Nefs İlmi

Üstün
Katılım
30 Ocak 2024
Mesajlar
3.967
Makaleler
81
Çözümler
14
Beğeniler
4.798
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle çok önemli bir konu hakkında konuşmak istiyorum: Eş cinsellik ve cinsel yönelim bastırmanın zararları. Hepimiz biliyoruz ki, eş cinsellik, aynı cinsiyetten kişilere duyulan duygusal, romantik veya cinsel çekimdir. Eş cinsellik, insan cinselliğinin normal ve doğal bir çeşitliliğidir ve kendi başına olumsuz psikolojik etkilere neden olmaz. Eş cinsellik, bir seçim değil, doğuştan gelen ve değiştirilemeyen bir özelliktir. Eş cinsellik, insan haklarının ve insan onurunun bir parçasıdır.

Peki, eş cinsellik böyle bir şeyse, neden bazı insanlar cinsel yönelimlerini bastırmaya çalışıyor? Neden bazı insanlar kendilerini olduğu gibi kabul etmek yerine, inkar ediyor, utandırılıyor, suçluyor veya değiştirmeye çalışıyor? Bunun arkasında ne gibi nedenler var?

Bunun cevabı, aslında çok basit: Toplumsal baskı. Evet, arkadaşlar, maalesef bizim toplumumuzda eş cinsellik hala bir tabu, bir hastalık, bir bozukluk, bir sapkınlık olarak görülüyor. Eş cinsel insanlar, aileleri, arkadaşları, okulları, işyerleri, medyası, dini kurumları, devleti tarafından sürekli olarak reddediliyor, ayrımcılığa uğruyor, şiddete maruz kalıyor, ötekileştiriliyor. Eş cinsel insanlar, kendilerini ifade edemedikleri, sevdikleriyle birlikte olamadıkları, mutlu olamadıkları, hatta yaşayamadıkları bir toplumda yaşıyor.

Bu durumda, eş cinsel insanların cinsel yönelimlerini bastırmaya çalışmaları, aslında bir savunma mekanizmasıdır. Kendilerini kabul etmeleri, toplum tarafından dışlanmaları, yargılanmaları, cezalandırılmaları anlamına gelebilir. Bu yüzden, bazı eş cinsel insanlar, cinsel yönelimlerini gizlemeye, değiştirmeye, yok saymaya çalışırlar. Bunu yaparken de, kendilerine ve başkalarına zarar verirler.

Evet, arkadaşlar, cinsel yönelimini bastırmak, sağlığa ve mutluluğa olumsuz etkileri olan bir davranıştır. Cinsel yönelimini bastıran kişiler, kendileriyle ve toplumla uyum sağlamakta zorlanırlar. Bu durum, psikolojik sorunlara, depresyona, anksiyeteye, öz güven eksikliğine, yalnızlığa, intihara, cinsel işlev bozuklukları ve diğer sağlık problemlerine yol açabilir. Cinsel yönelimini bastırmak, kişinin kendini tanımasını, geliştirmesini, mutlu olmasını ve başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmasını engeller. Cinsel yönelimini bastırmak, kişinin insan haklarını ve insan onurunu ihlal eder.

Peki, bu durumda ne yapmalıyız? Nasıl bir çözüm bulmalıyız? Bence, bu sorunun cevabı da çok basit: Eşcinselliği kabul etmeliyiz. Evet, arkadaşlar, eşcinselliği kabul etmeliyiz. Hem kendimizi, hem de başkalarını olduğu gibi kabul etmeliyiz. Eşcinselliği, bir hastalık, bir bozukluk, bir sapkınlık olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Eşcinselliği, insan cinselliğinin normal ve doğal bir çeşitliliği, insan haklarının bir parçası olarak görmeliyiz.

Kendimden bahsetmek istiyorum anlatımı destekleyici olarak. Bazılarınız "ilgi çekmek" için yaptığımı düşünebilir ama öyle değil, amacım farkındalık kazandırmak.

Ben de bir gay bireyim. İlkokuldan beri kendimde fark ediyordum bir farklılık olduğunu. Sonra yavaş yavaş büyüme ergenlik derken kızlardan değil de erkeklerden hoşlandığımı fark ettim. Sonra gay kavramını falan öğrendim. Bunu bastırdım. Uzun bir süre içimde tuttum. Ret ettim. Hatta kendim anti-LGBT tutumlar sergiliyordum. Ama faydasız. Depresyona girdim, toplumsal uyum sorunu yaşadım. Şu an psikoterapi görüyorum. Psikoloğumla bir yoldayız. Kendimi kabul etmiş vaziyetteyim. İnanır mısınız? İntihar düşüncelerim azaldı, birden üstümden yük kalkmış gibi oldu, kalbim ferahladı ve mutlu oldum. Uzun zaman sonra mutluluğu tattım. Yani bastırınca hayatı kayan biri olarak söylüyorum bastırmadığım kendimi kabul ettiğim zamandan beri psikolojik olarak daha iyi hissediyorum.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yorumlarınızı ve görüşlerinizi bekliyorum. Hepinize sevgiler, saygılar. 😊
 
Son düzenleyen: Moderatör: