FurkaN35

Becerikli
Katılım
28 Şubat 2026
Mesajlar
118
Beğeniler
24
Türkiye’de son 5-6 yılda halkın ahlaki yapısının bozulduğu rahatça görülebiliyor. Ben bunun yönetimden ve dizilerden kaynaklandığını düşünüyorum. Sıfır Bir, Kıyma gibi diziler; eğitimin kalitesizliği; TikTok ve Telegram gibi mecraların etkisiyle bu hale geldiğimizi değerlendiriyorum. Z kuşağının tamamı olmasa da çoğunluğu maalesef kötü durumda. Ben MESEM’de okuyorum; kekoluğa aşırı özentilik var ve hocalara saygısızlık aşırı derece var . Ülke nasıl düzelecek? Bu gidişle yakında Meksika’ya döneceğiz.
 
Genel toplumsal istikrarsızlık, kuruluş döneminden beri "acil durum modu"ndan çıkılamama (ve bunun sonucunda insanların zor şartları ortadan kaldırmak ve entellektüel gelişime önem vermek yerine yalnızca hayatta kalmaya odaklanması), çok sayıda yanlış sosyal politikaların yürütülmesi, eğitimin niteliksizliği ve insanlara özdenetim aşılamak yerine dışsal baskı kurulmasından kaynaklanıyor. Elbette bazı mecraların ve "uygunsuz sayılan" içeriklerin etkisi muhakkak vardır fakat bunları günah keçisi ilan etmenin kesinlikle bizi çözüme ulaştıracağını düşünmüyorum.

Genelde bu tür sorunlarda dış etkenlere suç atmak çok kolayken iç etkenleri sorgulayıp bir de halk önünde söylemek ne yazık ki günümüz siyasi ikliminde çok zor. Ama bu yapılmazsa, neler olabileceğini kestirmek pek zor fakat iyi bir yere gitmiyoruz.
 
Son düzenleme:
Siyaset her şeyin başı.

Hani kör olmaya yemin etmiş insanlar size "Siyaset ile ne ilgisi var?" diye kendi gibi boş soru soruyorlar ya, anlatayım.

Bakın; Siyaset ekonomiyi etkiler. Ülkede yolsuzluk yapıyorsan da ekonomiyi etkilersin. Dış siyasetin berbatsa da ekonomiyi etkilersin. Dış ticaretin berbatsa da ekonomiyi etkilersin.

Ekonomi çürümeyi tetiklemeye başlar.

Zincirleme devam ediyorum;

Çürümeye başlamış toplumda çürük ünlüler ortaya çıkmaya başlar çürük yapımlar yapılır. Çürük ünlüler (ki kendini rapçı sanan ve iğrenç şarkı sözleri yazanları görebilirsiniz), çürümeyi hızlandırır. Çünkü bu çürükler de kitleyi etkiler.

1776370948470.webp


Eee tabii sadece çürük ünlüler ortaya çıkmayacak. Çürük yapımlar, çürük diziler de çıkacak.

Murat Soner'in YouTube kanalına bakarsanız da göreceksiniz. TV artık size hep "Lüks hayatlar yaşayan ve birbirlerini aldatmak ile meşgul, aldatmanın da ötesine t...vüze kadar giden konular" gösterdiğini göreceksiniz. Silah ne kelime.

RTÜK veriyor mu cezalarını? Caydırıcı değil.

Adalet sistemi zaten siyasete bağlı.

Mesela 4 Ekim 2024 tarihinde X çok korkunç bir hâl aldı. Ayşenur ve İkbal cinayetinin gerçekleştiği gün idi. Daha bu cinayetten önce X'de çıkan bambaşka olay şuydu; Bir hırt keko, bir kıza cinsel tacizde bulunmaya çalışıyor.

Peki hâkim ne yaptı biliyor musunuz? Pardon 💡 hakimi desek daha doğru olur. SERBEST BIRAKTI. Neyse ki 💡'den daha çok işe yarayan sosyal medyada yayılıp tepki görünce hırtı içeri aldılar. Düşünün. "Ya X olmasaydı? Bu virüsler dışarı da mı gezecekti?" diye sinirden gergin iken gün bitmeden X'e düşen yeni gündeme bakıyorsunuz: Ayşenur ve İkbal cinayeti.

Peki ya sonra ülke gündemi düzeldi mi?

Hastanelerde Türk bebekleri öldüren yenidoğan çetesi vakası ortaya çıktı.

Terörist elebaşı Atatürk'ün kurduğu Meclis'e çağrıldı, hayvandan aşağılık olmasına rağmen insan muamelesi gördü.

Polislerimiz birkaç kendini bir halt sanan sokak itleri tarafından şehit edildi.

Adalet sistemine güven zaten bitti. 💡 💡 Operatörler desen milleti soyuyor.

Artık iktidarlaşmış devlet de var. Devlet ile iktidarın eskiden farkı vardı. Artık öyle bir fark kalmadı.

Şimdiye kadar okuduğunuz şeyler var ya, futbol ile gündemi değişenler. :D

Caydırıcılık her şeyin başı.

Şimdiye kadar yukarıda neler neler okudunuz değil mi? Bunların hepsinin de çözümü var. Ama bu çözümlerin erken yapılması ve halkın huzuruna önem veren bir iktidar ile yapılması gerekiyor. Çünkü ölen geri gelmiyor.

Mesela çürük şarkı sözü mü yazıyorsun? Ver hapis cezasını. RTÜK'ün bir yapıma ceza kesmesine rağmen aynı kanalda "farklı bir yapım" bile oısa yine iğrenç bir şey mi yayınlandı? Kapat 1 hafta boyunca o TV kanalını. Bir it insanları öldürüp sonra gerekirse intihar mı etti? Topla ailesini işkence ede ede nasıl bir evlat yetiştirdiniz diye kamoyu önünde hesap sor. Bir başka it bir kıza tacizde mi bulundu? Süründür iti kamoyu önünde.

Ama nerdeeeee. Halkın yararına bir şey olacaksa 💡 oyu ile red edilir. Ceza evindekileri 💡 iktidarı sokağa salar. 💡 hâkimleri de suçluları salar. :)
 
Siyaset her şeyin başı.

Hani kör olmaya yemin etmiş insanlar size "Siyaset ile ne ilgisi var?" diye kendi gibi boş soru soruyorlar ya, anlatayım.

Bakın; Siyaset ekonomiyi etkiler. Ülkede yolsuzluk yapıyorsan da ekonomiyi etkilersin. Dış siyasetin berbatsa da ekonomiyi etkilersin. Dış ticaretin berbatsa da ekonomiyi etkilersin.

Ekonomi çürümeyi tetiklemeye başlar.

Zincirleme devam ediyorum;

Çürümeye başlamış toplumda çürük ünlüler ortaya çıkmaya başlar çürük yapımlar yapılır. Çürük ünlüler (ki kendini rapçı sanan ve iğrenç şarkı sözleri yazanları görebilirsiniz), çürümeyi hızlandırır. Çünkü bu çürükler de kitleyi etkiler.

Eki Görüntüle 241295

Eee tabii sadece çürük ünlüler ortaya çıkmayacak. Çürük yapımlar, çürük diziler de çıkacak.

Murat Soner'in YouTube kanalına bakarsanız da göreceksiniz. TV artık size hep "Lüks hayatlar yaşayan ve birbirlerini aldatmak ile meşgul, aldatmanın da ötesine t...vüze kadar giden konular" gösterdiğini göreceksiniz. Silah ne kelime.

RTÜK veriyor mu cezalarını? Caydırıcı değil.

Adalet sistemi zaten siyasete bağlı.

Mesela 4 Ekim 2024 tarihinde X çok korkunç bir hâl aldı. Ayşenur ve İkbal cinayetinin gerçekleştiği gün idi. Daha bu cinayetten önce X'de çıkan bambaşka olay şuydu; Bir hırt keko, bir kıza cinsel tacizde bulunmaya çalışıyor.

Peki hâkim ne yaptı biliyor musunuz? Pardon 💡 hakimi desek daha doğru olur. SERBEST BIRAKTI. Neyse ki 💡'den daha çok işe yarayan sosyal medyada yayılıp tepki görünce hırtı içeri aldılar. Düşünün. "Ya X olmasaydı? Bu virüsler dışarı da mı gezecekti?" diye sinirden gergin iken gün bitmeden X'e düşen yeni gündeme bakıyorsunuz: Ayşenur ve İkbal cinayeti.

Peki ya sonra ülke gündemi düzeldi mi?

Hastanelerde Türk bebekleri öldüren yenidoğan çetesi vakası ortaya çıktı.

Terörist elebaşı Atatürk'ün kurduğu Meclis'e çağrıldı, hayvandan aşağılık olmasına rağmen insan muamelesi gördü.

Polislerimiz birkaç kendini bir halt sanan sokak itleri tarafından şehit edildi.

Adalet sistemine güven zaten bitti. 💡 💡 Operatörler desen milleti soyuyor.

Artık iktidarlaşmış devlet de var. Devlet ile iktidarın eskiden farkı vardı. Artık öyle bir fark kalmadı.

Şimdiye kadar okuduğunuz şeyler var ya, futbol ile gündemi değişenler. :D

Caydırıcılık her şeyin başı.

Şimdiye kadar yukarıda neler neler okudunuz değil mi? Bunların hepsinin de çözümü var. Ama bu çözümlerin erken yapılması ve halkın huzuruna önem veren bir iktidar ile yapılması gerekiyor. Çünkü ölen geri gelmiyor.

Mesela çürük şarkı sözü mü yazıyorsun? Ver hapis cezasını. RTÜK'ün bir yapıma ceza kesmesine rağmen aynı kanalda "farklı bir yapım" bile oısa yine iğrenç bir şey mi yayınlandı? Kapat 1 hafta boyunca o TV kanalını. Bir it insanları öldürüp sonra gerekirse intihar mı etti? Topla ailesini işkence ede ede nasıl bir evlat yetiştirdiniz diye kamoyu önünde hesap sor. Bir başka it bir kıza tacizde mi bulundu? Süründür iti kamoyu önünde.

Ama nerdeeeee. Halkın yararına bir şey olacaksa 💡 oyu ile red edilir. Ceza evindekileri 💡 iktidarı sokağa salar. 💡 hâkimleri de suçluları salar. :)
Suçluların bir şekilde işlediği suçun ağırlığınca cezalandırılması hayati önem taşır. Suçluların, hem karşılarına, hem de halka hesap vermelidir, o yüzden dediklerine katılmakla beraber, şuna dikkatini çekmek istiyorum: Ama suçluları ve ailelerini meydanlarda süründürmek, gerçekten uzun vadeli refah getirecek mi? Harbiden kulağa gerçekçi geliyor mu?

Böylesi bir "intikam" odaklı cezalandırmanın, dış baskıyla, korku üzerinden ilerleyen adalet sisteminin ve ahlak anlayışının çok ilkel olduğunu düşünüyorum. Suç işlemeyen uslu vatandaşlar için bu "aleme ibretlik gösteri" yalnızca hukuk sisteminin işlediğine dair bir başka ilüzyon perdesi örecektir ve daha da ironik kısmı bunu yapma potansiyeli taşıyan insanlar da olarak bunun gerçekten ibretlik olması için değil, devletin her daim güçlü olduğuna ve adaleti sağladığına dair gövde gösterisine dönüştürme potansiyeline sahiptir. Ama neticede canı beş kuruşluk insanlar için bunun da önemi yoktur, kendileri için bu tür "gösteriler" zaten anlamsız zira onlar zaten kendilerini kaybetmiş ve kendilerine değer atfetmekten vazgeçmiş kişilerdir, dolayısıyla bu tür kişiler yine o suçu işleyecektir. O yüzden bu bir çözüm değil.

Önce halkın artık siyasilerin adaleti; fiziksel, finansal ve sosyal güvenceyi, ve kamu hizmetlerinin yürütülmesini sağlamasını birer lütuf olarak görmemesi ve bunları lütuf gibi sunan kişilerin halkça reddedilmesi lazımdır, zira bu bir lütuf değil, onların yasal sorumluluğudur, ve sorumluluklar yerine getirilmediğinde halk, yöneticilere hesap sorabilmelidir. Sonra yargılama mekanizmalarının bağımsızlığı sağlanmalı, mevcut kanunlar çerçevesinde yargı süreçlerinin en hızlı ve en adil bir şekilde tamamlanılmasına odaklanılmalıdır.

Okullar ve aileler artık 70'lerde fabrikada ya da memur olarak çalışacak, "kendisinin yaptığını yapmadığını başkalarına yıkacak" bir insan profiline neden olacak bireyler yetiştirmekle zaman kaybetmek yerine sorgulama ve muhakeme yetenekleri gelişmiş, dolayısıyla sistemi doğrudan denetlemeye yetkin, çağın gereklerini yerine getirme konusunda yetkin, bunun yanında ahlaki sorumluklarını vicdani çerçevede yerine getirebilien, yani uslu durması için başına birilerini dikmek zorunda kalmayacağımız bireyler yetiştirmeye odaklanmalıdır. İnsanlar özgürlükleri dahilinde yaptıkları eylemler hakkında dış baskı olmadan da sorumluluk üstlenmelidir, sorumluluğun içselleştirilmesine yönelik eğitim ve öğretim faaliyetlerinin düzenlenmesi şarttır. Bu sembolik reformlarla olacak bir iş değildir.

Gel gelelim acı gerçeklere...

Bu ülkede üzülerek söylüyorum ki böylesine uzun vadeli bir inklabı gerçekleştirecek hiç kimse tanımıyorum. Hiçbir iktidar veya muhalefet, meyvelerini 20 yıl sonra (belki de kendileri iktidarda bile değilken) verecek köklü ve zorlu bir eğitime ve kurumsallaşmaya yatırım yapmak istemez, velev ki mevcut şartların kendilerine güç ve kolaylık sağladığı, böyle görünmeyen şeylere giriştiklerinde oy kaybedecekleri şu zamanlarda, ve bu gerçekten çok üzücü bir durum. Bu sorunun neredeyse Türkiye'nin kuruluş döneminden, hatta Osmanlı'nın son dönemlerinden kalma kronik bir sorun olduğu düşüncesindeyim ve hala aşılamamış olması, konunun A veya B iktidarından bağımsız olduğunun göstergesidir kanaatimce, bu durum da uzun zamandır süregelen mevcut toplumsal yapının ve dolayısıyla siyasetin de "kısa vadelilik" ve "sabırsızlık" üzerine kurulu olması gayet beklenen bir durumdu, ama bu böyle devam etmemelidir artık.

Son olarak, bütün bunlardan tek bir iktidarı / yönetimi sorumlu tutmak mümkün değil, bu sorun kronik, ama şu anda düzeltmeye tenezzür etmeyen bugünün iktidar, muhalefet ve STK'ları, ve bununla birlikte doğru tepki vermeyen, doğru soruları sormayan halk bundan sorumludur.
 
Son düzenleme:
@afacanc38 aslında aileleri cezalandırmak ilkel olsa da bir nebze çözüm ve kışkırtıcı olabilir. Bazı saldırılarda saldırgan itler kendilerine sıkıp intihar edebiliyorlar. Bu son olaydaki gibi. Ancak ailesinin kritik seviyede zor şeylere maruz kalacağını bilmek belki bazı şeyleri değiştirir. Onun dışında ibretlik olaylar, anne ve babaların evlatlarını denetimini de artırabilir.

"Sen insanlara zarar verirsen, kendini öldürsen bile sevdiklerine zarar verilecek." hesabı. Yanlış ve ilkel. Ama muhtemelen etkili de olur.