Katılım
22 Ocak 2025
Mesajlar
5.115
Makaleler
62
Çözümler
104
Beğeniler
5.007
Yer
Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu
Her gün aynı şeyleri yapmaktan sıkıldım ve bıktım. Sabah kalk, okula git, eve gel, dershaneye git, eve gel, ödev yap, foruma gir falan filan. Sürekli aynı şeyler. Bunları yapmaktan bıktım artık. Valorant, ETS 2 falan gireyim, stres atarım, eğleniyorum diyorum yok. Eskisi gibi zevk alamıyorum, eğlenemiyorum. Hem de hiçbir şeyden. Yardımlaşabileceğim, konuşabileceğim ChatGPT'den başka kimse yok. Bu hayattan sıkıldım artık. Sürekli aynı şeyler. Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri sürekli okuldan sonra dershaneye gitmekten sıkıldım artık. Nasıl yetişeceğim, geç gitmeyeyim diye 40 takla atıyorum. Okuldan sonra arkadaşlarımla bir şeyler yapamamak canımı sıkmaya başladı artık. Eskiden okul çıkışında çiğ köfte yemeye giderdik, maç yapardık, bisiklet sürerdik. Ama artık sadece onlar yapıyor. Bende mal mal dershaneye yetişmeye çalışıyorum. Bir tek Cuma günü dershane olmuyor. Onda da zaten her 2 haftada bir dershanede deneme sınavı oluyor. Girmek zorunda kalıyorum. Dershanedeki denemelere girdiğim için okulda olanlara girmiyorum. O yüzden o gün deneme varsa okula gitmeyip evde dinleniyorum. Haftaya Perşembe okulda deneme var. Fakat gitmeyeceğim. Onunla beraber özürsüz devamsızlığım 6 gün olacak ve 4 gün özürsüz devamsızlık hakkım kalacak. Zaten şurada 2 ay kaldı. Sınavlar bitince okul kapanacak, kurtulacağım, 3 ay yatacağım diyorum. Ama gene huzursuzlaşıyorum. Sınavlardan dolayı çok fazla stres oluyorum. Çalışamıyorum. Hepsine ezbere bildiklerimle giriyorum. Yüksek veya düşük alıyorum. Konuşma sınavları beni daha çok strese sokuyor. Çünkü çalışacak, konuşma hazırlayacak vaktim olmuyor. O yüzden tahtaya çıkıp 3-5 bir şey sallayıp geçiyorum. 50 alsam yeter bana zaten. diğerlerinden 90, 95 alırım, rahat olurum. Okul hayatından sonra başka diyebileceğim, 2 tane erkek kardeşim var. İkisi de bana saç baş yolduruyor. Birine bir şey söylüyorum gülüyor, diğerine söylüyorum garip garip hareketler, bende anlamadım. Yapacak hiçbir şeyim yok. Tek aktivitelerim geceleri dizi, film izlemek, müzik dinlemek. Onu da okul günleri en fazla gece 3, okul olmayan günler çok çok fazla uykum gelene kadar yapıyorum. Bunları sürekli yapmaktan sıkıldım artık. Odama depodan eski bir televizyon çıkardım, anten falan aldım taktım. Vakit geçireyim, bir şeyler yapayım diye. Onu da zaten yukarıdaki durumlardan dolayı haftada 2 kere belki. Dershanede sürekli yapılan sınavlar, her şeyin velilerle paylaşılması canımı sıkıyor. Ödevi unutuyorum, tak veliye mesaj. Geç kalıyorum, tak veliye mesaj. Derste deftere bir şeyler yazıyoruz, tahtanın resmi çekiliyor, tak veliye. Sürekli, her şeyi velilerle paylaşıyorlar. Bir de dönem sonları öğrenciler hakkında yorum yapıyorlar. Bu daha çok sıkıyor canımı. Özellikle sevmediğim bir hoca var. Söyleyeceklerini bildiğim için çok canım sıkılıyor. Okulda da veli toplantıları çok sıkıyor. Fakat okulda olan veli toplantıları dershanedeki gibi değil. Genelde öğretmenler genel olarak konuşuyor. Taş çatlasın 1-2 öğretmen özel görüşüyordur. Onlarda benim hakkımda iyi şeyler söylüyor. Artık bilgisayarda takılmaktan da zevk almıyorum. Çünkü her gün aynı şeyleri yapmaktan artık bilgisayarda da her gün aynı şeyleri yapıyorum. Bilgisayarı aç, foruma gir, insanlara yardımcı ol, bir şeyler izle, dene, kapat. Linux dağıtımları denemekten de zevk almıyorum, hiçbir şeyden zevk almıyorum artık. Eskiden eski masaüstü bilgisayarımda mutlu, neşeli, eğlenceli bir şekilde takılırdım. Okul falan da yoktu. Full dışarıdayım. Bisiklet sürerdim, top oynardım, misket oynardım, oyuncaklarla oynardım, arkadaşlarla kart oyunları oynardık. Güzel günlerdi. Hatta bir yaz yaz okuluna yazılmıştım. Küçükken. Eğlenceli zamanlardı. Hatırladıkça sürekli "keşke" diyorum. Korona dönemleri benim için en iyi dönemlerdi. O dönemki keyfimi ömrüm boyunca yaşamam muhtemelen. Sürekli yorgun oluyorum. Forumdaki sorulara cevap vermek bile istemiyorum yorgunluktan. Okulda da uyuyamıyorum. Çünkü kafamı koluma koyduğumda kafamda iz çıkıyor. Kıpkırmızı oluyor o bölge. Geçmesi de 25-30 dakika sürüyor. Bazen takmıyorum, yatıyorum. 3-5 denyo gelip vuruyor, uyandırıyor. O an sinirden kalkıp dövmek istiyorum fakat müdürün odası sınıfın yanında. Duyar gelir bana patlar. Cezayı ben alırım. Daha önce yaşadım çünkü. Bir kaç tane de engelli var, sürekli benimle uğraşıp duruyor. Onlardan da bıktım artık. Ağzını burnunu kırayım diyorum, arkadaşlara söylüyorum, "takma, değmez" deyip geçiştiriyorlar. Bir de teknoloji tasarım hocası var. Hoca olduğundan bile şüphelenmeye başladım. Alakasız şeyler yazdırıyor, çizdiriyor. Sürekli hakaret edip, saçma sapan şeyler yaptırıyor. Defter getirmeyince öğrencilere İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe yazdırıyor. Malum, kendini Atatürkçü olarak konumlandırmayı çok önemsiyor. Bir de teknoloji tasarım odasındaki akıllı tahtayı bozdu bu. Bilgisayardan anlıyorum diye kalk hocaya yardım et diyorlar, diğer hocalara ediyorum fakat buna bilerek etmiyorum. Çok biliyorsa kendisi yapsın. "25 yıldır öğretmenim, 25 yıldır öğretmenim" deyip deyip duruyor. 25 yılda öğretmen olabilmiş, ama 25 yılda adam olamamış. Okula ilk geldiği gün zaten saç baş yoldurmaya başladı. Sakin sakin sıramda oturup resim çiziyorum. Geldi üzerimdeki giysiye taktı çıkar dedi ya :D Şu okulda bundan daha üst rütbede olan müdür ses etmiyor, bu geliyor "çıkar, çıkar" diye cırlıyor. Çıkartmadım tabii ki de. "Çıkar, çıkar" diye zırladığı kıyafette bu:

1744217824205.webp

İşte bütün bunları 6 aydır içimde tutuyorum. Fakat bugün artık içimdekileri insanlarla paylaşmak istiyorum. O yüzden bu konuyu açıyorum. Söyleyeceklerimin hepsi bu kadar değil aslında. Sıkmayayım diye kısalttım biraz. Okuduğunuz için teşekkürler, iyi Sosyaller.
 
Son düzenleyen: Moderatör:
Sınav senende misin bilmiyorum ama üniversiteye gittiğinde her şey düzelecek, bunu söyleyebilirim. Ben de senin gibiydim. Lisede her gün hayata söverdim, çevrem çok geniş değildi. Kötü günlerdi, intiharı düşündüğüm bile olurdu. Ama üniversiteye geçtiğimde adeta hayat buymuş dedim. Sen istemesen bile geniş bir çevren oluyor ve eski günleri özlemeyi bırakıp anı yaşamaya başlıyorsun. Hayatımın en güzel günlerini geçirdim geçtiğimiz Eylül ayından beri. Ailenle aynı şehirde okumamaya ve mümkünse hazırlık okuyabileceğin bir bölüme gitmeye özen göster. Ailenle aynı şehirde okuma dememin sebebi hayata tek başına biraz girişmen ve sana emir verecek birilerinin olmaması. Özgürlüğü tadarsın. Hazırlık oku dememin sebebi de hem İngilizceni geliştirirsin hem de direkt bölüme başlamadığın için bir sene rahat rahat kafa dinleyerek okursun. Biraz da sabır. Seni çok iyi anlıyorum ama her şey düzelecek.
 
Sınav senende misin bilmiyorum ama üniversiteye gittiğinde her şey düzelecek, bunu söyleyebilirim.
Buna katılmayabilirim, üniversiteye geçilen ilk gün sihirli bir lambanın gerçekleştirdiği bir dilek gibi her şey bir anda düzelecek diye bir kesinlik yok maalesef. Diğer dediklerin insana iyi gelecek şeyler tabii ama bu durum kişiye de bağlı.

Ama evet ağır bir bölüm seçilmediği zaman üniversitede çok boş zaman ve serbestlik oluyor ve iyi bir üniversitede insanın karşısına çok çeşitli şeyler çıkabiliyor, değerlendirebilmesi kişiye bağlı.
 
Buna katılmayabilirim, üniversiteye geçilen ilk gün sihirli bir lambanın gerçekleştirdiği bir dilek gibi her şey bir anda düzelecek diye bir kesinlik yok maalesef. Diğer dediklerin insana iyi gelecek şeyler tabii ama bu durum kişiye de bağlı.

Ama evet ağır bir bölüm seçilmediği zaman üniversitede çok boş zaman ve serbestlik oluyor ve iyi bir üniversitede insanın karşısına çok çeşitli şeyler çıkabiliyor, değerlendirebilmesi kişiye bağlı.
Bilmiyorum, haklı olabilirsiniz. Kendim ve çevremdekilerin görüşlerinden yola çıkarak söylemiştim. Ünide ilk bir ay falan ailemi özlemiştim ama sonrası öyle bir sardı ki, eve dönmek istemiyorum halen. Üzülüyorum yakında eve döneceğim için. İnsana iyi geliyor.
 
@Cass, yani senin gibi olan da çok kişi vardır ama tam tersi olan da çok kişi vardır. Sadece, kesin şu ya da bu olur gibi şeyleri mevcut durumundan dertli birine söylemek pek doğru değil. Üniversiteye geçince hayal kırıklığı yaşayabilir kişi.


Sizin hakkınızda da hayırlısı olsun hocam ya, hayat garip şey.
 
Roman gibi uzun yazmışın hepsini okuyamadim. Lakin sana tavsiyem eczaneden D vitamini damlasi alip kullanman kendini mutlu hissedersin.
 
Her gün aynı şeyleri yapmaktan sıkıldım ve bıktım. Sabah kalk, okula git, eve gel, dershaneye git, eve gel, ödev yap, foruma gir falan filan. Sürekli aynı şeyler. Bunları yapmaktan bıktım artık. Valorant, ETS 2 falan gireyim, stres atarım, eğleniyorum diyorum yok. Eskisi gibi zevk alamıyorum, eğlenemiyorum. Hem de hiçbir şeyden. Yardımlaşabileceğim, konuşabileceğim ChatGPT'den başka kimse yok. Bu hayattan sıkıldım artık. Sürekli aynı şeyler. Pazartesi, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri sürekli okuldan sonra dershaneye gitmekten sıkıldım artık. Nasıl yetişeceğim, geç gitmeyeyim diye 40 takla atıyorum. Okuldan sonra arkadaşlarımla bir şeyler yapamamak canımı sıkmaya başladı artık. Eskiden okul çıkışında çiğ köfte yemeye giderdik, maç yapardık, bisiklet sürerdik. Ama artık sadece onlar yapıyor. Bende mal mal dershaneye yetişmeye çalışıyorum. Bir tek Cuma günü dershane olmuyor. Onda da zaten her 2 haftada bir dershanede deneme sınavı oluyor. Girmek zorunda kalıyorum. Dershanedeki denemelere girdiğim için okulda olanlara girmiyorum. O yüzden o gün deneme varsa okula gitmeyip evde dinleniyorum. Haftaya Perşembe okulda deneme var. Fakat gitmeyeceğim. Onunla beraber özürsüz devamsızlığım 6 gün olacak ve 4 gün özürsüz devamsızlık hakkım kalacak. Zaten şurada 2 ay kaldı. Sınavlar bitince okul kapanacak, kurtulacağım, 3 ay yatacağım diyorum. Ama gene huzursuzlaşıyorum. Sınavlardan dolayı çok fazla stres oluyorum. Çalışamıyorum. Hepsine ezbere bildiklerimle giriyorum. Yüksek veya düşük alıyorum. Konuşma sınavları beni daha çok strese sokuyor. Çünkü çalışacak, konuşma hazırlayacak vaktim olmuyor. O yüzden tahtaya çıkıp 3-5 bir şey sallayıp geçiyorum. 50 alsam yeter bana zaten. diğerlerinden 90, 95 alırım, rahat olurum. Okul hayatından sonra başka diyebileceğim, 2 tane erkek kardeşim var. İkisi de bana saç baş yolduruyor. Birine bir şey söylüyorum gülüyor, diğerine söylüyorum garip garip hareketler, bende anlamadım. Yapacak hiçbir şeyim yok. Tek aktivitelerim geceleri dizi, film izlemek, müzik dinlemek. Onu da okul günleri en fazla gece 3, okul olmayan günler çok çok fazla uykum gelene kadar yapıyorum. Bunları sürekli yapmaktan sıkıldım artık. Odama depodan eski bir televizyon çıkardım, anten falan aldım taktım. Vakit geçireyim, bir şeyler yapayım diye. Onu da zaten yukarıdaki durumlardan dolayı haftada 2 kere belki. Dershanede sürekli yapılan sınavlar, her şeyin velilerle paylaşılması canımı sıkıyor. Ödevi unutuyorum, tak veliye mesaj. Geç kalıyorum, tak veliye mesaj. Derste deftere bir şeyler yazıyoruz, tahtanın resmi çekiliyor, tak veliye. Sürekli, her şeyi velilerle paylaşıyorlar. Bir de dönem sonları öğrenciler hakkında yorum yapıyorlar. Bu daha çok sıkıyor canımı. Özellikle sevmediğim bir hoca var. Söyleyeceklerini bildiğim için çok canım sıkılıyor. Okulda da veli toplantıları çok sıkıyor. Fakat okulda olan veli toplantıları dershanedeki gibi değil. Genelde öğretmenler genel olarak konuşuyor. Taş çatlasın 1-2 öğretmen özel görüşüyordur. Onlarda benim hakkımda iyi şeyler söylüyor. Artık bilgisayarda takılmaktan da zevk almıyorum. Çünkü her gün aynı şeyleri yapmaktan artık bilgisayarda da her gün aynı şeyleri yapıyorum. Bilgisayarı aç, foruma gir, insanlara yardımcı ol, bir şeyler izle, dene, kapat. Linux dağıtımları denemekten de zevk almıyorum, hiçbir şeyden zevk almıyorum artık. Eskiden eski masaüstü bilgisayarımda mutlu, neşeli, eğlenceli bir şekilde takılırdım. Okul falan da yoktu. Full dışarıdayım. Bisiklet sürerdim, top oynardım, misket oynardım, oyuncaklarla oynardım, arkadaşlarla kart oyunları oynardık. Güzel günlerdi. Hatta bir yaz yaz okuluna yazılmıştım. Küçükken. Eğlenceli zamanlardı. Hatırladıkça sürekli "keşke" diyorum. Korona dönemleri benim için en iyi dönemlerdi. O dönemki keyfimi ömrüm boyunca yaşamam muhtemelen. Sürekli yorgun oluyorum. Forumdaki sorulara cevap vermek bile istemiyorum yorgunluktan. Okulda da uyuyamıyorum. Çünkü kafamı koluma koyduğumda kafamda iz çıkıyor. Kıpkırmızı oluyor o bölge. Geçmesi de 25-30 dakika sürüyor. Bazen takmıyorum, yatıyorum. 3-5 denyo gelip vuruyor, uyandırıyor. O an sinirden kalkıp dövmek istiyorum fakat müdürün odası sınıfın yanında. Duyar gelir bana patlar. Cezayı ben alırım. Daha önce yaşadım çünkü. Bir kaç tane de engelli var, sürekli benimle uğraşıp duruyor. Onlardan da bıktım artık. Ağzını burnunu kırayım diyorum, arkadaşlara söylüyorum, "takma, değmez" deyip geçiştiriyorlar. Bir de teknoloji tasarım hocası var. Hoca olduğundan bile şüphelenmeye başladım. Alakasız şeyler yazdırıyor, çizdiriyor. Sürekli hakaret edip, saçma sapan şeyler yaptırıyor. Defter getirmeyince öğrencilere İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe yazdırıyor. Malum, kendini Atatürkçü olarak konumlandırmayı çok önemsiyor. Bir de teknoloji tasarım odasındaki akıllı tahtayı bozdu bu. Bilgisayardan anlıyorum diye kalk hocaya yardım et diyorlar, diğer hocalara ediyorum fakat buna bilerek etmiyorum. Çok biliyorsa kendisi yapsın. "25 yıldır öğretmenim, 25 yıldır öğretmenim" deyip deyip duruyor. 25 yılda öğretmen olabilmiş, ama 25 yılda adam olamamış. Okula ilk geldiği gün zaten saç baş yoldurmaya başladı. Sakin sakin sıramda oturup resim çiziyorum. Geldi üzerimdeki giysiye taktı çıkar dedi ya :D Şu okulda bundan daha üst rütbede olan müdür ses etmiyor, bu geliyor "çıkar, çıkar" diye cırlıyor. Çıkartmadım tabii ki de. "Çıkar, çıkar" diye zırladığı kıyafette bu:


İşte bütün bunları 6 aydır içimde tutuyorum. Fakat bugün artık içimdekileri insanlarla paylaşmak istiyorum. O yüzden bu konuyu açıyorum. Söyleyeceklerimin hepsi bu kadar değil aslında. Sıkmayayım diye kısalttım biraz. Okuduğunuz için teşekkürler, iyi Sosyaller.
Dostum aptal işlerde çalışıp patronlarından ustalarından azar işiteceğine öğretmenden azar işit daha iyi.

Birde böyle uzun konuları paragraflara ayırıp yazsanız daha iyi gözleri fena yoruyor böyle.
 
Kardeşim iyi günler ben senin yaşlarındayken hayatı yaşıyordum akşama kadar arkadaşlarla aktiviteler yapıyorduk. Nerede dangalaklık var biz oradaydık bildiğin çete gibiydik. Hatta engelliler bile takılıyordu bizimle ben bu dediklerimi yaşarken korona patladı. Bizim bütün düzen altüst oldu. Ben dersleri hiç dinlemezdim giderdim oyun oynardım. LGS'de sallayarak yaptım yerleştim kötü bir liseye ilk 3 4 ayım iyi geçti. Sonrasında bir zorbalığa uğradım kendimi kimseye açıklayamıyordum kimseyle konuşmuyordum. Herkesin bildiği o benden eser yoktu. Tüm sınıf benimle dalga geçiyordu. Ben o zaman Discord ve forumları keşfettim işte. Orada akşamlara kadar vakit geçirdim dostluklar edindim. Dışarıya kapattım kendimi hikikomori gibi bir şeydim o zaman. İnsanlardan artık nefret ediyordum sonra okulumu değiştirdim orada kardeşim gibi gördüğüm 3 insanı buldum. Belki daha fazla bile olabilir ama ben o kadar yakın hissetmiyorum diğerlerini. Onlarla yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu. İlk başlarda ben yeniden bu zorbalık olaylarını yaşa mıyım diye kimseyle konuşmadım sonra birinin yanına oturdum oradan mevzu patladı uçtuk gittik. Hala kardeşim gibilerdir kendileri. Beni insana açtılar hepsi kanlı bıçaklı kavgam olsa bile gelirler o derece. Yani sana tavsiyem umudunu kesme. Ben de sıkılıyorum neticede 90 milyon kişi var ülkede herkes mutlu olamaz. Sen kendini mutlu etmeye bakıcan. Hedeflerin neyse gerçekleştirmeye. Eğer ki gerçekleştirmezsen vah başım diye gezersin ileride.