Merhabalar.

Hayatı boyunca herkes bir defa da olsa şekersiz, tatlandırıcılı içecek içmiştir. Şekerli içeceklere alternatif olarak piyasada uzun süredir yer alıyorlar. Benim anlamada zorluk çektiğim bazı şehir efsaneleri ve nereden çıktığı belli olmayan bazı söylentileri görmekten bıktım artık. İnsanların bir kısmı bu içecekler hakkında uzmanlık derecesi yapmış gibi hayali zararlar ve iddialar atıyorlar ortaya, içleri de boş.

Bugün bu iddialara yönelik araştırmalarda bulunup, bu iddialara cevap vereceğim. Öncelikle şekersiz içecek nedir, nasıl tatlandırılır diye başlamak istiyorum.

Şekersiz içecek nedir?​


Girişi en basit haliyle yapalım: Şekersiz içecek dediğimiz şey, içinde bildiğimiz beyaz sofra şekeri (sakkaroz) ya da nişasta bazlı yüksek fruktozlu mısır şurubu barındırmayan içeceklerdir. "E peki şeker yoksa bu nasıl bu kadar tatlı oluyor, kimyasal mı koyuyorlar içine?" derseniz de olay tamamen yoğun tatlandırıcılar denilen bileşenlerde bitiyor. Bu maddelerin olayı şu: Normal şekerden yüzlerce kat daha tatlılar. Bu yüzden içeceğin içine kaşıkla, bardakla değil; miligram düzeyinde, gözle zor göreceğiniz kadar az ekleniyorlar. Çok az kullanıldıkları için de vücuda neredeyse sıfır kalori ve sıfır karbonhidrat getiriyorlar.

Nedir bu tatlandırıcılar:​


Aspartam: En çok atılıp tutulan, üzerinde en çok araştırma yapılan tatlandırıcı. Şekerden yaklaşık 200 kat daha tatlıdır. Vücutta protein yapı taşlarına (amino asitlere) ayrışır.

Asesülfam Potasyum (Ace-K): Genelde aspartamla birlikte çalışırlar, içeceklerde ikisini bir arada çok görürsünüz. Isıya dayanıklıdır ve şekerden 200 kat tatlıdır.

Sukraloz: Bildiğimiz sofra şekerinin laboratuvarda moleküler olarak değiştirilmesiyle elde edilir. Şekerden tam 600 kat daha tatlıdır, vücut bunu neredeyse hiç sindirmeden direkt dışarı atar.

Stevia (Steviol Glikozitleri): "Ben yapay sevmem, doğal olsun" diyenlerin kullandığı, Stevia bitkisinin yapraklarından elde edilen doğal bir tatlandırıcıdır, şekerden 200-300 kat tatlıdır. Stevia büyük marketlerde satılıyor, şekerden daha pahalı ama gerçekten tatlandırıyor. Geçtiğimiz senelerde ben bu tatlandırıcı ile sütlaç bile yaptım. Zincir kahve mağazalarında kahvenizi aldığınız esnada kenarda bir yerlerde bunlardan oluyor, orada da deneyebilirsiniz.

Tatlandırıcılar ile ilgili ciddi iddialar ve bunlara cevaplar:​


Aspartam Kanser Yapıyor, DSÖ Bile Listeye aldı!​


2023 yılının Temmuz ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) aspartamı kanser listesine dahil edince ortalık bir anda uçtu. Clickbaitçi medyamız durmadı, şekersiz içecekler yasaklanıyor mu gibi saçma sapan konuşmaya başladı.

Grup 2B Muhabbeti​


DSÖ'ya bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), aspartamı Grup 2B sınıfına aldı. Teknik terimleri bir kenara bırakırsak bu grubun Türkçe meali şudur: "Elimizde bu maddenin kanser yaptığına dair insan üzerinde neredeyse hiçbir kesin kanıt yok, hayvan deneylerindeki kanıtlar bile aşırı kısıtlı."

İnsanları korkutmak için bu listeyi ölüm fermanı gibi sunuyorlar ama size bu Grup 2B listesinde başka nelerin olduğunu sayayım:

Ev turşusu
Aloea vera özü
Cep telefonu kullanırken maruz kaldığımız dalgalar

Yani diyet kola içtiği için kanser olacağını düşünen birinin hayatı boyunca ağzına turşu sürmemesi, aloe veralı krem kullanmaması ve cep telefonunu çöpe atması gerekir. Bilimsel olarak risk seviyeleri tamamen aynı grupta. Eğer iddialarınızda samimiyseniz şu an foruma girmek için kullandığınız o telefonu doğrudan çöpe atıp farklı yöntemler ile iletişim kurmaya başlayın.

IARC sadece "bu madde potansiyel olarak bir risk taşıyor mu?" sorusuna bakıyor. Bilimsel dozu koyan kurum ise JECFA’dır (Gıda Katkı Maddeleri Uzman Komitesi). JECFA, IARC ile aynı gün toplandı ve tüm verileri inceleyip şu açıklamayı yaptı:

"IARC'nin verilerini inceledik ama günlük güvenli kullanım sınırını değiştirecek hiçbir somut risk görmüyoruz. Daha önce belirlediğimiz kilo başına 40 mg sınırı tamamen güvenli olarak kalmaya devam edecektir."

70 kilo ağırlığında normal bir insanı baz alırsak: Bu kişinin günlük güvenli aspartam sınırı 70 x 40 = 2800 mg yapar. Piyasadaki standart bir kutu şekersiz içecekte ise ortalama 150 ila 180 mg arası aspartam bulunur. Bu adamın güvenli sınırı teorik olarak bile aşabilmesi için gün içinde arka arkaya 15-16 kutu şekersiz gazlı içecek içmesi, tüketmesi gerekir. Her şeyde olduğu gibi burada da doz çok önemli. İnsanlar şekersiz içecek önerdiği zaman neden sanki içecek olan arkadaş 10 litre içecekmiş gibi tepki veriyorsunuz? Radyoaktif alanlarda bile bulunmanın bir doz sınırı var. Telefondan alınan radyasyonun bile bir doz sınırı var.




Akıllara zarar o meşhur iddia: Dil tatlıyı algılayınca beyin kanıp insülin salgılıyor​


İddiaya göre, eğer şekersiz içecek içerseniz dilinizdeki tat alma reseptörleri, beyninize tatı bir şey geldiğinin sinyalini gönderiyor ve beyniniz de kendini karbonhidrat yüklü bir şeyin geldiğine inandırıp insülin salgılıyor. Sonra ne oluyor? Kanda şeker olmadığı için insülin boşa çıkıyor, kan şekeriniz aniden çakılıyor, yağ yakımınız bıçak gibi kesiliyor ve deli gibi acıkıp yağlanıyorsunuz.

Sefalik Faz İnsülin Salınımı​


Vücutta böyle bir mekanizma gerçekten var ama ne zaman var biliyor musunuz? Fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmeğin kokusunu aldığınızda, önünüze nefis bir yemek tabağı geldiğinde, yani vücut gerçek bir yemeği görüp/koklayıp sindirime hazırlanmak istediğinde yani basitçe tabiriyle vücut, devede kulak kalacak kadar küçük bir insülin hareketi yapabilir. Fakat iş kalorisiz, yapay tatlandırıcılara geldiğinde durum tamamen değişiyor. İnsanlar üzerinde yapılan sayısız klinik deneyde, bu tatlandırıcıların bu mekanizmayı metabolik olarak anlamlı hiçbir şekilde tetiklemediği defalarca kanıtlandı. Yani diliniz tatlıyı algılasa bile beyin: Dur bakalım, kana şeker karışıyor mu diye bekliyor ve kalori gelmeyince pankreasa durduk yere salınım yaptırmıyor.

Pankreasın kayda değer bir insülin salgılaması için kan şekerinin yükselmesi gerekir. Ortada kalori yok, karbonhidrat yok, kana karışan bir şeker yok. Vücut yoktan var edip neyin insülinini salgılayacak?

Bağırsak mikrobiyotasına olan zararlıları ve fareler üzerindeki deneyler: Fareye 60 kutu kola içerirseniz ne olmasını bekliyorsunuz?​


Tatlandırıcıların bağırsak florasını mahvettiğini iddia eden çalışmaların neredeyse tamamı laboratuvarda fareler ve sıçanlar üzerinde yapılan deneylerdir. Yukarıda dozun ne kadar önemli olduğunu konuşmuştuk. Su bile zararlı olabilir. Bu deneylerde küçücük farelere, kendi vücut ağırlıklarına oranla öyle devasa dozlarda tatlandırıcı veriyorlar ki, bir insanın aynı dozaj oranına ulaşabilmesi için günde 50-60 kutu diyet kola içmesi gerekir.

Piyasada en çok kullanılan tatlandırıcı olan aspartam, bağırsağın alt kısımlarına (yani o dost bakterilerimizin yaşadığı kolona) asla ulaşamaz.

Aspartam mideye ve ince bağırsağa girdiği an vücut bunu normal bir proteinmiş gibi algılar ve anında yapı taşlarına (aspartik asit, fenilalanin ve eser miktarda metanol) ayırarak tamamen sindirir. Bu alanda yaptığım araştırmalar şunu gösteriyor: Aspartam sorun çıkartmıyor, sindirilip gidiyor ama bağırsak alanı gri bir alan. İnsanlı deneylerin sayısı az, bu yüzden tarafsız olarak öğrenebildiğim kadarıyla burada sizlere anlatmaya çalışacağım.

Aspartam temiz, bu konuda bir sorun yok. Sukraloz ve Sakarin ise tartışmaların ana odağı. Bu ikisi vücutta sindirilmeden direkt kalın bağırsağa geçiyor. İnsanlar üzerinde yapılan güncel çalışmalarda (özellikle 2022'deki Suez ve ark. araştırmasında) sukraloz ve sakarinin bazı sağlıklı yetişkinlerde bağırsak bakteri çeşitliliğini değiştirdiği görüldü. Bu değişim bir "zarar" mı, yoksa vücudun o maddeye karşı gösterdiği normal bir adaptasyon mu, bu henüz bilinmiyor. Tıpkı beslenmemize aniden çok fazla lif eklediğimizde ya da tamamen etçil beslenmeye geçtiğimizde de bağırsak floramız değişir, hani bu açıdan bir adaptasyon mu demek istedim. Tatlandırıcının yarattığı bu değişimin uzun vadede insana klinik bir zarar verdiğine dair henüz kesin bir kanıt yok ama hiçbir şeyi değiştirmiyor demek de yalan olur, o yüzden şekersiz içecek tüketen insanlar eğer bu durumdan endişe duyuyorsa bu ikisinin bulunamadığı içecekleri tercih eder, en mantıklı yol bu bence. Ben buraya bir araştırma daha bırakıyorum, okuyup detayını kavrayabilirsiniz:


Büyük iddialardan bir diğeri: Şekersiz içecekler iştah açıyor ve gizliden kilo aldırıyor​


Diyet kola içiyorsun ama o senin iştahını açıyor, farkında olmadan daha çok yiyerek gizliden kilo alıyorsun muhabbeti...

SWITCH Klinik Deneyi: Sudan bile daha etkili kilo verme​


Alanındaki en uzun soluklu ve en sağlam tasarlanmış klinik insan deneylerinden biri bu SWITCH Trial. Aşırı kilolu yaklaşık 500 kişiyi tam 52 hafta (1 yıl) boyunca laboratuvar ortamında incelediler. Katılımcıları iki gruba ayırdılar: Bir grup gün içinde sıvı olarak sadece düz su içti, diğer grup ise günde en az iki porsiyon şekersiz tatlandırıcılı içecek tüketti.

Sonuç ne çıktı derseniz: 1 yılın sonunda sadece su içen grup ortalama 6.1 kilo verebilirken, şekersiz içecek tüketen grup ortalama 7.5 kilo verdi. Üstelik iki grup arasında açlık hormonları ve iştah patlamaları açısından hiçbir negatif fark çıkmadı.

Şekersiz içecekler iştah açmak bir yana, diyet yapan insanların o tatlı krizlerini ve kaçamak isteklerini baskılayarak diyete sadık kalmalarını kolaylaştırıyor. Düz suyu bile geride bırakıp daha çok kilo verdirmesinin sebebi tamamen bu psikolojik ve metabolik konfor, yoksa sudan daha yararlı diyen kimse yok. Doz ve amaç.

Avrupa Birliği "SWEET" Projesi (2024 Çıktıları)​


Daha çok yeni sonuçlanan, Avrupa'nın dev üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü çok merkezli SWEET projesinde de kilo vermiş insanlar tam 1 yıl boyunca takip edildi. Tatlandırıcı kullanan grup, şeker tüketen gruba kıyasla kilosunu çok daha net korudu (ortalama -7.2 kg kayba karşı -5.6 kg).



Bazı diyabet etkileri araştırmaları​


Cochrane'in diyabet hastaları üzerindeki incelemesinde; tatlandırıcı kullanan diyabetliler ile plasebo (boş hap) yutanlar arasında 3 aylık kan şekerinde (HbA1c) %0 fark çıkmış. Yan etki oranları bile boş hapla aynı.


Şekersiz içeceklerin kendisi diyabet riskini falan artırmıyor. Tam tersine, zaten kilolu olan, kilo vermeye çalışan, diyet yapan ya da sağlık durumu halihazırda kötüye giden (yani diyabet riski zaten doğuştan yüksek olan) insanlar şekerliyi bırakıp şekersiz içeceklere yöneldiği için ilk başta böyle yalancı bir ilişki görünüyor. Analizden bu kişisel durumları temizlediğinde tatlandırıcının hiçbir zararı kalmıyor. Araştırmacılar ne zaman ki analize asıl can alıcı faktörleri; yani kişilerin mevcut kilosunu (BMI), geçmişteki kilo değişimlerini, diyet yapıp yapmadıklarını ve genel sağlık durumlarını ekliyorlar, risk bir anda %91'den %9'a düşüyor ve istatistiksel olarak tamamen anlamsızlaşıyor


Kapanışta şunu söylemek istiyorum: Hiçbir şey zararsız değildir. Vücuda giren her şeyde büyük bir ortak nokta var; tükettiğin besinin sınırı, dozu. Neticede su bile sizi zehirleyebilir. Bir insan zaten şekerli ya da şekersiz, 2-3 kutudan fazla içecek dikmemeli kafaya. Örneğin şekersiz içecekler tamamen zararsız bile olsaydı, çok yoğun kullanim sonucunda asit sebebiyle dişleriniz aşınabilirdi. Şeker olmadığı için diş çürüğü olmuyor, burası doğru ama aşınma başka şey. Buraya bir detay kısmı açayım: asit derken içine asit katıyorlar demiyorum, diğer maddeler sebebiyle asidik olarak diş aşındırıcı olabilir.

Okuduğunuz için teşekkürler.
 
Son düzenleme:
Eline sağlık, molada okurken aktı gitti. Serkan Yimsel'in herhangi bir içeriğini izliyormuşum gibi hissettiğim kendimi. Halen çoğu kişi inkar etse se diyet kolanın kilo vermedeki yararına katılıyorum. Bazen benim de canım tatlı bir şeyler çekiyor ve bir bardak şekersiz içecek doldurup içtiğimde rahatlıyorum. Özellikle ayda bir tükettiğim beyaz, Tropical Island Punch veya Watermelon Monster'ın çok yararı oluyor. Yavaş yavaş anlatacağız, esas problemin dozaj olduğunu.
 
Eline sağlık, molada okurken aktı gitti. Serkan Yimsel'in herhangi bir içeriğini izliyormuşum gibi hissettiğim kendimi. Halen çoğu kişi inkar etse se diyet kolanın kilo vermedeki yararına katılıyorum. Bazen benim de canım tatlı bir şeyler çekiyor ve bir bardak şekersiz içecek doldurup içtiğimde rahatlıyorum. Özellikle ayda bir tükettiğim beyaz, Tropical Island Punch veya Watermelon Monster'ın çok yararı oluyor. Yavaş yavaş anlatacağız, esas problemin dozaj olduğunu.

Teşekkür ederim. Yaklaşık 20 gündür sıfır şeker diyetindeydim ve bunu toplamda 3.5 ay devam ettirmeyi planlıyorum. Diyette olmadığım zamanlarda da Monster gibi içecekleri haftada 1-2 defa tüketiyorum. Her sene en az 3 ay kısa kısa molalar ile sıfır seker diyeti yaparım yaz aylarında.

Bu tatlandırıcılar sanki plütonyum-238'miş gibi tepki verenleri susturmak için boyle bir konu açmak durumunda kaldim. Ben yazida da cok defa soyledim, her seyin zarari olabilir ve bunu asla reddetmiyorum. Sağlıklı bir insan Cola Light alıp 2 su bardağı icti diye kanser olmaz, dişleri çürümez.

Ama o Cola Light, vücuduna ne kalori sokar ne de şeker. Peki şekerin ve gereksiz kalorinin zararlı oldugunu reddedecek birisi var mi? İşte bu imkansiz, herkes zararlarini bilir. Bu durumda neden şekersiz bir sey tüketmeyeyim, bu alternatifi değerlendirmeyeyim?

Bu tatlandirici karşıtı arkadaşlar, diyabet hastalarına da gidip desinler ya, şekersiz icecek içmeyin diye? Böyle bir saçmalık mümkün mü, elbette degil.
 
Teşekkür ederim. Yaklaşık 20 gündür sıfır şeker diyetindeydim ve bunu toplamda 3.5 ay devam ettirmeyi planlıyorum. Diyette olmadığım zamanlarda da Monster gibi içecekleri haftada 1-2 defa tüketiyorum. Her sene en az 3 ay kısa kısa molalar ile sıfır seker diyeti yaparım yaz aylarında.

Bu tatlandırıcılar sanki plütonyum-238'miş gibi tepki verenleri susturmak için boyle bir konu açmak durumunda kaldim. Ben yazida da cok defa soyledim, her seyin zarari olabilir ve bunu asla reddetmiyorum. Sağlıklı bir insan cola light alıp 2 su bardağı icti diye kanser olmaz, dişleri çürümez.

Ama o cola light, vücuduna ne kalori sokar ne de şeker. Peki şekerin ve gereksiz kalorinin zararlı oldugunu reddedecek birisi var mi? İşte bu imkansiz, herkes zararlarini bilir. Bu durumda neden şekersiz bir şey tüketmeyeyim, bu alternatifi değerlendirmeyeyim?

Bu tatlandirici karşıtı arkadaşlar, diyabet hastalarına da gidip desinler ya, şekersiz icecek içmeyin diye? Böyle bir saçmalık mümkün mü, elbette degil.

Olay tam da bu aslında, sonuçta insanız diyette canımız bir şeyler istiyor. Ben az tüketimde tatlandırıcılı içeceklerin şekerli olanlardan daha az zararlı olduğuna inanıyorum.
 
Olay tam da bu aslında, sonuçta insanız diyette canımız bir şeyler istiyor. Ben az tüketimde tatlandırıcılı içeceklerin şekerli olanlardan daha az zararlı olduğuna inanıyorum.

Gün icinde 2 bardak soğuk tatlandırıcılı içecek icersen vücuduna seker girmez ama ayni düzende sekerli içecek icersen glikojen depolarına gideceği için hep ödem yükselmiş şekilde kalırsın. Sağlık sorunu olan insanlara asla bir lafım yok, hastalik sebebiyle vücutlarında şişkinlik olabilir ve bu normal bir durum. Fakat benim demeye vardığım şey, şeker almaya devam ettigin surece glikojen depolamış da olursun. Kabaca 1 gr glikojen = 4 gram su. Yani vucudun su tutar ve şişik görünürsün.
 
Merhaba.

Hayatı boyunca herkes bir defa da olsa şekersiz, tatlandırıcılı içecek içmiştir. Şekerli içeceklere alternatif olarak piyasada uzun süredir yer alıyorlar. Benim anlamada zorluk çektiğim bazı şehir efsaneleri ve nereden çıktığı belli olmayan bazı söylentileri görmekten bıktım artık. İnsanların bir kısmı bu içecekler hakkında uzmanlık derecesi yapmış gibi hayali zararlar ve iddialar atıyorlar ortaya, içleri de boş.

Bugün bu iddialara yönelik araştırmalarda bulunup, bu iddialara cevap vereceğim. Öncelikle şekersiz içecek nedir, nasıl tatlandırılır diye başlamak istiyorum.

şekersiz içecek nedir?​


Girişi en basit haliyle yapalım: Şekersiz içecek dediğimiz şey, içinde bildiğimiz beyaz sofra şekeri (sakkaroz) ya da nişasta bazlı yüksek fruktozlu mısır şurubu barındırmayan içeceklerdir. "e peki şeker yoksa bu nasıl bu kadar tatlı oluyor, kimyasal mı koyuyorlar içine?" derseniz de olay tamamen yoğun tatlandırıcılar denilen bileşenlerde bitiyor. Bu maddelerin olayı şu: Normal şekerden yüzlerce kat daha tatlılar. Bu yüzden içeceğin içine kaşıkla, bardakla değil; miligram düzeyinde, gözle zor göreceğiniz kadar az ekleniyorlar. Çok az kullanıldıkları için de vücuda neredeyse sıfır kalori ve sıfır karbonhidrat getiriyorlar.

nedir bu tatlandırıcılar:​


Aspartam: En çok atılıp tutulan, üzerinde en çok araştırma yapılan tatlandırıcı. Şekerden yaklaşık 200 kat daha tatlıdır. Vücutta protein yapı taşlarına (amino asitlere) ayrışır.

Asesülfam potasyum (ace-k): Genelde aspartamla birlikte çalışırlar, içeceklerde ikisini bir arada çok görürsünüz. Isıya dayanıklıdır ve şekerden 200 kat tatlıdır.

Sukraloz: Bildiğimiz sofra şekerinin laboratuvarda moleküler olarak değiştirilmesiyle elde edilir. Şekerden tam 600 kat daha tatlıdır, vücut bunu neredeyse hiç sindirmeden direkt dışarı atar.

Stevia (steviol glikozitleri): "ben yapay sevmem, doğal olsun" diyenlerin kullandığı, stevia bitkisinin yapraklarından elde edilen doğal bir tatlandırıcıdır, şekerden 200-300 kat tatlıdır. Stevia büyük marketlerde satılıyor, şekerden daha pahalı ama gerçekten tatlandırıyor. Geçtiğimiz senelerde ben bu tatlandırıcı ile sütlaç bile yaptım. Zincir kahve mağazalarında kahvenizi aldığınız esnada kenarda bir yerlerde bunlardan oluyor, orada da deneyebilirsiniz.

tatlandırıcılar ile ilgili ciddi iddialar ve bunlara cevaplar:​


aspartam kanser yapıyor, dsö bile listeye aldı!​


2023 yılının temmuz ayında Dünya Sağlık Örgütü (dsö) aspartamı kanser listesine dahil edince ortalık bir anda uçtu. Clickbaitçi medyamız durmadı, şekersiz içecekler yasaklanıyor mu gibi saçma sapan konuşmaya başladı.

grup 2B muhabbeti​


Dsö'ya bağlı uluslararası kanser araştırmaları ajansı (ıarc), aspartamı grup 2B sınıfına aldı. Teknik terimleri bir kenara bırakırsak bu grubun Türkçe meali şudur: "elimizde bu maddenin kanser yaptığına dair insan üzerinde neredeyse hiçbir kesin kanıt yok, hayvan deneylerindeki kanıtlar bile aşırı kısıtlı."

İnsanları korkutmak için bu listeyi ölüm fermanı gibi sunuyorlar ama size bu grup 2B listesinde başka nelerin olduğunu sayayım:

Ev turşusu.
Aloea vera özü.
Cep telefonu kullanırken maruz kaldığımız dalgalar.

Yani diyet kola içtiği için kanser olacağını düşünen birinin hayatı boyunca ağzına turşu sürmemesi, aloe veralı krem kullanmaması ve cep telefonunu çöpe atması gerekir. Bilimsel olarak risk seviyeleri tamamen aynı grupta. Eğer iddialarınızda samimiyseniz şu an foruma girmek için kullandığınız o telefonu doğrudan çöpe atıp farklı yöntemler ile iletişim kurmaya başlayın.

Iarc sadece "bu madde potansiyel olarak bir risk taşıyor mu?" sorusuna bakıyor. Bilimsel dozu koyan kurum ise Jecfa'dır (gıda katkı maddeleri uzman komitesi). Jecfa, ıarc ile aynı gün toplandı ve tüm verileri inceleyip şu açıklamayı yaptı:

"Iarc'nin verilerini inceledik ama günlük güvenli kullanım sınırını değiştirecek hiçbir somut risk görmüyoruz. Daha önce belirlediğimiz kilo başına 40 mg sınırı tamamen güvenli olarak kalmaya devam edecektir."

70 kilo ağırlığında normal bir insanı baz alırsak: Bu kişinin günlük güvenli aspartam sınırı 70 X 40 = 2800 mg yapar. Piyasadaki standart bir kutu şekersiz içecekte ise ortalama 150 ila 180 mg arası aspartam bulunur. Bu adamın güvenli sınırı teorik olarak bile aşabilmesi için gün içinde arka arkaya 15-16 kutu şekersiz gazlı içecek içmesi, tüketmesi gerekir. Her şeyde olduğu gibi burada da doz çok önemli. İnsanlar şekersiz içecek önerdiği zaman neden sanki içecek olan arkadaş 10 litre içecekmiş gibi tepki veriyorsunuz? Radyoaktif alanlarda bile bulunmanın bir doz sınırı var. Telefondan alınan radyasyonun bile bir doz sınırı var.



akıllara zarar o meşhur iddia: Dil tatlıyı algılayınca beyin kanıp insülin salgılıyor​


İddiaya göre, eğer şekersiz içecek içerseniz dilinizdeki tat alma reseptörleri, beyninize tatı bir şey geldiğinin sinyalini gönderiyor ve beyniniz de kendini karbonhidrat yüklü bir şeyin geldiğine inandırıp insülin salgılıyor. Sonra ne oluyor? Kanda şeker olmadığı için insülin boşa çıkıyor, kan şekeriniz aniden çakılıyor, yağ yakımınız bıçak gibi kesiliyor ve deli gibi acıkıp yağlanıyorsunuz.

sefalik faz insülin salınımı​


Vücutta böyle bir mekanizma gerçekten var ama ne zaman var biliyor musunuz? Fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmeğin kokusunu aldığınızda, önünüze nefis bir yemek tabağı geldiğinde, yani vücut gerçek bir yemeği görüp/koklayıp sindirime hazırlanmak istediğinde yani basitçe tabiriyle vücut, devede kulak kalacak kadar küçük bir insülin hareketi yapabilir. Fakat iş kalorisiz, yapay tatlandırıcılara geldiğinde durum tamamen değişiyor. İnsanlar üzerinde yapılan sayısız klinik deneyde, bu tatlandırıcıların bu mekanizmayı metabolik olarak anlamlı hiçbir şekilde tetiklemediği defalarca kanıtlandı. Yani diliniz tatlıyı algılasa bile beyin: Dur bakalım, kana şeker karışıyor mu diye bekliyor ve kalori gelmeyince pankreasa durduk yere salınım yaptırmıyor.

Pankreasın kayda değer bir insülin salgılaması için kan şekerinin yükselmesi gerekir. Ortada kalori yok, karbonhidrat yok, kana karışan bir şeker yok. Vücut yoktan var edip neyin insülinini salgılayacak?

bağırsak mikrobiyotasına olan zararlıları ve fareler üzerindeki deneyler: Fareye 60 kutu kola içerirseniz ne olmasını bekliyorsunuz?​


Tatlandırıcıların bağırsak florasını mahvettiğini iddia eden çalışmaların neredeyse tamamı laboratuvarda fareler ve sıçanlar üzerinde yapılan deneylerdir. Yukarıda dozun ne kadar önemli olduğunu konuşmuştuk. Su bile zararlı olabilir. Bu deneylerde küçücük farelere, kendi vücut ağırlıklarına oranla öyle devasa dozlarda tatlandırıcı veriyorlar ki, bir insanın aynı dozaj oranına ulaşabilmesi için günde 50-60 kutu diyet kola içmesi gerekir.

Piyasada en çok kullanılan tatlandırıcı olan aspartam, bağırsağın alt kısımlarına (yani o dost bakterilerimizin yaşadığı kolona) asla ulaşamaz.

Aspartam mideye ve ince bağırsağa girdiği an vücut bunu normal bir proteinmiş gibi algılar ve anında yapı taşlarına (aspartik asit, fenilalanin ve eser miktarda metanol) ayırarak tamamen sindirir. Bu alanda yaptığım araştırmalar şunu gösteriyor: Aspartam sorun çıkartmıyor, sindirilip gidiyor ama bağırsak alanı gri bir alan. İnsanlı deneylerin sayısı az, bu yüzden tarafsız olarak öğrenebildiğim kadarıyla burada sizlere anlatmaya çalışacağım.

Aspartam temiz, bu konuda bir sorun yok. Sukraloz ve sakarin ise tartışmaların ana odağı. Bu ikisi vücutta sindirilmeden direkt kalın bağırsağa geçiyor. İnsanlar üzerinde yapılan güncel çalışmalarda (özellikle 2022'deki suez ve Ark. Araştırmasında) sukraloz ve sakarinin bazı sağlıklı yetişkinlerde bağırsak bakteri çeşitliliğini değiştirdiği görüldü. Bu değişim bir "zarar" mı, yoksa vücudun o maddeye karşı gösterdiği normal bir adaptasyon mu, bu henüz bilinmiyor. Tıpkı beslenmemize aniden çok fazla lif eklediğimizde ya da tamamen etçil beslenmeye geçtiğimizde de bağırsak floramız değişir, hani bu açıdan bir adaptasyon mu demek istedim. Tatlandırıcının yarattığı bu değişimin uzun vadede insana klinik bir zarar verdiğine dair henüz kesin bir kanıt yok ama hiçbir şeyi değiştirmiyor demek de yalan olur, o yüzden şekersiz içecek tüketen insanlar eğer bu durumdan endişe duyuyorsa bu ikisinin bulunamadığı içecekleri tercih eder, en mantıklı yol bu bence. Ben buraya bir araştırma daha bırakıyorum, okuyup detayını kavrayabilirsiniz:


büyük iddialardan bir diğeri: Şekersiz içecekler iştah açıyor ve gizliden kilo aldırıyor​


Diyet kola içiyorsun ama o senin iştahını açıyor, farkında olmadan daha çok yiyerek gizliden kilo alıyorsun muhabbeti...

Switch klinik deneyi: Sudan bile daha etkili kilo verme​


Alanındaki en uzun soluklu ve en sağlam tasarlanmış klinik insan deneylerinden biri bu Switch trial. Aşırı kilolu yaklaşık 500 kişiyi tam 52 hafta (1 yıl) boyunca laboratuvar ortamında incelediler. Katılımcıları iki gruba ayırdılar: Bir grup gün içinde sıvı olarak sadece düz su içti, diğer grup ise günde en az iki porsiyon şekersiz tatlandırıcılı içecek tüketti.

Sonuç ne çıktı derseniz: 1 yılın sonunda sadece su içen grup ortalama 6.1 kilo verebilirken, şekersiz içecek tüketen grup ortalama 7.5 kilo verdi. Üstelik iki grup arasında açlık hormonları ve iştah patlamaları açısından hiçbir negatif fark çıkmadı.

Şekersiz içecekler iştah açmak bir yana, diyet yapan insanların o tatlı krizlerini ve kaçamak isteklerini baskılayarak diyete sadık kalmalarını kolaylaştırıyor. Düz suyu bile geride bırakıp daha çok kilo verdirmesinin sebebi tamamen bu psikolojik ve metabolik konfor, yoksa sudan daha yararlı diyen kimse yok. Doz ve amaç.

Avrupa Birliği "sweet" projesi (2024 çıktıları)​


Daha çok yeni sonuçlanan, Avrupa'nın dev üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü çok merkezli sweet projesinde de kilo vermiş insanlar tam 1 yıl boyunca takip edildi. Tatlandırıcı kullanan grup, şeker tüketen gruba kıyasla kilosunu çok daha net korudu (ortalama -7.2 kg kayba karşı -5.6 kg).



bazı diyabet etkileri araştırmaları​


Cochrane'in diyabet hastaları üzerindeki incelemesinde; tatlandırıcı kullanan diyabetliler ile plasebo (boş hap) yutanlar arasında 3 aylık kan şekerinde (hba1C) %0 fark çıkmış. Yan etki oranları bile boş hapla aynı.


Şekersiz içeceklerin kendisi diyabet riskini falan artırmıyor. Tam tersine, zaten kilolu olan, kilo vermeye çalışan, diyet yapan ya da sağlık durumu halihazırda kötüye giden (yani diyabet riski zaten doğuştan yüksek olan) insanlar şekerliyi bırakıp şekersiz içeceklere yöneldiği için ilk başta böyle yalancı bir ilişki görünüyor. Analizden bu kişisel durumları temizlediğinde tatlandırıcının hiçbir zararı kalmıyor. Araştırmacılar ne zaman ki analize asıl can alıcı faktörleri; yani kişilerin mevcut kilosunu (bmı), geçmişteki kilo değişimlerini, diyet yapıp yapmadıklarını ve genel sağlık durumlarını ekliyorlar, risk bir anda %91'den %9'a düşüyor ve istatistiksel olarak tamamen anlamsızlaşıyor.


Kapanışta şunu söylemek istiyorum: Hiçbir şey zararsız değildir. Vücuda giren her şeyde büyük bir ortak nokta var; tükettiğin besinin sınırı, dozu. Neticede su bile sizi zehirleyebilir. Bir insan zaten şekerli ya da şekersiz, 2-3 kutudan fazla içecek dikmemeli kafaya. Örneğin şekersiz içecekler tamamen zararsız bile olsaydı, çok yoğun kullanim sonucunda asit sebebiyle dişleriniz aşınabilirdi. Şeker olmadığı için diş çürüğü olmuyor, burası doğru ama aşınma başka şey. Buraya bir detay kısmı açayım: Asit derken içine asit katıyorlar demiyorum, diğer maddeler sebebiyle asidik olarak diş aşındırıcı olabilir.

Okuduğunuz için teşekkürler.

Ben hep stevia tercih ediyorum. Vücuduma doğal olmayan bir şeyi extradan almak istemiyorum.
 
Teşekkür ederim. Yaklaşık 20 gündür sıfır şeker diyetindeydim ve bunu toplamda 3.5 ay devam ettirmeyi planlıyorum. Diyette olmadığım zamanlarda da Monster gibi içecekleri haftada 1-2 defa tüketiyorum. Her sene en az 3 ay kısa kısa molalar ile sıfır seker diyeti yaparım yaz aylarında.

Bu tatlandırıcılar sanki plütonyum-238'miş gibi tepki verenleri susturmak için boyle bir konu açmak durumunda kaldim. Ben yazida da cok defa soyledim, her seyin zarari olabilir ve bunu asla reddetmiyorum. Sağlıklı bir insan Cola Light alıp 2 su bardağı icti diye kanser olmaz, dişleri çürümez.

Ama o Cola Light, vücuduna ne kalori sokar ne de şeker. Peki şekerin ve gereksiz kalorinin zararlı oldugunu reddedecek birisi var mi? İşte bu imkansiz, herkes zararlarini bilir. Bu durumda neden şekersiz bir sey tüketmeyeyim, bu alternatifi değerlendirmeyeyim?

Bu tatlandirici karşıtı arkadaşlar, diyabet hastalarına da gidip desinler ya, şekersiz icecek içmeyin diye? Böyle bir saçmalık mümkün mü, elbette degil.
Sizi tebrik ederim, umarım şeker diyetinizi bozmazsınız. İmrendim açıkcası. Bende öyle bir istikrar yok.

Yazdıklarınıza katılıyorum. Gün içerisinde zaten yeterince sağlıksız şeyler tükettiğimiz halde bunu umursamayıp tek sıkıntı belirli bir şeyi tüketmemek gibi davranmaya anlam veremiyorum. "Hayır, kola çok zararlı. Hayır, enerji içecekleri öldürüyor. Hayır, o bir tane çikolatayı yersem damarlarım tıkanır." O sırada günde 1 paket sigara bitiren birisine neden bırakmıyorsun dediğimde klasik, saçma sapan cevaplar alıyorum. Mükemmel, sağlıklı bir diyetimiz olacak diye bir şey söyleyemeyiz ama kötü olanı ne kadar az yaparsak o kadar rahat yaşarız. Canın çekiyorsa 1 tane çikolata alır, yersin. Bu seni öldürmez. Ancak kendine hakim olamayıp arka arkaya tıkıştırırsan sonra "şu gıda suçlu, iyi ki tüketmiyorum" diyemezsin.
 
Sizi tebrik ederim, umarım şeker diyetinizi bozmazsınız. İmrendim açıkçası. Bende öyle bir istikrar yok.

Yazdıklarınıza katılıyorum. Gün içerisinde zaten yeterince sağlıksız şeyler tükettiğimiz halde bunu umursamayıp tek sıkıntı belirli bir şeyi tüketmemek gibi davranmaya anlam veremiyorum. "hayır, kola çok zararlı. Hayır, enerji içecekleri öldürüyor. Hayır, o bir tane çikolatayı yersem damarlarım tıkanır." o sırada günde 1 paket sigara bitiren birisine neden bırakmıyorsun dediğimde klasik, saçma sapan cevaplar alıyorum. Mükemmel, sağlıklı bir diyetimiz olacak diye bir şey söyleyemeyiz ama kötü olanı ne kadar az yaparsak o kadar rahat yaşarız. Canın çekiyorsa 1 tane çikolata alır, yersin. Bu seni öldürmez. Ancak kendine hakim olamayıp arka arkaya tıkıştırırsan sonra "şu gıda suçlu, iyi ki tüketmiyorum" diyemezsin.

Evet. Forumda bunları anlattığımda genelde "hahaha" emojisi yiyorum. Her zaman şunun taraftarıyım;
%80 sağlıklı bir diyette, %20 pekala istediğiniz şey eklenebilir. Bu ne olursa olsun. İsterseniz dubai çikolatası yiyin, isterseniz cips kola yapın. Önemli olan diyetinizin cips-kola ağırlıklı olduğu mu? Yoksa lif-protein ağırlıklı olduğu mu? Hafta sonu yiyeceğiniz 2 patates kızartmalı 2 sucuklu yumurtalı kahvaltı sizi 'sağlıksız' yapmaz.

Hatta uzun vadede diyetinizin sürdürülebilirliğini arttıracağı için sizi daha sağlıklı yapar.
 
Burada komplo teorisyenliği yapmak gibi olmasın ama full sebze et ağırlıklı beslensek bile sağlıklı olamayız. Artık tohumların hepsi genetiği değiştirilmiş şekilde ithal ediliyor ve hayvanların yediği şeyler de öyle. Burada olay, olabildiğince dikkat edip en azından kilo kontrolü yapabilmek ve şekerden uzaklaşmak. Bunu yaparsak bile Türkiye'deki insanların %80'inden sağlıklı olma şansımız var.
 
Burada komplo teorisyenliği yapmak gibi olmasın ama Full sebze et ağırlıklı beslensek bile sağlıklı olamayız. Artık tohumların hepsi genetiği değiştirilmiş şekilde ithal ediliyor ve hayvanların yediği şeyler de öyle. Burada olay, olabildiğince dikkat edip en azından kilo kontrolü yapabilmek ve şekerden uzaklaşmak. Bunu yaparsak bile Türkiye'deki insanların %80'inden sağlıklı olma şansımız var.

Genetiği değiştirilmiş demek otomatik olarak 'sağlıksız' demek değildir. Birçok şeyin genetiği değiştirilmiştir ve bu iyi bir şeydir. Genetiği değiştirilmeseydi havuç diye bunu;

1783006731182.webp


Muz diye bunu.

1783006846614.webp


Yiyecektiniz. Ki bu kötü bir şey değil. Dnasıyla oynayıp kötüleri iyi yapıyor hepsi bu. Böceklere karşı daha dayanıklı oluyor vs.
 
Sizi tebrik ederim, umarım şeker diyetinizi bozmazsınız. İmrendim açıkcası. Bende öyle bir istikrar yok.

Yorumunuz için teşekkürler. Bende okul hayatında pek beslenme düzeni tutturamıyorum. Üniversite dersleri belli olmuyor bazen, düzen karisiyor dolayisiyla. Yaz aylarında köye aileme yardıma geliyorum, o vakit kendimi zararlı besinlerin genelinden uzaklaştırıyorum, bütün süreci kalori açığı, sıfır şeker ve et, tavuk, yeşillik ile geçirmeye çalışıyorum. Tabii haftanın 1 günü falan 50 gram çikolata yediğim oluyor, dayanamıyor insan. Bunun dışında, 2 günde bir şekersiz limonata tüketiyorum. Tatlı ihtiyacıma yarıyor ve günlük sıvı tuketimime katki sağlıyor, şeker de tuketmemis oluyorum.

Evet. Forumda bunları anlattığımda genelde "hahaha" emojisi yiyorum. Her zaman şunun taraftarıyım;
%80 sağlıklı bir diyette, %20 pekala istediğiniz şey eklenebilir. Bu ne olursa olsun. İsterseniz dubai çikolatası yiyin, isterseniz cips kola yapın. Önemli olan diyetinizin cips-kola ağırlıklı olduğu mu? Yoksa lif-protein ağırlıklı olduğu mu? Hafta sonu yiyeceğiniz 2 patates kızartmalı 2 sucuklu yumurtalı kahvaltı sizi 'sağlıksız' yapmaz.

Hatta uzun vadede diyetinizin sürdürülebilirliğini arttıracağı için sizi daha sağlıklı yapar.

Aynı şekilde kola vb. içecekler yerine ne tüketilir konularında "şekersiz alternatifleri dene" dediğimde sanki uranyum iç kardeşim demişim gibi tepki alıyordum. Dediğin diyet sürdürebilme mevzusuyla kesişen bir nokta da: bir insan kola bağımlısı olup da kolayı bırakmaya çalışırken, şekerli kola yerine tükeneceği maden suyu, ayran vb. içeceklerin yanına şekersiz kola da eklemeli diye düşünüyorum. Sürekli maden suyu, ayran ve şalgam ile gidilir mi? Evet gidilir ama "tatlı bir içecek" istediği zaman kolaya dönmek yerine gidip şekersiz halini içebilir. Kritik bir noktayı da atlamayalım, günde 3 litre içsin demiyoruz tabii ki :D.

Burada komplo teorisyenliği yapmak gibi olmasın ama full sebze et ağırlıklı beslensek bile sağlıklı olamayız. Artık tohumların hepsi genetiği değiştirilmiş şekilde ithal ediliyor ve hayvanların yediği şeyler de öyle. Burada olay, olabildiğince dikkat edip en azından kilo kontrolü yapabilmek ve şekerden uzaklaşmak. Bunu yaparsak bile Türkiye'deki insanların %80'inden sağlıklı olma şansımız var.

Hayvanlara verilen yemlerin kalitesi her çiftlikte değişiyor. Yaşam şartları da değişiyor. Etin kalitesini elbette etkiler bu. Kilo kontrolü için şekerden uzaklaşmak bence de cok onemli. Ek olarak, VKİ'si çok kötü bir hal almış olup da, diyet içecek içen birisine "işe yaramıyor" demek çok saçma olur. Bir insan zaten başlı başına içecekten kilo alacak kadar içmiyor olmali. Eger o hale gelindiyse, "hadi ben şekerli kolamı şekersiz olanla değiştirip kilo vereyim" diye de bir dünya asla yok. Birisi cikip da sekerisz içecek kilo verdirmiyor derse, evet zayıflama ilacı degil, olmadığı gibi hicbir sey zayıflama ilacı degil (besinlerden). Sen önce gidip kalorini kilo alma sınırının altında tutacaksın ve midene hakim olacaksın, sekersiz içecek ise bu süreçte sana destek olacak. Günde 3 litre içince kilo vermezsin, hatta günlük kotaya gidecek sekilde aralıklı içilen su dışında hiçbir içecek bence 3 litre icilmemelil. Fare deneyleri bir yana, 60 kutu içecek birak bagirsak florasini, butun metabolizmayi alt ust eder.

Bunun dışında @Deniz744 arkadaşımızin dediğine de katılıyorum. Eskiden domates yoktu, çoğu klasik meyve günümüzdeki gibi yenilebilir değildi. Daha yenebilir ve iri olanların tohumları izole edilerrk çoğaltıldı. Kimisi de gıda mühendisleri tarafından bugünki hallerine evriltildi.