8461

Uzman
Katılım
18 Temmuz 2024
Mesajlar
673
Çözümler
9
Beğeniler
279
Yaklaşık 3 yıldır ne dışarı çıkabiliyorum ne de rahatça nefes alabildiğimi hissediyorum. Dışarı çıkmak, yürümek, insanlara karışmak istiyorum ama yapamıyorum. Her şey normal gibi görünse de içimde korkaklık var. Sanki dışarı çıktığım anda herkes bana bakıyor, her hareketimi izliyor, bir hatamda gülecek ya da yargılayacakmış gibi hissediyorum. Bu yüzden adım atmak bile zor geliyor. Hem kalabalıkların içinde hem de içimde gerçekten yalnız hissediyorum. Arkadaşım çok az, olanlar da artık beni anlamıyor gibi. Aileme söyledim, içimi döktüm, psikoloğa gitmek istedim ama pek önemseyen olmadı, ertelendi, geçiştirildi. Bu da beni daha çok içine kapanan biri haline getirdi. Eskiden çevremde insanlar vardı. Hepsi yabancılarla kolayca konuşabiliyordu. Ben de onlara ayak uydurmaya çalıştım ama farklı olduğumu hep biliyordum. Daha kırılgandım. Bu yüzden de bazıları tarafından alay konusu edildim, küçük düşürüldüm. Bu beni daha çok içine kapattı. Sanki bir problemmişim gibi hissetmeye başladım. Hata yapmaktan çok korkuyorum. Kalabalıkta konuşmak, sınıfta söz almak, hatta telefona bakmak bile bana zor geliyor. Bu konuyu bile paylaşmadan önce iki kere düşündüm. Çünkü içimi dökecek kimse yok. Varsa da anlayabilecek gibi değil. Bakkala gitmekten, markete girmekten, yolda yürürken biriyle göz göze gelmekten bile çekiniyorum. Sürekli yargılanacakmışım gibi hissediyorum. Bu korkulardan sıkıldım. Artık rahatça gezmek istiyorum. Ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Tek başıma nasıl aşılır bu duygular, hiçbir fikrim yok. Eskisi gibi olmak, normal hissetmek, rahatça dışarı çıkabilmek istiyorum. Belki bazıları odandan çık dışarıya nefes al diyebilir anlamayıp. Onu da denedim ama olmuyor çok geriliyorum düşünceler peşimi bırakmıyor şimdiden cevaplar için teşekkür ederim.
 
Göz göze geldiğin hiçbir insanın senden daha üstün olmadığını ve hayatında bir yer edinmeyecek insanlar için iyilik veya kötülük düşünmeye veya dobra olmanda bir sakınca yok. Burada kim sana ne derse desin, bu senin içinde bitecek bir şey. Zamanında ben de böyleydim, bu algımı kırmak için aksine daha çok insan tanımaya karar verdim ve şunu fark ettim ki hayatına giren insanlarla bile olumsuz durumlar yaşayabiliyorken ve onları bile bir noktadan sonra umursamayı bırakıyorsan, hiç tanımadığın elinoğlu için niye bu kaygıya giresin ki? Bu farkındalığa vardıktan sonra her şeyi umursamayı bırakıp dümdüz yaşıyorsun. Bu arada sosyal kaygı ve özgüveni olumsuz etkileyen olumlu bir etken varsa o da empati duygusunun yüksekliğidir. Karşıdaki insan ne düşünür acaba, bunu böyle yapsam ne hisseder, böyle yapsam üzülür mü, üzmemek için kendinden bile ödün verdiğini göreceksin vs. daha çok betimleyecek örnek var lakin gerek yok.

Kısacası özetlersek;
  • Kimseden çekinmeni gerektirecek bir durum yok. Herkes senin gibi insan, senin gibi yaşıyor.
  • Asla kendinden ödün verme.
  • Kimseye kendinden çok değer verme.
  • Hiçbir zaman fikirlerini belirtmekten kaçınma. Fikirlerin yüzünden insanların kalbi kırılır mı veya kırılmaz mı diye düşünme. Yaptığın yorum saygı çerçevesinde olduğu sürece karşındaki insanın duyguları ve düşünceleri önemli değil. Düşüncene saygı duyulmuyorsa da o ortamdan ayrılırsın.
  • Gözler, bir insanın en büyük silahıdır. Bakışlarınla bir insanı avlayabilirsin de, tavlayabilirsin de. Göz teması kurduğun vakitte iletişim becerilerinin daha iyi olacağını fark edeceksin. Bazı göz teması yöntemleri var, tek göze odaklanmak, iki göze odaklanmak ve burna odaklanmak gibi. Hepsinin farklı bir anlamı var. Bir insanın tek gözüne bakarsan daha baskıcı olur, iki gözüne birden bakarsan daha samimi olur gibi gibi. Bunları uygulayabilirsin.
  • Toplantı, sunum, herkese açık bir etkinlikte sana birden mikrofon uzatıldığı senaryo için konuşayım, zaten bir anda mikrofon elinde beliriverdiyse burada spiker veya konuşmacı olmadığın sürece afallaman normal, diğer insanlar da bunu anlayışla karşılar, 10-15 saniye içinde konuyla alakalı bir şeyler sallarsın veya aklına hiçbir şey gelmiyorsa bu alanla alakalı bilgin olmadığını mizahi bir şekilde belirtir ve mikrofonu uzatırsın. Şimdi de diğer senaryo olan başrolün direkt sen olduğun durum için konuşalım. Başarısız bir sunum neticesinde mi kendini ezik hissedersin yoksa başarılı bir sunum neticesinde mi? Tabii ki başarısız bir sunum neticesinde. Dolayısıyla oraya çıkıp yaptığın işi en iyi şekilde anlatman gerekiyor. Bunun için iyi bir hazırlık yapmak şart. Dediğim gibi ana mesleğin spikerlik veya haber sunuculuğu falan değilse bunda doğaçlama takılman zor ve afallaman normal. Sunum vs. için pratik yaparken boy aynasının karşısına geçip konuşabilirsin. Bu tür durumlarda aynada kendinle bile göz teması kurman bu özgüven eksikliğine olumlu katkı sağlayacaktır, kulağa saçma gelse de kesinlikle öyle değil. Eğer çok uzun bir sunumun varsa kısa kısa veya sunum çıktısını eline not olarak alabilirsin.
  • Toplum içinde insanlarla göz göze gelmekten korkma. O insanları hayatın boyunca belki bir daha görmeyeceksin bile. Bir daha görmeyeceğin bir insanla göz göze gelmekten korkmaya gerek yok. Bir daha mı denk geldin? Önemi yok, kimse kimseyle göz göze geldi diye kanlı bıçaklı olmaz veya kaygılanması gerekmez.
 
Kendinizi sorgulamaktan başlıyor olay, ilk başta sorunlarınızı aklınızda sıra sıra, kısa ancak tam şekilde listeleyin. Ardından sorunlarınızı yaşarken kendinizi dışarıdan hayal edin. Ardından kendinizi sorunlarınıza derman bulmuş şekilde hayal edin, dışarıda rahat rahat gezinebiliyor, otobüs şoförüne "ABİ DURAĞI KAÇIRDIIN!" diye bağırabiliyorsunuz. Ardından şuanki halinizle; hayalinizdeki halinizi karşılaştırın ve içinizde umut duygusunu büyütün.

Ardından bu umut duygusu ve özgüvenle işe koyulun. Kendinizi zorlamanıza gerek yok, durumunuzu bir bağımlılık gibi düşünün. Kendinizi güvende ve rahat hissettiğiniz elbiselerle dışarı çıkın. Kafanızı aşağıya eğmeyin, eğdiğiniz takdirde insanların size baktığını düşüneceksiniz. Birisinin size baktığını görürseniz siz de ona bakın ve o sırada kendinize pozitif duyguları yüklemeye çalışın. Bi' bakkala gitseniz yeter.

Bu arada otobüse binmeyi de deneyebilirsiniz. 3-4 durak gittikten sonra inmeye çalışırsanız evden uzak olduğunuzdan ya tekrar bineceksiniz, ya da eve yürüyeceksiniz. Yani dışarıda bulunmak zorunda kalacaksınız.
 
Kendinizi sorgulamaktan başlıyor olay, ilk başta sorunlarınızı aklınızda sıra sıra, kısa ancak tam şekilde listeleyin. Ardından sorunlarınızı yaşarken kendinizi dışarıdan hayal edin. Ardından kendinizi sorunlarınıza derman bulmuş şekilde hayal edin, dışarıda rahat rahat gezinebiliyor, otobüs şoförüne "abi durağı kaçırdıın!" diye bağırabiliyorsunuz. Ardından şu anki halinizle; hayalinizdeki halinizi karşılaştırın ve içinizde umut duygusunu büyütün.

Ardından bu umut duygusu ve özgüvenle işe koyulun. Kendinizi zorlamanıza gerek yok, durumunuzu bir bağımlılık gibi düşünün. Kendinizi güvende ve rahat hissettiğiniz elbiselerle dışarı çıkın. Kafanızı aşağıya eğmeyin, eğdiğiniz takdirde insanların size baktığını düşüneceksiniz. Birisinin size baktığını görürseniz siz de ona bakın ve o sırada kendinize pozitif duyguları yüklemeye çalışın. Bi' bakkala gitseniz yeter.

Bu arada otobüse binmeyi de deneyebilirsiniz. 3-4 durak gittikten sonra inmeye çalışırsanız evden uzak olduğunuzdan ya tekrar bineceksiniz, ya da eve yürüyeceksiniz. Yani dışarıda bulunmak zorunda kalacaksınız.

Göz göze geldiğin hiçbir insanın senden daha üstün olmadığını ve hayatında bir yer edinmeyecek insanlar için iyilik veya kötülük düşünmeye veya dobra olmanda bir sakınca yok. Burada kim sana ne derse desin, bu senin içinde bitecek bir şey. Zamanında ben de böyleydim, bu algımı kırmak için aksine daha çok insan tanımaya karar verdim ve şunu fark ettim ki hayatına giren insanlarla bile olumsuz durumlar yaşayabiliyorken ve onları bile bir noktadan sonra umursamayı bırakıyorsan, hiç tanımadığın elinoğlu için niye bu kaygıya giresin ki? Bu farkındalığa vardıktan sonra her şeyi umursamayı bırakıp dümdüz yaşıyorsun. Bu arada sosyal kaygı ve özgüveni olumsuz etkileyen olumlu bir etken varsa o da empati duygusunun yüksekliğidir. Karşıdaki insan ne düşünür acaba, bunu böyle yapsam ne hisseder, böyle yapsam üzülür mü, üzmemek için kendinden bile ödün verdiğini göreceksin vs. daha çok betimleyecek örnek var lakin gerek yok.

Kısacası özetlersek;
  • Kimseden çekinmeni gerektirecek bir durum yok. Herkes senin gibi insan, senin gibi yaşıyor.
  • Asla kendinden ödün verme.
  • Kimseye kendinden çok değer verme.
  • Hiçbir zaman fikirlerini belirtmekten kaçınma. Fikirlerin yüzünden insanların kalbi kırılır mı veya kırılmaz mı diye düşünme. Yaptığın yorum saygı çerçevesinde olduğu sürece karşındaki insanın duyguları ve düşünceleri önemli değil. Düşüncene saygı duyulmuyorsa da o ortamdan ayrılırsın.
  • Gözler, bir insanın en büyük silahıdır. Bakışlarınla bir insanı avlayabilirsin de, tavlayabilirsin de. Göz teması kurduğun vakitte iletişim becerilerinin daha iyi olacağını fark edeceksin. Bazı göz teması yöntemleri var, tek göze odaklanmak, iki göze odaklanmak ve burna odaklanmak gibi. Hepsinin farklı bir anlamı var. Bir insanın tek gözüne bakarsan daha baskıcı olur, iki gözüne birden bakarsan daha samimi olur gibi gibi. Bunları uygulayabilirsin.
  • Toplantı, sunum, herkese açık bir etkinlikte sana birden mikrofon uzatıldığı senaryo için konuşayım, zaten bir anda mikrofon elinde beliriverdiyse burada spiker veya konuşmacı olmadığın sürece afallaman normal, diğer insanlar da bunu anlayışla karşılar, 10-15 saniye içinde konuyla alakalı bir şeyler sallarsın veya aklına hiçbir şey gelmiyorsa bu alanla alakalı bilgin olmadığını mizahi bir şekilde belirtir ve mikrofonu uzatırsın. Şimdi de diğer senaryo olan başrolün direkt sen olduğun durum için konuşalım. Başarısız bir sunum neticesinde mi kendini ezik hissedersin yoksa başarılı bir sunum neticesinde mi? Tabii ki başarısız bir sunum neticesinde. Dolayısıyla oraya çıkıp yaptığın işi en iyi şekilde anlatman gerekiyor. Bunun için iyi bir hazırlık yapmak şart. Dediğim gibi ana mesleğin spikerlik veya haber sunuculuğu falan değilse bunda doğaçlama takılman zor ve afallaman normal. Sunum vs. için pratik yaparken boy aynasının karşısına geçip konuşabilirsin. Bu tür durumlarda aynada kendinle bile göz teması kurman bu öz güven eksikliğine olumlu katkı sağlayacaktır, kulağa saçma gelse de kesinlikle öyle değil. Eğer çok uzun bir sunumun varsa kısa kısa veya sunum çıktısını eline not olarak alabilirsin.
  • Toplum içinde insanlarla göz göze gelmekten korkma. O insanları hayatın boyunca belki bir daha görmeyeceksin bile. Bir daha görmeyeceğin bir insanla göz göze gelmekten korkmaya gerek yok. Bir daha mı denk geldin? Önemi yok, kimse kimseyle göz göze geldi diye kanlı bıçaklı olmaz veya kaygılanması gerekmez.

Toplum içerisine atılmadan olacak iş değil, bu hale gelmenizin nedeniyle siz iseniz, kendinizi iyileştirecek kişi de sizsiniz. "gerçekten bu durumdan çıkmak istiyor muyum" diye soru sorun kendinize ilk adım olarak.

Cevap için teşekkür ederim dediklerinizi yapmaya çalışıcağım. Ama insanlardan korkuyorum sanaldan konuşsam rahat oluyorum ama gerçekte konuşamıyorum panikliyorum dilim dönmüyor, saçmalıyorum bunu aşabilirim? Bu konuşma konusunu halletsem her şeyi yapabilirim gibi hissediyorum.
 
@8461, hocam sanalda konuşabileceğiniz, sizin dertlerinizi sorun etmeyecek bir arkadaş bulun. Arkadaşlık programları kullanabilirsiniz veya sanaldaki arkadaşlarınız yakındaysa onlarla buluşabilirsiniz. Eğer hiperaktif tarzda birisi ise süper olur :D Yanınızdaki arkadaşınız sürekli olarak aklınızda şartlanan sosyal kuralları yıkacağından dolayı mecburen kendinizi biraz daha salacaksınız. Bu şekilde insanlarla konuşmak daha kolay bence.
 
Cevap için teşekkür ederim dediklerinizi yapmaya çalışıcağım. Ama insanlardan korkuyorum sanaldan konuşsam rahat oluyorum ama gerçekte konuşamıyorum panikliyorum dilim dönmüyor, saçmalıyorum bunu aşabilirim? Bu konuşma konusunu halletsem her şeyi yapabilirim gibi hissediyorum.
Konuşma sorununu bir anda halletmen zor. Bu anca arkadaş edine edine aşabileceğin bir sorun.
 
@8461, hocam sanalda konuşabileceğiniz, sizin dertlerinizi sorun etmeyecek bir arkadaş bulun. Arkadaşlık programları kullanabilirsiniz veya sanaldaki arkadaşlarınız yakındaysa onlarla buluşabilirsiniz. Eğer hiperaktif tarzda birisi ise süper olur :D yanınızdaki arkadaşınız sürekli olarak aklınızda şartlanan sosyal kuralları yıkacağından dolayı mecburen kendinizi biraz daha salacaksınız. Bu şekilde insanlarla konuşmak daha kolay bence.

Sanaldan arkadaşlarım var ama bazılarına anlatsam bile takma kafana boş ver tarzı cevaplar verdiği için anlatmaya hevesim kalmıyor, bana yakın olanlar var ama buluşmak istemiyor.
 
Dostum yaşın kaç bilmiyorum ama hayatını daha fazla etkilememesi için psikiyatriste gitmelisin. Yani konuşup derdini anlatırsan ilaç tedavisi ile kafan daha rahatlar ve bazı şeylere daha rahat yapmaya başlarsın ve bu bir süreç zaten. Biraz zaman alacaktır.