Darth AMD
Başarılı
Öncelikle bu konu belirli oyunlar üzerinden spoiler içermektedir. Bu sebeple bu cümleden itibaren olan herhangi bir mesajı okumanız, benim oyunun temeline inip sorgulamam sebebiyle sizin bakış açınızı değiştirecektir. Spoiler yemek istemiyorsanız lütfen devam etmeyin.
Gerçek dediğimiz şey tam olarak nedir ya da benlik? Peki, bir gün geri dönmek umuduyla bir yedek almış olsaydınız? O aldığınız yedek klonunuz sizinle aynı özelliklere sahip değil mi? Eşit statüde ancak sizin aldığınız bu sorumluluğu o almadı. Seçim hakkı sizindi ve siz de yaptınız; daha iyi anlaşılması üzerine yaş eklemesi yaparak devam edelim.
Tamam, siz 20 yaşında bir bireysiniz ve tam bu noktada hem zihin hem beden olarak bir geri dönüş noktası oluşturdunuz; bir klon. Henüz yaşamıyor çünkü o garantiniz, siz hâlâ hayatta olduğunuz için ona ihtiyaç yok. Peki, aslında size onun 20 yaşındaki haliniz olduğunu söylesem? Kulağa biraz mantıksız gelse de o aslında sizin kendinizin yedeğini almadan hemen önceki saniyedeki sizsiniz. Kararı verdiğiniz an onunla farklılaşmaya başladınız çünkü o tam olarak bu kararı vermedi. Hah, işte tam şu anda mevcut olarak iki tane sizden var; ne siz eski halinizsiniz ne de eski haliniz siz. Onun hâlâ geri dönüş noktası olarak alınan bir yedek olduğunu düşünelim. Hayatınızı güzel şekilde yaşadınız ama artık yatağa bağımlı yaşlı bir insansınız ama hâlâ geri dönüş noktanız var, tekrardan 20 yaşına dönebilirsiniz. O aldığınız garanti hâlâ geçerli. Tekrardan gençleşmek uğruna klonunuzu yaşatıyorsunuz; işte şu anda sizden bağımsız 20 yaşında bir haliniz var. Genetik olarak aynı kod iki farklı bedende, iki farklı zihin ama siz onun bedeni üzerinde hak iddia ediyorsunuz. İsteğiniz ne? Hadi ama, siz onu ne için kullanacaktınız? Bir gün geri dönmek için, aynen öyle. Peki, o bunu kabul ediyor mu? Sorumluluğunu almadığı, yapmadığı bir tercih yüzünden bedeninden olmak istiyor mu? Kesinlikle hayır. Ben ne demiştim? "Sizin o kararı vermeden önceki haliniz" kısacası siz o kararı verdiğiniz için aslında eşitlik durumu "o gerçek olduğu anda" bitiyor. Etik değer bakımından da gerçeklik bakımından da onun üzerinde hak kuramazsınız. Empati yapmak için şunu düşünelim: 20 yaşındayken, 70 yaşındaki sizin, tekrardan 20 yaşına dönmek için sizin bedeninizi istediğini (çünkü şu anda yaşanan tam olarak bu) görseniz; bu isteği kabul eder miydiniz?
Ama zamansal olarak o sizsiniz ama siz o değilsiniz, o bu geleceği yaşamadı. 50 yılı fazlasıyla kullanarak yaşadınız ve tekrardan geri almak için kendiniz olmayana "Bu benim," diye iddia edeceksiniz.
İşte bu, NieR evreninde en çok üstünde felsefe yapılan ve tartışma konusu olan bir düşünce. Gestaltlar, yani insanlığını zamanla kaybeden bireyler, geri dönme umuduyla bu projeyi başlatıyor. Oyunda esasen benim bahsettiğim şekilde bir olay yok, örneklemek için yaptım. Replicantlar ise Gestaltların geri dönmesi için bir kabuk beden; ancak zamanla bilinç kazanıyorlar. Sizin tek isteğiniz insanlığınızı geri kazanmak ama karşılığında da bilinci olan başka birini öldürmek. Plan üzerinde aslında böyle bir durum yoktu, istemsiz gerçekleşti. Ama artık onlar birer birey. Replicantlar, Gestalt olmasalar bile artık aynı gereksinimleri karşılıyorlar. Aynı özelliklere sahipler, sadece sizi geri döndürmek için yapıldılar ancak artık geri dönmeniz için sanırsam bir rızaya ihtiyacınız var. Peki, bu noktadan sonra ne yapacaksınız? Sonuçta o beden en başında sizindi, sizin hakkınızdı ve şu anda sizin olmayı reddediyor. Kaba kuvvet göstermek bir çözüm mü veya rıza gösterilse bile bu doğru mudur?
Kesin ve net olarak söyleyeyim; böyle bir durumda kimse kimseye "Al sen kullan, ben zaten geçiciyim," falan demeyecek. Bir tarafın yaşamı için diğer tarafın ölümü katliamdan farksızdır. Hiçbir insan hayatı bir diğerinden üstün değildir ama bu evrende kimse böyle düşünmüyor. Gestaltların geri dönme umuduyla Replicantların hayatını yok sayması bile onları haklı durumdan haksız duruma geçirmeye yetiyor. Çok yanlış bir tabir olsa da eğer Replicantlar yeterince insan olmayı başaramamış olsalardı, Gestaltlar bedenleri verimsiz bulup istemeyeceklerdi. Anlatım gereği tarafsız kalarak iki tarafı da eşit görelim; peki eşitlik ne olduğu zaman bozulabilir? Bedenlerle mi alakalı yoksa görüşlerle mi? Hayır, ikisi de değil. Replicantlar, Gestaltlara karşı bir ırkçılığa sahip değil. Gestaltlar ise ellerinden gelen her şeyi sadece kendileri için yapıyorlar. Etik değer, insan hakları gibi düşüncelere sahip değiller; onlar için sadece bir "ben" var. Hayır, anlatım yapan "ben" veya okuyucu olan "ben" değil; kendileri, ya kendileri. Bencil bir görüşe sahip olup kendilerini hak sahibi ilan ediyorlar. İşte "İnsan nedir?" sorusunu tam olarak burada soruyoruz. Gestaltlar insanlıklarını tıpkı bedenleri gibi kaybettiler; olayın sadece görünüş olduğunu sanmaları ise tamamen kendi kafalarında kurdukları bir düşünceydi.
Daha önceki sorulara bir göz atalım: Kaba kuvvet bir çözüm mü? Kaba kuvvet bu durumda sadece doğal seçilime fayda sağlar, bize değil. Gestaltlar kazanırsa, Replicantlar ölmüş demektir; kısacası başarısız olurlar. Yaşamak için ihtiyaçları olduğu bedene zarar veremezler. Replicantlar kazanırsa da tartışma diye bir şey kalmamış olur. Peki, rıza gösterilse? İnsanın acıma duygusu o kadar güçlü mü, can korkusunu geçebilir mi? Çok umut vermek istemem ama hadi bir deneyelim. Bir Gestalt bedenine geri döndüğünde mevcut bedende olan bilinci silmiyor, kontrolü ele alıyor. Yani hiçbir zaman o eski denilen, iyi olarak görülen noktaya ulaşılamıyor. Bir zihinden bir bilinci de söküp alamayacağımız için sanırım rıza göstermek de işe yaramayacak. En iyisi herkes kendi durumunu kabul edip hayatına bu şekilde devam etmeli. O fazlalık yaşanan 50 senenin bedelini nasıl kendinize yani geçmişteki size yansıtamıyorsanız, Gestaltlar da Replicantlara yansıtamayacaktır. Mümkün olmadığından değil, işe yaramayacak.
Son söz: Peki neden böyle bir konu açmayı düşünüp bu kadar metni yazıp bir oyun üzerinden örnekledin diye soracak olursanız cevabım şöyle olacaktır:
Ben hayatım boyunca hiçbir özgün içerik üretmedim, daima var olan üzerinde değişimler yaptım; yani başa dönecek olsak da aslında ben de taklit bir Replicant'ım.
Gerçek dediğimiz şey tam olarak nedir ya da benlik? Peki, bir gün geri dönmek umuduyla bir yedek almış olsaydınız? O aldığınız yedek klonunuz sizinle aynı özelliklere sahip değil mi? Eşit statüde ancak sizin aldığınız bu sorumluluğu o almadı. Seçim hakkı sizindi ve siz de yaptınız; daha iyi anlaşılması üzerine yaş eklemesi yaparak devam edelim.
Tamam, siz 20 yaşında bir bireysiniz ve tam bu noktada hem zihin hem beden olarak bir geri dönüş noktası oluşturdunuz; bir klon. Henüz yaşamıyor çünkü o garantiniz, siz hâlâ hayatta olduğunuz için ona ihtiyaç yok. Peki, aslında size onun 20 yaşındaki haliniz olduğunu söylesem? Kulağa biraz mantıksız gelse de o aslında sizin kendinizin yedeğini almadan hemen önceki saniyedeki sizsiniz. Kararı verdiğiniz an onunla farklılaşmaya başladınız çünkü o tam olarak bu kararı vermedi. Hah, işte tam şu anda mevcut olarak iki tane sizden var; ne siz eski halinizsiniz ne de eski haliniz siz. Onun hâlâ geri dönüş noktası olarak alınan bir yedek olduğunu düşünelim. Hayatınızı güzel şekilde yaşadınız ama artık yatağa bağımlı yaşlı bir insansınız ama hâlâ geri dönüş noktanız var, tekrardan 20 yaşına dönebilirsiniz. O aldığınız garanti hâlâ geçerli. Tekrardan gençleşmek uğruna klonunuzu yaşatıyorsunuz; işte şu anda sizden bağımsız 20 yaşında bir haliniz var. Genetik olarak aynı kod iki farklı bedende, iki farklı zihin ama siz onun bedeni üzerinde hak iddia ediyorsunuz. İsteğiniz ne? Hadi ama, siz onu ne için kullanacaktınız? Bir gün geri dönmek için, aynen öyle. Peki, o bunu kabul ediyor mu? Sorumluluğunu almadığı, yapmadığı bir tercih yüzünden bedeninden olmak istiyor mu? Kesinlikle hayır. Ben ne demiştim? "Sizin o kararı vermeden önceki haliniz" kısacası siz o kararı verdiğiniz için aslında eşitlik durumu "o gerçek olduğu anda" bitiyor. Etik değer bakımından da gerçeklik bakımından da onun üzerinde hak kuramazsınız. Empati yapmak için şunu düşünelim: 20 yaşındayken, 70 yaşındaki sizin, tekrardan 20 yaşına dönmek için sizin bedeninizi istediğini (çünkü şu anda yaşanan tam olarak bu) görseniz; bu isteği kabul eder miydiniz?
Ama zamansal olarak o sizsiniz ama siz o değilsiniz, o bu geleceği yaşamadı. 50 yılı fazlasıyla kullanarak yaşadınız ve tekrardan geri almak için kendiniz olmayana "Bu benim," diye iddia edeceksiniz.
İşte bu, NieR evreninde en çok üstünde felsefe yapılan ve tartışma konusu olan bir düşünce. Gestaltlar, yani insanlığını zamanla kaybeden bireyler, geri dönme umuduyla bu projeyi başlatıyor. Oyunda esasen benim bahsettiğim şekilde bir olay yok, örneklemek için yaptım. Replicantlar ise Gestaltların geri dönmesi için bir kabuk beden; ancak zamanla bilinç kazanıyorlar. Sizin tek isteğiniz insanlığınızı geri kazanmak ama karşılığında da bilinci olan başka birini öldürmek. Plan üzerinde aslında böyle bir durum yoktu, istemsiz gerçekleşti. Ama artık onlar birer birey. Replicantlar, Gestalt olmasalar bile artık aynı gereksinimleri karşılıyorlar. Aynı özelliklere sahipler, sadece sizi geri döndürmek için yapıldılar ancak artık geri dönmeniz için sanırsam bir rızaya ihtiyacınız var. Peki, bu noktadan sonra ne yapacaksınız? Sonuçta o beden en başında sizindi, sizin hakkınızdı ve şu anda sizin olmayı reddediyor. Kaba kuvvet göstermek bir çözüm mü veya rıza gösterilse bile bu doğru mudur?
Kesin ve net olarak söyleyeyim; böyle bir durumda kimse kimseye "Al sen kullan, ben zaten geçiciyim," falan demeyecek. Bir tarafın yaşamı için diğer tarafın ölümü katliamdan farksızdır. Hiçbir insan hayatı bir diğerinden üstün değildir ama bu evrende kimse böyle düşünmüyor. Gestaltların geri dönme umuduyla Replicantların hayatını yok sayması bile onları haklı durumdan haksız duruma geçirmeye yetiyor. Çok yanlış bir tabir olsa da eğer Replicantlar yeterince insan olmayı başaramamış olsalardı, Gestaltlar bedenleri verimsiz bulup istemeyeceklerdi. Anlatım gereği tarafsız kalarak iki tarafı da eşit görelim; peki eşitlik ne olduğu zaman bozulabilir? Bedenlerle mi alakalı yoksa görüşlerle mi? Hayır, ikisi de değil. Replicantlar, Gestaltlara karşı bir ırkçılığa sahip değil. Gestaltlar ise ellerinden gelen her şeyi sadece kendileri için yapıyorlar. Etik değer, insan hakları gibi düşüncelere sahip değiller; onlar için sadece bir "ben" var. Hayır, anlatım yapan "ben" veya okuyucu olan "ben" değil; kendileri, ya kendileri. Bencil bir görüşe sahip olup kendilerini hak sahibi ilan ediyorlar. İşte "İnsan nedir?" sorusunu tam olarak burada soruyoruz. Gestaltlar insanlıklarını tıpkı bedenleri gibi kaybettiler; olayın sadece görünüş olduğunu sanmaları ise tamamen kendi kafalarında kurdukları bir düşünceydi.
Daha önceki sorulara bir göz atalım: Kaba kuvvet bir çözüm mü? Kaba kuvvet bu durumda sadece doğal seçilime fayda sağlar, bize değil. Gestaltlar kazanırsa, Replicantlar ölmüş demektir; kısacası başarısız olurlar. Yaşamak için ihtiyaçları olduğu bedene zarar veremezler. Replicantlar kazanırsa da tartışma diye bir şey kalmamış olur. Peki, rıza gösterilse? İnsanın acıma duygusu o kadar güçlü mü, can korkusunu geçebilir mi? Çok umut vermek istemem ama hadi bir deneyelim. Bir Gestalt bedenine geri döndüğünde mevcut bedende olan bilinci silmiyor, kontrolü ele alıyor. Yani hiçbir zaman o eski denilen, iyi olarak görülen noktaya ulaşılamıyor. Bir zihinden bir bilinci de söküp alamayacağımız için sanırım rıza göstermek de işe yaramayacak. En iyisi herkes kendi durumunu kabul edip hayatına bu şekilde devam etmeli. O fazlalık yaşanan 50 senenin bedelini nasıl kendinize yani geçmişteki size yansıtamıyorsanız, Gestaltlar da Replicantlara yansıtamayacaktır. Mümkün olmadığından değil, işe yaramayacak.
Son söz: Peki neden böyle bir konu açmayı düşünüp bu kadar metni yazıp bir oyun üzerinden örnekledin diye soracak olursanız cevabım şöyle olacaktır:
Ben hayatım boyunca hiçbir özgün içerik üretmedim, daima var olan üzerinde değişimler yaptım; yani başa dönecek olsak da aslında ben de taklit bir Replicant'ım.