Depremin gerçeğimiz olduğunu kabullenin önce hocam. Türkiye maalesef ki bir deprem ülkesi. Sizin yapmanız gereken şey bilinçlenmek, önlem almak. Mesela deprem çantası hazırlayın. Deprem anında ve deprem sonrası neler yapılmalı eğitim videolarını izleyin. Önceden kendinizi psikolojik açıdan hazırlayın bu duruma, bu depremin gerçekleşme riski her zaman var ve ben o an panik yaparsam bu bana zarar olarak dönecek. Örneğin deprem anında hemen merdivenlere koşmayın. Evde üstünüze kolayca bir şeylerin düşemeyeceği yerlere geçin ve çök-kapan-tutun pozisyonunda durarak sarsıtının sona ermesini bekleyin. Sona erdikten sonra evde almanız gereken ne kadar eşya varsa alın ve ayrılın evden. Bunu tüm ailenize söyleyin.

Zelzele esnasında merdivenlere akın ederseniz, çökme durumu gerçekleşirse merdivende ölüm ihtimali çok daha yüksek. Evin içi daha güvenli bu durumda. Ayrıca eğer mümkünse bu psikolojik durumu aklınızdan atabilene kadar bir veya birden fazla aile bireyinizle birlikte uyuyun gece. Zamanla alışacaksınız zaten. Aynı zamanda bir psikolog yardımı almayı da deneyebilirsiniz. Psikoloji bizim halkımızın önemsemediği bir şey olsa da fiziksel olan her şeyden çok daha önemlidir psikolojinin sağlam kalması.

Korkunun olacağa faydası yok. Sana hiç korkunu şöyle böyle yen diye tavsiyede bulunamayacağım. Kendi tabutunda yaşayanlar ödünç alınmış zamanı yaşıyorlar adeta. İstanbul'da çoğu bina tahmin edilen depreme karşı dayanıksız. Binalarımız kibrit kutusu gibi çökecekler, kaçarı yok. Önlem alınmadı, uzmanlar dinlenmedi. Senin bu aşamada yapman gereken baş ucuna bir deprem çantası koymak ve bir deprem anında sığınabileceğin yerleri ayarlamak. Tüm önlemlerini aldıktan sonra gerisi kaçınılmazı beklemek ve şanslı olacağını ummaktan ibaret. Ha, imkanınız varsa İstanbul'dan taşının.
Söylediklerinin bazı kısımları gerçekçi olabilir ama böyle bir üslup, deprem korkusu yaşayan birine yardımcı olmak yerine kaygısını daha da artıracaktır. İnsanlar korkularıyla baş etmeye çalışırken en çok ihtiyaç duydukları şey güven ve destek hissidir.

Evet, hazırlıklı olmak önemli ama bunu panik havasıyla değil, umut ve kontrol duygusunu artıracak şekilde anlatmak gerekiyor. "İstanbul'dan taşının" gibi öneriler herkesin gerçekleştirebileceği şeyler değil; bu da insanlarda çaresizlik duygusunu tetikleyebilir. Daha yapıcı bir yaklaşım sergilenmeli, kişinin kontrol edebileceği alanlara odaklanmak; örneğin bilinçlenmek, eğitim almak, psikolojik destek almak gibi.
 
Son düzenleme:
İnsanlar korkularıyla baş etmeye çalışırken en çok ihtiyaç duydukları şey güven ve destek hissidir.

Sorunlarla karşı karşıya kalındığında en lazım olan şey analitik bir kafa ve duyguların geri plana bastırılmasıdır. Masadaki sorunu çöpe atmak için duygularınla hareket edemezsin. Düşünürsün, süreci kurgularsın ve eylem yaparsın. Öteki türlüsü safsata olur, gerçekte yeri yoktur.

Evet, hazırlıklı olmak önemli ama bunu panik havasıyla değil, umut ve kontrol duygusunu artıracak şekilde anlatmak gerekiyor.

Panik havası verilmedi, basit ve saf gerçekler anlatıldı. Ben bu şekilde yazmak istedim ve nasıl yazmam gerektiğiyle ilgili fikrinizi kendinize saklamanızı tercih ederdim. Sizin metninize ben müdahale ediyor muyum? Kaldı ki umut ve kontrol duygusu suni şekilde arttırılanlar sonunda daha çok üzülenler olacaktır. Unutmamak lazım, ne kadar yükselirsen o kadar sert düşersin.

"İstanbul'dan taşının" gibi öneriler herkesin gerçekleştirebileceği şeyler değil.

Arkadaşa basitçe "taşının" demedim. Ben "imkanınız varsa taşının" dedim. İkisi arasındaki fark epey açık gibi duruyor.
 
Korkunun olacağa faydası yok. Sana hiç korkunu şöyle böyle yen diye tavsiyede bulunamayacağım. Kendi tabutunda yaşayanlar ödünç alınmış zamanı yaşıyorlar adeta. İstanbul'da çoğu bina tahmin edilen depreme karşı dayanıksız. Binalarımız kibrit kutusu gibi çökecekler, kaçarı yok. Önlem alınmadı, uzmanlar dinlenmedi. Senin bu aşamada yapman gereken baş ucuna bir deprem çantası koymak ve bir deprem anında sığınabileceğin yerleri ayarlamak. Tüm önlemlerini aldıktan sonra gerisi kaçınılmazı beklemek ve şanslı olacağını ummaktan ibaret. Ha, imkanınız varsa İstanbul'dan taşının.
Taşınacağım ama elimde para yok. Üniversiteyi bekliyorum en erken Ağustos ayında taşınabilirim.

Depremin gerçeğimiz olduğunu kabullenin önce hocam. Türkiye maalesef ki bir deprem ülkesi. Sizin yapmanız gereken şey bilinçlenmek, önlem almak. Mesela deprem çantası hazırlayın. Deprem anında ve deprem sonrası neler yapılmalı eğitim videolarını izleyin. Önceden kendinizi psikolojik açıdan hazırlayın bu duruma, bu depremin gerçekleşme riski her zaman var ve ben o an panik yaparsam bu bana zarar olarak dönecek. Örneğin deprem anında hemen merdivenlere koşmayın. Evde üstünüze kolayca bir şeylerin düşemeyeceği yerlere geçin ve çök-kapan-tutun pozisyonunda durarak sarsıtının sona ermesini bekleyin. Sona erdikten sonra evde almanız gereken ne kadar eşya varsa alın ve ayrılın evden. Bunu tüm ailenize söyleyin.

Zelzele esnasında merdivenlere akın ederseniz, çökme durumu gerçekleşirse merdivende ölüm ihtimali çok daha yüksek. Evin içi daha güvenli bu durumda. Ayrıca eğer mümkünse bu psikolojik durumu aklınızdan atabilene kadar bir veya birden fazla aile bireyinizle birlikte uyuyun gece. Zamanla alışacaksınız zaten. Aynı zamanda bir psikolog yardımı almayı da deneyebilirsiniz. Psikoloji bizim halkımızın önemsemediği bir şey olsa da fiziksel olan her şeyden çok daha önemlidir psikolojinin sağlam kalması.


Söylediklerinin bazı kısımları gerçekçi olabilir ama böyle bir üslup, deprem korkusu yaşayan birine yardımcı olmak yerine kaygısını daha da artıracaktır. İnsanlar korkularıyla baş etmeye çalışırken en çok ihtiyaç duydukları şey güven ve destek hissidir.

Evet, hazırlıklı olmak önemli ama bunu panik havasıyla değil, umut ve kontrol duygusunu artıracak şekilde anlatmak gerekiyor. "İstanbul'dan taşının" gibi öneriler herkesin gerçekleştirebileceği şeyler değil; bu da insanlarda çaresizlik duygusunu tetikleyebilir. Daha yapıcı bir yaklaşım sergilenmeli, kişinin kontrol edebileceği alanlara odaklanmak; örneğin bilinçlenmek, eğitim almak, psikolojik destek almak gibi.
Teşekkür ederim herkese sizler sayesinde az da olsa korkum gidiyor.
 
@Paper.C,

Anladığım kadarıyla sen daha çok mantıklı, çözüm odaklı bir yaklaşımı savunuyorsun ve bu tür durumlarda duyguları bir kenara bırakmanın önemli olduğunu düşünüyorsun. Benim bakış açım ise, özellikle korku ve kaygı gibi duygusal durumlarla başa çıkarken, kişilerin duygusal destek alması ve güven hissi kazanması gerektiğidir. Çünkü insanlar duygusal olarak güvende hissettiklerinde, mantıklı düşünme ve sağlıklı adımlar atma olasılıkları daha yüksek olur.

Evet, gerçekler önemli ama gerçekleri aktarırken insanlar üzerinde daha fazla kaygı yaratmaktan ziyade onları sakinleştirecek ve çözüm bulmalarına yardımcı olacak bir dil kullanmak önemli. Kişi, kaygılarını kontrol altına alabileceğini hissettiğinde, daha rasyonel hareket etme olasılığı artar.

Bir noktada şunu ifade etmek istiyorum: Sanki yapacak hiçbir şey yokmuş gibi bir izlenim uyandırmışsın, özellikle de taşınmak dışında doğru düzgün bir çözüm önerisi sunmamışsın. "İmkanınız varsa taşının" dediğinde, bu herkesin yapabileceği bir şey değil ve ilgili kişi 'Başka çarem yok o halde' hissiyatına kapılabilir. Bu yüzden, daha geniş bir perspektif sunmak ve insanların kontrol edebileceği diğer alanlara odaklanmak, daha yapıcı bir yaklaşım.

Bu arada benim amacım kesinlikle kötü niyetli bir şey söylemek, sana saldırmak, hedef almak değil. Sadece dostça bri tavsiye vermek istedim. Herkesin farklı bir bakış açısı olabilir ve önemli olan bu tür hassas konularda birbirimize yardımcı olabilmektir.
 
@Paper.C,

Anladığım kadarıyla sen daha çok mantıklı, çözüm odaklı bir yaklaşımı savunuyorsun ve bu tür durumlarda duyguları bir kenara bırakmanın önemli olduğunu düşünüyorsun. Benim bakış açım ise, özellikle korku ve kaygı gibi duygusal durumlarla başa çıkarken, kişilerin duygusal destek alması ve güven hissi kazanması gerektiğidir. Çünkü insanlar duygusal olarak güvende hissettiklerinde, mantıklı düşünme ve sağlıklı adımlar atma olasılıkları daha yüksek olur.

Evet, gerçekler önemli ama gerçekleri aktarırken insanlar üzerinde daha fazla kaygı yaratmaktan ziyade onları sakinleştirecek ve çözüm bulmalarına yardımcı olacak bir dil kullanmak önemli. Kişi, kaygılarını kontrol altına alabileceğini hissettiğinde, daha rasyonel hareket etme olasılığı artar.

Bir noktada şunu ifade etmek istiyorum: Sanki yapacak hiçbir şey yokmuş gibi bir izlenim uyandırmışsın, özellikle de taşınmak dışında doğru düzgün bir çözüm önerisi sunmamışsın. "imkanınız varsa taşının" dediğinde, bu herkesin yapabileceği bir şey değil ve ilgili kişi 'başka çarem yok o halde' hissiyatına kapılabilir. Bu yüzden, daha geniş bir perspektif sunmak ve insanların kontrol edebileceği diğer alanlara odaklanmak, daha yapıcı bir yaklaşım.

Bu arada benim amacım kesinlikle kötü niyetli bir şey söylemek, sana saldırmak, hedef almak değil. Sadece dostça bri tavsiye vermek istedim. Herkesin farklı bir bakış açısı olabilir ve önemli olan bu tür hassas konularda birbirimize yardımcı olabilmektir.

Duygusal konularda dediklerinize sonuna kadar katiliyorum ama cozum yaklasimi olarak diger hocama katiliyorum maalesef. Depreme dayaniklilik acisindan elverissiz bir konum, konutta oturuyorsaniz akliniza ilk ne gelir? Tasinmak. İmkan, olanak varsa gerceklestirip olayi cozersiniz yoksa sizin de tavsiye ettiginiz diger durumlara kaymakta olay. İkinizin dediklerini beraber ele alirsak cok daha yararli olacaktir.
 
Batman’da 4.9, Malatya’da 4.7 şiddetinde iki deprem olmuş birkaç dakika önce. Ne olacak halimiz 😥