Andar Han

Üstün
Katılım
30 Mart 2024
Mesajlar
1.175
Makaleler
4
Çözümler
9
Beğeniler
2.325
İnsan kendine yakın olanı kabul eder. Burada dogrular veya yanlışlar sorgulanamaz. Sorgulandığı vakit savaşlar hasıl olur. Kazananı kim? Belli olmayan savaşlar. Düşünsene, her vakit ileri gittiğini sanan, lakin akılsal olarak yerinde sayan hatta geriye giden bir canlı ile ileri ya da gerinin ne demek olduğunu tartışıyorsun. Zannediliyor ki Pluton'a ulaşılması çığır açacak, lakin su hâlâ can damarı. Ben bu anlamsızlığa sahiplerin kendince oluşturduğu anlamları anlayamadım. Anlam bizi ortaklaştırmalıydı lakin herkes kendince anlamlıydı.

Kabul; insanın bulunduğu hâl içindekilerle irtibatından doğar ve yeniliğe açıklığı anlama verdiği değer ile ilgilidir. İnsan kabul etmekten imtina eder, gücü çerçevesinde. Bul bakalım sana bu hayatı yaşatanın ne olduğunu, insan mı? Güç mü?
 
Son düzenleme:
İnsan olduğu kadar çoktur, olmadığından hasıl azlığı seçer. Su ya da oksijen olmadan yaşayamaz bu sebeple alternatif aramak ister, gider uzayı deşer başka gezegenlere bakar ama kendi dünyasında küresel ısınmayı önlemek istemez.

İnsan ütopik olayların peşindedir ama musluğunu kapatmayı akıl dâhi etmez. İnsan, kendisine yaranıldığı kadar ulaşamazdan zevk alır. Ulaşabildiğini ise sıradanlaştırır.

Gördüğü kırmızı olsa dahi toplumun etkisi ile yeşil demekten çekinmez, sorgulamaz.

Kabul yeniliğe açıklığı değil, ulaşılamayanın verdiği cazibe ile ulaşılabirliği reddettiğinin kanıtıdır aslında. Bunu yaştaan ne güçtür ne de insandır. Bunu yaşatan tek şey insanın yaşadığı aşağılık kompleksidir.