Katma değer üreten her yerde para kazanır ve hayatını rahatça kurar. Demek ki kolayca yeri doldurulabilecek birisiniz. Kendinizi geliştirmeli ve fırsatları kovalamalısınız. Alabiliyorken ne yapıp edip almak hayattaki ilk dersiniz olsun. Paralar herhangi bir sınır olmadan basılabildiği için her zaman enflasyon altında kalır.

Bu arada yurt dışında da aynı. İnsanlar gene nasıl ev-araba alıp geçineceğini düşünüyorlar. Ortak noktaları ise katma değer üretemeyecek olup yerlerinin hemen doldurulabilecek olması. Berlin'de, Paris'te, D.C'de veya herhangi bir ülkenin metropolünde asgari ücretle çalışarak kira dahi ödeyemezsin. Yurt dışı iyi diye kim soktuysa milletin kafasına artık çok saçma bir hale gelmiş. Yurt dışında tutunmak için Türkiye'de tutunabiliyor olman lazım yoksa burada değil de orada sürünürsün. Bi' fark olmaz yani. Hayat her yerde pahalı.
Katma değer üreten biri Türkiye şartlarında kesinlikle para kazanır hayatını kurar diye bir durum yok. Nice okumuş akademik kariyer yapmış insanlar var ya yurtdışına gidiyorlar ya da Türkiye'de küçük bir oranda işe giriyorlar. Nice uçak mühendisleri, matematikçiler işsiz bu ülkede hepsi bir seviyeye gelmiş kişiler.

Konu sahibinin dediği ile sizin dediğinizin pek alakasını göremedim. Bir insanın ev, araba alabilecek durumda olmasının tek yolu yeri doldurulamayacak bir insan olması değildir. Avrupa ülkelerinde asgari ücretle çalışma oranı çok düşüktür. Ortalama maaş ile de gayet birikim yapılır, araba ve küçük çaplı ev alınabilir. Türkiye gibi asgari ücret ile çalışma oranı %50, geri kalan çoğu işçinin de asgari ücretten biraz daha iyi maaş alan ülkede bu mümkün mü sizce? Asgari ücret 22K, en kötü araba 1 Milyon, ev 3 Milyon.

Bir Alman, Almanya'nın her yerinde iş bulabilir ama bir Türk İstanbul, Ankara gibi belli başlı şehirler haricinde torpilsiz iş bulması zor.

Yineliyorum bir insanın araba alabilmesi için yeri doldurulamayacak biri olması gerekmez. Kendimizi Avrupa insanı ile kıyaslayalım, Afrika ile değil.
 
Belki adamlar Amerika'da yaşadığı için dâhâ iyi koşullara ve fırsatlara sahip olabilirler, bu durum hakkında ileri geri konuşabiliriz ama Amerikalı birisinin yaşantısi ve kararları bizim gerçekliğimiz ve problemimiz değil çünkü her bireyin yaşadığı koşullar ve şartlar farklı.

Kaynaklarını değerlendirmek ve bunlara bağlı olarak plan yapmak harici bireyi ilgilendiren bir problem yok ortada.
Şartlar, koşullar, fırsatlar ortada. Kim ne yapar, ne eder, birey harici kimseyi bağlamaz.
Zaten bununla ilgili kimsenin bi' sozu yok, Amerika da firsatlar daha kolay Turkiye de zor. Mesele yine de her yerde her sey ayni algisi yapmak. Sorun bu yani. Yoksa son soylediklerinde bi' yanlis yok.
 
Kimse eşit değil ki hocam, kimseye de eşit fırsatlar sunulmayacak.

Elinin altındaki kaynakları değerlendirmek harici yapabileceğiniz ciddi bir durum yok şu an ortada.
İşimize yaramayacak şeyleri düşünerek kendimizi strese sokarak, gereksiz efor sarf etmemeliyiz bence.
Evet, kesinlikle kimse eşit değil, ama fırsatlar arasındaki uçurumun bu kadar büyük olduğu bir durumda, birinin ‘'sadece elindekileri değerlendir’' demesi oldukça dar bir bakış açısını yansıtıyor. İnsanlar sadece çevresel faktörlere ve mevcut imkanlara bağlı kalmadan kendilerini geliştirmeye çalışıyor, ama bu süreç, sistemin ve koşulların yarattığı engellerle sınırlı.

Bireysel çaba önemli, evet, ancak koşullar bir noktada hepimizi engelliyor. Sadece ‘kendini geliştirebilirsin’ demek, bu sorunları göz ardı etmek olur ve gerçekten, sadece bu dar bakış açısını sürekli tekrarlamak da, insanı her geçen gün daha fazla stresle boğmak demek...
 
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum, birçok insanın hayatını derinden etkiliyor. Artan enflasyon ve düşen alım gücü gibi sorunlar, günlük yaşamı zorlaştırırken toplumun geleceğe dair umutlarını da zedeliyor. Şahsen, bir genç olarak bu durumdan şikayetçiyim ve geleceğe dair ümitlerim kalmamış durumda. Ancak, en az bu durum kadar üzücü olan bir diğer gerçek, bu ekonomik zorlukların normalleştirilmesidir.
"Alım gücü şurada da düşük.", "Batıdaki insanlar da aynı sorunları yaşıyor." ve "Çevresel faktörler her yerde aynı." gibi çarpıtıcı ve bir o kadar da gerçeği yansıtmayan ifadeler, ülkenin içinde bulunduğu bu zorlu durumu normalleştirme çabasını yansıtmaktadır. İnsanların, hak ettikleri yaşam standartlarını talep etmek yerine, içinde bulundukları zorlu koşulları kabullenmeye itilmeleri daha büyuk bir sorundur.
Oysa bir toplumun ilerlemesi, gerçekleri görerek çözüm arayışıyla mümkün olabilir; durumu kabullenmekle değil.
 
Katma değer üreten biri Türkiye şartlarında kesinlikle para kazanır hayatını kurar diye bir durum yok. Nice okumuş akademik kariyer yapmış insanlar var ya yurtdışına gidiyorlar ya da Türkiye'de küçük bir oranda işe giriyorlar. Nice uçak mühendisleri, matematikçiler işsiz bu ülkede hepsi bir seviyeye gelmiş kişiler.

Konu sahibinin dediği ile sizin dediğinizin pek alakasını göremedim. Bir insanın ev, araba alabilecek durumda olmasının tek yolu yeri doldurulamayacak bir insan olması değildir. Avrupa ülkelerinde asgari ücretle çalışma oranı çok düşüktür. Ortalama maaş ile de gayet birikim yapılır, araba ve küçük çaplı ev alınabilir. Türkiye gibi asgari ücret ile çalışma oranı %50, geri kalan çoğu işçinin de asgari ücretten biraz daha iyi maaş alan ülkede bu mümkün mü sizce? Asgari ücret 22K, en kötü araba 1 Milyon, ev 3 Milyon.

Bir Alman, Almanya'nın her yerinde iş bulabilir ama bir Türk İstanbul, Ankara gibi belli başlı şehirler haricinde torpilsiz iş bulması zor.

Yineliyorum bir insanın araba alabilmesi için yeri doldurulamayacak biri olması gerekmez. Kendimizi Avrupa insanı ile kıyaslayalım, Afrika ile değil.
Kesinlikle haklısınız. Karşıdaki kişinin söyledikleri, sadece dar bir perspektiften bakmakla kalmıyor, aynı zamanda çok fazla ego ve empati eksikliği taşıyor. Birinin ''katma değer üretmesi'' ve sadece kendi perspektifinden bakarak hayatta başarılı olabileceğini iddia etmek, çevresel faktörlerin ve fırsat eşitsizliğinin farkına varmamaktır. Herkesin yaşam koşulları eşit değil ve bu dar görüşlülük, arkadaşa daha çok ego katıyor.

Gerçekleri görmemek, ''kendi kendine başarıya ulaşma'' gibi boş laflarla çıkmak, sadece dar bir bakış açısına sahip olduğunun göstergesidir. O ''Her şeyi görmüş'' bilge arkadaşa acımamak lazım, çünkü gerçek dünyayı görmek yerine sürekli kendi ''başarılı'' dünyasında takılıp kalmış. İnsanların hayatı, onun zırt pırt söyledikleri gibi basit ve tek bir yol üzerinden ilerlemiyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum, birçok insanın hayatını derinden etkiliyor. Artan enflasyon ve düşen alım gücü gibi sorunlar, günlük yaşamı zorlaştırırken toplumun geleceğe dair umutlarını da zedeliyor. Şahsen, bir genç olarak bu durumdan şikayetçiyim ve geleceğe dair ümitlerim kalmamış durumda. Ancak, en az bu durum kadar üzücü olan bir diğer gerçek, bu ekonomik zorlukların normalleştirilmesidir.
"Alım gücü şurada da düşük.", "Batıdaki insanlar da aynı sorunları yaşıyor." ve "Çevresel faktörler her yerde aynı." gibi çarpıtıcı ve bir o kadar da gerçeği yansıtmayan ifadeler, ülkenin içinde bulunduğu bu zorlu durumu normalleştirme çabasını yansıtmaktadır. İnsanların, hak ettikleri yaşam standartlarını talep etmek yerine, içinde bulundukları zorlu koşulları kabullenmeye itilmeleri daha büyuk bir sorundur.
Oysa bir toplumun ilerlemesi, gerçekleri görerek çözüm arayışıyla mümkün olabilir; durumu kabullenmekle değil.
Kendini ilah sanan yüce ''Technopat İçerik Üreticisi'' arkadaşımız bunu göremeyecek kadar narsist ve kendi dünyasında takılı kalmış.
 
Evet, kesinlikle kimse eşit değil, ama fırsatlar arasındaki uçurumun bu kadar büyük olduğu bir durumda, birinin ‘'sadece elindekileri değerlendir’' demesi oldukça dar bir bakış açısını yansıtıyor.
Bireyin, elindeki kaynakları değerlendirirmesiyle sınırlı olmasının neresi sığ bir bakış açısı oluyor ki? Bu tür bir fikir için bir yanlışlık göremedim, acı gerçekler bunlar. Sırf başkasının sahip olduğu fırsatlar dâhâ fazla diye, bu duruma hayıflanmak ve şikayet etmek doğru olmaz.

Kimse altın kepçe ile bunları herhangi birisine sunmayacak, çoğu birey elinin altında sahip olduğu kaynaklara ve bu kaynakları nasıl değerlendirdiği ile ilgili bir yaşama sahip olacak.
 
Katma değer üreten her yerde para kazanır ve hayatını rahatça kurar. Demek ki kolayca yeri doldurulabilecek birisiniz. Kendinizi geliştirmeli ve fırsatları kovalamalısınız. Alabiliyorken ne yapıp edip almak hayattaki ilk dersiniz olsun. Paralar herhangi bir sınır olmadan basılabildiği için her zaman enflasyon altında kalır.

Bu arada yurt dışında da aynı. İnsanlar gene nasıl ev-araba alıp geçineceğini düşünüyorlar. Ortak noktaları ise katma değer üretemeyecek olup yerlerinin hemen doldurulabilecek olması. Berlin'de, Paris'te, D.C'de veya herhangi bir ülkenin metropolünde asgari ücretle çalışarak kira dahi ödeyemezsin. Yurt dışı iyi diye kim soktuysa milletin kafasına artık çok saçma bir hale gelmiş. Yurt dışında tutunmak için Türkiye'de tutunabiliyor olman lazım yoksa burada değil de orada sürünürsün. Bi' fark olmaz yani. Hayat her yerde pahalı.

Şahsen aşırı saçma buldum bu yorumunuzu hayat burada pahalı olduğu kadar her yerde bu kadar pahalı değil. Yurt dışı fikrini insanların beynine sokan kişiler dışarıda ki hayatı onlara anlatmak istiyor. Ayrıca kaçırdığın bir şey var evet o ülkelerde asgari ücret ile ev geçindiremezler ama oradaki insanlar asgari ücret almıyor her daim daha fazlasını kazanıyor burada bir garson işe girdiğinde hemen asgari ücret ama orada öyle değil saatlik ücretler ile direkt daha fazlasını alıyor. Son olarak Türkiye'de tutunmak ile yurt dışında tutunmak aynı şey değil alakası bile yok hayır hiç market karşılaştırmalarını da mı görmüyorsunuz merak ettim, insanlar yurt dışında saatlik ücretleri ile senin neredeyse maaşının fazlalık bir kısmını vermen gereken alışverişi yapıyor. Yani o yüzden yurt dışı ile burayı karşılaştırmak hele bunları orada da aynı diye lansa etmek tamamen almanların türklere burası da çok kötü diyerek yalanlar uydurması gibi bir şey.

Yurt dışında da yeni işe başlamış birisinin de şikayet ettiği şeyler aynı. Her şeyi güllük gülistanlık sanmak ve insanların "hayatta kalmak" için yaşamadığını mı sanıyorsun? Ben her tarafı gördüm. Özellikle batıda geçim sıkıntısı çok yaygın bir durum, yeni işe başlamış Z kuşağıda sesler daha çok yükseliyor.

Ben paramı internetten kazanıyorum. Kazandığım parayı elde ettiğim bilgi ve birikim de aynı şekilde internet sayesinde elime ulaştı.

Ya gerçekten neden bilmiyorum düşüncelerinize gerçekten çok takıldım böyle söylediklerimi affedin ama baba parası yiyen hayat şartlarından çok haberi olmayıp tahminlerde bulunup memleketimiz gül gibi bizimkiler nankör der gibi bir haliniz var. Şahsen benim en yakın arkadaşlarımdan birisi Fransa'da kendisi İstanbul'da iken en dibde ki yaşamıda gördü en üst yaşamıda ve aynı şekilde bende öyle ve sana şunu söyleyebilirim ki yurt dışında ki insanlar ile bizim aramızda ki fark şu onlar hayatlarını güzelleştirmek daha çok para kazanıp daha güzel yerlerde tatil yapıp daha güzel yerlerde yaşamak iken bizim tamamen tüm amacımız "hayatta kalmak" çünkü neden böyle düşünüyorum alım gücü denen bir şey var bu yurt dışında bambaşka seviyede burada bambaşka bak şimdi yurt dışı demişken demek istediğim ülkeleri biliyorsun Hindistan'dan falan bahsetmiyoruz. Bizim burada asgari ücret ile aldıklarımız ile oradaki insanların saatlik ücretleri ile aldıkları arasında yakından uzaktan zerre alaka yok o yüzden orasıda kötü demek yerine madem internet üzerinde kazanıyorsun paranı adama yapabileceği veya kendini geliştirebileceği alanlar üzerine yardım etmen seni daha yararlı kılar. İyi sosyaller dilerim.
 
Son düzenleme:
Haklısın abi. Millet 1000-2000 Dolar'a hatta belki 10.000'e hayvan gibi sistem topluyor. Ama bizde 30-50K'yı gözden çıkarman lazım. Bu ülkede bayağı iyi kazanman lazım.
 
Haklısın abi. Millet 1000-2000 Dolar'a hatta belki 10.000'e hayvan gibi sistem topluyor. Ama bizde 30-50K'yı gözden çıkarman lazım. Bu ülkede bayağı iyi kazanman lazım.

10000'e NASA bilgisayarı toplarsın.:)
Amerika'da 1000-2000 dolar aralığında 1440p/2160p oyunculuğa uygun efsane setuplar toplanabiliyor.