1. Sanatçı, Sanatın Cinsinden Değildir
Bir marangoz tahtadan bir masa yapar, ama marangozun kendisi tahta değildir. Bir ressam tuvale harika bir doğa resmi çizer, ama kendisi boyadan veya kağıttan oluşmaz.
Evrendeki her şey için geçerli olan "doğma, büyüme, bir süreçle var olma ve bir yaratıcıya muhtaç olma" kuralları, tamamen maddenin ve zamanın kanunlarıdır. Allah ise zamanı, maddeyi ve bu kanunları sıfırdan var edendir. Dolayısıyla, evrenin içindeki "bir üreteni olma" kuralını, evreni ve o kuralı var eden yaratıcının kendisine uygulayamayız. O, yarattığı şeylerin cinsinden ve özelliklerinden tamamen uzaktır.
2. Mantıksız Döngü Yanılgısı (Sonsuz Zincir İmkansızlığı)
Bunu bir askeri örnekle açıklayalım: Bir asker düşünün. Ateş etmek için üst rütbelisinden izin istiyor. O üstü de kendi üstüne soruyor, o da bir üstüne... Eğer bu izin zincirinin ucu sonsuza kadar giderse ve en başta "Kendi kendine karar verme yetkisi olan, kimseden emir almayan" nihai bir komutan yoksa, o silah hiçbir zaman patlamaz. Çevremizde gördüğümüz her şeyin var olması, bu zincirin bir yerde bittiğinin kanıtıdır.
"A'yı B yarattı, B'yi C yarattı, C'yi D yarattı..." diyerek sonsuza kadar gidemeyiz. Eğer zincirin en başında kendisi yaratılmamış olan, varlığı hiçbir şeye bağlı olmayan bir "Birinci Sebep" olmazsa, şu an hiçbir şey var olamazdı. Var oluş zincirinin durduğu, her şeyin başlangıcı olan o tek noktaya biz Allah diyoruz.
3. "Yaratılan" Bir Varlık Zaten Tanrı Olamaz
Sorunun kendi içinde mantıksal bir çelişki (paradoks) vardır. "Allah'ı kim yarattı?" dediğimiz an, zihnimizde sonradan var olmuş bir varlık hayal etmiş oluruz. Halbuki ilah olmanın ilk ve en temel şartı ezeli olmak, yani bir başlangıcının olmamasıdır.
Eğer bir varlık sonradan yaratılmışsa, o zaten Allah olamaz; olsa olsa bir "mahluk" (yaratılan) olur. Dolayısıyla bu soru, "Yaratılmamış olan yaratıcıyı kim yarattı?" gibi kendi kendini geçersiz kılan bir mantık hatasına dönüşür.
Sonuç olarak; Evrendeki her şey var olmak için bir sebebe muhtaçtır. Ancak tüm bu sebepleri başlatan gücün, hiçbir sebebe muhtaç olmayan, varlığı kendinden olan tek bir mutlak güç olması mantıksal bir zorunluluktur.