Nefs İlmi
Üstün
- Katılım
- 30 Ocak 2024
- Mesajlar
- 3.967
- Makaleler
- 81
- Çözümler
- 14
- Beğeniler
- 4.797
Merhaba. Konu başlığını neden bu şekilde yazdığımı anlayacaksınız.
Baya bir süredir gözlemlediğim bir forum dinamiğinden bahsetmek istiyorum -felsefe kategorisi bağlamında.
Kategorideki belirli konu başlıklarına ilgi bir hayli yüksekken bazı konu başlıklarına ilgi pek düşük olmakta.
Gözlemim şudur: Tanrı var mı, simülasyonda mıyız, evren tesadüfi olabilir mi vb. konulara ilgi pek yüksekken ve forum üyeleri akın akın mesaj yazarken bazı konulara da ilgi pek düşük olmakta. Yahut ilgi olmakta ama cevap yazabilecek ilgi eşiğini aşamamakta, yetersiz kalmakta.
Bir şey sormak istiyorum: bu felsefe kategorisinde gerçekten felsefe yapılıyor mu?
Misal şu konular:
Mesajlar akın akın.
Ama şu konular:
Yazdığım ilk gotik öykü kitabım olan Sonun Arzusu’ndaki Kopuş isimli öykümden bir pasaj:
Ya hiç mesaj yok ya da reaksiyoner mesajlar var.
Bu bahsettiğim dinamiği pek uzun zamandır gözlemliyorum. İnsanlar tanrı, din, inanç konularında çokça mesaj yazarken soyut, düşünme gerektiren konularda yoklar. Olmayabilirler, zorunda değiller, ama ben burada farklı bir yere değinmek istiyorum.
Bu tanrı, din, inanç vb. konulardaki mesaj niteliğine baktığımız zaman:
Ama derin düşünce gerektiren konular olduğu zaman tahminim şu yöndedir:
Benim düşüncelerim bu şekilde. Sizler ne düşünüyorsunuz?
Baya bir süredir gözlemlediğim bir forum dinamiğinden bahsetmek istiyorum -felsefe kategorisi bağlamında.
Kategorideki belirli konu başlıklarına ilgi bir hayli yüksekken bazı konu başlıklarına ilgi pek düşük olmakta.
Gözlemim şudur: Tanrı var mı, simülasyonda mıyız, evren tesadüfi olabilir mi vb. konulara ilgi pek yüksekken ve forum üyeleri akın akın mesaj yazarken bazı konulara da ilgi pek düşük olmakta. Yahut ilgi olmakta ama cevap yazabilecek ilgi eşiğini aşamamakta, yetersiz kalmakta.
Bir şey sormak istiyorum: bu felsefe kategorisinde gerçekten felsefe yapılıyor mu?
Misal şu konular:
Evren tesadüf olabilir mi?
Belki var, belki yok bilemeyiz. Olsaydı Afrika'ya ve Filistin'e yardım etmez miydi veya gökten Türkiye'ye para yağmaz mıydı? Belki de Afrika'daki ve Filistin'deki insanlar bunları hak ediyordur ve ceza olarak yapıyordur?
Mesajlar akın akın.
Ama şu konular:
Biraz temel olacak da kavram nedir? Basit manadan gidersek; olgunun zihindeki tasarımı. Olgu nedir? Gerçekleşmiş ya da gerçek olan.
Yani herhangi bir kavramı tanımlayabilmek için, bize en az 3 adet bilgi gerekir.
İyi de kavram nedir? Olgu, insan ve geçmişin birleşimi. Uç noktada; olgu kişiye has, insan kendine dönmüş, geçmiş ise yazanın...
Yani herhangi bir kavramı tanımlayabilmek için, bize en az 3 adet bilgi gerekir.
- Anlamlandırılmaya çalışılan olgu
- Zihin
- Geçmişin bize kazandırdıkları
İyi de kavram nedir? Olgu, insan ve geçmişin birleşimi. Uç noktada; olgu kişiye has, insan kendine dönmüş, geçmiş ise yazanın...
Kavram felsefesi açısından önemli 3 temel ve çoğunlukla birbiri ile karıştırılan kavramın, karışan anlamlar neticesinde anlamsızlığa sürüklememesine mani olmak maksadıyla konuya az buz açıklık getirilmesi gerektiğini düşündüm. Anladığım ve ifade ettiğim ne kadar doğrudur? Konu altında elbet tartışılır ve üzerine konulur orası da ayrı tabii. Öze dönersek;
Gerçek; nesne ile ilgili olan ve bilince ihtiyaç duymadan var olan olarak tanımlanır. Burada benim kişisel olarak ekleyebileceğim, işin içinde insan varsa bilince tesir eden herhangi bir "hayali ya da düşünsel nesne" de gerçek olabilir...
Gerçek; nesne ile ilgili olan ve bilince ihtiyaç duymadan var olan olarak tanımlanır. Burada benim kişisel olarak ekleyebileceğim, işin içinde insan varsa bilince tesir eden herhangi bir "hayali ya da düşünsel nesne" de gerçek olabilir...
Yazdığım ilk gotik öykü kitabım olan Sonun Arzusu’ndaki Kopuş isimli öykümden bir pasaj:
Yok oluş sadece ölüm müydü? İnsan kaderin akışından koparak da yok olamaz mıydı? İnsan, insanlardan koparak da yok olamaz mıydı? İnsan, gözlerden uzak olarak da yok olamaz mıydı? İnsan zihinlerden, kimisi için donuk bir şekilde, silinerek de yok olamaz mıydı? Peki insan insanların içinde de yok olamaz mıydı?
Merak Edilmek mi İstiyoruz?
E pek tabii! Fakat...Ya hiç mesaj yok ya da reaksiyoner mesajlar var.
Bu bahsettiğim dinamiği pek uzun zamandır gözlemliyorum. İnsanlar tanrı, din, inanç konularında çokça mesaj yazarken soyut, düşünme gerektiren konularda yoklar. Olmayabilirler, zorunda değiller, ama ben burada farklı bir yere değinmek istiyorum.
Bu tanrı, din, inanç vb. konulardaki mesaj niteliğine baktığımız zaman:
- Mesaj yazmak için düşük düşünce gereksinimi
- Derin felsefi ve akli gerekçe sunmaktan çok inanç savunumu
- Kendi inancını yahut inançsızlığını karşı tarafa ispatlama ve onaylatma ihtiyacı
Ama derin düşünce gerektiren konular olduğu zaman tahminim şu yöndedir:
- Kişi hızlı forum akışına ters bir şekilde durup düşünmek istemiyordur
- Kişi düşünerek kendi otantik olmayan yaşam tarzıyla yüzleşmek istemiyordur, ve savunma mekanizması olarak kaçınıyordur
- Kişi Tanrı var mı konularında olduğu gibi kendini onaylatma ihtiyacını göremiyordur ve bu konulardan uzaklaşıyordur.
Benim düşüncelerim bu şekilde. Sizler ne düşünüyorsunuz?
Son düzenleyen: Moderatör: