Öteki dünya olmadığını bilerek yaşamak daha heyecan verici. Sahip olduğun tek yaşam bu ve bu yaşama çok daha fazla deneyim sığdırman gerekiyor. Bu durum insanı amaçsız bırakacağına çok daha fazla amaç vermeli.
 
Sonuç olarak yaptığım her şey benle birlikte yok olacak.
Şu an kullandığımız her şey birinin eseri. Bu yüzden ben yaptığımız bir şeyin kaybolacağına inanmıyorum, sadece başka bir şeye temel olabilir. Tabi yapılan her şeyin mucidini adıyla anmıyoruz ama kimsenin verdiği emek boşa gitmiyor. Eğer yok olup gitmek istemiyorsanız arkanızda bir eser bırakın.
 
Her şey o kadar anlamsız ki yaşama motivasyonu bulmakta güçlük çekiyorum.
Asıl öteki dünya yoksa her şeyin çok daha anlamlı ve yaşamın bir o kadar daha güzel gelmesi gerekir.

Bir daha yok, düşünsene.

Telefonunu, tuşlu bir telefonla bir hafta değiştirip yaşayacağın özlem duygusunu teste sokabilirsin.
 
Varlığınıza bir anlam yüklemeyi bırakırsanız bu düşünce ile bir nebze daha iyi baş edersiniz.

Yolda giderken bir tane kediye bakın ve ondan farkınızın ne olduğunu düşünün. Aslında pek bir farkınız yok. Zamanında o da, siz de evrimsel süreçten geçtiniz. Süreç bittikten sonra süreçten galip çıkan siz oldunuz. Bunun sebebi siz değilsiniz, atalarınız. Galip çıkan siz olmayabilirdiniz de.

Maalesef kendimize yüklediğimiz anlam çok fazla, anlam arayışından dolayı bunları düşünüyorsunuz zaten. Anlam aramayın, zira bir anlamı yok. Karbon based canlılarız.

Bir gün öleceksiniz, öldükten sonra sizi hatırlayan insanlar bir süre daha varolmaya devam edecekler. Sizi hatırlayan o en son insan da öldüğünde, aslında hiçbir zaman varolmamış gibi olacaksınız.

Varlığımıza anlam yüklemek için çeşitli kurumlar kurduk. Aile gibi. Şimdi dışarıdan içeri doğru gidelim:

1- Evrenin tamamında anlamınız 1/n. n burada sonsuza doğru giden herhangi bir sayı. Yani neredeyse sıfır ama tam olarak sıfır değil.

2- Samanyolu galaksisinde, 1/n ama üsttekine göre sıfırdan biraz daha uzak. O uzaklık da göreceli.

3- Güneş sisteminde, 1/n ama sıfırdan üsttekine göre daha da uzak.

4- Dünya. 1/n ama bu sefer üsttekine göre sıfırdan bariz daha uzak.

5- Yaşadığınız ülke. Aynı şekilde Dünya'ya göre bariz daha uzak sıfırdan ama şu zamana kadar sıfıra hep yakın.

6- Yaşadığınız il, aynı şekilde biraz daha uzak.

7- İlçe...

8- Mahalle...

9- Apartman...

10- Daire...

11- Odanız...

Varlığınızın bir şey ifade ettiği en bariz yer odanız ve bu sefer tersini yapıp tümevarım yaptığımızda, her bir maddede aradaki farkın açılma miktarının çokluğu korkutucu. Anlam bulmak için aile kurumunu kurmuşuz zamanında. Ufak da olsa belirli bir yerde varlığımızı hissettirebilmek için.

İntihar etmek isteyen kişi aslında yaşamayı en çok isteyen kişidir, çünkü anlamı en çok o aramış ama anlam bulamadığı için pes etmiştir. Sizin durumunuz da bu şekilde. Peki ne yapmalısınız?

Elbette ne yapmanız gerekiyorsa onu. Burada size ne kadar anlam aramayın da desem, öyle de desem böyle de desem devam edeceksiniz. O yüzden devam edin. Çünkü insanoğlunun doğası bu.

"Oradaki dağa neden tırmanmaya çalışıyorsun?"

"Çünkü orada..."
 
Öncelikle Kurzgesagt'ın optimistic nihilism isimli videosunu izlemeni öneririm. Bir ateist olarak yaşamak için bir anlama ihtiyacım yok. Öteki dünyanın yokluğu aksine benim için yaşamı daha değerli kılıyor. Tek bir hayatım var ve bunu olabildiğince deneyimlemek istiyorum.
 
Bir insan ölümden sonraki hayata inanmıyor o yüzden ölebilir diye bir kaide yok. Hayat güzelse ve kişi mutluysa pekala yaşamak ona bir anlam ifade edebilir. Veyahut mutlu bir hayatı yoktur belki ama bir amacı vardır ve o amaç uğruna yaşıyor olmak ona hayatı zindan etmiyordur.

Hayatı güzel değilse ve hiçbir amacı da yoksa intihar etmek bu zulmü sona erdirecek son ve en net kaçış olabilir. Gerçekten ölümden sonra hiçbir şey yoksa ölmekten korkmanın da bir manası yoktur.

Hayattan artık hiçbir şey beklemeyen ve herhangi bir ölümden sonra yaşam inancı da olmayan bir kimse intihar edemiyorsa ölmekten korktuğu için değildir. Öldükten sonra ne olacağını bilmemekten korktuğu içindir.

Normalde bu korku ile yaşar ve eceli gelip öldüğünde muhtemelen kahrolmaz. Sonrası onun için meçhuldür ama o daha kafasındaki sorulara cevap bulamadan vadesi dolmuştur ve elinden gelebilecek herhangi bir şey kalmamıştır. Bu düşünce son nefesini vermeden onun içini rahatlatır ama kendi hayatına son verdiği senaryoda hiçbir şekilde içini rahatlatma şansı yoktur. Bu sebepten intihar edemez.

Gerçek manada hiçbir şeye inanmayan ve yaşamaktan da keyif almayan insanlar hiç mi yok? Tabi ki var. Oldukça da rahat bir şekilde intihar ediyorlar.
 
Ateistim ve her gün kendime bu soruyu soruyorum. Öteki dünyaya inanmıyorum yani bu da bu dünya saçmalıktan ibaret demek. Sonuç olarak yaptığım her şey benimle birlikte yok olacak. Her şey o kadar anlamsız ki yaşama motivasyonu bulmakta güçlük çekiyorum. Kendi amacımızı kendimiz yaratmalıyız sözünü de saçmalık olarak görüyorum. Bu yaptığım kendimi kandırmaktan başka bir şey değil. Sorum teistlere değil Ateist ya da non-teist arkadaşlara. Neden intihar etmiyor ve yaşamaya devam ediyorsunuz. Benim bir Ateist olarak bu soruya cevabım yok.

Materyalistim, benim için hayatın değeri elmastan daha çok. Işık yılı gibi büyüklüklerde bile bulunamayan yaşam benim gibi birine denk gelmiş. Eşine nadir rastlanır. İmkansız değil ama imkansıza çok yakın. Hayatıma değerini kendim yüklüyorum.