francisco77
Uzman
- Katılım
- 8 Temmuz 2024
- Mesajlar
- 408
- Beğeniler
- 163
Hayır iyilik ve kötülük insan sıfatıdır sen zamandan ve evrenden mutlak olan Tanrıya bu özellikleri verirsen onu sınırlandırırsın, Tanrı akıl alamayacağımız bir varlıktır o yüzden kutsal kitaplarda ona bahşedilen özellikler onu sınırlandırmak ve küçültmektir.
Sen olmayan, hiç görmediğin bir varlığa bu cisim taş gibi sert ve onun gibi şekilli diyebilir misin?
Bu durumda doğmadan ölen bir bebek 2 milyar insandan daha torpilli oluyor.
İnsan cennete gitmek amacı için yaşar ama bu bebek o amaç için çabalamadan cennete gider bir anda 30 yaşına girer ve cennette sonsuz mutluluğa erişir bu akıl ve mantığa sığar mı?
Cennet de derece derecedir. Bebekler cennetin en üst derecesinde olmayacaklar. Cehennemde olmadıklarına şükredecekler. Cennete namazla, iyilik yaparak, günahlardan uzak durarak gelenler ise bir derece alacaklar. Cennette 40. derecedeki bir insanla 80. derecedeki insanın aldığı zevk aynı olmayacak. Dünyada Toros'a binen kişiyle Ferrari'ye binen kişinin arabadan aldığı zevkin aynı olmaması gibi.
İnsanoğlu olarak neden Tanrı'nın bizi bu kadar önemsediğini düşünüyoruz? Evrende bizim gibi başka uygarlıklar yok mu da Tanrı bütün odağını bize çevirmiş, günah veya sevap işlememizi dört gözle bekliyor?
Ben Tanrı'nın var olduğunu düşünüyorum ama iyi veya kötü gibi bir sıfatı Tanrı'ya yakıştıramıyorum. Çünkü eğer yaratıldıysak, bildiğimiz iyi ve kötü kavramı aslında bir kandırmacadan ibaret. Çünkü bu kavramları tasarlayan Tanrı'nın bizzat kendisi. (Tanrı'yı en üst kademedeki varlık olarak baz alıyorum bunu söylerken.) Tek bir parmak hareketiyle, bütün bu kendimizi adadığımız kuralları altüst edebilecek seviyede bir varlıktan söz ediyoruz. Böyle bir durumda iyilik ve kötülükten söz etmemiz ne hacet. Tanrı farklı uygarlıklar yaratmış olabilir ve bu uygarlıklara tamamen farklı kanunlar koymuş olabilir. O uygarlıkların kanunları, bizim kanunlarımızla tamamen zıt olabilir. Bize hiçbir şekilde ihtiyacı olmayan, sonsuz kuvvetteki bu varlık neden bizi yaratsın? Tanrı olsaydınız, ihtiyacınız olmadığı halde neden insanoğlu gibi aciz bir varlığı yaratıp bu varlığın size tapmasını isterdiniz? Cevap basit aslında, eğlenmek için yapardınız. Ben Tanrı olsaydım, ben de aynısını yapardım.
Tanrı olsaydım yarattığım en güzel şey özgür irade olurdu. İnsana özgür irade verilmiştir. Yarattığı en güzel şeyi insana veriyor. Diğer pek çok mahlukat var fakat hepsinin görevi belli, karşı gelemez ancak insana özgür irade verilmiş. Karşı gelebilir, kendisini yaratana küfür edebilir, ben senden üstünüm diyebilir, savaş açabilir kendi çapında; tam tersi sabah akşam şükür de edebilir. Ne yapacağına tamamen insan karar veriyor. İnsanın kendi aklıyla rızasıyla Allah'ı seçmesi ona şükretmesi ibadet etmesi Allah için çok büyük bir mutluluktur. Evren trilyonlarca yaratılmış var ancak hiçbirinin Allah ile olan ilişkisi özgür iradeli bir insan ile aynı değil.
Peygamber baştan yalandır bir Tanrı neden 120 Bin peygamber gönderir, bu durumda şu an birçok gavurun peygamber soyundan gelmiş olması lazım, bu da bir nevi torpil sayılır.
Adam Ateist bir Amerikalı ama soyu Arabistan'da bir peygamberden geliyor bu durumda bu ateist bizden daha avantajlıdır öbür dünyada.
Şöyle açıklarım...bir futbolcu boş kaleye gol kaçırdı bir başkası da 5 kişiyi çalımladı son derece zor bir açıdan topa vurdu gol kaçırdı...bu ikisinin akibeti nasıl olur? Boş kaleye gol kaçıran 1 ay forma yüzü göremez, diğer arkadaşa ise afferim işin zordu bir dahaki sefere başaracaksın moralini bozma denir. Herkes elindeki imkana göre ceza veya mükafat görecek...
Bir peygamberin oğlu ile ateist bir babanın bilgiye erişimi aynı olur mu olmaz tabii ki...peygamber oğlu, ömür boyu iyilik yapar ibadet eder benim cennetim garanti artık der yani büyüklük taslar cehenneme atılır.
Ateist oğlu ömür boyu içki zina adam öldürme her pisliği yapar bir gün Hz Muhammed'in hayatını okur etkilenir Müslüman olur hiç ibadet etme fırsatını bulamadan ölür. Bu adam da cennete gider.
Peygamber oğlunun imkanları genişti cezası büyük.
Ateist oğlunun imkanları çok çok azdı ödül büyük.
Ben hangisini tercih ederim dersen peygamber oğlu olmak büyük avantaj olsa da hiç hata yapma hakkın yok.
Allah (c.c) peygamberini en küçük günahında şah damarından öldürmekle tehdit ediyor. Peygamberlere çok büyük ödüller var fakat en ufak hataya da yer yok. İmtihanı son derece zor.
Mesela kendimden örnek vereyim hayatımda hiç içki içmedim, bana iç diyen olmadı zorlayan olmadı, ailemde kimse içmez, arkadaşlarım içmez, içki içme isteği merakı da hiç olmadı. Ben içki imtihasnından çok kolay geçerim 10 sevap alırım.
Bir başkasının babası her gün içiyordur iç diye seni teşvik ediyordur, içmeye zorluyordur, annen de içiyordur, arkadaşların içiyordur, çevrende içkiye kötü diyen kimse yoktur herkes erkek adam içer diyordur, içmediğin için hakarete uğruyorsundur. Bu kişi ömür boyu bir yudum içmese ödülü bin sevaptır. Çünkü ben onun kadar zor duruma düşmedim. İmtihanımızın zorluğu aynı değildi.
Eğer varsa sonsuza kadar cennette kalmak da iyi bir şey değil ki? Biraz psikoloji bilen biri sonsuz mutluluğun sonuçlarının ne kadar korkunç olacağını bilir. Uyuşturucularda bulunan dopamin ve serotonin de sana anlık olarak sonsuz mutluluk veriyor ve o mutluluğa sürekli erişmek için ne hallere giriyorsun.
Eğer cehennemde sonsuza kadar kalacaksak, çekeceğin azabın seviyesi değişmeyecekse bu da mantıksız olur.
Tanrı'nın iyi bir varlık olmadığının kanıtı insan gibi basit varlıklarla uğraşmasıdır.
Dünyadaki mutlulukla, cennetteki saf mutluluğu kıyas etme neden derse; dünyada en büyük mutluluğu yaşasan da 5 dakika sonra aklına ölüm geliyor tadın kaçıyor, her an hasta olup ölebilirsin tadın kaçıyor, dişin ağrıyor tadın kaçıyor, hırsızlık cinayet korkun oluyor tadın kaçıyor, dünyada ne kadar mutlu olursan ol tadını kaçıracak bir şey çıkıyor. Hiçbir şey çıkmasa sürekli mutluluk can sıkıntısı yaratıyor, her şeyi denedim deyip yeni şey arıyorsun. Aç gözlülükten doymak bilmezlikten dolayı insan hiçbir zaman dünyada saf mutluluğa erişemez. Her şey tastamam olsa bu sefer der. Ulan bu dünyada her şey iyi hoş da ya cehenneme gidersem korkusu olur.
Cennette ise saf mutluğu sonuna kadar yaşarsın. Hiçbir şey tadını kaçıramaz, ölüm yok, hastalık yok, ailen yasnında, eşin yanında, yemek istediğin her şey var, istediğin her şey anında oluveriyor, can sıkıntısı yok çünkü cennette hiçbir gün aynı değil bugün çilek yersen yarınki çilek daha daha güzeli geliyor, bugün bir şeyden zevk aldın yarın daha zevklisi geliyor. Çok sevdiğin bir dizi var. Bölüm bölüm heyecan artıyor. Bu dizi hiç bitmesin diyorsun cennette her gün zevkin arttığı bir yer, sürekli yeni sürprizler var, dünyada tatmadığın bir meyveyi, görmediğin bir oyunu, eşi benzeri görülmemiş bir kadını görüyorsun, sürekli yenileniyor hjer şey, aynı anda 10 farklı yerde olabiliyorsun cennette, Allah sıkılmak kızmak kıskanmak duygularını kalbinden söküp almış istesen de mutsuz olamazsın zaten.
Son düzenleyen: Moderatör: