Cehennemin sonsuzluğu tanrının iyiliğiyle çelişmeyebilir


Cennet de derece derecedir. Bebekler cennetin en üst derecesinde olmayacaklar. Cehennemde olmadıklarına şükredecekler. Cennete namazla, iyilik yaparak, günahlardan uzak durarak gelenler ise bir derece alacaklar. Cennette 40. derecedeki bir insanla 80. derecedeki insanın aldığı zevk aynı olmayacak. Dünyada Toros'a binen kişiyle Ferrari'ye binen kişinin arabadan aldığı zevkin aynı olmaması gibi.


Tanrı olsaydım yarattığım en güzel şey özgür irade olurdu. İnsana özgür irade verilmiştir. Yarattığı en güzel şeyi insana veriyor. Diğer pek çok mahlukat var fakat hepsinin görevi belli, karşı gelemez ancak insana özgür irade verilmiş. Karşı gelebilir, kendisini yaratana küfür edebilir, ben senden üstünüm diyebilir, savaş açabilir kendi çapında; tam tersi sabah akşam şükür de edebilir. Ne yapacağına tamamen insan karar veriyor. İnsanın kendi aklıyla rızasıyla Allah'ı seçmesi ona şükretmesi ibadet etmesi Allah için çok büyük bir mutluluktur. Evren trilyonlarca yaratılmış var ancak hiçbirinin Allah ile olan ilişkisi özgür iradeli bir insan ile aynı değil.


Şöyle açıklarım...bir futbolcu boş kaleye gol kaçırdı bir başkası da 5 kişiyi çalımladı son derece zor bir açıdan topa vurdu gol kaçırdı...bu ikisinin akibeti nasıl olur? Boş kaleye gol kaçıran 1 ay forma yüzü göremez, diğer arkadaşa ise afferim işin zordu bir dahaki sefere başaracaksın moralini bozma denir. Herkes elindeki imkana göre ceza veya mükafat görecek...
Bir peygamberin oğlu ile ateist bir babanın bilgiye erişimi aynı olur mu olmaz tabii ki...peygamber oğlu, ömür boyu iyilik yapar ibadet eder benim cennetim garanti artık der yani büyüklük taslar cehenneme atılır.
Ateist oğlu ömür boyu içki zina adam öldürme her pisliği yapar bir gün Hz Muhammed'in hayatını okur etkilenir Müslüman olur hiç ibadet etme fırsatını bulamadan ölür. Bu adam da cennete gider.
Peygamber oğlunun imkanları genişti cezası büyük.
Ateist oğlunun imkanları çok çok azdı ödül büyük.
Ben hangisini tercih ederim dersen peygamber oğlu olmak büyük avantaj olsa da hiç hata yapma hakkın yok.
Allah (c.c) peygamberini en küçük günahında şah damarından öldürmekle tehdit ediyor. Peygamberlere çok büyük ödüller var fakat en ufak hataya da yer yok. İmtihanı son derece zor.
Mesela kendimden örnek vereyim hayatımda hiç içki içmedim, bana iç diyen olmadı zorlayan olmadı, ailemde kimse içmez, arkadaşlarım içmez, içki içme isteği merakı da hiç olmadı. Ben içki imtihasnından çok kolay geçerim 10 sevap alırım.
Bir başkasının babası her gün içiyordur iç diye seni teşvik ediyordur, içmeye zorluyordur, annen de içiyordur, arkadaşların içiyordur, çevrende içkiye kötü diyen kimse yoktur herkes erkek adam içer diyordur, içmediğin için hakarete uğruyorsundur. Bu kişi ömür boyu bir yudum içmese ödülü bin sevaptır. Çünkü ben onun kadar zor duruma düşmedim. İmtihanımızın zorluğu aynı değildi.


Dünyadaki mutlulukla, cennetteki saf mutluluğu kıyas etme neden derse; dünyada en büyük mutluluğu yaşasan da 5 dakika sonra aklına ölüm geliyor tadın kaçıyor, her an hasta olup ölebilirsin tadın kaçıyor, dişin ağrıyor tadın kaçıyor, hırsızlık cinayet korkun oluyor tadın kaçıyor, dünyada ne kadar mutlu olursan ol tadını kaçıracak bir şey çıkıyor. Hiçbir şey çıkmasa sürekli mutluluk can sıkıntısı yaratıyor, her şeyi denedim deyip yeni şey arıyorsun. Aç gözlülükten doymak bilmezlikten dolayı insan hiçbir zaman dünyada saf mutluluğa erişemez. Her şey tastamam olsa bu sefer der. Ulan bu dünyada her şey iyi hoş da ya cehenneme gidersem korkusu olur.
Cennette ise saf mutluğu sonuna kadar yaşarsın. Hiçbir şey tadını kaçıramaz, ölüm yok, hastalık yok, ailen yasnında, eşin yanında, yemek istediğin her şey var, istediğin her şey anında oluveriyor, can sıkıntısı yok çünkü cennette hiçbir gün aynı değil bugün çilek yersen yarınki çilek daha daha güzeli geliyor, bugün bir şeyden zevk aldın yarın daha zevklisi geliyor. Çok sevdiğin bir dizi var. Bölüm bölüm heyecan artıyor. Bu dizi hiç bitmesin diyorsun cennette her gün zevkin arttığı bir yer, sürekli yeni sürprizler var, dünyada tatmadığın bir meyveyi, görmediğin bir oyunu, eşi benzeri görülmemiş bir kadını görüyorsun, sürekli yenileniyor hjer şey, aynı anda 10 farklı yerde olabiliyorsun cennette, Allah sıkılmak kızmak kıskanmak duygularını kalbinden söküp almış istesen de mutsuz olamazsın zaten.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Dediğiniz gibi, sonuçları önceden belirlenmiş bir imtihan imtihan olmaktan çıkar, anlamını yitirir. Ancak bu durum, imtihan edilmenin bizim açımızdan iyi olup olmamasına yönelik bir şey ifade etmemelidir. Çekiliş örneğinde, çekilişteki olasılıklar hakkında yalan söylenmiş ve çekilişe katılan herkes 1 lira kaybedecek (sonuç önceden belirlenmiş) olsaydı bile, çekilişin hileli olduğunu bilmeyenler için çekilişe katılmak iyi olurdu. Benzer şekilde, imtihanın sonuçları (kimin cennete, kimin cehenneme gideceği) önceden belirlenmiş olsa bile, bu durum, imtihan edilmenin "bizim açımızdan" iyi olup olmamasına yönelik bir şey ifade etmemelidir. Bunun nedeni, cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğimizin belirlenmiş olduğunu bilmememizdir. İmtihan edilmenin iyi olup olmaması konusunda bizim açımızdan önemli olan tek şey kazanma koşullarıdır, yani olası faydanın, olası zararın ve olasılığın ne olduğudur. İnanılan kutsal kitap referans alınarak olası fayda ve olası zararın tespit edilmesi nispeten kolaydır. Söz gelimi İslam'a inanan biri için olası fayda sonsuz cennet ve olası zarar sonsuz cehennemdir. Ancak olasılığın (imtihanı kazanma olasılığının) ne olduğunu tespit etmek bu kadar kolay olmayabilir. "İnanırsan imtihanı kazanırsın, inanmazsan kaybedersin." şeklindeki bir yaklaşımla imtihanı kazanma olasılığının çok yüksek olduğuna inanan bir kişi açısından imtihan edilmek iyidir. Kaderde bu kişinin cehenneme gitmesinin yazılmış olması, bu kişinin imtihan edilmenin iyi olduğu şeklindeki düşüncesini yanlışlamaz.
 

Allah kullarını o kadar seviyor ve acıyor ki sadece cennetin faydasını cehennemin zararından daha büyük yapmamış bir de imtihanda çok büyük avantajlar da vermiş nedir onlar?
- Bir iyiliğe en az 10 sevap yazılıyor bu 700'e kadar çıkabiliyor; 1 kötülük ise 1 günahtır ve tövbe edilirse o da silinip sevaba çevriliyor( örneğin zina günahını işledin büyük bir günah tövbe edersen büyük bir sevap kazanıyorsun) sevaplar günaha dönüşmüyor ancak günahlar sevaba dönüşebiliyor ve silinebiliyor.
-100 yıl kafir olarak yaşayıp müslümanlığa geçersen hiç ibadetin olmasa bile cennete gidiyorsun.
-Zor şartlarda imkansızlıklarla bir hayat yaşıyorsan imtihanın da bir o derece kolay oluyor.


Cennetin yararı daha büyüktür çünkü cennette hiçbir zevk yaşamasan bile dünyada sana acı yaşatan hakkını yiyen sana işkence yapan seni öldüren, doğduğundan öldüğün güne kadar sana eziyet eden kişi veya kişileri cehennemdeki hallerini görüyorsun onların nasıl acı çektiklerini görüyorsun, onlar da senin nasıl zevk içinde onları izlediğini görüyor...düşmanlarının acı çektiğini görmek senin cenneteki halini kıskandıklarını öfkeden delirdiklerini kudurduklarını görmek de çok büyük zevk değil mi? Bu dünyada seni 40 yıl boyunca bodrum katına hapsedip defalarca tecavüz etmiş ve yakalanmadan hapse düşmeden ölmüş bir adamın cehennemdeki halini saatlerce izlemek çok büyük zevk olmaz mı*


Peygamberlere çok büyük bir makam veriliyor ancak onlar da imtihan ediliyor. Hz Muhammed annesiz babasız büyüdü, cahil bir çobandı. Çalıştı. Ter döktü. Mekkenin en büyüklerine Allah emrettiği için karşı geldi, kendisine yapılan kötülüklere hakaretlere küfürlere Allah sus dediği için cevap vermedi onlara onlar gibi davranmadı, cennete gideceği kesin olduğu halde ölene kadar en çok namaz kılan en çok korkan, en çok dua eden oydu, Allah bana cennet hgaranti desin kılımı kıpırdatmam huyumu bilirim ben rahatı gördüm mü salarım kendimi, peygambere cennet garanti ancak bir dakika boş durmak yok, övünmek yokigururlanmak yok, Allah'ın emretmediği bir şeyi konuşmak yapmak yok, Allah peygamberini tehdit ediyor en küçük bir günaha yaklaşırsan oracıkta seni öldürürüz diyor, sen peygambere yakışır şekilde davrandığın için değerlisin sana ayrıcalık yok diyor, hatta en zor imtihanlar peygamberlere oluyor ki diğer insanlar peugamberi örnek alsınlar. Hz Muhammed toplumunun lideriydi paraya ihtiyacı yoktu secaba ihtiyacı yoktu, oruç tuttu katnına taş bağlayıp herkes gibi odun taşıdı duvar ördü, sen çalışma biz yaparız diyenlere hayır dedi, kendisine en büyük kötülüğü yapanları Müslüman oldukları için affetti, en sevdiği kişi Hz hamzayı öldüren Hz Vahşi yi affetti Müslüman olduğu için. Ben affedemezdim o affediyor çünkü peygamberlik her yiğidin harcı değil. Bu dünyaya peygamber olarak geleceksin cennet garanti deseler istemem vallahi. Allah'ın emirlerini yerine getirmek çok büyük sorumluluk çok ağır bir sorumluluk.


Cehennemin sonsuz oluşu şöyle adildir. Hitler sizce savaşı kazansaydı, dünyadaki alman ırkı dışındakilere acıyacak mıydı, toplama kamplarını kapatacak mıydı, dünyayı barışçıl güzel bir yer mi yapacaktı yoksa nasıl başladıysa öyle devam edip Rusya'nın tamamını alacak burada karşı gelenleri toplama kamplarında işkence edecek, gücü arttığı için daha çok şeye sahip olma hırsıyla Çin'e saldıracak Çinlileri ezecek esir kamplarında çalıştıracak yetmeyecek ABD'ye saldıracak dünyada işgal etmediği yer bırakmayacak, sadece kendisinin izin verdiği kişilere özgürce mutlu şekilde yaşamasına izin verecekti. Sonsuza kadar yaşasa Hitler kişiliği tabiatı istekleri dünya görüşü neyse onları yapacaktı. Nitekim 1938'deki Hitler 1940'taki Hitler'den farklı değildi. Hz Muhammed de sonsuza kadar yaşasa peygamber gibi yaşamaya devam edecekti, bin yıl yaşayan Hz nuh hayatı boyunca hep bir peygamber gibi yaşadı. Kötü insanlara fırsat verseniz kötülüğü hiç bitirmezler. Buyurun İsrail filistinlilere sürekli eziyet, buyurun ABD dünyanın jandarmalığı, buyurun Çin türkistanlılara toplama kampında eziyet, buyurun 1700'lü yıllardaki Afrika sömürgeleri güçleri hep aynı olsa asla bu işlerinden vazgeçmezler sonsuza kadar yaparlar o yüzden cezası da sonsuz oluyor. Allah onların aklılarındakini biliyor niyetlerini biliyor. Sonsuz kadar yaşayıp dünyanın efendisi olma isteklerini biliyor ona göre muamele ediyor.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
oluveriyor,can sıkıntısı yok çünkü cennette hiçbir gün aynı değil bugün çilek yersen yarınki çilek daha daha güzeli geliyor,
Sonsuz cennet algısını insanlar anlayamıyor. Dünyada sıkıldıkları gibi orada da sıkılacaklarını zannediyorlar. Cennette zaten sıkılmak diye bir şey yok ama olduğunu varsaysak bile her geçen gün lezzet arttığı için yarını merak eder yine sıkılmazsın. Kaldı ki insanların çoğu dünyadaki lezzetlerin bile çoğunu tadamıyor. Cennetteki yiyecekleri yiyene, içecekleri içene kadar binlerce yıl geçer zaten
 

Denize gittin, zevk aldın. Belli bir süre sonra yoruluyorsun, güneş zarar veriyor... Çocuksun, arkadaşlarınla top oynuyorsun, keyfin gıcır. Hoop, akşam oldu, hadi ders başına. PC'de çok zevkli bir oyun var, 3 saat kesintisiz oynadın, gözlerin ağrıyor, belin tutulmuş, uykun gelmiş. Dünyada yaşadığın zevk kadar bedel de ödüyorsun. Her şeyin bir sonu var, her zaman her şeyde mutlu olan sen olmuyorsun. Anne baban yaşlanıyor, üzülüyorsun. Dünyada mutlu olmak esasen çok zor çünkü sürekli kafayı takacak bir şey buluyorsun. Her şey tam mükemmel olsa bile içinde bir tatminsizlik duygusu, daha fazlasını isteme duygusu, saf mutluluğun içine limon sıkıyor zaten.


Düşünsene, bir de cehennemden en son çıkan kişiye Allah 10 dünya versem yeter mi diye soruyor. Bu adam, Müslümanların en günahkarı, en çok günah işleyene Allah 10 tane dünya büyüklüğünde cennette yer veriyor. Bu dünyanın dörtte üçü okyanus, bir kısmı çöl, bir kısmı dağ, bir kısmı kuş uçmaz kervan geçmez yerler. İnsanın gezebileceği, eğlenebileceği, keşfedebileceği alan çok sınırlı, üstelik bunları gezmeye ne ömrün yeter ne vücut sağlığın. Düşünsene, sadece 1 kişi için tamamı yaşanabilir, meyveler ve köşklerle dolu 10 dünya. Gez gez bitmez. Üstelik gezdiğin yerler sürekli değişiyor, sürekli keşfetme duygusu oluyor. Bir de cehenneme düşmeden cennete giden kişiye kim bilir kaç dünya veriliyor. Bana her istediğim verilse, hiç yorgunluk, hastalık, uyku, gelecek kaygısı olmasa villa kadar yer bile yeter. Zaten cennette daha çok daha çok diye dünyadaki açgözlülüğün de olmayacak. Yedikçe şişmeyen bir karnın olacak, o şekerli bu tuzlu bu yağlı derdin olmayacak. İstediğin kadar eşin olacak. Hiçbir derdin yok. Cennet akla hayale sığmayacak kadar güzel.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Hocam, bahsettiğin duruma Tanrı tabiidir. Burada antropomorfik olmayan, sonsuz güçte ve kudretteki bir varlıktan söz ediyoruz. He ama sen bana İbn Sina'nın Tanrısından ya da mitolojik bir Tanrıdan bahsediyorsan o başka.. Sonsuz kudretteki bir varlığın, her şeyi bildiğini bilmemiz zaten bizi anlamsızlığa sürüklüyor. Tanrının her şeyi biliyor olması, bizim cennet-cehennem seçenekleri arasında nereye gideceğimizi bildiğimiz anlamına geliyor. Yani örneğine geri dönecek olursak;

Bahsi geçen çekilişe, 1 lirayla katılır mıyım? -Evet. Her seferinde kişi sayısına bağlı olarak belirli bir kazanma yüzdem olacaktır. Ama çıkarımını yaptığın önerme hatalıdır. Ben, 1 lira harcamasam bile Tanrı katında zaten bu biliniyordu, hatta bunu Tanrının kendisi yaratmıştır. Burada sonsuz kudrette bir varlıktan bahsediyoruz. Eğer İslam dinine girersek, bunun senin dediğin gibi olmadığına dair birkaç hadiste atabilirim. Eğer iradem olsaydı, bu konuda haklı olurdun ve sadece "Beğen" butonuna tıklayıp geçerdim. Ortada bir iradeden bahsedemeyeceğimiz için konu çelişkili oluyor.

"Kötülüğün vücut bulmuş hali lan bu adam." dediğimiz birisini, Tanrı alsa ve karşısına koyup karşılıklı yemek yeseler, sonrasında onu sonsuz bir ödülle mükâfatlandırsa, sağ kolu yapsa Tanrıya ne diyebilirsin? Hiçbir şey. Tam tersine dünyanın en iyi insanı olsa bile onu sonsuz azapla da cezalandırabilir.
 
İnsanın cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğinin Tanrı tarafından önceden belirlendiği ve dünyaya gelmeme gibi bir seçeneğin olmadığı bir durumda Tanrı'nın iyiliği ve adaletinden söz etmek mümkün görünmüyor. Bu nedenle böyle bir varsayımda argüman geçersiz olabilir.
 
Senin bahsettiğin Tanrının insandan kalır yanı yok o zaman. Nasıl ki insan, laboratuvar ortamında biyolojik canlılar yaratabiliyor ama ne yapacağını bilmiyor, senin bahsettiğin Tanrının da bundan kalır yanı yoktur.

Aşağıda basit bir çizimle anlattığım şekilde Tanrının evreni yarattığını, evreni yarattığı içinde evrende bulunan zaman algısını da yarattığı için zamanın dışında olduğunu varsaymak zorundayız. Yani Tanrı, senin geçmişine, şimdine ve geleceğine hakimdir.



(Gözlemci), (Geçmişteki sen)'in, hangi olayları yaşayarak (Şimdiki sen) olacağını biliyor.

Soru şu;

(Gözlemci), (Geçmişteki sen)'in yaşadıklarını gözlemeye başladığında olaylarda değişiklik olur mu?

Eğer "Değişir." dersen, (Gözlemci)'nin elinde gerekli bilgiler olmasına rağmen hâlâ bilinmezliğin hakim olduğunu söylersin. O zaman da "Bir Tanrı var ve her şeyi yarattı. Ama yarattığı bir insanın ne yapacağını bilmiyor." demiş olursun ki, bilmeyen bir Tanrı kudretli olamaz.

Eğer "Değişmez." dersen, (Gözlemci)'nin elinde bilgiler doğrultusunda (Geçmişteki sen)'in yaşayacağı tüm olayları (Gözlemci), (Şimdiki sen)'e kadar bilecektir ki, o zaman da (Geçmişteki sen) herhangi bir irade doğrultusunda seçim yapamaz.

Ve (Gözlemci), Üçüncü Halin İmkansızlığı İlkesi'nin dışında çıkamaz.

Burada Tanrının varlığını ve Tanrının iyi ve adaletli olduğu ön kabullerini varsayarak konuşuyoruz. Yani, herhangi bir dini Tanrıdan bahsediyoruz. Yaşadığımız ülke itibariyle sizin de Müslüman olduğunuzu düşünüyorum. İslam dinine göre bu durum sizin bahsettiğiniz gibi değildir. İsterseniz size hadis ve ayetlerle de açıklayabilirim. Ama derseniz ki, "Hayır, metafizik üzerinden devam edelim." O zaman da Tanrının sıfatlarının mantıken dediğiniz gibi olmadığını açıklamak durumda olacağım. Her iki durumda da önermeniz yanlıştır. Çıkarımınızın doğru olması için birçok önermenizin art arda bir şekilde ön kabul olarak almamız gerekmektedir.
 
Son düzenleme:
Tanrı'nın kimin cennete, kimin cehenneme gideceğini bilmemesinin, her şeyi bilen oluşuyla çelişkisini göstermekte olduğunuzu anlıyorum. Ancak argüman, Tanrı'nın her şeyi bilen olup olmadığı konusunda doğrudan bir yargı içermediğinden, bu konuyu argümanın dışında ele almak daha doğru olabilir.
 
Bu konuda size katılıyorum, fakat Tanrının diğer sıfatları kendiliğinden bu konuya dahil olmaktadır. Yani;

  • Tanrı vardır.
  • Tanrı, evreni yarattı.
  • Tanrı, dünyayı yarattı.
  • Tanrı, insanları yarattı.
  • Tanrı, insanları imtihan ediyor.
Bu önermeler, kendiliğinden çıkarım yapmaktadır. Şimdi;

"Tanrı, insanları yarattı." cümlesi, doğrudan
  • [(Memelilerin oksijene ihtiyacı vardır.) Λ (İnsan, memelidir.)] = (İnsanın oksijene ihtiyacı vardır.)
çıkarımı yapmaktadır. Tanrı, eğer insanı yarattıysa onun yaşaması gereken koşulları da sağlamak zorundadır. Yani, zaman algısı kendiliğinden gelişen bir durumdur. İstediğimiz kadar Tanrının her şeyi bilme sıfatını dışarıda bırakmak istesek de bu mümkün değildir.

Örneğin;

300 km hızla gelen bir F1 aracını durdurabilirim. Peki, nasıl? Vücudumun bu güç altında ezilmeyeceğini varsayarsak, bir süre sonra sürtünme etkisiyle birlikte zeminde hasar oluşacak ve ayaklarımı kullanarak zeminde delik açıp destek sağlayabileceğim kendime.

Peki, vücudumun bu güç altında ezilmeme ihtimali var mı?
 
Son düzenleme:
Bu siteyi kullanmak için çerezler gereklidir. Siteyi kullanmaya devam etmek için çerezleri kabul etmelisiniz. Daha Fazlasını Öğren.…