kavramı görecelidir. Kimisine göre x kişisi olgundur, kimisine göre değildir. Kimisine göre x kişisi y kişisinden daha olgundur, kimisine göre y kişisi x kişisinden.
Daha "olgunlaştıkça" önceden kendinizin ne kadar "olgunluktan uzak" olduğunuzu düşünürsünüz. Bu düşüncenizden yine belli bir zaman geçtikten sonra bu sefer de o zaman ne kadar "olgunluktan uzak" olduğunuzu düşünürsünüz. Sonsuza kadar "Ben geçen sene ne aptaldım ya?" diye düşünürsünüz. Yani kısacası hiçbir zaman "olgunlaşamazsınız". Çünkü bir paradoksun içindesinizdir.
Böyle bir durumda olgunlaşmaya belli bir tanım koyamazsınız. Bu durumda "olgunlaşma" olgusu gerçekliğini yitirir ve bir insan uydurması olduğu ortaya çıkar.