Varlığınıza bir anlam yüklemeyi bırakırsanız bu düşünce ile bir nebze daha iyi baş edersiniz.

Yolda giderken bir tane kediye bakın ve ondan farkınızın ne olduğunu düşünün. Aslında pek bir farkınız yok. Zamanında o da, siz de evrimsel süreçten geçtiniz. Süreç bittikten sonra süreçten galip çıkan siz oldunuz. Bunun sebebi siz değilsiniz, atalarınız. Galip çıkan siz olmayabilirdiniz de.

Maalesef kendimize yüklediğimiz anlam çok fazla, anlam arayışından dolayı bunları düşünüyorsunuz zaten. Anlam aramayın, zira bir anlamı yok. Karbon based canlılarız.

Bir gün öleceksiniz, öldükten sonra sizi hatırlayan insanlar bir süre daha varolmaya devam edecekler. Sizi hatırlayan o en son insan da öldüğünde, aslında hiçbir zaman varolmamış gibi olacaksınız.

Varlığımıza anlam yüklemek için çeşitli kurumlar kurduk. Aile gibi. Şimdi dışarıdan içeri doğru gidelim:

1- Evrenin tamamında anlamınız 1/n. n burada sonsuza doğru giden herhangi bir sayı. Yani neredeyse sıfır ama tam olarak sıfır değil.

2- Samanyolu galaksisinde, 1/n ama üsttekine göre sıfırdan biraz daha uzak. O uzaklık da göreceli.

3- Güneş sisteminde, 1/n ama sıfırdan üsttekine göre daha da uzak.

4- Dünya. 1/n ama bu sefer üsttekine göre sıfırdan bariz daha uzak.

5- Yaşadığınız ülke. Aynı şekilde Dünya'ya göre bariz daha uzak sıfırdan ama şu zamana kadar sıfıra hep yakın.

6- Yaşadığınız il, aynı şekilde biraz daha uzak.

7- İlçe...

8- Mahalle...

9- Apartman...

10- Daire...

11- Odanız...

Varlığınızın bir şey ifade ettiği en bariz yer odanız ve bu sefer tersini yapıp tümevarım yaptığımızda, her bir maddede aradaki farkın açılma miktarının çokluğu korkutucu. Anlam bulmak için aile kurumunu kurmuşuz zamanında. Ufak da olsa belirli bir yerde varlığımızı hissettirebilmek için.

İntihar etmek isteyen kişi aslında yaşamayı en çok isteyen kişidir, çünkü anlamı en çok o aramış ama anlam bulamadığı için pes etmiştir. Sizin durumunuz da bu şekilde. Peki ne yapmalısınız?

Elbette ne yapmanız gerekiyorsa onu. Burada size ne kadar anlam aramayın da desem, öyle de desem böyle de desem devam edeceksiniz. O yüzden devam edin. Çünkü insanoğlunun doğası bu.

"Oradaki dağa neden tırmanmaya çalışıyorsun?"

"Çünkü orada..."
Ne güzel tarif ettin.
 
Yaşamak için illâ bir neden gerekmez, insan sırf istediği için bile yaşayabilir. Bir şeylere bağlanma dürtüsü insanlarda çok fazla olan bir şey, herkes buna sahip değil.

İnsan istediği için yaşar bu kadar basit bir şey, boşuna dallandırıp budaklandırmaya ihtiyaç yok. Kâinatın büyüklüğüne aklımız yetmez, bir yağmur damlası okyanusu idrak edemez. İnsan koca yaratılışta bir toz tanesi; ölsen de ölmesen de evrenin umurunda olmayacaksın, hatta gezegenin bile umurunda olmayacaksın.

Basit canlılarız ve çok fazla anlam aramayın, çünkü bunlar anlamsız. Bu sebeple bize sadece bahşedilen bu yaşamın keyfini çıkarmak düşer.
 
Son düzenleme:
Her arkadaşa mesajları için teşekkür ediyorum. Yazılanlar bir nebze iyi geldi. Çok mesaj geldiği için tek tek mesaj vermeye çalışmak uzun sürer. Bir daha bu konu üzerine düşüneceğim.
 
Hayatın bir amacı veya bir yere gittiği yok ihtiyar, her birimiz yaşamak için farkında olarak veya olmayarak amaç ediniyoruz ve bu amacı gerçekleştirmek uğruna zamanımızı harcayıp ölüyoruz. Asıl mesele ölmeden önce yaptıklarında, bana göre yaşamın amacı kendimi geliştirmek ve kendime sunabileceğim en iyi hayatı sunmak. Bir de tarihe kapak atabilirsem huzurla ölebilirim.
 
Öteki dünyaya inanmamak "yaratıcı yok" anlamına gelmez. Yaratıcı bizi belli bir amaç doğrultusunda yaratmış ve bu da bana göre "gönlünce yaşamak" güzel bir kıza baktığında "güzel şeyler" hissediyorsan yaratıcıyı hissediyosundur demektir.

Ama insan bana göre net "zihinsel" o yüzden farklı amaçların olmalı, "zihnini tatmin edecek" ve bunlara yavaş yavaş ulaştığında başka hedefler koyacaksındır. (ben işin zihinsel tarafında değilim) esasen insan "doğal" bir canlıdır yaratıcının senin nasıl yaşamanı istedğini anlamak gerekiyor.

Tabii gerçek şu ki "öteki dünya yok"

Başka şekilde "insan" öleceğini bilen tek canlıdır (öyle biliniyor) bu aslında yaratıcıyı "ret" ediş bana göre. Yani "insan" öleceğini asla bilmemesi gerekiyordu. Biraz daha derine inersem bu aslında bir "karar" yani insan yaratıcıdan kopmaya ve/veya ret etmeye "karar" vermiş tamamen bilinçli.

Tabii bunun sonuçları var. Hayatı anlamsız bulmak vs veya buna bağlı intihar etmek gibi.
 
Son düzenleme:
Büyük pencereden bakınca haklısın. Hepimiz element olup gideceğiz işin sonunda, o yüzden yaşamak mantıksız geliyordur.

Ben hep kendime "elimdeki tek mülkiyetim yaşamım, ondan vazgeçmeye de niyetim yok" derim. Gelecekte binbir türlü olasılık dahilinde belki birine bir faydam dokunur, bana faydası dokunanlar olur vs. biliyorum bakış açısı baya sığ ama "yaşamak" meselesi bana hiç akıl işi gibi gelmedi. Mantık ile bir yere koyamıyorum yani. O yüzden ilkel bir şekilde bağlanabileceğim olgular beni hayatta tutuyor. Homo saphiensler olarak buna yatkınız zaten.

Kız arkadaşın, eşin, siyasi görüşün, ülken, çocukların, kardeşlerin, ailen senin hayatta kalma sebebindir belki. Ama bu nedenler dediğim gibi hep "ilkel" oluyor işin sonunda.
 
Çünkü hayat düşündüğümüzden daha fazlası, sırlarla dolu ve koskocaman bir evrende yaşıyoruz ve hala keşfedecek çok şeyi olan kum taneleriyiz. Ben kendimdeki potansiyeli görmek için yaşıyorum neleri başarabileceğimi ve nereye kadar gidebileceğimi görmek için Tanrı var veya yok ama hepimizin hayatının bir amacı var. İnsan ne kadar kötü olsa da dünya çok güzel.