Aslında her ikisi de. Çünkü kazandığın para ile istediğini alırsın. Ancak aynı zaman da köleleştirir. Belli başlı günlerde izinli olursun, bellirli bir zamanda yemek yersin, belirli bir zamanda tuvalete gidersin. Ve hatta izinli olduğun zaman seni çağırabilirler.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Çalışmak insana iyi gelir. Lakin çalışma şartları önemli. Kendi işini ve sevdiğin bir şeyi yapıyorsan aslında hem özgürsün hem de geliştiriyorsun kendini.
 
Nasıl ve ne olarak çalıştığına bağlı. Uzun saatler boyunca işçi olarak yorucu bir işte çalışıyorsan, yani resmen köle gibi çalışıyorsan köleleştirir. Patron isen özgürleştirir.

Ülke de önemli bir faktör. İşçi sınıfının haklarını savunan ve gözeten bir ülke politikası varsa, işçi aldığı para ile iyi bir evde yaşayabiliyor, arabasını alabiliyor, telefonunu alabiliyor, sağlıklı beslenebiliyor ve bunları yaparken borçlanmıyorsa köleleşmemiş bir sistem vardır. İşveren kafasına göre işçiyi harcayamıyorsa, işten atamıyorsa, sigortasını yapıyorsa, gerektiğinde ücretli izin veriyorsa, icabında tazminat ödüyorsa, hatalarına tolerans gösteriyorsa, özel yaşantısına saygı duyuyorsa, cinsiyet ayrımı yapmıyorsa, eşit hak ve hürriyetlere sahip olmasına özen gösteriyorsa orası köle çalıştırmıyor demektir.

Çalışarak özgürleşmek de göreceli bir kavram gibi.
 
Son düzenleme:
Şunu bırakıp kaçasım geldi; "Paul Laflarge - Tembellik Hakkı". Yalnız zannetmeyin ki mesele tembelliğin savunusu, siyasi ekonominin bir eleştirisidir.
 
Marksizm özünde tembelliği vadeder. :) Amaç; her emekçinin çalışma saatinin düşürülmesi ve entelektüel gelişimi, ailesiyle ilgilenmesi, kısaca kendine vakit ayırmasıdır. Günümüz kapitalist sisteminin büyük bir buluşmuş gibi önümüze attığı ''düşük çalışma saatleri çok daha verimli'' önermesinin ipini de Marksizm daha bunların bahsini hiçbir kapitalist geçirmezken göğüslemiş.

Özetle, ücretli emek günümüz sisteminde köleliktir. Her kim üretim araçlarına sahipse işte o özgürdür. Bunlar 200 sene önce detaylıca anlatılmış şeyler.
 
Güzel bir işin varsa özgür olursun, ya da abinin dediği gibi kendi işini yaparsan'da özgür olursun. Maalesef ben ülkemizde çalışan çoğu insanın mutsuz olduğunu düşünüyorum. İşverenler sanıyor ki ben işçiler sabahtan akşama kadar çalıştırırsam fazla kazanırım ama yok öyle bir şey. Fırsatını bulunca herkes kaytarıyor.
 
Göreceli kavram. Çalışmak, insanın kendi ayakları üstünde durmasını sağlar. Diğer taraftan da köleleştirir maalesef. Dünya şartları için konuşacak olursak birçok kişi, belli bir kesimi zenginleştirmek için çalışıyor.
 
Ne özgürleştirir ne de köleleştirir.

Köleler arasında nisbeten daha özgür olmak gibi bir bakış açısı ile konuya bakayım dedim ve etrafımda ki insanları düşündüm.
Vardığım sonuç: Çalışanlar daha çok köle.

Evlilik meselesine hafifçe değineyim.
Birileri özgürlüğü birini terkedebilme olanağı, güç ve kudretinden ibaret mi sanıyor ve öyle mi ele alıyor bilemedim.

Erkek mi köle yoksa kadın mı?
Yarı mizah ama hangisi doğru siz karar verin.
Köpek şöyle düşünür : Beni besliyorlar, beni koruyorlar; onlar Tanrı olmalı.
Kediyse şöyle düşünür : Beni besliyorlar, beni koruyorlar; ben Tanrı olmalıyım
 
Son düzenleme: