Ben de onu diyorum. Gida kodeksi denen seyin icindekileri bir bilseler "domuz yagi cok saglikliymis yahu, bunlarin yerine keske onu koysalarmis" diye dua ederler. Bizim halkin kafasi standart calisir, ogrenmeyi, okumayi sevmez. Ona gore domuz yagi yoksa sorun yoktur ama Exxx kodlu madddenin AB'de yasaklanip Turkyie'de kullanilmaya devam ettigini arastirp ogrenmeye calismaz mesela. AB'nin gida kodeksi bizden cok ama cok daha iyi. Tek sorun "onlarda domuz yagi olabilir". 🤣🤣🤣🤣
Türkiye’de 5 milyon Avrupa standartlarında yaşayan varsa, bu ülke zaten senin dediğin gibi “köylü zihniyetli” değil. İstanbul’da sadece Migros’un 3000’den fazla ithal ürün sattığını biliyor musun?

Domuz yağı “sağlıklıymış” demek bilim değil ezber. Ayrıca halkın %95’i kültürel olarak bunu reddediyor. E kodlarının %80’i hâlâ AB’de de kullanılıyor. Herkes senin gibi Batı’ya özenmek zorunda değil. Bilgiyle konuş, küçümsemeyle değil.
 
Türkiye’de 5 milyon Avrupa standartlarında yaşayan varsa, bu ülke zaten senin dediğin gibi “köylü zihniyetli” değil. İstanbul’da sadece Migros’un 3000’den fazla ithal ürün sattığını biliyor musun?

Domuz yağı “sağlıklıymış” demek bilim değil ezber. Ayrıca halkın %95’i kültürel olarak bunu reddediyor. E kodlarının %80’i hâlâ AB’de de kullanılıyor. Herkes senin gibi Batı’ya özenmek zorunda değil. Bilgiyle konuş, küçümsemeyle değil.
Gercekleri konusmak bati hayranligi degildir. Ulke kotu durumdaysa hayal pesinde kosup "sahlaniyoruz, ekonomi cok iyi" demek kendini kandirmaktir, ulkeyi de batisa goturmektir.

Domuz yagi icin "saglikliymis" demedim. Orada paketli yiyeceklerin icindeki kimyasl katkilarla domuz yaginin kiyaslanmasi var. Arada cok ama cok buyuk bir fark var. Cumleyi tekrar okursan bunu rahatlikla idrak edebilirsin.

Dedigin kodlarin %80'i AB'de kullaniliyor ama iste o yasak olan ve bizde kullanilmaya devam eden %20 problem. Bilgi dedigini de bati uretiyor. Biz degil. Keske uretsek ama "giderlerse gitsinler" deyince uretecek kimse kalmiyor maalesef.

Migros'ta dediginden fazla urun satiliyor. 1 km kadar ileride 5M migros var. Onemli olan buradan alisveris yapabilecek insan sayisi. Turkiye'nin yarisindan fazlasi aclik sinirin altindaki asgari ucretle calisiyor. Milyonlarca emekli onun yarisi ile yasamaya calisiyor. Fiyatlari dolara cevirince dunyanin en pahali ulkelerinden biriyiz ama maalesef harcamalar AB duzeyini gecti.
 
Gercekleri konusmak bati hayranligi degildir. Ulke kotu durumdaysa hayal pesinde kosup "sahlaniyoruz, ekonomi cok iyi" demek kendini kandirmaktir, ulkeyi de batisa goturmektir.

Domuz yagi icin "saglikliymis" demedim. Orada paketli yiyeceklerin icindeki kimyasl katkilarla domuz yaginin kiyaslanmasi var. Arada cok ama cok buyuk bir fark var. Cumleyi tekrar okursan bunu rahatlikla idrak edebilirsin.

Dedigin kodlarin %80'i Ab'de kullaniliyor ama iste o yasak olan ve bizde kullanilmaya devam eden %20 problem. Bilgi dedigini de bati uretiyor. Biz degil. Keske uretsek ama "giderlerse gitsinler" deyince uretecek kimse kalmiyor maalesef.

Migros'ta dediginden fazla ürün satiliyor. 1 km kadar ileride 5M Migros var. Onemli olan buradan alisveris yapabilecek insan sayisi. Türkiye'nin yarisindan fazlasi aclik sinirin altindaki asgari ucretle calisiyor. Milyonlarca emekli onun yarisi ile yasamaya calisiyor. Fiyatlari dolara cevirince dunyanin en pahali ulkelerinden biriyiz ama maalesef harcamalar ab duzeyini gecti.

Gerçekleri konuşmak batı hayranlığı değil, doğru. Ama halkı küçümsemek eleştiri değil... Domuz yağı konusundaki fark sadece sağlık değil, inanç ve kültür meselesi. Ben domuz yağını yemek-kullanmak zararlı demedim, (: Bunu da görmezden gelemezsin.

E kodlarının %20'si sorunlu olabilir ama bu farkı düzeltmek, toplumu bilinçlendirerek olur, üstten bakarak değil.
Migros örneği zaten dediğimi destekliyor: Ürün var ama alım gücü düşük. Talep olmayınca firmalar çeşit getirmez. Bu ekonomiyle değil, ticaretle ilgili.
Yani mesele ne sadece ekonomi ne de cehalet, mesele çok daha katmanlı. Eleştiri yaparken dengeli kalmak şart.
 
Gerçekleri konuşmak batı hayranlığı değil, doğru. Ama halkı küçümsemek eleştiri değil... Domuz yağı konusundaki fark sadece sağlık değil, inanç ve kültür meselesi. Ben domuz yağını yemek-kullanmak zararlı demedim, (: Bunu da görmezden gelemezsin.

E kodlarının %20'si sorunlu olabilir ama bu farkı düzeltmek, toplumu bilinçlendirerek olur, üstten bakarak değil.
Migros örneği zaten dediğimi destekliyor: Ürün var ama alım gücü düşük. Talep olmayınca firmalar çeşit getirmez. Bu ekonomiyle değil, ticaretle ilgili.
Yani mesele ne sadece ekonomi ne de cehalet, mesele çok daha katmanlı. Eleştiri yaparken dengeli kalmak şart.
Ekonomiyi duzeltmenin ilk kurali egitimdir. Cehaleti ortadan kaldiramadikca ne yaparsan yap ekonomiyi duzeltmezsin. Turkiye'nin su anki egitim sistemi ise cokertilmis durumda. lise mezunu insanlar basit bir konu hakkinda bir A4 sayfa olarak metin yazabilecek kapasitede dahi degiller. Arastirmalar %40'in okudugunu anlamadifini ortaya koyuyor.

Dedigin gibi sorun cok katmanli ve ilk katman batmis olan egitim. Cehalet her yeri sarmis durumda maalesef. Bu duzeltilmedikce ekonomiyi duzeltemezsin ve arada cok az sayida basarili olacak olan kisilerde "belirli" nedenler yuzunden burada gelecekte bir yasam kuramayacaklarini dusunup temelli gocuyorlar zaten. Daha fazla yorum yapamayacagim. Bunun bile yarisini soyleyenleri "halki kin ve bolmeye tesebbusten" iceri atiyorlar cunku. Ya da tam tanimi neyse o iste.
 
Ekonomiyi duzeltmenin ilk kurali egitimdir. Cehaleti ortadan kaldiramadikca ne yaparsan yap ekonomiyi duzeltmezsin. Türkiye'nin su anki egitim sistemi ise cokertilmis durumda. Lise mezunu insanlar basit bir konu hakkinda bir A4 sayfa olarak metin yazabilecek kapasitede dahi degiller. Arastirmalar %40'in okudugunu anlamadifini ortaya koyuyor.

Dedigin gibi sorun cok katmanli ve ilk katman batmis olan egitim. Cehalet her yeri sarmis durumda maalesef. Bu duzeltilmedikce ekonomiyi duzeltemezsin ve arada cok az sayida basarili olacak olan kisilerde "belirli" nedenler yuzunden burada gelecekte bir yasam kuramayacaklarini dusunup temelli gocuyorlar zaten. Daha fazla yorum yapamayacagim. Bunun bile yarisini soyleyenleri "halki kin ve bolmeye tesebbusten" iceri atiyorlar cunku. Ya da tam tanimi neyse o iste.

Dediğin pek çok konuya katılıyorum. Eğitimde yaşanan sıkıntılar gerçekten büyük bir sorun ve bu, ekonomik ve sosyal problemlerin temelini oluşturuyor. Okuma anlama oranlarının düşük olması, ülkenin gelişimini etkiliyor.

Beyin göçü meselesi de bir problem... başarılı insanların fırsat arayışıyla yurt dışına gitmesi uzun planda kalkınmayı zorlaştırıyor.

Ancak bu gerçekleri dile getirirken, toplumdaki farklı kesimleri küçümsememek ve yapıcı bir dil kullanmak da önemli. Sorunları fark etmek çözümün ilk adımı ama birlikte hareket etmek gerekir.
 
Dediğin pek çok konuya katılıyorum. Eğitimde yaşanan sıkıntılar gerçekten büyük bir sorun ve bu, ekonomik ve sosyal problemlerin temelini oluşturuyor. Okuma anlama oranlarının düşük olması, ülkenin gelişimini etkiliyor.

Beyin göçü meselesi de bir problem... başarılı insanların fırsat arayışıyla yurt dışına gitmesi uzun planda kalkınmayı zorlaştırıyor.

Ancak bu gerçekleri dile getirirken, toplumdaki farklı kesimleri küçümsememek ve yapıcı bir dil kullanmak da önemli. Sorunları fark etmek çözümün ilk adımı ama birlikte hareket etmek gerekir.
Ben bu tur seyler icin cok yasliyim ve 50 yillik hayatimda iyilik yaptigin zaman sadece zarar gordugunu ogrendim bu ulkede. O yuzden senin kadar iyimser olamiyorum. Karsinda oyle bir kara cehalet var ki ayni kitaba inandigini soyleyen adami bile kendi seyhi "o kafir" dedi diye gozunu kirpmadan yakabilir. Ve bu adamlar lise ya da universite mezunu.
 
Ben bu tur seyler icin cok yasliyim ve 50 yillik hayatimda iyilik yaptigin zaman sadece zarar gordugunu ogrendim bu ulkede. O yuzden senin kadar iyimser olamiyorum. Karsinda oyle bir kara cehalet var ki ayni kitaba inandigini soyleyen adami bile kendi seyhi "o kafir" dedi diye gozunu kirpmadan yakabilir. Ve bu adamlar lise ya da universite mezunu.
Sağ ol, değerli bir bakış açısı paylaştın. Gerçekten karanlık bir cehalet var ve bazen aynı inancı paylaşanlar bile birbirine zarar verebiliyor. Ama umudumuzu kaybetmemek lazım, değişim zor da olsa mümkün.
 
İçeceği bilemem ancak yiyecekte gözlemlediğim kadarıyla eskiden durum böyle değilmiş.

Örnek olarak Eti 2000'li yılların sonlarında antep fıstıklı, fındıklı, Türk kahveli, lokumlu, susam krokanlı çikolata satıyormuş. Şu an bile çok uçuk geliyor ya.
Screenshot_20250820-205758_1.webp

Ülker'de de durum farksız. Elmalı Biskrem, incirli Biskrem, portakallı Ülker Çikolatalı Gofret, kestaneli Caramio, peynirli İkram...

Ürün çeşitliliği çok ama çok azalmış 2000'lere kıyasla. Eskiden çokça yeni abur cubur çıkarmış ancak şu an kırk yılda bir çıkıyor. Onlar da hiç ama hiç ilgi çekici değiller. Farklı aromaya sahip bi' çikolata görmedim ne zamandır.

Sebebi muhtemelen firmalar risk almak istemiyorlar. Bu da dolaylı olarak ekonomiye bağlanır.