seeraddar

Yetkin
Katılım
25 Temmuz 2024
Mesajlar
3.315
Çözümler
11
Beğeniler
3.256
Az önce yanlış yaptığım soruya bakarken kırmızı biberi görünce, kırmızı biber bir sıfat tamlaması ve ayrı yazılır demiştim. Kontrol ettim, birleşik yazılıyormuş ve daha önceden ayrı yazıldığını da keşfettim. Yani daha önceden ayrı yazılan şey şu an birleşik. Neden? Çünkü orada oturan, hiçbir vasfı olmayan, sadece kendi koydukları kuralları değiştiren ve kural deyip aslında bin tane istisnası olan kurallar üreten, başıboş devletin parasını sömüren insan yığını TDK. Aksini düşünen var mı? Merak ediyorum. Yeşil biber ayrı yazılıyor TDK sinir krizine sokuyor beni.
 
Dilbilim üzerine güzel ve akademik kaliteli yayınları var fakat şimdilerde gündelik dile dair çözümleri saçma ve mantıksız.
Koydukları her kuralda onlarca istisnaya sahip olan ve bu istisnaların hiçbirinin gerekçesini açıklayamayan bir kurum. Adeta canı sıkıldıkça, “Hiçbir vasfımız yok, bari bunu değiştirelim; gerekçe de söylemeyelim.” mantığıyla ilerleyen… Büyük ihtimal, bağımsızlığını kaybettikten sonra devletin altına girmesiyle torpilli insanların kuruma doluşmasıyla ciddiyetini kaybeden ve şu an bu iğrençliğe maruz kalmamızı sağlayan bir kurum. Dediğiniz iyi çalışmalar da büyük ihtimalle TDK bağımsızken yapılan çalışmalar ya da şu an parayla başkalarına yaptırılıp “Biz yaptık.” denilen çalışmalardır.
 
İşe yaramıyor. Ayrıca Techolay ve Technopat'ın da Türkçe kuralları yüzünden ban vermesini çok desteklemiyorum. Yine de kıyak geçiyorlar, fazla ban vermiyorlar :D.
 
Özerk yapıda olan TDK 1980 darbesiyle birlikte devlete bağlandığından beri işe yaramaz bir kurum hâline geldi. Çıkardıkları kitaplar güzel olsa da arkada devlet desteği olsa çok daha iyilerini şahıslar bile yapabilirdi.

İlgilenenler bilir Gerard Clauson'un 13. yüzyıl öncesi Türkçe kelimelerin etimolojisini yazdığı bir kitabı var. Bu kitap çıkalı elli yılı aşkın zaman oldu ancak TDK bu kadar önemli bir eseri hâlen Türkçeye çevirebilmiş değil ve bu kitap kadar bilgi birikimine sözcük çeşitliliğine sahip başka bir etimolojik sözlüğümüz yok. Bu kitabın hâlâ Türkçeye çevrilememiş olması çok büyük bir ayıp.

Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunun ortaklaşa bir biçimde Orta Asya'yı adeta eşelemesi gerekiyor ancak TDK yine neyse de TTK ne yapıyor belli değil.
 
Her sene milyon tane kural degistiren, ertesi sene onlari geri eski haline getiren ve bunun disinda hic bir islevi olmayan bir kurulus.

Yani, hayir. TDK'nin bir ise yaradigi yok.
 
Her sene milyon tane kural degistiren, ertesi sene onlari geri eski haline getiren ve bunun disinda hic bir islevi olmayan bir kurulus.

Yani, hayir. TDK'nin bir ise yaradigi yok.
Aslında bunu yapmalarının nedeni Türkçenin gramerinin Latin alfabesine geçeli yaklaşık yüz yıl olmasına rağmen hâlâ bir sisteme oturtulamamış olması. Mesela çok söylenen "yeşil zeytin mi yeşilzeytin mi" muhabbeti de bundan kaynaklı.

TDK'ye göre ikinci sözcüğü anlamını kaybeden birleşik kelimeler birleşik yazılır. Dolayısıyla TDK yeşil zeytini "yeşilzeytin" diye kabul ettiği zamanlar düşünüyor ki "Zeytin burada anlamını yitirmiş yeşil zeytin apayrı bir şeydir birleşik yazmalıyız." Böyle düşünmediğinde yani ayrı yazılmasını kabul ettiğindeyse "Yeşil burada sıfattır ve zeytinin rengini anlatır ayrı yazılmalıdır." diyor.

Bazen de halk kullanımı değiştiğinden değişiklik yapar: Unvanın ünvan olması gibi.

Burada asıl sorun, aslında bu belirsizlikleri müfredata koyan MEB'dedir. Mesela Ankara'ya göre "Takısız İsim Tamlaması" adında bir tamlama türü daha bulunur İstanbul'a göre ise bunlar sıfat tamlamasıdır. Örnek olarak ise altın yüzük, demir parmaklık gibi tamlamalar verilebilir. MEB ise bu tartışmalı konuya dogmatik yaklaşarak konuyu tek doğru var mışçasına müfredatlara ekler.