Cogu kisi bu LGBT isini tamamen yanlis anliyor. Oncelikle sunu soyleyeyim, biyolog degilim ve cogu seyi asiri detaya girmeden anlatacagim.
Oncelikle biyolojik cinsiyet ve cinsiyet kimliginin farkina varalim. Turkce'de "cinsiyet" kelimesinin her bu iki anlama gelmesi cogu kisinin kafasini dogal olarak karistiriyor, fakat aradaki ayrimi bilmek lazim: biyolojik cinsiyet bir bireyin dogusta sahip oldugu cinsel organ, hormon vb. seyler iken, cinsiyet kimligi bir bireyin kendi ic dunyasindaki benlik algisidir.
Biyolojik cinsiyetin genel olarak erkek ve kadin (male ve female) olarak incelenmesine ragmen Intersex ve benzeri durumlar nadir olsa da var. Intersex bireyler de genellikle klasik XX/XY kromozomlarina sahiptir (kromozomal farkliliklar hala olabilir), fakat hormonal, hucresel sistemlerdeki farkliliklar bireyi bu tipik ikili sistemin disinda tutar. Yani biyolojik cinsiyeti belirleyen tek sey kromozomlar degildir.
Cinsiyet kimligi bireyin icsel dinamiklerine bagli oldugu icin bir spektrumdur. Non-binary, transgender, agender, genderfluid ve daha nicesi bir kisinin biyolojisini aciklamaz, yani kendini bu sekilde tanimlayan bireyler de belirli bir biyolojik cinsiyet ile dogmustur.
Bana göre asıl problem insanların özel hayatından çok, LGBT hareketinin bunu toplumsal bir görüş ve siyasi mücadele hâline getirmesi. Bir insan eş cinsel olabilir; bu onun kendi hayatıdır. Fakat buradan toplumun tamamının aynı düşünceyi benimsemesi gerektiği sonucunu çıkarmıyorum. Benim buna itiraz etme ve “bunu doğru bulmuyorum” deme hakkım da olmalı.
Her insanın kendi tercihi fakat bunu herkese dayatmamalı yani sırf sen öylesin diye başkası da öyle olamaz nasıl biz heteroyuz diye milletin gözüne sokmuyorsak onlar da bizim gözümüze sokmamalı bunu.
Biraz keyfi olacak ama ciddi bir film veya oyun içeriğinde rengarenk kozmetikler, şaklaban şaklaban karakterler görmek istemiyorum mesela.
LGBT hareketinin ve aktivizminin amaci LGBT bireylerin toplumun geri kalaniyla ayni sosyal ve politik haklara sahip olmasini istemesidir. Bu tur temel haklarin (siddete karsi korunma, barinma hakki, ayrimciliga karsi korunma) saglanmamasi da ozel hayat degil, direkt siyasi bir konudur.
Aile konusunda da geleneksel aile anlayışını savunuyorum. Kadın ve erkeğin oluşturduğu aile, çocuk sahibi olmanın ve neslin devamının temelini oluşturuyor. Bu yüzden geleneksel aileyi savunmanın “gericilik” veya “nefret” olarak gösterilmesini doğru bulmuyorum.
Kisir olan, cocuk yapmak istemeyen heteroseksuel bireyler de var. Mesruiyet cocuk yapmak ise, bu bireyler mesruiyetini yitirmis mi oluyor?
Tarihte nazi Almanya'sı da eşcinselliğe, özellikle erkek eşcinselliğine, çok sert biçimde karşı çıkmıştı. Bunu alman toplumunun üremesini ve kendi idealize ettikleri toplum düzenini bozduğu düşüncesiyle ilişkilendiriyorlardı ve §175 üzerinden ciddi baskı uyguladılar. Ancak nazi rejiminin ırkçı ve totaliter yöntemlerini savunmuyorum. Bu sadece tarihte LGBT karşıtlığının nasıl farklı gerekçelerle ortaya çıktığını gösteren bir örnek.
Bu donemde LGBT bireylerin yasadigi zulum, iskence, siniflandirma, yok edilmesi acikca belgelenmis. Bu sadece basit bir karsitlik mucadelesi degil bir kesimin haklarini elinden almak, sistematik olarak yok edilmesidir.