Hocam, yazdıklarını satır satır okudum ve açıkçası bu son açıklamanla konuyu getirdiğin yer, benim de aslında en doğru bulduğum zemin oldu. Az önceki mesajlaşmalardaki kopukluk sanırım bakış açısı farkından ziyade, 'ilişkiye yüklenen anlam' konusundaki tanımlarımızdan kaynaklanmış ama şu an taşlar yerine tam oturdu.
'Hayatın merkezine koyma' ve 'beklenti yönetimi' konusundaki tespitlerine sonuna kadar, kelimesi kelimesine katılıyorum. İnsanların en büyük hatası, kendi içlerindeki mutsuzluğu veya boşluğu bir başkasının gelip sihirli değnekle düzelteceğini sanmaları. Senin o 'saf gibi dolaşmasın' dediğin nokta hayati önem taşıyor. Çünkü dediğin gibi, istatistiksel ve realistik olarak baktığımızda ilişkilerin büyük bir kısmı hüsranla veya ayrılıkla bitiyor. Bunu yok sayıp, sanki her başlayan ilişki sonsuza kadar sürecekmiş ve sonsuz mutluluk kaynağıymış gibi davranmak, dediğin gibi sadece büyük bir yıkıma davetiye çıkarmak oluyor. Deneyimsiz birinin bu rüzgâra kapılıp gitmesi, sonra da o senin bahsettiğin 3-4 katı acıyı çekmesi işten bile değil.
'Mutluluğun anahtarı bu değil' cümlen aslında tüm tartışmanın özeti. Bir insan tek başına mutlu olmayı, hayatını idame ettirmeyi beceremiyorsa, bir sevgili yapınca da o ilişkiyi zehir ediyor zaten. O takıntılı hal, o muhtaçlık seviyesi, senin de belirttiğin gibi karşı tarafı da soğutan, ilişkiyi de yıpratan, kişiyi de küçülten bir durum. Senin arkadaşa vermeye çalıştığın 'beklentini ayarla, kendini kaptırma' tavsiyesi, aslında onu korumaya yönelik en gerçekçi ve en dostane tavsiye. Benim 'anı yaşamak' dediğim şey bile aslında senin bu çizdiğin 'gerçekçi çerçeve' olmadan mümkün değil; çünkü beklentisi arşa çıkmış birisi anı yaşayamaz, sadece gelecekteki hayali mutluluğu kurgular ve o gerçekleşmeyince çöker.
'Olacağı varsa olur' tevekkülü ve 'hayatımın tek amacı bu değil' olgunluğu konusunda sana %100 hak veriyorum. Olayı romantizmden arındırıp bu kadar net bir gerçekçilikle analiz etmen bence çok daha sağlıklı. Arkadaşın da bu dediklerini kulağına küpe yapması lazım, yoksa dediğin gibi o heves kursağında kaldığında toparlanması zor olur. Bu açından bakınca söylediğin her şeyin altına imzamı atarım."