@6825

Aripiprazol iyi bir etki bırakabilir.
5 mg başlangıç dozu, o daha sonra yükseltilebilir (ya da yükseltilmez ihtiyaca göre).

Sadece antipsikotik geçişi sonrası belli bir süre alışmayı bekle. Bu alışma sürecinde dürtüsel olarak intihar isteği gelebilir, kendini tut. Aripiprazolun etki mekanizması daha farklı. Huzursuzluk, akatizi (bacak oynatma isteği, yerinde duramama) yapabilir. Dürtüselliğe neden olabilir. Bunların ilacın yan etkisi olduğunu bil ve kendine zarar verme.

İstanbul'da 2 Kızılay Toplum Ruh Sağlığı Merkezi var. Sana yakın olana git. Sana bir tedavi yapılandıracaklar. Ücretsiz olması lazım.

Adresler:


Eğer konuşmak istersen benle de konuşabilirsin. Ama hani Kızılay'a git bu arada. Ben sadece ekstra destekleyici olabilirim.
Profilimde hakkında bölümünde web siteme gidip e-posta at. Sana Discord ileteyim. Burada yasak sanırım. Eğer e-posta atacaksan da söyle, yoksa görmeyebilirim.
 
@6825

Aripiprazol iyi bir etki bırakabilir.
5 mg başlangıç dozu, o daha sonra yükseltilebilir (ya da yükseltilmez ihtiyaca göre).

Sadece antipsikotik geçişi sonrası belli bir süre alışmayı bekle. Bu alışma sürecinde dürtüsel olarak intihar isteği gelebilir, kendini tut. Aripiprazolun etki mekanizması daha farklı. Huzursuzluk, akatizi (bacak oynatma isteği, yerinde duramama) yapabilir. Dürtüselliğe neden olabilir. Bunların ilacın yan etkisi olduğunu bil ve kendine zarar verme.

İstanbul'da 2 Kızılay Toplum Ruh Sağlığı Merkezi var. Sana yakın olana git. Sana bir tedavi yapılandıracaklar. Ücretsiz olması lazım.

Adresler:


Eğer konuşmak istersen benle de konuşabilirsin. Ama hani Kızılay'a git bu arada. Ben sadece ekstra destekleyici olabilirim.
Profilimde hakkında bölümünde web siteme gidip e-posta at. Sana Discord ileteyim. Burada yasak sanırım. Eğer e-posta atacaksan da söyle, yoksa görmeyebilirim.
Umarım hocam iyi bir etki bırakır. Kendimi tutucağım iyi geleceğini umarak. Kızılayın böyle bir merkezi olduğunu bilmiyordum, enerjim olduğunda gideceğim. Hocam gerçekten iyi olur ya size e-mail atacağım şimdi.
 
Bende tam tersi insanlarla anlaşamıyorum her hangi bir işte a101 deyim 1 hafta doldu ama her an gerginlik çıkabilir müşteri ve orda çalışan kişilerle iş gelir elimden ama insanlarla hiç bir şekilde anlaşamam .
 
Ne yazık ki, bu her ailede olan şeyler çünkü hükümet insanları köle gibi çalıştırma sistemi kurmuş gidiyor. Ekonomi daha kötüleşince bu sistem daha da üstüne koyarak gidiyor. Seni çok iyi anlıyorum, hükümet değiştirince düzelir diye tahmin ediyorum. İş alanlarında hiç kapsamlı iş yok, hep A101, Şok ve çeşitli bilindik işler. İnsanda sıkılıyor haliyle. Kıbrıs'ta da öyle mi? Adam kurpiyer oluyor, milyarları götürüyor. Sadece yaptığı şey oturup kart çıkarmak. Aslında toplumumuzda herkes zamanında köle gibi çalıştığı için çocuğunun da öyle olmasını istiyor. "Adam akıllı iş arıyorum" diyince hemen aile yapıştırıyor suratına. Napsınlar sana, masabaşı iş mi versinler, ofis ve şirketleri mi var babanın filan diye çıkışıyorlar. Umarım bu sorunlar hükümet değişince çeşitli yeni iş alanları ile çözülür, fakat biraz sabırlı olmakta fayda var. Sana asla demeyeceğim, "şunu yap, bunu et" diye çünkü o kadar haklısın ki kelimeler ifade edemiyor resmen. İnşallah bu sorunları çözecek bir hükümet gelir başa, demekten başka bir şey diyemeyeceğim sana.
 
Bir arkadaşım kedisinin bir türlü mamasından yemediğini, sürekli önüne mama koyulduğunda huzursuzluk çıkarttığını ve mama kabını dağıttığını söylüyordu. Dedik ki, kediyi ölmeyeceği kadar mama harici besinlerden mahrum bırakalım ve ne olacağına bakalım. Kedi 1 günü mama harici hiçbir şey yiyemeden ve mama kabını dağıtarak geçirdi. İkinci gün de mama yemeyi reddediyordu, akşam saatlerine doğru huzursuzluk çıkarmaya ve mutfağın kapısına saldırmaya başladı. O gün erken yoruldu ve çok geçmeden de uyudu. Ertesi gün uyandığımızda mama kabındaki mamaların neredeyse yarısını yemişti. Aynı günün akşamında da hiç ses çıkarmadan mamasını yedi. O günden sonra da mama yeme konusunda hiç sorun yarattığını hatırlamıyorum.

Bazı insanlar sobaya dokunmadan sobaya dokunmamaları gerektiğini anlayamıyorlar. Seni yargılamak için söylemiyorum, ben de böyle bir insanım. Ailenin himayesinden çıkıp hayatta kalmanın ve yaşadığın hayatı yaşanılır kılmanın aslında ne kadar önemli bir şey olduğunu anlayana kadar muhtemelen ne kadar uğraşırsan uğraş hiçbir konuda dikiş tutturamayacaksın. Ben ilk 14 yaşında evden ayrıldım. Ben büyüdüm dedim artık. Size ihtiyacım yok dedim. Yatılı okurum, akşamları çalışırım ama sizden bağımsız ve özgür yaşarım. Daha 6 ay bile geçmeden annemi arayıp geri dönmek için hıçkıra hıçkıra ağladığımı hatırlıyorum. O gün anladım aslında ne kadar şımarık olduğumu.

İster kabul edersin istersen de etmezsin ama içinde yaşadığımız dünyada insanların hayatta kalabilmeleri için her gün savaşmaları gerekiyor. Sen bugüne kadar gerçek manada hiç savaşmak zorunda kalmadığın için bunu anlayamıyorsun. Senin de benim gibi zorunda kalman gerekiyor. Tıpkı kedi gibi, mamadan sana bir zarar gelmeyeceğini anlayabilmen için önce gerçekten aç kalman gerekiyor. O zaman öğreneceksin kendini her zaman sağlama alman gerektiğini. Ondan sonra da hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaksın. Mutlu olacak mısın? Muhtemelen yine mutsuz olacaksın ama en azından eskisinden farklı olarak artık rahat olacaksın. O zaman anlayacaksın insanların sana karşı ağızlarını bile açamamalarının nasıl bir rahatlık olduğunu ve o rahatlıktan hiçbir zaman taviz vermeyeceksin.
 
Bir arkadaşım kedisinin bir türlü mamasından yemediğini, sürekli önüne mama koyulduğunda huzursuzluk çıkarttığını ve mama kabını dağıttığını söylüyordu. Dedik ki, kediyi ölmeyeceği kadar mama harici besinlerden mahrum bırakalım ve ne olacağına bakalım. Kedi 1 günü mama harici hiçbir şey yiyemeden ve mama kabını dağıtarak geçirdi. İkinci gün de mama yemeyi reddediyordu, akşam saatlerine doğru huzursuzluk çıkarmaya ve mutfağın kapısına saldırmaya başladı. O gün erken yoruldu ve çok geçmeden de uyudu. Ertesi gün uyandığımızda mama kabındaki mamaların neredeyse yarısını yemişti. Aynı günün akşamında da hiç ses çıkarmadan mamasını yedi. O günden sonra da mama yeme konusunda hiç sorun yarattığını hatırlamıyorum.

Bazı insanlar sobaya dokunmadan sobaya dokunmamaları gerektiğini anlayamıyorlar. Seni yargılamak için söylemiyorum, ben de böyle bir insanım. Ailenin himayesinden çıkıp hayatta kalmanın ve yaşadığın hayatı yaşanılır kılmanın aslında ne kadar önemli bir şey olduğunu anlayana kadar muhtemelen ne kadar uğraşırsan uğraş hiçbir konuda dikiş tutturamayacaksın. Ben ilk 14 yaşında evden ayrıldım. Ben büyüdüm dedim artık. Size ihtiyacım yok dedim. Yatılı okurum, akşamları çalışırım ama sizden bağımsız ve özgür yaşarım. Daha 6 ay bile geçmeden annemi arayıp geri dönmek için hıçkıra hıçkıra ağladığımı hatırlıyorum. O gün anladım aslında ne kadar şımarık olduğumu.

İster kabul edersin istersen de etmezsin ama içinde yaşadığımız dünyada insanların hayatta kalabilmeleri için her gün savaşmaları gerekiyor. Sen bugüne kadar gerçek manada hiç savaşmak zorunda kalmadığın için bunu anlayamıyorsun. Senin de benim gibi zorunda kalman gerekiyor. Tıpkı kedi gibi, mamadan sana bir zarar gelmeyeceğini anlayabilmen için önce gerçekten aç kalman gerekiyor. O zaman öğreneceksin kendini her zaman sağlama alman gerektiğini. Ondan sonra da hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaksın. Mutlu olacak mısın? Muhtemelen yine mutsuz olacaksın ama en azından eskisinden farklı olarak artık rahat olacaksın. O zaman anlayacaksın insanların sana karşı ağızlarını bile açamamalarının nasıl bir rahatlık olduğunu ve o rahatlıktan hiçbir zaman taviz vermeyeceksin.
Ne alakası var ki? Ülkemizin oluşturduğu sistem, köle sistemi. Ekonomi kötüleşince bu sistem daha da arttı. İnsanlar mecburen, artık sevmediği işleri yapmak zorunda kalıyor ki para kazansın. Yoksa ülkemizin verdiği işleri kimse yapmak istemez. Yurtdışına çıkın, isterseniz bakın orada hangi meslekler, hangi işler değer görüyor. En azından orada köle gibi çalışma sistemi yok, herkes memnun. O yüzden geçelim hikaye masalları.
 
Ne alakası var ki? Ülkemizin oluşturduğu sistem, köle sistemi. Ekonomi kötüleşince bu sistem daha da arttı. İnsanlar mecburen, artık sevmediği işleri yapmak zorunda kalıyor ki para kazansın. Yoksa ülkemizin verdiği işleri kimse yapmak istemez. Yurtdışına çıkın, isterseniz bakın orada hangi meslekler, hangi işler değer görüyor. En azından orada köle gibi çalışma sistemi yok, herkes memnun. O yüzden geçelim hikaye masalları.
Elinizde sistemi değiştirebilecek bir güç var ise lütfen kullanın ve bu kirli düzeni değiştirin. Eğer yok ise mızmızlanmanın ne size ne de bir başkasına hiçbir yararı olmayacak. Dersiniz ki ben mızmızlanmıyorum, ses çıkarıyorum. Saygıyla karşılarım ama sırf ses çıkarıyorsunuz diye hayat size imkanlar sunmayacak. Hayalindeki mutlu olacağını düşündüğün mesleği yapabilmek için senelerce okuman gerekiyorsa ve sistemi de değiştiremiyorsan evet rahata erebilmek için önce senelerce okuyacaksın.

Diğer ülkelerde böyle değil ama... Cümlesi sizi hayalinizdeki mesleğe ulaştırmayacak. Efendim o zaman ben de ülkeyi terk ederim, başka bir ülkede daha mutlu yaşarım. Önden buyurun efendim. Sizi mutlu edecek şey bu ise ve yapabiliyorsanız lütfen bunu yapın.

Ya ama ben nasıl gideyim? Diğer ülkeler bana vize vermiyor. Bunun sebebi de ben değilim tamamen yaşadığım ülkeyi yönetenler. Tüh be kardeşim. Var mı ülkeyi yönetenlere yol gösterme gücün? Var mı ülkeyi yönetenleri değiştirme kudretin? Milyonlarca oydan bir tanesi olmaktan başka ülke yönetiminde hiçbir gücün yok ise elinden gelen bir şey de yok. Mızmızlanır, başarısız ve mutsuz bir hayat yaşayabilirsin. Veyahut şartların senin için böyle olacağını kabul edersin ve gerçek dünyaya gözlerini açarsın. Çalışır, başarılı olur ve rahat bir hayat yaşarsın. Korkma böyle bir hayatı yaşarken de sisteme karşı sesini çıkarmaya devam edebilirsin.
 
Eğer işlerde çalışamıyorsan, askerde kalmayı düşünebilirsin. Uzman çavuş olabilir veya rütbe sınavlarına girebilirsin. Ben de bir ara işten kovulduğumda askerde kalsaydım diye düşünmüştüm sonra pişman oldum tabi haliyle şu an halen düşünüyorum askerde kalsaydım keşke diyorum. Sen de aynısını yapabilirsin. Asker olduğunda kimse yanında olmayacak, bu yüzden kafan rahat olacak. Sadece nöbet tutmak için uykundan biraz feragat etmen gerekecek, ama zorluklar her işte vardır. Askerde kafan rahat olacak ve zor gelen şeyler artık sana kolay gelecek, alışacaksın. Tabii ki vücudun fitse askerde kalmayı şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca polis veya bekçi olabilirsin. Polis olmak için zorlanabilirsin, okumak gerekebilir. Ama bekçilik şartları daha kolaydır, en fazla bekçi olabilirsin. Bekçilik de iyi bir iştir.
Elinizde sistemi değiştirebilecek bir güç var ise lütfen kullanın ve bu kirli düzeni değiştirin. Eğer yok ise mızmızlanmanın ne size ne de bir başkasına hiçbir yararı olmayacak. Dersiniz ki ben mızmızlanmıyorum, ses çıkarıyorum. Saygıyla karşılarım ama sırf ses çıkarıyorsunuz diye hayat size imkanlar sunmayacak. Hayalindeki mutlu olacağını düşündüğün mesleği yapabilmek için senelerce okuman gerekiyorsa ve sistemi de değiştiremiyorsan evet rahata erebilmek için önce senelerce okuyacaksın.

Diğer ülkelerde böyle değil ama... Cümlesi sizi hayalinizdeki mesleğe ulaştırmayacak. Efendim o zaman ben de ülkeyi terk ederim, başka bir ülkede daha mutlu yaşarım. Önden buyurun efendim. Sizi mutlu edecek şey bu ise ve yapabiliyorsanız lütfen bunu yapın.

Ya ama ben nasıl gideyim? Diğer ülkeler bana vize vermiyor. Bunun sebebi de ben değilim tamamen yaşadığım ülkeyi yönetenler. Tüh be kardeşim. Var mı ülkeyi yönetenlere yol gösterme gücün? Var mı ülkeyi yönetenleri değiştirme kudretin? Milyonlarca oydan bir tanesi olmaktan başka ülke yönetiminde hiçbir gücün yok ise elinden gelen bir şey de yok. Mızmızlanır, başarısız ve mutsuz bir hayat yaşayabilirsin. Veyahut şartların senin için böyle olacağını kabul edersin ve gerçek dünyaya gözlerini açarsın. Çalışır, başarılı olur ve rahat bir hayat yaşarsın. Korkma böyle bir hayatı yaşarken de sisteme karşı sesini çıkarmaya devam edebilirsin.
Hocam, gençlerin masal ve hikayeye ihtiyaçları yok. Onlar çalışmayı, okumayı, hayatlarını idare etmeyi ve anne babaları olmadan yaşamayı biliyorlar. Ancak ülkenin iş potansiyeli, iş kriterlerinin kölelik üzerine kurulu olduğu bir ülkede istediğin kadar protesto yap. Hakkını savun, her şey hükümette biter. Ancak şu anki hükümetimiz işe yaramaz bir topluluğa sahip olduğu için istediğiniz kadar dil dökün sizi hükümet dinleyecek mi? Tabi ki hayır. Boşa hikaye ve masala girmeden gençlerimize gerçekçi teselli verin. Gençlerimize daha iyi bir hayat sunmak için oylarımızı şu anki hükümete değil, gerçekten adam akıllı birine vermek en doğrusu olacaktır. Boşa tartışmaya girmeye gerek yok. Gençlere ne kazandırabildik ki? %52'lik kısım gençleri mahvetti. Gençler işsiz, umutsuz, hayal kuramıyor, geleceğini önünü göremiyor işte. Ha arkadaş çalışsa dahi karşılığını alamayacak zaten.
 
Son düzenleme:
Eğer işlerde çalışamıyorsan, askerde kalmayı düşünebilirsin. Uzman çavuş olabilir veya rütbe sınavlarına girebilirsin. Ben de bir ara işten kovulduğumda askerde kalsaydım diye düşünmüştüm sonra pişman oldum tabi haliyle şu an halen düşünüyorum askerde kalsaydım keşke diyorum. Sen de aynısını yapabilirsin. Asker olduğunda kimse yanında olmayacak, bu yüzden kafan rahat olacak. Sadece nöbet tutmak için uykundan biraz feragat etmen gerekecek, ama zorluklar her işte vardır. Askerde kafan rahat olacak ve zor gelen şeyler artık sana kolay gelecek, alışacaksın. Tabii ki vücudun fitse askerde kalmayı şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca polis veya bekçi olabilirsin. Polis olmak için zorlanabilirsin, okumak gerekebilir. Ama bekçilik şartları daha kolaydır, en fazla bekçi olabilirsin. Bekçilik de iyi bir iştir.

Hocam, gençlerin masal ve hikayeye ihtiyaçları yok. Onlar çalışmayı, okumayı, hayatlarını idare etmeyi ve anne babaları olmadan yaşamayı biliyorlar. Ancak ülkenin iş potansiyeli, iş kriterlerinin kölelik üzerine kurulu olduğu bir ülkede istediğin kadar protesto yap. Hakkını savun, her şey hükümette biter. Ancak şu anki hükümetimiz işe yaramaz bir topluluğa sahip olduğu için istediğiniz kadar dil dökün sizi hükümet dinleyecek mi? Tabi ki hayır. Boşa hikaye ve masala girmeden gençlerimize gerçekçi teselli verin. Gençlerimize daha iyi bir hayat sunmak için oylarımızı şu anki hükümete değil, gerçekten adam akıllı birine vermek en doğrusu olacaktır. Boşa tartışmaya girmeye gerek yok. Gençlere ne kazandırabildik ki? %52'lik kısım gençleri mahvetti. Gençler işsiz, umutsuz, hayal kuramıyor, geleceğini önünü göremiyor işte. Ha arkadaş çalışsa dahi karşılığını alamayacak zaten.
Hocam muaf olmazsam askerlikten olabilir ama özgür vaktim ne kadar oluyor ve oradaki insanlarla çok zıt kalabilirim. Bekçi, polis olamıyorum psikiyatri ilaçlarından aynı şekilde askerliğimi de belki engelleyebilir.