Göz önüne sokulmadığı sürece bir sorun görmüyorum. İnsan zihniyeti bu, tonla sexuel tür var. Hangi birine karşı çıkacaksın?

İzlediğim içeriğe, oynadığım oyuna veya gündelik herhangi bir şeye zorla monte edilmediği sürece sorun yok.

Misal TLOU bunun iyi bir örneği.
 
@Kriyus, biyolojik cinsiyet (SEx) ayri bir şey, toplumsal cinsiyet (gender) ayri bir şey zaten.

Biyolojik olarak zaten erkek ve kadin kabul edilir. Xy ve XX kromozomlari vardir.

Bunun disinda interseks dedigimiz ne tam erkek ne de kadin olmayan karmasik ekstrem durumlar vardir. Tamamen dogustan olan bir şey.

Toplumsal cinsiyet diye bir şeye inanmıyorum. 70 tane cinsiyet yok. 2 tane var sadece. O da dişi ve erkek.
 
Ucu bana dokunmadığı sürece, evet normal. Hee, ucu bana da dokunuyor, önce (o kişiyle) tatlı bir dille konuşurum. Baktım laftan anlamıyor, o kişiyle iletişimimi keserim, konu kapanır. Onun dışında, kimin hangi kimliğe büründüğüyle ilgilenmiyorum. Benim için önce insan olsun yeter.
 
Selam.

O meshur konu hakkinda bir seyler karalayayim dedim. Umarim agresif bir tartisma cikmaz. 😬 konumun altinda bu tarz durumlar yasanirsa ilgili mesajlari raporlayacagimi bilmenizi isterim. Elbette saygi ve forum kurallari cercevesinde tartisma yapmanizda sorun yok.

Insan cinselligi, daha once de bahsettigimiz gibi insan davranisinin en karmasik ve en cok tartisilan alanlarindan biridir. Eş cinsellik konusu da biyoloji, psikoloji, norobilim, evrim, sosyoloji, kultur ve tarih gibi bircok farkli alanin kesisim noktasinda yer alir. Konu hakkinda cok fazla yanlış bilgiler ve on yargilar vardir.

Escinselligi bir tercihten ibaret gormek de, tamamen dogustan ve otomatik oldugunu savunmak da hatalidir. Eş cinsellik konusu bilimde hala %100 bir sekilde cozulmus degildir. Hala bir dolu bilinmeyen vardir. Yine de modern bilimde bircok elzem seyi artik biliyoruz.

Escinselligin ne oldugu, ne olmadigi, psikoloji ve biyolojinin bu konuya nasıl yaklastigi ve escinselligin neden var olabilecegine dair One surulen bilimsel teorilere; hazirsaniz goz atalim.

oncelikle: Eş cinsellik nedir?


En basit tanimiyla, bireyin romantik ve/veya cinsel cekimlerini agirlikli olarak kendi cinsiyetinden bireylere yoneltmesidir.

Eş cinsellik yalnizca bir davranis degildir. Bilimsel calismalarda UC farkli kavram birbirinden ayrilir; cinsel yonelim, cinsel davranis ve cinsel kimlik. Ornegin bir kisi escinsel yonelime sahip olabilir ancak hayati boyunca escinsel iliski yasamayabilir. Baska bir kisi kisisel olarak tercihen escinsel davranislarda bulunabilir ancak kendisini escinsel olarak tanimlamayabilir.

Ya da toplumda baska bir yanlış anlasilma: Gey erkeklerin feminen olmak zorunda oldugu dusunulmesi. Bu dogru degildir. Bir erkegin gey olmasi onun kadinsi bir tarza sahip olacagi anlamina gelmez. Olamayacagi anlamina da gelmez. Bu tamamen cinsel kimlik, tarz ve sunum stili konusu.

Anlayacaginiz; gur sakalli, kasli yapili, genis omuzlu, kalin sesli, sert mizacli, gayet maskulen, metalci bir erkek de gey olabilir. :)

eş cinsellik hastalik midir?


Modern psikiyatride ve psikolojide: Hayir.

Eş cinsellik ruhsal hastalik olarak kabul edilmemektedir. Bunun nedeni toplumsal degisimlerden ibaret de degildir. Uzun yillar boyunca yapilan arastirmalarda escinselligin kendi basina bir psikopatoloji olduguna dair guclu bir kanit bulunamamistir. Bir ozelligin hastalik olarak degerlendirilebilmesi icin genellikle su tur kriterler aranir;
  • Islevsellikte bozulma,
  • Belirgin zarar,
  • Kisinin yasam kalitesinde dusus,
  • Temel psikolojik sureclerde bozukluk.
Arastirmacilar uzun yillar boyunca escinselligin bu kriterleri kendi basina karsilayip karsilamadigini incelemistir. Sonuç olarak gorulen şey suydu: Escinsel bireylerin yasadigi psikolojik sorunlarin cogu zaman yonelimin kendisinden degil; dislanma, ayrimcilik, damgalanma ve sosyal baskilar gibi cevresel faktorlerden kaynaklanma ihtimali daha gucludur.

Bu sebeple gunumuzde eş cinsellik bir ruhsal bozukluk olarak degerlendirilmemektedir.

Ayrica: Bir ozelligin toplum tarafindan alisilmadik bulunmasi ile onun hastalik olmasi ayni şey degildir. Solaklik da nüfus bazinda bir azinliktir. Ama solaklik anormal mi? Hayir. Eş cinsellik de benzer sekilde, sirf daha az rastlanilan bir durum oldugu icin patolojik degildir. Cok cesitli olan insan cinselliginin dogal bir parcasidir.

eş cinsellik bir tercih midir?


Gelelim bu tartismali konuya. Gunumuzde bilim insanlari arasinda buyuk oranda kabul goren gorus: Cinsel yonelimin bilincli sekilde secilen bir tercih olmadigidir.

Insanlar yonelimlerini bilincli olarak olusturmazlar. Cogu insan heteroseksuel olmayi nasıl secmediyse, esinsel bireyler de yonelimlerini genelde secmemistir.

Tabii ki buradan "cinsel yonelim tamamen genetik temellidir." sonucunu cikartamayiz. Ancak "bir tercihten ibaret" diye basitlestirmek de uygun olmayacaktir.

eş cinsellik neden vardir?


Bu da bilimin cevabini aradigi buyuk sorulardan biri. Bu konuda %100 dogru kabul edilen kesin ve net bir bilgi yoktur. Sadece arastirmalar ve gozlemler sonucu ortaya atilan bilimsel teoriler vardir. Onlardan bahsedecegiz.

Simdi bu konuda soyle bir soru gelir bazilarinin aklina: "eş cinsellik dogrudan ureme ile sonuclanamiyorsa, evrimsel surecte neden tamamen ortadan kalkmamistir?"

Bu soru yuzeysel dusunen birisine mantikli gelebilir ama konu bu kadar basit degil.

Hipotez 1: Eş cinsellik evrimsel acidan tamamen notr olabilir.

Evrimin bazen her ozelligi kusursuz sekilde optimize ettigi dusunulur. Oysa evrim bir muhendis degildir. Bir ozelligin varligini surdurebilmesi icin mutlaka buyuk avantaj saglamasi gerekmez. Eger bir ozellik;
  • Cok ciddi bir dezavantaj olusturmuyorsa,
  • Karmasik genetik mekanizmalara dayaniyorsa,
  • Populasyonda dusuk oranlarda bulunuyorsa.
Nesiller boyunca varligini surdurebilir. Bazi arastirmacilar escinselligin kismen bu sekilde aciklanabilecegini dusunmektedir.

Hipotez 2: Cinsel yonelim bir yan ürün olabilir.

Insan beyninin gelisimi cok, cok karmasiktir. Bircok ozellik; binlerce gen, hormonlar, gelisimsel surecler tarafindan sekillenir.

Bu nedenle bazi arastirmacilar escinselligin tek basina secilmis bir ozellik degil, baska biyolojik sureclerin yan urunu olabilecegini One surmektedir. Evrimde buna by-product yaklasimi da denebilmektedir.

Yani bir ozellik dogrudan secilmemis olabilir ancak baska ozelliklerle birlikte ortaya cikabilir.

Hipotez 3: Dengeli secilim.

Cok tartisilan bir hipotezdir. Bazi arastirmalar escinsel erkeklerin kadin akrabalarinin ortalamadan daha fazla çocuk sahibi olabilecegini One surmustur. Hipotez kabaca sunu soyler:

Belirli genetik varyasyonlar; erkeklerde eş cinsellik olasiligini artirabilir, kadinlarda ise dogurganlik avantaji saglayabilir.

Eger boyle bir mekanizma varsa, ilgili genetik ozellikler populasyonda korunabilir.

Bu teori her ne kadar ilgi cekici olsa da bugün hala cok tartismali.

Hipotez 4: Akraba secilimi.

Bu hipotez "gay uncle hypothesis" olarak da anilir.

Fikir sudur: Bir birey kendi çocuk sahibi olamasa bile;
  • Kardeslerine,
  • Yegenlerine,
  • Yakin akrabalarina.
Yardim ederek genlerinin dolayli olarak sonraki nesillere aktarilmasina katkida bulunabilir.

Evrimsel acidan dusunulunce mantikli gorunur fakat bu teori de kesin olarak kabul edilmis bir aciklama degildir, elde edilen veriler karmasiktir.

Dogum sirasi etkisi: Ilginc bir bulgu.

Bilim insanlarinin en ilginc bulgularindan birisi de budur. Bazi arastirmalarda, bir erkegin kendisinden once dogmus biyolojik erkek kardes sayisi arttikca escinsel olma olasiliginin bir miktar arttigi gorulmustur.

Bu etkinin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. En yaygin aciklamalardan birisi annenin bagisiklik sistemiyle ilgilidir.

Hipoteze gore bazi erkek fetus proteinlerine karsi gelisen bagisiklik yanitlari sonraki erkek çocuklarin norogelisimini etkileyebilir. Bu alan hala arastirilmaktadir. Eş cinsellik arastirmalarinda en ilginc biyolojik bulgulardan birisidir.

Ikiz calismalari ne gosteriyor?

Ikiz calismalari da bize onemli bilgiler saglamistir.

Eger eş cinsellik tamamen genetik temelli olsaydi; tek yumurta ikizlerinden biri escinselse digerinin de neredeyse her zaman escinsel olmasi beklenirdi. Gercekte boyle degildir.

Ancak yine de tek yumurta ikizlerinde benzerlik orani genel nufustan daha yuksektir. Bu da onemli bir sonuca isaret eder: Genetik etkiler vardir ama tek basina cinsel yonelimin olusmasi icin yeterli degildir. Bugün arastirmacilarin cogu cinsel yonelimin;
  • Genetik,
  • Hormonal,
  • Gelisimsel,
  • Cevresel
Etkenlerin karmasik etkilesimi sonucu ortaya ciktigini dusunmektedir.

tek bir eş cinsellik geni bulunmus degil


Eş cinsellik uzerine yapilan arastirmalarda kamuoyunda en sik karsilasilan yanlış anlamalardan biri, bilim insanlarinin bir gun eş cinsellik genini bulacagi veya bulmus oldugu dusuncesidir. Gercekte durum bundan cok daha karmasiktir.

Oncelikle insan davranislarinin ve psikolojik ozelliklerinin buyuk kısmı tek bir gen tarafindan belirlenmez. Boy uzunlugu, zeka, kisilik ozellikleri, anksiyete yatkinligi ve bircok davranissal ozellik gibi cinsel yonelim de muhtemelen cok sayida biyolojik etkenin ortak etkisiyle sekillenmektedir.

Bu nedenle arastirmacilar bugün "eş cinsellik geni" aramaktan ziyade, cinsel yonelim uzerinde etkili olabilecek genetik varyasyonlari arastirmaktadir.

psikolojik travmalar escinsellige sebep olur mu?


Eş cinsellik hakkinda uzun yillardir ortaya atilan aciklamalardan biri, çocukluk doneminde yasanan travmalarin veya aile ici deneyimlerin cinsel yonelimi sekillendirdigi iddiasidir. Ozellikle gecmiste bazi psikolojik kuramlar; ebeveyn iliskileri, çocukluk catismalari veya travmatik deneyimler uzerinden escinselligi aciklamaya calismistir.

Ancak gunumuzde bu gorusler guclu bilimsel destek gormemektedir.

Bunun temel nedenlerinden biri oldukca basittir: Travmatik deneyimler ile eş cinsellik arasinda tutarli ve nedensel bir iliski gosterilebilmis degildir.

Ornegin çocukluk doneminde zorbaliga ugramis, istismar yasamis veya aile ici sorunlarla buyumus bircok insan heteroseksuel olarak yetismektedir. Benzer sekilde escinsel bireylerin onemli bir kısmı da boyle deneyimler yasamamistir. Eger travmalar escinselligin temel nedeni olsaydi, bu iliskinin cok daha guclu ve tutarli bicimde gorulmesi beklenirdi.

Elbette bu, çocukluk deneyimlerinin onemsiz oldugu anlamina da gelmez. Insan psikolojisi uzerinde aile ortaminin, sosyal iliskilerin ve yasanan olaylarin onemli etkileri vardir. Ancak mevcut bilimsel literatur, bu etkilerin cinsel yonelimi belirleyen temel mekanizma oldugunu gostermemektedir.

Bu noktada onemli bir ayrim yapmak gerekir. Travmalar bazi insanlarin kendileriyle, bedenleriyle ve iliskileriyle kurdugu bagi etkileyebilir. Guven sorunlari, kaygi bozukluklari, depresyon veya iliski problemleri gelistirmelerine katkida bulunabilir. Ancak bunlar ile cinsel yonelimin kendisi ayni şey degildir.

Kisacasi, psikolojik travmalar insan hayati uzerinde derin etkiler birakabilir; ancak mevcut kanitlar travmalarin escinselligin temel nedeni oldugunu desteklememektedir.

hayvanlarda da goruluyor mu?


Evet. Cesitli hayvan turlerinde ayni cinsiyetten bireyler arasinda; ciftlesme davranislari, kur davranislari, es baglari gozlemlenmistir. Bu gozlemler tek basina insan escinselligini aciklamaz.

Ancak escinsel davranislarin yalnizca insanlara ozgu olmadigini gostermesi acisindan onemlidir.

toplum ve eş cinsellik


Eş cinsellik yalnizca biyolojik bir konu degildir. Sosyal ve kulturel boyutlari da vardir. Farkli toplumlar tarih boyunda escinsellige cok farkli sekillerde yaklasmistir. Bazi toplumlarda agir bicimde cezalandirilmistir. Bazilarinda ise daha farkli bicimlerde degerlendirilmistir.

Bu nedenle eş cinsellik hakkindaki tartismalar cogu zaman yalnizca biyolojiyle ilgili degildir. Kultur, din, ahlak, hukuk ve siyaset de tartismanin icine girebilir.

ınsan cinselliginin karmasikligi


Belki de bu konudan cikarilabilecek en onemli sonuç budur. Insan cinselligi heteroseksuel ve escinsel seklinde iki kutuplu degildir. Yonelimler, libido duzeyleri, romantik cekim, duygusal baglanma, kisisel deneyimler; bunlarin hepsinin birbiriyle iliskisi olabilir.

Bu sebeple modern psikoloji ve norobilim insan cinselligini basit kategorilerden ziyade karmasik bir insan davranisi olarak incelemektedir.

sonuç


Eş cinsellik, insan cinselliginin dogal olarak gozlenen bicimlerinden biridir ve ruhsal hastalik degildir. Bilimsel arastirmalar cinsel yonelimin basit bir tercih veya tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmasik oldugunu gostermektedir.

Genetik faktorler, dogum oncesi gelisim surecleri, biyolojik etkiler ve diger gelisimsel mekanizmalar muhtemelen bu surecte rol oynamaktadir. Bununla birlikte escinselligin neden ortaya ciktigi ve evrimsel surecte neden varligini surdurdugu konusunda hala cevaplanmayi bekleyen sorular bulunmaktadir.

Sonuç olarak bildigimiz bir şey varsa o da escinselligin kendi basina zararli oldugunun hiçbir delili yoktur. Escinsel olmak sizi anormal yapmaz, hastalikli yapmaz. Ozel birisi de yapmaz. Siz de herkes gibi birer insansiniz. Hiçbir insan birbiriyle tıpatıp ayni degil. Biz son derece cesitli ve karmasik bir hayvan turuyuz, eş cinsellik de bu farkliliklarin tamamen dogal bir parcasidir. Yalnizca gunumuzde ortaya cikmis bir şey degildir. Tarihsel olarak baktigimizda escinselligin kokeni oldukca eski zamanlara dayanmaktadir. Sadece o zamanlarda "ben homoseksuelim, ben bir şeyksuelim" tarzi isimlendirmeler bulunmuyordu. Insanlar yine cinselliklerini yasiyorlardi. Baktigimiz zaman Osmanlı doneminde dahi "oglancilik" dedigimiz bir kultur vardi ve eş cinsellik bayagi bir gorunurdu. Gunumuzde ise escinsel bireylerin yakinmalarinin sebeplerinden birisi sosyal dislamalar, damgalamalardir. Bu insanlarin bir nebze de olsa ses cikartmaya hakki vardir. Tabii ki de kimse size zorla bir seyleri dayatamaz, zorla bir şey yapmaya zorlayamaz, ozgurlugunuzu isgal edemez. Zaten sizi zorla escinsel yapmaya calisan da yok. Fakat siz de, escinsel bireyleri zorla heteroseksuel yapamayacaginizin ve onlarin da birer insan olduklarinin bilincinde olmalisiniz. Birinin sirf cinsel yonelimi farkli diye onu bir tehdit olarak gormek mantik disidir.

Saglikli gunler dilerim.

Senden açık ilişki ile ilgili de bir araştırmayı merakla bekliyorum. Bence asıl üzerine çalışma yapılıp yayınlanması gereken şey açık ilişkinin ne olduğu ve kişilerin bu tür bir şeye neden yöneldiğidir. Özellikler bunu yapan kişilerin çocuklukları ve yetiştirilme şekilleri ile ilgili veriler varsa mükemmel bir yazı olur.
 
Selam.

O meşhur konu hakkında bir şeyler karalayayım dedim. Umarım agresif bir tartışma çıkmaz. 😬 Konumun altında bu tarz durumlar yaşanırsa ilgili mesajları raporlayacağımı bilmenizi isterim. Elbette saygı ve forum kuralları çerçevesinde tartışma yapmanızda sorun yok.

İnsan cinselliği, daha önce de bahsettiğimiz gibi insan davranışının en karmaşık ve en çok tartışılan alanlarından biridir. Eş cinsellik konusu da biyoloji, psikoloji, nörobilim, evrim, sosyoloji, kültür ve tarih gibi birçok farklı alanın kesişim noktasında yer alır. Konu hakkında çok fazla yanlış bilgiler ve ön yargılar vardır.

Eşcinselliği bir tercihten ibaret görmek de, tamamen doğuştan ve otomatik olduğunu savunmak da hatalıdır. Eş cinsellik konusu bilimde hâlâ %100 bir şekilde çözülmüş değildir. Hâlâ bir dolu bilinmeyen vardır. Yine de modern bilimde birçok elzem şeyi artık biliyoruz.

Eşcinselliğin ne olduğu, ne olmadığı, psikoloji ve biyolojinin bu konuya nasıl yaklaştığı ve eşcinselliğin neden var olabileceğine dair öne sürülen bilimsel teorilere; hazırsanız göz atalım.

Öncelikle: Eş cinsellik Nedir?


En basit tanımıyla, bireyin romantik ve/veya cinsel çekimlerini ağırlıklı olarak kendi cinsiyetinden bireylere yöneltmesidir.

Eş cinsellik yalnızca bir davranış değildir. Bilimsel çalışmalarda üç farklı kavram birbirinden ayrılır; cinsel yönelim, cinsel davranış ve cinsel kimlik. Örneğin bir kişi eş cinsel yönelime sahip olabilir ancak hayatı boyunca eş cinsel ilişki yaşamayabilir. Başka bir kişi kişisel olarak tercihen eş cinsel davranışlarda bulunabilir ancak kendisini eş cinsel olarak tanımlamayabilir.

Ya da toplumda başka bir yanlış anlama: Gey erkeklerin feminen olmak zorunda olduğu düşünülmesi. Bu doğru değildir. Bir erkeğin gey olması onun kadınsı bir tarza sahip olacağı anlamına gelmez. Olamayacağı anlamına da gelmez. Bu tamamen cinsel kimlik, tarz ve sunum stili konusu.

Anlayacağınız; gür sakallı, kaslı yapılı, geniş omuzlu, kalın sesli, sert mizaçlı, gayet maskülen, metalci bir erkek de gey olabilir. :)

Eş cinsellik Hastalık mıdır?


Modern psikiyatride ve psikolojide: Hayır.

Eş cinsellik ruhsal hastalık olarak kabul edilmemektedir. Bunun nedeni toplumsal değişimlerden ibaret de değildir. Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalarda eşcinselliğin kendi başına bir psikopatoloji olduğuna dair güçlü bir kanıt bulunamamıştır. Bir özelliğin hastalık olarak değerlendirilebilmesi için genellikle şu tür kriterler aranır;
  • İşlevsellikte bozulma,
  • Belirgin zarar,
  • Kişinin yaşam kalitesinde düşüş,
  • Temel psikolojik süreçlerde bozukluk.
Araştırmacılar uzun yıllar boyunca eşcinselliğin bu kriterleri kendi başına karşılayıp karşılamadığını incelemiştir.Sonuç olarak görülen şey şuydu: Eş cinsel bireylerin yaşadığı psikolojik sorunların çoğu zaman yönelimin kendisinden değil; dışlanma, ayrımcılık, damgalanma ve sosyal baskılar gibi çevresel faktörlerden kaynaklanma ihtimali daha güçlüdür.

Bu sebeple günümüzde eş cinsellik bir ruhsal bozukluk olarak değerlendirilmemektedir.

Ayrıca: Bir özelliğin toplum tarafından alışılmadık bulunması ile onun hastalık olması aynı şey değildir. Solaklık da nüfus bazında bir azınlıktır. Ama solaklık anormal mi? Hayır. Eş cinsellik de benzer şekilde, sırf daha az rastlanılan bir durum olduğu için patolojik değildir. Çok çeşitli olan insan cinselliğinin doğal bir parçasıdır.

Eş cinsellik Bir Tercih midir?


Gelelim bu tartışmalı konuya. Günümüzde bilim insanları arasında büyük oranda kabul gören görüş: Cinsel yönelimin bilinçli şekilde seçilen bir tercih olmadığıdır.

İnsanlar yönelimlerini bilinçli olarak oluşturmazlar. Çoğu insan heteroseksüel olmayı nasıl seçmediyse, eş cinsel bireyler de yönelimlerini genelde seçmemiştir.

Tabii ki buradan "Cinsel yönelim tamamen genetik temellidir." sonucunu çıkartamayız. Ancak "Bir tercihten ibaret" diye basitleştirmek de uygun olmayacaktır.

Eş cinsellik Neden Vardır?


Bu da bilimin cevabını aradığı büyük sorulardan biri. Bu konuda %100 doğru kabul edilen kesin ve net bir bilgi yoktur. Sadece araştırmalar ve gözlemler sonucu ortaya atılan bilimsel teoriler vardır. Onlardan bahsedeceğiz.

Şimdi bu konuda şöyle bir soru gelir bazılarının aklına: "Eş cinsellik doğrudan üreme ile sonuçlanamıyorsa, evrimsel süreçte neden tamamen ortadan kalkmamıştır?"

Bu soru yüzeysel düşünen birisine mantıklı gelebilir ama konu bu kadar basit değil.

Hipotez 1: Eş cinsellik Evrimsel Açıdan Tamamen Nötr Olabilir.

Evrimin bazen her özelliği kusursuz şekilde optimize ettiği düşünülür. Oysa evrim bir mühendis değildir. Bir özelliğin varlığını sürdürebilmesi için mutlaka büyük avantaj sağlaması gerekmez. Eğer bir özellik;
  • Çok ciddi bir dezavantaj oluşturmuyorsa,
  • Karmaşık genetik mekanizmalara dayanıyorsa,
  • Popülasyonda düşük oranlarda bulunuyorsa.
Nesiller boyunca varlığını sürdürebilir. Bazı araştırmacılar eşcinselliğin kısmen bu şekilde açıklanabileceğini düşünmektedir.

Hipotez 2: Cinsel Yönelim Bir Yan Ürün Olabilir.

İnsan beyninin gelişimi çok, çok karmaşıktır. Birçok özellik; binlerce gen, hormonlar, gelişimsel süreçler tarafından şekillenir.

Bu nedenle bazı araştırmacılar eşcinselliğin tek başına seçilmiş bir özellik değil, başka biyolojik süreçlerin yan ürünü olabileceğini öne sürmektedir. Evrimde buna by-product yaklaşımı da denebilmektedir.

Yani bir özellik doğrudan seçilmemiş olabilir ancak başka özelliklerle birlikte ortaya çıkabilir.

Hipotez 3: Dengeli Seçilim.

Çok tartışılan bir hipotezdir.Bazı araştırmalar eş cinsel erkeklerin kadın akrabalarının ortalamadan daha fazla çocuk sahibi olabileceğini öne sürmüştür. Hipotez kabaca şunu söyler:

Belirli genetik varyasyonlar; erkeklerde eş cinsellik olasılığını artırabilir, kadınlarda ise doğurganlık avantajı sağlayabilir.

Eğer böyle bir mekanizma varsa, ilgili genetik özellikler popülasyonda korunabilir.

Bu teori her ne kadar ilgi çekici olsa da bugün hâlâ çok tartışmalı.

Hipotez 4: Akraba Seçilimi.

Bu hipotez "gay uncle hypothesis" olarak da anılır.

Fikir şudur: Bir birey kendi çocuk sahibi olamasa bile;
  • Kardeşlerine,
  • Yeğenlerine,
  • Yakın akrabalarına.
Yardım ederek genlerinin dolaylı olarak sonraki nesillere aktarılmasına katkıda bulunabilir.

Evrimsel açıdan düşünülünce mantıklı görünür fakat bu teori de kesin olarak kabul edilmiş bir açıklama değildir, elde edilen veriler karmaşıktır.

Doğum Sırası Etkisi: İlginç bir bulgu.

Bilim insanlarının en ilginç bulgularından birisi de budur. Bazı araştırmalarda, bir erkeğin kendisinden önce doğmuş biyolojik erkek kardeş sayısı arttıkça eş cinsel olma olasılığının bir miktar arttığı görülmüştür.

Bu etkinin nedeni kesin olarak bilinmemektedir. En yaygın açıklamalardan birisi annenin bağışıklık sistemiyle ilgilidir.

Hipoteze göre bazı erkek fetüs proteinlerine karşı gelişen bağışıklık yanıtları sonraki erkek çocukların nörogelişimini etkileyebilir. Bu alan hâlâ araştırılmaktadır. Eş cinsellik araştırmalarında en ilginç biyolojik bulgulardan birisidir.

İkiz çalışmaları ne gösteriyor?

İkiz çalışmaları da bize önemli bilgiler sağlamıştır.

Eğer eş cinsellik tamamen genetik temelli olsaydı; tek yumurta ikizlerinden biri eşcinselse diğerinin de neredeyse her zaman eş cinsel olması beklenirdi. Gerçekte böyle değildir.

Ancak yine de tek yumurta ikizlerinde benzerlik oranı genel nüfustan daha yüksektir. Bu da önemli bir sonuca işaret eder: Genetik etkiler vardır, ama tek başına cinsel yönelimin oluşması için yeterli değildir. Bugün araştırmacıların çoğu cinsel yönelimin;
  • Genetik,
  • Hormonal,
  • Gelişimsel,
  • Çevresel.
Etkenlerin karmaşık etkileşimi sonucu ortaya çıktığını düşünmektedir.


Tek Bir Eş cinsellik Geni Bulunmuş Değil


Eş cinsellik üzerine yapılan araştırmalarda kamuoyunda en sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biri, bilim insanlarının bir gün eş cinsellik genini bulacağı veya bulmuş olduğu düşüncesidir. Gerçekte durum bundan çok daha karmaşıktır.

Öncelikle insan davranışlarının ve psikolojik özelliklerinin büyük kısmı tek bir gen tarafından belirlenmez. Boy uzunluğu, zeka, kişilik özellikleri, anksiyete yatkınlığı ve birçok davranışsal özellik gibi cinsel yönelim de muhtemelen çok sayıda biyolojik etkenin ortak etkisiyle şekillenmektedir.

Bu nedenle araştırmacılar bugün "eş cinsellik geni" aramaktan ziyade, cinsel yönelim üzerinde etkili olabilecek genetik varyasyonları araştırmaktadır.

Psikolojik Travmalar Eşcinselliğe Sebep Olur mu?


Eş cinsellik hakkında uzun yıllardır ortaya atılan açıklamalardan biri, çocukluk döneminde yaşanan travmaların veya aile içi deneyimlerin cinsel yönelimi şekillendirdiği iddiasıdır. Özellikle geçmişte bazı psikolojik kuramlar; ebeveyn ilişkileri, çocukluk çatışmaları veya travmatik deneyimler üzerinden eşcinselliği açıklamaya çalışmıştır.

Ancak günümüzde bu görüşler güçlü bilimsel destek görmemektedir.

Bunun temel nedenlerinden biri oldukça basittir: Travmatik deneyimler ile eş cinsellik arasında tutarlı ve nedensel bir ilişki gösterilebilmiş değildir.

Örneğin çocukluk döneminde zorbalığa uğramış, istismar yaşamış veya aile içi sorunlarla büyümüş birçok insan heteroseksüel olarak yetişmektedir. Benzer şekilde eş cinsel bireylerin önemli bir kısmı da böyle deneyimler yaşamamıştır. Eğer travmalar eşcinselliğin temel nedeni olsaydı, bu ilişkinin çok daha güçlü ve tutarlı biçimde görülmesi beklenirdi.

Elbette bu, çocukluk deneyimlerinin önemsiz olduğu anlamına da gelmez. İnsan psikolojisi üzerinde aile ortamının, sosyal ilişkilerin ve yaşanan olayların önemli etkileri vardır. Ancak mevcut bilimsel literatür, bu etkilerin cinsel yönelimi belirleyen temel mekanizma olduğunu göstermemektedir.

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Travmalar bazı insanların kendileriyle, bedenleriyle ve ilişkileriyle kurduğu bağı etkileyebilir. Güven sorunları, kaygı bozuklukları, depresyon veya ilişki problemleri geliştirmelerine katkıda bulunabilir. Ancak bunlar ile cinsel yönelimin kendisi aynı şey değildir.

Kısacası, psikolojik travmalar insan hayatı üzerinde derin etkiler bırakabilir; ancak mevcut kanıtlar travmaların eşcinselliğin temel nedeni olduğunu desteklememektedir.

Hayvanlarda da Görülüyor mu?


Evet. Çeşitli hayvan türlerinde aynı cinsiyetten bireyler arasında; çiftleşme davranışları, kur davranışları, eş bağları gözlemlenmiştir. Bu gözlemler tek başına insan eşcinselliğini açıklamaz.

Ancak eş cinsel davranışların yalnızca insanlara özgü olmadığını göstermesi açısından önemlidir.

Toplum ve Eş cinsellik


Eş cinsellik yalnızca biyolojik bir konu değildir. Sosyal ve kültürel boyutları da vardır. Farklı toplumlar tarih boyunca eşcinselliğe çok farklı şekillerde yaklaşmıştır. Bazı toplumlarda ağır biçimde cezalandırılmıştır. Bazılarında ise daha farklı biçimlerde değerlendirilmiştir.

Bu nedenle eş cinsellik hakkındaki tartışmalar çoğu zaman yalnızca biyolojiyle ilgili değildir. Kültür, din, ahlak, hukuk ve siyaset de tartışmanın içine girebilir.

İnsan Cinselliğinin Karmaşıklığı


Belki de bu konudan çıkarılabilecek en önemli sonuç budur. İnsan cinselliği heteroseksüel ve eş cinsel şeklinde iki kutuplu değildir.Yönelimler, libido düzeyleri, romantik çekim, duygusal bağlanma, kişisel deneyimler; bunların hepsinin birbiriyle ilişkisi olabilir.

Bu sebeple modern psikoloji ve nörobilim insan cinselliğini basit kategorilerden ziyade karmaşık bir insan davranışı olarak incelemektedir.

Sonuç


Eş cinsellik, insan cinselliğinin doğal olarak gözlenen biçimlerinden biridir ve ruhsal hastalık değildir. Bilimsel araştırmalar cinsel yönelimin basit bir tercih veya tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğunu göstermektedir.

Genetik faktörler, doğum öncesi gelişim süreçleri, biyolojik etkiler ve diğer gelişimsel mekanizmalar muhtemelen bu süreçte rol oynamaktadır. Bununla birlikte eşcinselliğin neden ortaya çıktığı ve evrimsel süreçte neden varlığını sürdürdüğü konusunda hâlâ cevaplanmayı bekleyen sorular bulunmaktadır.

Sonuç olarak bildiğimiz bir şey varsa o da eşcinselliğin kendi başına zararlı olduğunun hiçbir delili yoktur. Eş cinsel olmak sizi anormal yapmaz, hastalıklı yapmaz. Özel birisi de yapmaz. Siz de herkes gibi birer insansınız. Hiçbir insan birbiriyle tıpa tıp aynı değil. Biz son derece çeşitli ve karmaşık bir hayvan türüyüz, eş cinsellik de bu farklılıkların tamamen doğal bir parçasıdır. Yalnızca günümüzde ortaya çıkmış bir şey değildir. Tarihsel olarak baktığımızda eşcinselliğin kökeni oldukça eski zamanlara dayanmaktadır. Sadece o zamanlarda "ben homoseksüelim, ben biseksüelim" tarzı isimlendirmeler bulunmuyordu. İnsanlar yine cinselliklerini yaşıyorlardı. Baktığımız zaman Osmanlı döneminde dahi "Oğlancılık" dediğimiz bir kültür vardı ve eş cinsellik bayağı bir görünürdü. Günümüzde ise eş cinsel bireylerin yakınmalarının sebeplerinden birisi sosyal dışlamalar, damgalamalardır. Bu insanların bir nebze de olsa ses çıkartmaya hakkı vardır. Tabii ki de kimse size zorla bir şeyleri dayatamaz, zorla bir şey yapmaya zorlayamaz, özgürlüğünüzü işgal edemez. Zaten sizi zorla eş cinsel yapmaya çalışan da yok. Fakat siz de, eş cinsel bireyleri zorla heteroseksüel yapamayacağınızın ve onların da birer insan olduklarının bilincinde olmalısınız. Birinin sırf cinsel yönelimi farklı diye onu bir tehdit olarak görmek mantık dışıdır.

Sağlıklı günler dilerim.
Eş cinsellik normaldir. Küçüklüğümden beri bazı doğuştan kusurlarımdan dolayı kendimi kendi cinsiyetime ait hissetmiyorum. Duygusal olarak da böyle olduğu için toplumun olması gereken olarak gördüğü şeylere ayak uydurmaktan bıktım.